ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Değerli okuyucularım, dini bayramlarımızın insan olarak üzerimizde bıraktığı etki, yaşanan manevi bir iklim sonrası duyulan hazzın mutlu bir birey olarak en üst düzeye çıkması halidir. Ramazan Bayramı, güzellik, huzur ve sevgi dolu günlerin sonunda İslam Dinine mensup Müslümanların kırgınlıklarını geride bırakarak kucaklaştıkları mutluluk dolu günlerdir. Her birimizin geçmişte yaşadığı, hafızalarımızda tazeliğini koruyan anılar; yeni bayramların heyecanı ile örtüşmekte, arkamızdan gelen yeni kuşakta günümüzdeki bayramlarda yeni güzellikler aramaktadır. Ramazan ayında aile bireyleriyle birlikte iftar sofrasına oturmanın, gece birlikte sahura kalkmanın, teravih namazlarını birlikte eda etmenin verdiği manevi tatmin duygusu yaşantımız üzerinde güzel anılar bırakmaktadır. Bu anıları yaşattığımız müddetçe, yeni kuşakta Ramazan ayının manevi hazzından istifade edecek, ruhunun huzur bulduğunu yaşayarak görecektir. ESKİ RAMAZAN GÜNLERİ VE BAYRAMLAR GEÇMİŞTE Mİ KALDI? Her dini bayramın insan üzerinde bıraktığı etki; içinde yaşanan dönem, sosyal şartlar, komşuluk ve dayanışma ruhunun tecellisi açılarından farklılıklar içerebilir. Sosyal medyada her Ramazan bayramında gündeme getirilen ‘Nerede Kaldı O Eski Bayramlar?, sorusuna birazda yaşanan bayram günlerinde ki sosyal, ekonomik ve siyasi atmosferin oluşturduğu şartlar çerçevesinde bakmak gerekir. Ramazan ayının ve arkasından gelen bayramın yaşamımızda oluşturduğu kültür; toplumu huzura, mutluluğa, sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya yönelten, birlikteliğimizi ve manevi yapımızı güçlendiren bir kültürün mirasıdır. Ramazan ayında görüyoruz ki, insanımız güzelliklerin yaşandığı bir manevi değişimle adeta kişilik değiştirmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü istatistikleri bu ayda suçların azaldığını ortaya koymakta, görsel ve yazılı medyada gün boyu ramazan ayına özel yayınlar yapılarak ruhumuzdaki coşkunun artmasına katkıda bulunulmaktadır. Bir Müslüman olarak, bu ayda yaşadıklarımızı kendi çevremizde veya bölgemizde yaşananlarla sınırlı tutarsak, dünya genelinde İslam Coğrafyasında yaşananlardan soyutlarsak işte o zaman İslam dininin gerektirdiği birlik ve dayanışma ruhundan uzaklaşmış oluruz. İSLAM COĞRAFYASINDA BOYUNLAR BÜKÜK! Biz; toplum olarak Ramazan ayını iftar topu, sahur bereketi ile huzur içinde yaşama çabası gösterirken; komşu Müslüman ülkelerde süregelen ve ‘Arap Baharı, olmaktan ziyade Sonbaharı andıran gelişmeler o bölgede yaşayan insanları Ramazan Bayramı ruhundan ve coşkusundan mahrum bırakmıştır. İsrail’in Filistin’in bir parçası olan Müslüman Gazze’ye yönelik saldırıları sonucu; çocuklarla birlikte günümüze kadar binlerce insan ölmüş, Gazze’de tam bir insanlık dramı yaşanmıştır. Sürekli ateş hattında olan Gazze’de, binlerce insan sakatlanmış, evler, okullar ve hastaneler İsrail bombardımanı ile kullanılamaz hale gelmiştir. Halen İsrail, yazımızın kaleme alındığı bu günde Gazze’nin alt yapısını tamamen imha edecek şekilde bombardımana devam ediyordu. Ateş kes anlaşması kısa süreli oluyor bombalamalar devam ediyordu. Komşu Irak’ta, ülkemizi kaygılandıran gelişmeler sürmüş, Musul’un kontrolünü elinde bulunduran terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Musul Başkonsolosluğu dahil 49 Türk’ü rehin tutmuş, aynı örgüt Kur’an-da adı geçen peygamberlerden Hz. Yunus’un türbesi olarak bilinen tarihi mekanı dinamitle havaya uçurmuştur. Örgüt bu kadarla da kalmamış, geçmişten miras kalan mezarlar ve tarihi yerleri de imha etmişti. Yazımızın kaleme alındığı günde rehineler henüz iade edilmemişti. Ayrıca, Irak’ta topraklarını terk etmek zorunda bırakılan