ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Değerli okuyucularım; ‘Çocuklar çok kıymetli varlıklarımızdır., ‘Toplumumuzun geleceği çocuklarımızın ellerinde yükselecektir., ve benzeri söylemlerle çocuklara önem verdiğimizi ifade etmekle beraber gerçek anlamda çocuklarımızın yanında olup olmadığımız tartışılması zorunlu bir konudur. 20 Kasım 1959 tarihinde açıklanan ‘Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi, ve ardından her yılın 20 Kasım Gününün ‘Dünya Çocuk Hakları Günü, olarak ilan edilmesi, tüm dünya çocuklarına verilen önemin bir göstergesidir. Daha önce 1924 yılında yayınlanan Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi de bu konuda atılmış ilk ve önemli adımlardan biri olmuştu. Türkiye’de uluslararası alanda atılan bu adımlardan hareketle 27 Ocak 1995 de ‘Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesini, kabul etmiş ayrıca 18 Ocak 2001 tarihinde de ‘Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesini onaylamıştır. 03.05.2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu da yakın tarihte yürürlüğe giren ve suça itilen çocuklarımıza ilişkin koruyucu ve destekleyici maddeler içeren yeni bir düzenleme olmuştur. Kanunlar ve bu kanunların öngördüğü ilkeler doğrultusunda hazırlanan yönetmelikler insanların toplumsal yaşamda karşılaşabilecekleri sorunları giderme veya azaltma amacına yönelik olmakla beraber, birey olarak hep birlikte yaşadığımız bu sorunları çözme yolunda üzerimize düşen yükümlülükleri yerine getirmek zorundayız. Diğer bir deyişle; çocuklarımızı tehdit eden ve zaman, zaman artma eğilimi gösteren sorunlara karşı devletin gücü yanında sivil toplum kuruluşları, yerel kurum ve kuruluşlar ve yetişkin vatandaşlar da çözüm amacıyla bir arada hareket edebilmelidir. TOPLUMU SARSAN ÇOCUK SORUNLARI Ülkemizde 0-18 yaş arası çocuk nüfusun 24 milyonun üzerinde olduğu ifade ediliyor. Çocukların tamamına yönelik eğitim, beslenme, gelecek kaygısı gibi sorunların yanında; aynı yaş grubunda olup çocukluğunu yaşayamayan çocuklarımızın sorunları daha acil çözüm bekliyor. Bu sorunları yaşayan çocuk grupları şöyle sıralanabilir: Kayıp Çocuklar Çalışan Çocuklar Engelli Çocuklar Sokak Çocukları Korunmaya Muhtaç Çocuklar Savaş Veya Terör Ortamında Yaşayan Çocuklar Ceza Evlerinde Bulunan Mahkum Çocuklar Çocuk nüfusun varlığı, genç ve dinamik bir nüfus oluşturma yolunda gerekli gibi görünse de; sahip çıkamadığımız türlü, türlü sorunları yaşayan ve geleceği karartılmış çocuklar kendilerine özellikle el uzatılmasını bekleyen çocuklardır. Burada ifade ettiğimiz yedi ayrı gruptaki çocuklara özgü değişik çözümler geliştirmek gerekiyor. Çözüm amaçlı olarak devletin resmi kurumlarının yapacağı çalışmalar yanında sivil toplum kuruluşları da yeni projeler geliştirebilmeli. Farklı gruplar içinde yer aldığı halde ortak sorunlar yaşayan çocuklarda var. Bu sorunlar: Şiddet Mağduru Çocuklar Madde Bağımlısı Çocuklar Cinsel İstismara Maruz Kalan Çocuklar Eğitim Olanaklarından Yararlanamayan Çocuklar Suça Bulaşan Çocuklar Yoksul Çocuklar Çocuk sorunlarının çözümünde engellerin ortadan kaldırılması şart. Bu engellerin kaldırılması yönünde samimi bir gayret gösterilmeli. Uyuşturucu madde bağımlılığının küçük yaşlara karşı düştüğü, cinsel istismarın önünün alınamadığı, şiddet olaylarının çocukları kurban seçtiği, suça bulaşma riskinin giderek arttığı bir ortamdan çocuklarımızı kurtarabilmek bir eylem programı çerçevesinde ilgili kurum ve kuruluşların planlı ve özverili çalışmasıyla mümkün olabilir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; çalışan