ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Değerli okuyucularım, suçun ve suçluların giderek arttığı bir dönemden geçiyoruz. Görsel ve yazılı medyanın değişmeyen haberleri arasında yer alan ‘cinayet haberleri, artık kanıksadığımız haberler arasında yer alıyor. Nüfusumuzun giderek arttığı, Türkiye İstatistik Kurumu 2013 yılı verilerine göre 76.6 milyon civarında insanımızın yaşadığı ülkemizde, geçen zaman sürecinde; suç türleriyle birlikte suçlu insan sayısının da artması makul görülebilir. Ancak; hukukun egemen olduğu, uygar olmanın ilk şartının adaleti tesis etmekten geçtiği bir toplumsal düzende esas olan adalete olan güveni sağlamak ve suçlu insan sayısını azaltmak olmalıdır. Herhangi bir ülkede rejime olan güven, demokrasinin ruhuna uygun gelişmelerle sağlanabilir. Önce ‘insan, olgusu yerleşmemiş toplumlarda, insanı olası tehlikelere karşı koruyamayan bir düzenin ortaya çıkması kaçınılmazdır. İşte böyle bir düzende suçun ve suçluların sıradanlaşmış bir haber şekline dönüşmesi hukuk ve adalet sistemine olan güveni sarsmaktadır. Ünlü Amerikalı filozof ve anayasa hukukçusu Ronald Dworkin’e (1931-2013) göre, ‘Demokrasinin pekişmesi için, toplumun, hukuku; sorunlarını çözen temel alan olarak görmesi ve bu bağlamda, hukuka olan güvenin yüksek olması gerekir., Vatandaşların hukuki sorunlarının giderek arttığı, adalete olan güvenin azaldığı bir süreçten geçiyoruz. Bu tespitin en önemli kanıtı da, medyaya yansıyan ve giderek sıradanlaşan suçluların artması ile, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının suçlu ve hükümlü sayısına ilişkin dönem, dönem açıklanan verileridir. İNSAN DAVRANIŞLARI VE SUÇLAR Özgür düşüncenin bir gereği olarak, hiçbir insan haksız olarak suçlanıp yargılanarak hapse girmeyi istemez… Gerçekte biliyoruz ki, suçu işleyen insandır. Ancak suça yönelimde, insan kendi davranışları kadar toplumun içinde olduğu sosyal ve ekonomik koşullardan da etkilenmektedir. İnsan; yaşadığı ve sergilediği değerleriyle anlam kazanan bir yapıya sahiptir. Yüce Allah insanı maddi ve fiziki yapısı yanında manevi değerleriyle birlikte yaratmıştır. Manevi değerlerin yaşanmadığı, insanı insan yapan değerlerin korunup güçlendirilmediği toplumlarda insan suça yönelimde kısa sürede tanınmaz bir varlık haline dönüşebilmektedir. Yazımızın başında söz ettiğimiz suça yönelimde, medyaya yansıyan ‘cinayet haberlerinin, gerekçeleri incelendiğinde anlık öfke, kin ve intikam duygusu, cinnet geçirme, ruhsal bunalım ile tutku (özellikle para tutkusu) ve takıntılarımız etkili olabilmektedir. Yıllarını eşi ve çocuklarıyla birlikte geçirmiş bir insan; kıskançlık, boşanma veya sıradan bir bahane ile cinnet geçirip öfkelenerek ailesini katletmekte, kin ve intikam duygusu insanın sağlıklı düşünmesini yok etmekte, ruhsal bunalım geçiren bir insanda akıl dışı davranışlara yönelebilmektedir. Hız tutkunu bir insan trafikte ölümlü kazalara yol açmakta, tedavi edilmeyen takıntılarda, takıntı sahibi insanların başına büyük işler açmaktadır. Cinayetlerin çoğunun altında da haksız para kazanma tutkusu yatmaktadır. EKONOMİK VE SOSYAL KOŞULLAR Toplumsal yaşamda görülebilen ekonomik krizler veya sosyal yaşamda dikkati çeken ve ahlaki değerlerimize aykırı olan değişimlerde insanın suça olan eğilimini etkilemektedir. Adaletsiz ücret dağılımı, yoksulluk ve işsizlik, haksız kazanç veya bazı kesimlerde görülen lüks ve ihtişamlı yaşam modeli de bu yaşamdan uzak olan insanlar üzerinde olumsuz etkilenmelere yol açmaktadır. Günümüzde bazı insanlar televizyonda izledikleri vurdulu kırdılı aksiyon filmleri veya dizilerden dahi etkilenebilmektedir. Bu etkileşim sonucu suça yönelen insanların varlığını da görsel ve yazılı medyadan izlemekteyiz. Fransız yazar Hanore de Balzac’a (1799-1850) göre: ‘Yoksulluğun hüküm sürdüğü yerde ne utanma kalır, ne suç, ne namus, ne de ruh.,, Gerçekten de yoksulluğun hüküm sürdüğü, eğitim düzeyinin düşük olduğu yerleşim bölgelerinde suça yönelim daha çok olmaktadır. Yoksullaşmanın önüne geçmek