Türkmenlerin trajik durumu ile Uzakdoğu Asya’da Myanmar’da Arakan Eyaletinde Müslümanları katleden ve göçe yönelten saldırılarla, Doğu Türkistan’da Müslüman Türklerin dini ibadetlerinden mahrum bırakılması, İslam Coğrafyasında acı, kan ve gözyaşının hakim olduğu gerçeğini ortaya koymuştur. İslam Dini, barış, huzur ve güzel ahlakın tecelli ettiği bir dindir. Peygamberimiz Hz. Muhammed’de (s.a.s) bir Hadisi Şerifinde ‘ Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim, buyurmuştur. Kur’an-da tüm insanlığa mesaj olması açısından ‘ Bir insanı yaşatmanın tüm insanları yaşatmak, bir insanı haksız yere öldürmenin tüm insanları yaşatmakla eş olduğu, (Maide Suresi, 32.Ayet) buyrulmaktadır. Kur’an-da tebliğ edilen bir diğer gerçek Müslümanların kardeş olduğu gerçeğidir. Kardeşlerden biri acı ve üzüntü yaşarken diğer kardeşlerin kendilerini huzurlu ve mutlu hissedebilmesi mümkün değildir. Dünya genelinde 1.570 milyon bulan nüfusu ile Müslümanların kenetlenmesi, yaşadıkları bölgede huzur ve sükunun sağlanması yolunda önemli engeller bulunmaktadır. Öncelikle Müslümanlar, İslam’ın barış ve sevgiyi aksettiren yüzünü göstermek amacıyla birlik ve beraberlik ruhu içinde, yeni bir imajla içeride çöreklenmiş tedhiş ve terör üreten örgütlerden kurtarılmalıdır. İslam Dininin özünde zorlama yoktur. İnsanların kalplerinin fethedilmesi artık topla, tüfekle olmuyor. İnsan; eşrefi mahlukat olarak, sevgiyle ve gönülden köprü kurularak ve İslam’a ısındırılarak dinimizin güzelliklerini yaşamaya özendirilebilir. Gelecek Ramazan ve bayram günlerinin, Müslümanlar arasında sevgi ve kardeşlik bağlarının kuvvetlenmesiyle birlikte, insanlığa kurtuluş vesilesi olmasını yürekten diliyorum. Atıf ÖZGEN e-posta: ozgenatif@gmail.com
Değerli okuyucularım, dini bayramlarımızın insan olarak üzerimizde bıraktığı etki, yaşanan manevi bir iklim sonrası duyulan hazzın mutlu bir birey olarak en üst düzeye çıkması halidir.
Ramazan Bayramı, güzellik, huzur ve sevgi dolu günlerin sonunda İslam Dinine mensup Müslümanların kırgınlıklarını geride bırakarak kucaklaştıkları mutluluk dolu günlerdir.
Her birimizin geçmişte yaşadığı, hafızalarımızda tazeliğini koruyan anılar; yeni bayramların heyecanı ile örtüşmekte, arkamızdan gelen yeni kuşakta günümüzdeki bayramlarda yeni güzellikler aramaktadır.
Ramazan ayında aile bireyleriyle birlikte iftar sofrasına oturmanın, gece birlikte sahura kalkmanın, teravih namazlarını birlikte eda etmenin verdiği manevi tatmin duygusu yaşantımız üzerinde güzel anılar bırakmaktadır.
Bu anıları yaşattığımız müddetçe, yeni kuşakta Ramazan ayının manevi hazzından istifade edecek, ruhunun huzur bulduğunu yaşayarak görecektir.
ESKİ RAMAZAN GÜNLERİ VE BAYRAMLAR GEÇMİŞTE Mİ KALDI?
Her dini bayramın insan üzerinde bıraktığı etki; içinde yaşanan dönem, sosyal şartlar, komşuluk ve dayanışma ruhunun tecellisi açılarından farklılıklar içerebilir.
Sosyal medyada her Ramazan bayramında gündeme getirilen ‘Nerede Kaldı O Eski Bayramlar?, sorusuna birazda yaşanan bayram günlerinde ki sosyal, ekonomik ve siyasi atmosferin oluşturduğu şartlar çerçevesinde bakmak gerekir.
Ramazan ayının ve arkasından gelen bayramın yaşamımızda oluşturduğu kültür; toplumu huzura, mutluluğa, sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya yönelten, birlikteliğimizi ve manevi yapımızı güçlendiren bir kültürün mirasıdır.
Ramazan ayında görüyoruz ki, insanımız güzelliklerin yaşandığı bir manevi değişimle adeta kişilik değiştirmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü istatistikleri bu ayda suçların azaldığını ortaya koymakta, görsel ve yazılı medyada gün boyu ramazan ayına özel yayınlar yapılarak ruhumuzdaki coşkunun artmasına katkıda bulunulmaktadır.