çocuklar ve çocuk işçiliğine, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları kaybolan ve suça bulaşan çocuklara, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı korunmaya muhtaç ve sokak çocuklarına, Milli Eğitim Bakanlığı da tüm çocuklarımıza yönelik etkili bir eğitim sistemiyle daha müşahhas ve netice alıcı projeleri uygulamaya sokmak zorundadır. ÇOCUK SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNDE NE DURUMDAYIZ? Çocuk sorunlarının varlığı kabul edilmiş bir gerçek. Türkiye’nin çocuk haklarına ilişkin uluslararası bildirgeleri kabul edip sözleşmeleri imzalaması ve ardından 2005 yılında TBMM de kabul edilen ‘Çocuk Koruma Kanununu, yürürlüğe koyması önemli birer adım, ama; yeterli değil. Bir bakıma çocuk sorunlarının adı konulmuş, ancak; çözüm aşamasında kapatılması zorunlu bir mesafe ile karşı karşıya bulunmaktayız. Kamu kuruluşları yanında sivil toplum kuruluşları da vakıf veya dernek çatısı altında çocuk sorunlarının çözümü amacıyla uzunca bir süredir faaliyet gösteriyor. Bu vakıfların başında 1990 yılında Mustafa Ruhi ŞİRİN tarafından kurulan ‘Çocuk Vakfının, çalışmaları dikkat çekiyor. Vakıf kendi bünyesinde oluşturduğu, Danışma Kurulları, Araştırma Merkezleri, çocuk yayınları ve değişik projelerle sadece yurt içine yönelik değil dış ülkelerde de sesini duyuran etkin projeleri devreye koyuyor. Ayrıca Vakfın; 2011 yılında yapılan I. Türkiye Çocuk Hakları Kongresi, muhtelif tarihlerde gerçekleştirilen sempozyumlar ile çocuk kurultayları, çocuklarımıza hizmet yolunda gerçekleştirilmiş önemli faaliyetler arasında yer almaktadır. Çocuklarımız, geleceğimizin mimarları alt yapının en önemli yapı taşı konumundadır. Gelecekten umutlu olabilmemiz çocukların çok iyi koşullarda yetişmesi ile mümkün olabilir. Her kesimden çocuğa aynı fırsatların tanınması zorunludur. Çocukların iyi yetişmesinde ilk durak ailedir. Ailenin korunması ve güçlenmesi, çocukların korunması ve sağlıklı yetiştirilmesi ile mümkün olabilir. Ailenin korunabilmesi, boşanmaların azalması, boşanmış aile çocuklarının çevrenin olumsuz koşullarından uzak tutulması, aile içi şiddetin önüne geçilmesi, yoksulluğun önlenmesi ve ailede gelir düzeyinin yükselmesiyle sağlanabilir. Diğer bir deyişle aile içinde yaşanan sorunlar ne kadar azalırsa, ailenin topluma olan olumlu katkısı da o denli yüksek olacaktır. ÖZLÜ SÖZLERDE ÇOCUK Dünya genelinde değişik milletler atasözlerinde, düşünürler ve kanaat önderleri de özlü sözlerde çocuklara verilmesi gerekli değeri ifade etme ihtiyacı hissetmişlerdir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas) ‘Çocuk bir nimettir, derken Hz. Ali’de ‘Çocuklarınızı kendi devriniz için değil, onların devirleri için yetiştirin, demektedir. Bir Kızılderili atasözünde ise, ‘’ Unutmayın! Çocuklarınız sizin değildir. Onları yaratıcıdan ödünç aldınız., denilerek çocuklarımıza karşı Yaratıcımıza olan insani sorumluluk dile getirilmektedir. Bir anonim sözde ise ‘Çocuklar dünyanın en büyük serveti, olarak ifade edilmiştir. Yazımızı deneme yazarı ve ahlak kuramcısı Joseph Joubert’in (1754-1824) şu sözüyle tamamlayalım: "Çocukların nasihattan çok, iyi örneğe ihtiyaçları vardır." Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-posta: ozgenatif@gmail.com
Değerli okuyucularım; ‘Çocuklar çok kıymetli varlıklarımızdır., ‘Toplumumuzun geleceği çocuklarımızın ellerinde yükselecektir., ve benzeri söylemlerle çocuklara önem verdiğimizi ifade etmekle beraber gerçek anlamda çocuklarımızın yanında olup olmadığımız tartışılması zorunlu bir konudur.
