En Son Haberler



İrfan CENGER

Cengertekstil@hotmail.com
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

Çalışma Hayatında Liyakat, Adalet ve İnsani Değerlerin Önemi

Bir işin başarısı yalnızca parayla ölçülemez. Sermaye elbette çok önemlidir ancak başarıya ulaşmak için tek başına yeterli değildir. İnsana yatırım yapmadan, bilgiye, veriye, araştırma ve geliştirmeye, ekip çalışmasına önem vermeden kalıcı bir başarı elde etmek mümkün değildir.

Hayatın her alanında olduğu gibi çalışma hayatında da insanı insan yapan bazı temel değerler vardır. Bunların başında liyakat, adalet, dürüstlük, güven, dayanışma, bilgi birikimi, karşılıklı saygı ve sevgi gelir. Başarı hiçbir zaman tesadüf değildir. Bu değerleri benimseyerek hayata geçiren şirketler ve kurumlar, sürdürülebilir başarının temelini oluştururlar.

Çünkü bir iş yerinde çalışan insan kendisini değerli hissediyorsa, emeğinin karşılığını alıyorsa ve yöneticisinin adaletine güveniyorsa o iş yerinde huzur, verimlilik, kalite ve başarı da olur. Bunların olmadığı yerde ise ne çalışma barışı ne de gerçek anlamda başarı kalır.

Liyakat, bir insanın bilgi, beceri, yetenek, tecrübe ve emeğiyle hak ettiği göreve getirilmesidir. Yani işi bilen, emek veren ve sorumluluk alabilecek niteliklere sahip olan insanların hak ettikleri konumlara yükselmesi ve katkılarıyla orantılı bir karşılık almasıdır. Liyakatin olmadığı bir iş yerinde verimlilik düşer, çalışanların yönetime olan güveni sarsılır ve insanlar kendilerine değer verilmeyen ortamlardan uzaklaşarak başka iş imkânları aramaya başlar.

Liyakat ve adalet yalnızca çalışma hayatında değil, ticari ilişkilerde de büyük önem taşır. Ticaretin temelinde para vardır ancak ticareti ayakta tutan asıl unsur güvendir. Güven kaybolduğunda, ticari ilişkilerin de sağlamlığını koruması mümkün değildir.

Elbette ticarette herkes para kazanmak ister. Bu son derece doğal ve meşru bir beklentidir. Ancak gerçek ticari başarı, yalnızca kendisinin kazanmasıyla değil; bayisinin, iş ortağının ve tüketicisinin de kazanmasını sağlayabilmesiyle mümkündür. Önemli olan bir defada çok para kazanmak değil, makul kazançlarla uzun yıllar boyunca güven içinde ticaret yapabilmektir.

Adaletin olduğu yerde insanlar birbirleriyle rekabet eder, kendilerini geliştirmeye çalışır ve daha iyisini yapmak için çaba gösterirler. Adaletin olmadığı yerde ise insanlar birbirlerinin önünü kesmeye başlar. Oysa yöneticinin görevi yalnızca iş yaptırmak değildir. Aynı zamanda çalışanların haklarını korumak, emeği takdir etmek ve herkese adil bir mesafede durabilmektir.

Elbette herkes aynı işi yapmaz, aynı sorumluluğu taşımaz ve aynı katkıyı sağlamaz. Dolayısıyla herkese aynı ücreti veya aynı imkânları sunmak her zaman adalet anlamına gelmez. Asıl adalet; insanların emeklerine, sorumluluklarına, yeteneklerine ve kuruma sağladıkları katkılara göre değerlendirilmesidir.

Ticari hayatta ve çalışma hayatında bazen küçük bir davranış, çok büyük sonuçlar doğurabilir.

Bir işverenin çalışanına zor zamanında destek olması, bir yöneticinin hata yapan çalışanını herkesin önünde küçük düşürmek yerine ona yol göstermesi, bir tüccarın zor durumda olan müşterisine anlayış göstermesi...

Bunlar belki bilançolarda görünmez ancak insanların hafızasında derin izler bırakır. Çünkü insanlar kendilerine yapılan iyiliği de haksızlığı da unutmazlar.

Bugün çalışanına haksızlık yapan bir işveren, yarın aynı insanın emeğine yeniden ihtiyaç duyabilir. Bugün küçük bir kazanç uğruna müşterisini kaybeden bir tüccar, yarın o müşterinin güvenini yeniden kazanmak için çok daha büyük bedeller ödemek zorunda kalabilir.

Bu nedenle insan ilişkilerinde vicdanı, adaleti ve insani değerleri kaybetmemek gerekir.

Çünkü ticaretin de çalışma hayatının da görünmeyen bir sermayesi vardır İTİBAR.
İtibar parayla satın alınamaz. Yıllar boyunca dürüstlük, güven ve tutarlı davranışlarla kazanılır; bazen tek bir yanlış davranışla kaybedilebilir.

Şunu unutmamak gerekir ki bir iş yerini büyüten yalnızca makineler, sermaye ve teknoloji değildir. O iş yerinde çalışan insanların emeği, bilgisi, güveni ve birbirlerine duydukları saygı da en az bunlar kadar önemlidir.

Bir şirketin gerçek gücü, çalışanlarının korkudan değil, inanarak ve sahiplenerek çalışmasıdır.
Bir tüccarın gerçek başarısı, müşterisinin kendisine güvenmesidir.

Bir yöneticinin gerçek başarısı, makamını kullanarak insanları ezmesi değil, adaletli davranarak onlara yol göstermesidir.

Bir iş insanının gerçek büyüklüğü ise yalnızca kendisi kazanırken değil, birlikte çalıştığı ve iş yaptığı insanların da kazanmasını sağlayabildiğinde ortaya çıkar.

Unutmayalım ki liyakatin olmadığı yerde gelişme, adaletin olmadığı yerde huzur, güvenin olmadığı yerde ticaret, insani değerlerin olmadığı yerde ise gerçek başarı olmaz.

Para kazanmak bir başarıdır ancak insan kazanmak çok daha büyük bir başarıdır. Çünkü para zamanla kaybedilebilir; fakat güven ve itibar kolay kazanılmaz, kaybedildiğinde ise yeniden kazanılması çok daha zordur.

İş hayatında da ticarette de her şeyden önce insan olmayı başarabilmeliyiz. Çünkü sonunda hepimiz aynı hayatın içindeyiz. Bugün güçlü olan yarın desteğe ihtiyaç duyabilir. Bugün işveren olan yarın çalışan olabilir. Bugün mal satan, yarın müşteri olabilir.

Bu nedenle birbirimize nasıl davrandığımız, aslında nasıl bir toplumda yaşamak istediğimizi de belirler.

Daha adil, daha güvenilir, daha üretken ve daha insani bir çalışma hayatı oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Çünkü gerçek başarı, yalnızca kazanılan parayla değil; kazanılan insanlarla, oluşturulan güvenle ve geride bırakılan güzel izlerle ölçülür.

İrfan Cenger


 Okunma Sayısı : 257

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 869181

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.