ve genç işsizlere istihdam olanağı sağlamak için politikalar geliştirmek, toplumda suça yönelimle birlikte suçlu sayısını azaltmak bakımından da yürütme erkinin asla ihmal etmemesi gereken bir yönetim sorumluluğudur. Ünlü filozof ve düşünürlerden Çinli Konfüçyüs’ün (MÖ: 551- 480) görüşü ise insanların ekonomik ve sosyal koşulların kurbanı olmaması için yöneticilerde olması zorunlu bir gerçeği işaret ediyor: ‘’ Yöneticilerin tek serveti, adalet ve hakkaniyet olmalıdır.,, Bir başka sözünde ise Konfüçyüs ‘Adaleti devletin hazinesi, olarak nitelendirmiş, Cumhuriyet Dönemi yazarlarımızdan, gazeteci ve milletvekili Falih Rıfkı Atay’da ‘Hukuk ile medeniyet ve kültürleri arasında ahenk kuramayan cemiyetler bedbahttırlar., diyerek yaşadığı dönemden günümüzde yaşananlara ışık tutmuştur. Sevgili okuyucularım, toplumda hukukun üstünlüğünü egemen kılmak ve adaleti tesis etmek, demokrasilerde yürütmenin gücünü elinde bulunduran yöneticiler için olmazsa olmaz koşullardandır. Bu gerçekten hareketle, hukuk sistemimizin sadece kendi içinde yapılacak düzenlemelerle değil eğitim sistemini de rayına oturtacak düzenlemelere gereksinim vardır. Eğitim düzeyi yükseldikçe suçlu insan sayısındaki azalış bu gerçeği teyit eder. Bütün vatandaşları kapsayan ‘yaşam boyu eğitim, yanında insani değerlerin canlı ve yaşanılır tutulmasına yönelik çalışmalarda, suçlu sayısının azaltılmasında yararlı olabilecek, insanların hukukun üstünlüğü ve yasaların koruyuculuğuna olan güveni pekişecektir. Şunu da unutmayalım ki, M.S 1. Yüzyılda yaşamış Romalı Şair Juvenal’a göre: ‘’ En titiz mahkeme vicdandır. Orada hiçbir suçlu aklanmaz.,, Yazımızı Juvenal’ın bu sözüne destek olan ve hukukun üstünlüğüne de işaret eden Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ün şu sözüyle tamamlayalım: ‘’ Herkesin polisi kendi vicdanıdır, fakat polis vicdanı olmayanların karşısındadır.,, Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Değerli okuyucularım, suçun ve suçluların giderek arttığı bir dönemden geçiyoruz. Görsel ve yazılı medyanın değişmeyen haberleri arasında yer alan ‘cinayet haberleri, artık kanıksadığımız haberler arasında yer alıyor.
Nüfusumuzun giderek arttığı, Türkiye İstatistik Kurumu 2013 yılı verilerine göre 76.6 milyon civarında insanımızın yaşadığı ülkemizde, geçen zaman sürecinde; suç türleriyle birlikte suçlu insan sayısının da artması makul görülebilir. Ancak; hukukun egemen olduğu, uygar olmanın ilk şartının adaleti tesis etmekten geçtiği bir toplumsal düzende esas olan adalete olan güveni sağlamak ve suçlu insan sayısını azaltmak olmalıdır.
Herhangi bir ülkede rejime olan güven, demokrasinin ruhuna uygun gelişmelerle sağlanabilir. Önce ‘insan, olgusu yerleşmemiş toplumlarda, insanı olası tehlikelere karşı koruyamayan bir düzenin ortaya çıkması kaçınılmazdır. İşte böyle bir düzende suçun ve suçluların sıradanlaşmış bir haber şekline dönüşmesi hukuk ve adalet sistemine olan güveni sarsmaktadır.
Ünlü Amerikalı filozof ve anayasa hukukçusu Ronald Dworkin’e (1931-2013) göre, ‘Demokrasinin pekişmesi için, toplumun, hukuku; sorunlarını çözen temel alan olarak görmesi ve bu bağlamda, hukuka olan güvenin yüksek olması gerekir.,
Vatandaşların hukuki sorunlarının giderek arttığı, adalete olan güvenin azaldığı bir süreçten geçiyoruz. Bu tespitin en önemli kanıtı da, medyaya yansıyan ve giderek sıradanlaşan suçluların artması ile, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının suçlu ve hükümlü sayısına ilişkin dönem, dönem açıklanan verileridir.
İNSAN DAVRANIŞLARI VE SUÇLAR
Özgür düşüncenin bir gereği olarak, hiçbir insan haksız olarak suçlanıp yargılanarak hapse girmeyi istemez…
Gerçekte biliyoruz ki, suçu işleyen insandır. Ancak suça yönelimde, insan kendi davranışları kadar toplumun içinde olduğu sosyal ve ekonomik koşullardan da etkilenmektedir.
İnsan; yaşadığı ve sergilediği değerleriyle anlam kazanan bir yapıya sahiptir. Yüce Allah insanı maddi ve fiziki yapısı yanında manevi değerleriyle birlikte yaratmıştır.