20 Kasım 1959 tarihinde açıklanan ‘Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi, ve ardından her yılın 20 Kasım Gününün ‘Dünya Çocuk Hakları Günü, olarak ilan edilmesi, tüm dünya çocuklarına verilen önemin bir göstergesidir. Daha önce 1924 yılında yayınlanan Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi de bu konuda atılmış ilk ve önemli adımlardan biri olmuştu.
Türkiye’de uluslararası alanda atılan bu adımlardan hareketle 27 Ocak 1995 de ‘Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesini, kabul etmiş ayrıca 18 Ocak 2001 tarihinde de ‘Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesini onaylamıştır.
03.05.2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu da yakın tarihte yürürlüğe giren ve suça itilen çocuklarımıza ilişkin koruyucu ve destekleyici maddeler içeren yeni bir düzenleme olmuştur.
Kanunlar ve bu kanunların öngördüğü ilkeler doğrultusunda hazırlanan yönetmelikler insanların toplumsal yaşamda karşılaşabilecekleri sorunları giderme veya azaltma amacına yönelik olmakla beraber, birey olarak hep birlikte yaşadığımız bu sorunları çözme yolunda üzerimize düşen yükümlülükleri yerine getirmek zorundayız.
Diğer bir deyişle; çocuklarımızı tehdit eden ve zaman, zaman artma eğilimi gösteren sorunlara karşı devletin gücü yanında sivil toplum kuruluşları, yerel kurum ve kuruluşlar ve yetişkin vatandaşlar da çözüm amacıyla bir arada hareket edebilmelidir.
TOPLUMU SARSAN ÇOCUK SORUNLARI
Ülkemizde 0-18 yaş arası çocuk nüfusun 24 milyonun üzerinde olduğu ifade ediliyor. Çocukların tamamına yönelik eğitim, beslenme, gelecek kaygısı gibi sorunların yanında; aynı yaş grubunda olup çocukluğunu yaşayamayan çocuklarımızın sorunları daha acil çözüm bekliyor.
Bu sorunları yaşayan çocuk grupları şöyle sıralanabilir:
Çocuk nüfusun varlığı, genç ve dinamik bir nüfus oluşturma yolunda gerekli gibi görünse de; sahip çıkamadığımız türlü, türlü sorunları yaşayan ve geleceği karartılmış çocuklar kendilerine özellikle el uzatılmasını bekleyen çocuklardır.
Burada ifade ettiğimiz yedi ayrı gruptaki çocuklara özgü değişik çözümler geliştirmek gerekiyor. Çözüm amaçlı olarak devletin resmi kurumlarının yapacağı çalışmalar yanında sivil toplum kuruluşları da yeni projeler geliştirebilmeli.
Farklı gruplar içinde yer aldığı halde ortak sorunlar yaşayan çocuklarda var. Bu sorunlar:
Şiddet Mağduru Çocuklar
Madde Bağımlısı Çocuklar
Cinsel İstismara Maruz Kalan Çocuklar
Eğitim Olanaklarından Yararlanamayan Çocuklar
Suça Bulaşan Çocuklar
Yoksul Çocuklar
Çocuk sorunlarının çözümünde engellerin ortadan kaldırılması şart. Bu engellerin kaldırılması yönünde samimi bir gayret gösterilmeli.
