ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Değerli okuyucularım; yoksulluk sorununun çözülemediği, sosyal yardımların her kesime ulaşamadığı, gelir dağılımının adaletsiz olduğu toplumlarda dilencilik de yaygın olarak görülmektedir. Dilenciliği meslek edinmiş bir insan, iş bulma koşullarının iyi olduğu bir ekonomik ortamda da dilenci olarak yaşamayı sürdürmektedir. Çünkü; ona göre dilencilik terlemeden, riske girmeden kolay para kazanmanın bir yoludur. Son yıllarda ülkemizde de; dilenci sayısının giderek artmakta olduğunu çevremizden, medyaya yansıyan haber ve görüntülerden gözlemlemekteyiz. Bu sayının artmasında özellikle Suriye’den gelen mülteciler başta olmak üzere, ateş çemberi içinde olan ekonomik istikrarı bozulmuş diğer ülkelerden kaçıp gelen insanların da rolü büyüktür. Toplumsal yaşamı dinamik ve güçlü kılan etkenlerden biri, çalışanların üretime yaptıkları katkıdır. Bu katkıyı, toplum içinde yer alan küçük bir kesimin kayıtsız kalarak ortaya çıkan gelire çalışıp üretmeden ortak olmak istemesi adil bir paylaşım tarzı olamaz! Toplumsal yapıda görülen yoksulluk, ülke genelinde ekonomik koşulların kötü olması halinde anlaşılabilir bir durumdur. Sosyal yardım ve dayanışma ruhunun bu koşullarda harekete geçmesi doğaldır. Dilenciliği, ekonomik alanda kötüye gidişin ortaya çıkardığı yoksulluk sorunu ile birlikte; bir insanı böylesine bir davranışa iten psikolojik, ruhsal ve sosyal nedenler ile ülkedeki hukuki yaklaşım, eğitim düzeyi, inanç ve değerler sistemi açılarından da ele almakta yarar vardır. HUKUKİ YAKLAŞIM, EĞİTİM VE İNANÇ SİSTEMİ Hukuksal açıdan bakıldığında Türk Ceza Kanununa göre dilencilik bir suç teşkil etmemekle birlikte, insanları dilenciliğe zorlamak ya da aklı baliğ olmayan kimseleri suiistimal ederek dilendirmek suç unsuru olarak görülmüştür. İslam Dini de, dilenciliği hoş görmemiş; ancak, yoksula, yetime ve esirlere yardımı teşvik etmiştir. Kur’an-da İnsan Suresi 8. Ayette Cenabı Allah şöyle buyurmaktadır: ‘’ Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.,, Peygamber efendimizin (sas) hadislerinde de insanları çalışmaya teşvik eden, tembelliği; oturarak rızık beklemeyi reddeden bir yaklaşımın hakim olduğunu görmekteyiz. Bir hadisi şerifte Peygamberimiz (sas) ‘ yoksulların bazısı yalan söylememiş olsaydı, onu boş olarak çeviren iflah olmazdı, derken bir başka hadiste ise: ‘’ Kişinin ipini alıp da dağa çıkarak bir yük odunu sırtına yüklemesi sonra da şehre inip onu sattıktan sonra kazandığı paranın bir kısmını yemesi, bir kısmını da (sadaka olarak vermesi) hiç şüphesiz başkalarından dilenmesinden çok daha hayırlıdır.,, İnsanların geleceğe güvenle bakmasında, yaşama bütün benliği ile sarılmasında, kendini başkalarına muhtaç etmeyecek bir iş bulmasında; uygulanan eğitim sisteminin de rolü büyüktür. Temel eğitimle birlikte, mesleki eğitimden geçmeyen, onuruyla hareket ederek bir iş sahibi olmanın bilincine ulaşmayan insanların dilenciliğe yönelmeleri daha kolay olmaktadır. Burada akla haklı olarak ‘İş bulamazsa ne yapsın?, sorusu gelebilir. Bir insan akıl yönünden rahatsız olmadıkça veya iş bulmaya engel bir sağlık sorunu yoksa kendi geçimini temin edebilecek bir iş bulabilir. Nitekim çevremizde kendi geliştirdiği yöntemle rızkını çıkaran çok sayıda insana rastlamaktayız. Engelli olmak da dilenciliğe