Bir Müslüman olarak, bu ayda yaşadıklarımızı kendi çevremizde veya bölgemizde yaşananlarla sınırlı tutarsak, dünya genelinde İslam Coğrafyasında yaşananlardan soyutlarsak işte o zaman İslam dininin gerektirdiği birlik ve dayanışma ruhundan uzaklaşmış oluruz.
İSLAM COĞRAFYASINDA BOYUNLAR BÜKÜK!
Biz; toplum olarak Ramazan ayını iftar topu, sahur bereketi ile huzur içinde yaşama çabası gösterirken; komşu Müslüman ülkelerde süregelen ve ‘Arap Baharı, olmaktan ziyade Sonbaharı andıran gelişmeler o bölgede yaşayan insanları Ramazan Bayramı ruhundan ve coşkusundan mahrum bırakmıştır.
İsrail’in Filistin’in bir parçası olan Müslüman Gazze’ye yönelik saldırıları sonucu; çocuklarla birlikte günümüze kadar binlerce insan ölmüş, Gazze’de tam bir insanlık dramı yaşanmıştır. Sürekli ateş hattında olan Gazze’de, binlerce insan sakatlanmış, evler, okullar ve hastaneler İsrail bombardımanı ile kullanılamaz hale gelmiştir. Halen İsrail, yazımızın kaleme alındığı bu günde Gazze’nin alt yapısını tamamen imha edecek şekilde bombardımana devam ediyordu. Ateş kes anlaşması kısa süreli oluyor bombalamalar devam ediyordu.
Komşu Irak’ta, ülkemizi kaygılandıran gelişmeler sürmüş, Musul’un kontrolünü elinde bulunduran terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Musul Başkonsolosluğu dahil 49 Türk’ü rehin tutmuş, aynı örgüt Kur’an-da adı geçen peygamberlerden Hz. Yunus’un türbesi olarak bilinen tarihi mekanı dinamitle havaya uçurmuştur. Örgüt bu kadarla da kalmamış, geçmişten miras kalan mezarlar ve tarihi yerleri de imha etmişti. Yazımızın kaleme alındığı günde rehineler henüz iade edilmemişti.
Ayrıca, Irak’ta topraklarını terk etmek zorunda bırakılan Türkmenlerin trajik durumu ile Uzakdoğu Asya’da Myanmar’da Arakan Eyaletinde Müslümanları katleden ve göçe yönelten saldırılarla, Doğu Türkistan’da Müslüman Türklerin dini ibadetlerinden mahrum bırakılması, İslam Coğrafyasında acı, kan ve gözyaşının hakim olduğu gerçeğini ortaya koymuştur.
İslam Dini, barış, huzur ve güzel ahlakın tecelli ettiği bir dindir. Peygamberimiz Hz. Muhammed’de (s.a.s) bir Hadisi Şerifinde ‘ Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim, buyurmuştur.
Kur’an-da tüm insanlığa mesaj olması açısından ‘ Bir insanı yaşatmanın tüm insanları yaşatmak, bir insanı haksız yere öldürmenin tüm insanları yaşatmakla eş olduğu, (Maide Suresi, 32.Ayet) buyrulmaktadır.
Kur’an-da tebliğ edilen bir diğer gerçek Müslümanların kardeş olduğu gerçeğidir. Kardeşlerden biri acı ve üzüntü yaşarken diğer kardeşlerin kendilerini huzurlu ve mutlu hissedebilmesi mümkün değildir.
Dünya genelinde 1.570 milyon bulan nüfusu ile Müslümanların kenetlenmesi, yaşadıkları bölgede huzur ve sükunun sağlanması yolunda önemli engeller bulunmaktadır.
Öncelikle Müslümanlar, İslam’ın barış ve sevgiyi aksettiren yüzünü göstermek amacıyla birlik ve beraberlik ruhu içinde, yeni bir imajla içeride çöreklenmiş tedhiş ve terör üreten örgütlerden kurtarılmalıdır.
İslam Dininin özünde zorlama yoktur. İnsanların kalplerinin fethedilmesi artık topla, tüfekle olmuyor. İnsan; eşrefi mahlukat olarak, sevgiyle ve gönülden köprü kurularak ve İslam’a ısındırılarak dinimizin güzelliklerini yaşamaya özendirilebilir.
Gelecek Ramazan ve bayram günlerinin, Müslümanlar arasında sevgi ve kardeşlik bağlarının kuvvetlenmesiyle birlikte, insanlığa kurtuluş vesilesi olmasını yürekten diliyorum.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 698402
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.