Manevi değerlerin yaşanmadığı, insanı insan yapan değerlerin korunup güçlendirilmediği toplumlarda insan suça yönelimde kısa sürede tanınmaz bir varlık haline dönüşebilmektedir.
Yazımızın başında söz ettiğimiz suça yönelimde, medyaya yansıyan ‘cinayet haberlerinin, gerekçeleri incelendiğinde anlık öfke, kin ve intikam duygusu, cinnet geçirme, ruhsal bunalım ile tutku (özellikle para tutkusu) ve takıntılarımız etkili olabilmektedir.
Yıllarını eşi ve çocuklarıyla birlikte geçirmiş bir insan; kıskançlık, boşanma veya sıradan bir bahane ile cinnet geçirip öfkelenerek ailesini katletmekte, kin ve intikam duygusu insanın sağlıklı düşünmesini yok etmekte, ruhsal bunalım geçiren bir insanda akıl dışı davranışlara yönelebilmektedir.
Hız tutkunu bir insan trafikte ölümlü kazalara yol açmakta, tedavi edilmeyen takıntılarda, takıntı sahibi insanların başına büyük işler açmaktadır. Cinayetlerin çoğunun altında da haksız para kazanma tutkusu yatmaktadır.
EKONOMİK VE SOSYAL KOŞULLAR
Toplumsal yaşamda görülebilen ekonomik krizler veya sosyal yaşamda dikkati çeken ve ahlaki değerlerimize aykırı olan değişimlerde insanın suça olan eğilimini etkilemektedir.
Adaletsiz ücret dağılımı, yoksulluk ve işsizlik, haksız kazanç veya bazı kesimlerde görülen lüks ve ihtişamlı yaşam modeli de bu yaşamdan uzak olan insanlar üzerinde olumsuz etkilenmelere yol açmaktadır.
Günümüzde bazı insanlar televizyonda izledikleri vurdulu kırdılı aksiyon filmleri veya dizilerden dahi etkilenebilmektedir. Bu etkileşim sonucu suça yönelen insanların varlığını da görsel ve yazılı medyadan izlemekteyiz.
Fransız yazar Hanore de Balzac’a (1799-1850) göre: ‘Yoksulluğun hüküm sürdüğü yerde ne utanma kalır, ne suç, ne namus, ne de ruh.,, Gerçekten de yoksulluğun hüküm sürdüğü, eğitim düzeyinin düşük olduğu yerleşim bölgelerinde suça yönelim daha çok olmaktadır.
Yoksullaşmanın önüne geçmek ve genç işsizlere istihdam olanağı sağlamak için politikalar geliştirmek, toplumda suça yönelimle birlikte suçlu sayısını azaltmak bakımından da yürütme erkinin asla ihmal etmemesi gereken bir yönetim sorumluluğudur.
Ünlü filozof ve düşünürlerden Çinli Konfüçyüs’ün (MÖ: 551- 480) görüşü ise insanların ekonomik ve sosyal koşulların kurbanı olmaması için yöneticilerde olması zorunlu bir gerçeği işaret ediyor:
‘’ Yöneticilerin tek serveti, adalet ve hakkaniyet olmalıdır.,,
Bir başka sözünde ise Konfüçyüs ‘Adaleti devletin hazinesi, olarak nitelendirmiş, Cumhuriyet Dönemi yazarlarımızdan, gazeteci ve milletvekili Falih Rıfkı Atay’da ‘Hukuk ile medeniyet ve kültürleri arasında ahenk kuramayan cemiyetler bedbahttırlar., diyerek yaşadığı dönemden günümüzde yaşananlara ışık tutmuştur.
Sevgili okuyucularım, toplumda hukukun üstünlüğünü egemen kılmak ve adaleti tesis etmek, demokrasilerde yürütmenin gücünü elinde bulunduran yöneticiler için olmazsa olmaz koşullardandır.
Bu gerçekten hareketle, hukuk sistemimizin sadece kendi içinde yapılacak düzenlemelerle değil eğitim sistemini de rayına oturtacak düzenlemelere gereksinim vardır. Eğitim düzeyi yükseldikçe suçlu insan sayısındaki azalış bu gerçeği teyit eder.
Bütün vatandaşları kapsayan ‘yaşam boyu eğitim, yanında insani değerlerin canlı ve yaşanılır tutulmasına yönelik çalışmalarda, suçlu sayısının azaltılmasında yararlı olabilecek, insanların hukukun üstünlüğü ve yasaların koruyuculuğuna olan güveni pekişecektir.
Şunu da unutmayalım ki, M.S 1. Yüzyılda yaşamış Romalı Şair Juvenal’a göre:
‘’ En titiz mahkeme vicdandır. Orada hiçbir suçlu aklanmaz.,,
Yazımızı Juvenal’ın bu sözüne destek olan ve hukukun üstünlüğüne de işaret eden Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ün şu sözüyle tamamlayalım:
‘’ Herkesin polisi kendi vicdanıdır, fakat polis vicdanı olmayanların karşısındadır.,,
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 950606
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.