yönelmede bir etken olarak görülmekle birlikte, sosyal güvenlik ve sosyal yardım sistemimizde engelli vatandaşlarımız için sağlanan kolaylıklardan yararlanan veya engeline rağmen; sağlıklı organını kullanarak çalışan çok sayıda insan vardır. TOPLUMDA GÖRÜLEN DEĞİŞİK DİLENCİ PROFİLLERİ Yaşamını dilencilik yaparak sürdürenleri, bizzat dilenirken gözlemlemek ortaya değişik dilenci profilleri çıkarmaktadır. Dilencileri günlük yaşamda; kalabalık sokak veya kaldırım kenarlarında, trafikte kırmızı ışıkta duran araç yanlarında, cami önlerinde, otobüs terminali veya tren istasyonlarında ya da iş çıkışlarında görmekteyiz. Sevgili okuyucularım; sizleri bilemem ama ben bugüne kadar, bilhassa cami önlerinde ilkokul veya ortaokul diplomasını çerçeveletip dilenenlere, ya da sağlık raporu, işsizlik belgesi, pasaportunu göstererek el açanlara çok rastladım. Bu tür belgeler insanın dilenmesi için bir gerekçe olamaz! Bu belgeleri kullanarak dilenenler; kendilerini yaşam mücadelesinde etkisiz kılmakta ve bu belgeleri bahane ederek sistem kurbanı olduklarını ima etmektedirler. Bir de yaşları çok küçük oldukları halde aileden biri veya örgütlü bir çete adına dilendirilen çocuk dilenciler bulunmaktadır. Henüz yaşamlarının baharında bir menfaat uğruna kendi iradeleri dışında dilendirilen bu çocukların topluma kazandırılması mutlak zarurettir. Bu konuda yerel yönetimlerin, aile ve okul yetkilileri ile birlikte bir araya gelerek sağlıklı çözüm üretmeleri bir yönetim sorumluluğudur. İNSAN DEĞERLİ BİR VARLIKTIR Evet! İnsan gerçekten değerli bir varlıktır. Bu dünyaya da dilenmek için gönderilmemiştir. Dilencilerin giderek arttığı bir toplum olmak onur kırıcıdır. Hedef; dilenci sayısını azaltmak ve kısa sürede de sıfıra indirmek olmalıdır. Bu amaçla eğitim ve istihdam sistemi yeniden gözden geçirilmeli, dilenmek yerine çalışma yaşamında bir rol üstlenerek üretime katkıda bulunmak esas olmalıdır. Dilenciliği kaldırma yolunda, sosyal yardımlaşma sisteminde yapısal reformları gündeme taşıyarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da bir öncü rol üstlenebilir. Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne bağlı il müdürlükleri bulundukları bölgelerde dilencilerin azalmasına yönelik projeler geliştirebilir. İlgili bakanlıklarla ortak çalışmalar düzenlenebilir. Kayıt altında olmayan veya dilenci olan insanların da kayıt altına alınıp, sosyal gelişmişlik düzeyleri periyodik olarak izlenebilmelidir. Dilenen insanları; yaş, fiziki durum (çalışabilme kapasitesi) ve cinsiyet açılarından ele alarak, bulundukları bölgenin yerel yönetimlerince bir incelemeye tabi tutarak yaşama tutunma yolunda yönlendirilmeleri yararlı sonuçlar verebilir. Sivil toplum kuruluşları da toplumsal yapıda görülen dilenciliği kaldırmak amacıyla, kendi aralarında olduğu kadar resmi kurumlarla da işbirliğine yönelmelidir. Aynı gemide bulunan toplumun bireyleri olarak; bizde en yakınlarımızdan başlamak suretiyle, maddi ve manevi katkılarımızla dilenci sayısını azaltma yolunda gereken çabayı gösterebilmeliyiz. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-posta: ozgenatif@gmail.com
Değerli okuyucularım; yoksulluk sorununun çözülemediği, sosyal yardımların her kesime ulaşamadığı, gelir dağılımının adaletsiz olduğu toplumlarda dilencilik de yaygın olarak görülmektedir.