Uyuşturucu madde bağımlılığının küçük yaşlara karşı düştüğü, cinsel istismarın önünün alınamadığı, şiddet olaylarının çocukları kurban seçtiği, suça bulaşma riskinin giderek arttığı bir ortamdan çocuklarımızı kurtarabilmek bir eylem programı çerçevesinde ilgili kurum ve kuruluşların planlı ve özverili çalışmasıyla mümkün olabilir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; çalışan çocuklar ve çocuk işçiliğine, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları kaybolan ve suça bulaşan çocuklara, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı korunmaya muhtaç ve sokak çocuklarına, Milli Eğitim Bakanlığı da tüm çocuklarımıza yönelik etkili bir eğitim sistemiyle daha müşahhas ve netice alıcı projeleri uygulamaya sokmak zorundadır.
ÇOCUK SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNDE NE DURUMDAYIZ?
Çocuk sorunlarının varlığı kabul edilmiş bir gerçek. Türkiye’nin çocuk haklarına ilişkin uluslararası bildirgeleri kabul edip sözleşmeleri imzalaması ve ardından 2005 yılında TBMM de kabul edilen ‘Çocuk Koruma Kanununu, yürürlüğe koyması önemli birer adım, ama; yeterli değil.
Bir bakıma çocuk sorunlarının adı konulmuş, ancak; çözüm aşamasında kapatılması zorunlu bir mesafe ile karşı karşıya bulunmaktayız.
Kamu kuruluşları yanında sivil toplum kuruluşları da vakıf veya dernek çatısı altında çocuk sorunlarının çözümü amacıyla uzunca bir süredir faaliyet gösteriyor.
Bu vakıfların başında 1990 yılında Mustafa Ruhi ŞİRİN tarafından kurulan ‘Çocuk Vakfının, çalışmaları dikkat çekiyor. Vakıf kendi bünyesinde oluşturduğu, Danışma Kurulları, Araştırma Merkezleri, çocuk yayınları ve değişik projelerle sadece yurt içine yönelik değil dış ülkelerde de sesini duyuran etkin projeleri devreye koyuyor.
Ayrıca Vakfın; 2011 yılında yapılan I. Türkiye Çocuk Hakları Kongresi, muhtelif tarihlerde gerçekleştirilen sempozyumlar ile çocuk kurultayları, çocuklarımıza hizmet yolunda gerçekleştirilmiş önemli faaliyetler arasında yer almaktadır.
Çocuklarımız, geleceğimizin mimarları alt yapının en önemli yapı taşı konumundadır. Gelecekten umutlu olabilmemiz çocukların çok iyi koşullarda yetişmesi ile mümkün olabilir. Her kesimden çocuğa aynı fırsatların tanınması zorunludur.
Çocukların iyi yetişmesinde ilk durak ailedir. Ailenin korunması ve güçlenmesi, çocukların korunması ve sağlıklı yetiştirilmesi ile mümkün olabilir.
Ailenin korunabilmesi, boşanmaların azalması, boşanmış aile çocuklarının çevrenin olumsuz koşullarından uzak tutulması, aile içi şiddetin önüne geçilmesi, yoksulluğun önlenmesi ve ailede gelir düzeyinin yükselmesiyle sağlanabilir.
Diğer bir deyişle aile içinde yaşanan sorunlar ne kadar azalırsa, ailenin topluma olan olumlu katkısı da o denli yüksek olacaktır.
ÖZLÜ SÖZLERDE ÇOCUK
Dünya genelinde değişik milletler atasözlerinde, düşünürler ve kanaat önderleri de özlü sözlerde çocuklara verilmesi gerekli değeri ifade etme ihtiyacı hissetmişlerdir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas) ‘Çocuk bir nimettir, derken Hz. Ali’de ‘Çocuklarınızı kendi devriniz için değil, onların devirleri için yetiştirin, demektedir.
Bir Kızılderili atasözünde ise, ‘’ Unutmayın! Çocuklarınız sizin değildir. Onları yaratıcıdan ödünç aldınız., denilerek çocuklarımıza karşı Yaratıcımıza olan insani sorumluluk dile getirilmektedir.
Bir anonim sözde ise ‘Çocuklar dünyanın en büyük serveti, olarak ifade edilmiştir. Yazımızı deneme yazarı ve ahlak kuramcısı Joseph Joubert’in (1754-1824) şu sözüyle tamamlayalım:
"Çocukların nasihattan çok, iyi örneğe ihtiyaçları vardır."
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 281400
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.