Dilenciliği meslek edinmiş bir insan, iş bulma koşullarının iyi olduğu bir ekonomik ortamda da dilenci olarak yaşamayı sürdürmektedir. Çünkü; ona göre dilencilik terlemeden, riske girmeden kolay para kazanmanın bir yoludur.
Son yıllarda ülkemizde de; dilenci sayısının giderek artmakta olduğunu çevremizden, medyaya yansıyan haber ve görüntülerden gözlemlemekteyiz. Bu sayının artmasında özellikle Suriye’den gelen mülteciler başta olmak üzere, ateş çemberi içinde olan ekonomik istikrarı bozulmuş diğer ülkelerden kaçıp gelen insanların da rolü büyüktür.
Toplumsal yaşamı dinamik ve güçlü kılan etkenlerden biri, çalışanların üretime yaptıkları katkıdır. Bu katkıyı, toplum içinde yer alan küçük bir kesimin kayıtsız kalarak ortaya çıkan gelire çalışıp üretmeden ortak olmak istemesi adil bir paylaşım tarzı olamaz!
Toplumsal yapıda görülen yoksulluk, ülke genelinde ekonomik koşulların kötü olması halinde anlaşılabilir bir durumdur. Sosyal yardım ve dayanışma ruhunun bu koşullarda harekete geçmesi doğaldır.
Dilenciliği, ekonomik alanda kötüye gidişin ortaya çıkardığı yoksulluk sorunu ile birlikte; bir insanı böylesine bir davranışa iten psikolojik, ruhsal ve sosyal nedenler ile ülkedeki hukuki yaklaşım, eğitim düzeyi, inanç ve değerler sistemi açılarından da ele almakta yarar vardır.
HUKUKİ YAKLAŞIM, EĞİTİM VE İNANÇ SİSTEMİ
Hukuksal açıdan bakıldığında Türk Ceza Kanununa göre dilencilik bir suç teşkil etmemekle birlikte, insanları dilenciliğe zorlamak ya da aklı baliğ olmayan kimseleri suiistimal ederek dilendirmek suç unsuru olarak görülmüştür.
İslam Dini de, dilenciliği hoş görmemiş; ancak, yoksula, yetime ve esirlere yardımı teşvik etmiştir. Kur’an-da İnsan Suresi 8. Ayette Cenabı Allah şöyle buyurmaktadır:
‘’ Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.,,
Peygamber efendimizin (sas) hadislerinde de insanları çalışmaya teşvik eden, tembelliği; oturarak rızık beklemeyi reddeden bir yaklaşımın hakim olduğunu görmekteyiz.
Bir hadisi şerifte Peygamberimiz (sas) ‘ yoksulların bazısı yalan söylememiş olsaydı, onu boş olarak çeviren iflah olmazdı, derken bir başka hadiste ise:
‘’ Kişinin ipini alıp da dağa çıkarak bir yük odunu sırtına yüklemesi sonra da şehre inip onu sattıktan sonra kazandığı paranın bir kısmını yemesi, bir kısmını da (sadaka olarak vermesi) hiç şüphesiz başkalarından dilenmesinden çok daha hayırlıdır.,,
İnsanların geleceğe güvenle bakmasında, yaşama bütün benliği ile sarılmasında, kendini başkalarına muhtaç etmeyecek bir iş bulmasında; uygulanan eğitim sisteminin de rolü büyüktür.
Temel eğitimle birlikte, mesleki eğitimden geçmeyen, onuruyla hareket ederek bir iş sahibi olmanın bilincine ulaşmayan insanların dilenciliğe yönelmeleri daha kolay olmaktadır.
Burada akla haklı olarak ‘İş bulamazsa ne yapsın?, sorusu gelebilir. Bir insan akıl yönünden rahatsız olmadıkça veya iş bulmaya engel bir sağlık sorunu yoksa kendi geçimini temin edebilecek bir iş bulabilir. Nitekim çevremizde kendi geliştirdiği yöntemle rızkını çıkaran çok sayıda insana rastlamaktayız.
Engelli olmak da dilenciliğe yönelmede bir etken olarak görülmekle birlikte, sosyal güvenlik ve sosyal yardım sistemimizde engelli vatandaşlarımız için sağlanan kolaylıklardan yararlanan veya engeline rağmen; sağlıklı organını kullanarak çalışan çok sayıda insan vardır.
TOPLUMDA GÖRÜLEN DEĞİŞİK DİLENCİ PROFİLLERİ
Yaşamını dilencilik yaparak sürdürenleri, bizzat dilenirken gözlemlemek ortaya değişik dilenci profilleri çıkarmaktadır.
Dilencileri günlük yaşamda; kalabalık sokak veya kaldırım kenarlarında, trafikte kırmızı ışıkta duran araç yanlarında, cami önlerinde, otobüs terminali veya tren istasyonlarında ya da iş çıkışlarında görmekteyiz.
Sevgili okuyucularım; sizleri bilemem ama ben bugüne kadar, bilhassa cami önlerinde ilkokul veya ortaokul diplomasını çerçeveletip dilenenlere, ya da sağlık raporu, işsizlik belgesi, pasaportunu göstererek el açanlara çok rastladım.
Bu tür belgeler insanın dilenmesi için bir gerekçe olamaz! Bu belgeleri kullanarak dilenenler; kendilerini yaşam mücadelesinde etkisiz kılmakta ve bu belgeleri bahane ederek sistem kurbanı olduklarını ima etmektedirler.
Bir de yaşları çok küçük oldukları halde aileden biri veya örgütlü bir çete adına dilendirilen çocuk dilenciler bulunmaktadır. Henüz yaşamlarının baharında bir menfaat uğruna kendi iradeleri dışında dilendirilen bu çocukların topluma kazandırılması mutlak zarurettir.
Bu konuda yerel yönetimlerin, aile ve okul yetkilileri ile birlikte bir araya gelerek sağlıklı çözüm üretmeleri bir yönetim sorumluluğudur.
İNSAN DEĞERLİ BİR VARLIKTIR
Evet! İnsan gerçekten değerli bir varlıktır. Bu dünyaya da dilenmek için gönderilmemiştir.
Dilencilerin giderek arttığı bir toplum olmak onur kırıcıdır. Hedef; dilenci sayısını azaltmak ve kısa sürede de sıfıra indirmek olmalıdır.
Bu amaçla eğitim ve istihdam sistemi yeniden gözden geçirilmeli, dilenmek yerine çalışma yaşamında bir rol üstlenerek üretime katkıda bulunmak esas olmalıdır.
Dilenciliği kaldırma yolunda, sosyal yardımlaşma sisteminde yapısal reformları gündeme taşıyarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da bir öncü rol üstlenebilir. Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne bağlı il müdürlükleri bulundukları bölgelerde dilencilerin azalmasına yönelik projeler geliştirebilir. İlgili bakanlıklarla ortak çalışmalar düzenlenebilir.
Kayıt altında olmayan veya dilenci olan insanların da kayıt altına alınıp, sosyal gelişmişlik düzeyleri periyodik olarak izlenebilmelidir.
Dilenen insanları; yaş, fiziki durum (çalışabilme kapasitesi) ve cinsiyet açılarından ele alarak, bulundukları bölgenin yerel yönetimlerince bir incelemeye tabi tutarak yaşama tutunma yolunda yönlendirilmeleri yararlı sonuçlar verebilir.
Sivil toplum kuruluşları da toplumsal yapıda görülen dilenciliği kaldırmak amacıyla, kendi aralarında olduğu kadar resmi kurumlarla da işbirliğine yönelmelidir.
Aynı gemide bulunan toplumun bireyleri olarak; bizde en yakınlarımızdan başlamak suretiyle, maddi ve manevi katkılarımızla dilenci sayısını azaltma yolunda gereken çabayı gösterebilmeliyiz.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 668478
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.