En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

EN DEĞERLİ VARLIĞIMIZ: AKIL VE RUH SAĞLIĞIMIZ !..

Değerli okuyucularım; yetişkin bir birey olarak toplumda yerimizi almak, akıl ve ruh sağlığımızı koruyarak saygın bir kişiliğe sahip olabilmek hepimizin arzusu… Ama bunu sağlayabilmek sanıldığı kadar kolay değil.

Neden değil?

Çünkü; her insanın yetiştiği ortam, kültür birikimi, çevre koşulları, alınan eğitim ve kaliteye dayanan yaşam koşulları farklı farklı…

Özellikle toplumsal yaşama damga vuran olaylar, günümüzde çeşitlilik arz ediyor. Bilhassa akıl ve ruh sağlığını kaybetme adına yaşadıklarımız her birimizi gelecek açısından endişeye sevk ediyor.

Sağlıkta kaliteli yaşam amacıyla, Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporunun İnsani Gelişim Sıralamasında dikkate alınan temel kriterlerden biri de uzun ve sağlıklı yaşam… Sağlıklı yaşam içinde insanın akıl ve ruh sağlığının yerinde  olması, ’olmazsa olmaz, bir ön koşuldur.

TÜRKİYE’DE AKIL VE RUH SAĞLIĞI  UYGULAMALARI

Anayasamızın 56. Maddesi herkesin yaşamını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürebilmesi amacıyla devlet olarak yerine getirilmesi gerekli yükümlülükleri tanımlamıştır.

Anayasal bir sorumluluk olarak sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için hükümetlerin bilhassa Sağlık Bakanlığı marifetiyle politikalar üretip, günlük yaşamı olumsuz etkileyen akıl ve ruh sağlığı alanındaki sorunları ortadan kaldırması gerekiyor.

Özellikle; hastane koşullarının, ‘Tedavi ve Ruh Sağlığı Eylem Planı, açısından Sağlık Bakanlığı tarafından yerine getirilmeye çalışılan diğer yükümlülüklerle birlikte ve akıl sağlığının korunması yolunda geldiğimiz noktanın sorgulanması gerekiyor.

Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı önerisini dikkate aldığımızda eksikliği görülen hususların altını çizmek gerekiyor. Bunlar[1]:

‘’Tüm Avrupa ülkelerinde ‘Toplum Temelli Ruh Sağlığı, modeli uygulanırken Türkiye’de halen ‘Hastane Temelli, ruh sağlığı hizmeti uygulanıyor.

Ülkemizde kronik hastaların % 10-15 i bakım gerektiriyor.

Hasta haklarını koruma amaçlı istemsiz yatışları düzenleyecek ‘Ruh Sağlığı Yasası, yok.

Özel sektörün ruh sağlığı sistemine katkısı % 2 düzeyinde. Halbuki bu oran Avrupa ve Amerika’da % 40 düzeyinde.

Hastaların tedavileri açısından hastanelerde psikiyatri için ayrılan yataklar yetersiz olup, bu yatakların kurumlara göre dağılımı şöyle: (Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı, S.7)’’

Sağlık Bakanlığı (Genel Hastaneler) : % 27,2

Özel Sektör                                          : % 6,2

Üniversiteler                                        : % 13,1

Sağlık Bakanlığı  (RSHH)                    : % 53,5           

Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre, eğer gerekli önlemler alınmazsa 2020 yılında dünyanın en büyük sorununun ‘depresyon, olacağı ifade ediliyor.

Türkiye’de de yeni gelişmeler ışığında önleyici ruh sağlığı çalışmaları yanında mevcut ruh sağlığı sorunlarını en aza indirecek çalışmalara ağırlık vermek gerekiyor.

AKIL  VE RUH SAĞLIĞIMIZ NELERDEN ETKİLENİYOR?

İnsanlar doğal yaşam koşullarından giderek uzaklaşıyor. Kentleşme; trafik, işsizlik, yoksulluk, stres ve yabancılaşma gibi bir çok sorunu beraberinde getiriyor.

Özellikle büyük kentler; doğal yaşam alanları, trafik, park ve dinlenme yerleri, eğlence merkezleri açılarından yeterli olmadıkları için beklentilere cevap vermiyor.

Halbuki bir dönem insanlar, büyük kentlere kolay iş bulabilirim umuduyla akın ediyorlardı. Bu olgu halan de devam eden bir olgudur. Günümüzde gençler başta olmak üzere işini kaybeden çok sayıda insan iş bulabilme konusunda ciddi sorunlar yaşamaktadır.

Aile birliğini tehdit eden boşanmalar, göç, aile içi iletişim, ebeveyn ilgisizliği, yalnızlaşan yaşlılar ve bu sorunların doğurduğu ruhsal bunalımlar şehir yaşamında etkisini daha çabuk gösteriyor.

Ayrıca ekonomik yapıda zaman, zaman çıkan krizler, doğal afetler, büyük şehirlerde yaşanan yoğun stres insanların akıl ve ruh sağlığında derin yaralara yol açabiliyor.

Yoğun iş temposu, hava kirliliği, kötü beslenme, dengesiz beslenme ve zararlı alışkanlıklarda insanların akıl ve ruh sağlığını olumsuz etkiliyor.

Teknolojik değişim, insan yaşamını kolaylaştırmasına karşın, insanı sosyal yaşamdan çekip yalnızlaştırabiliyor. Doğal yaşamın özgürlüğünden kopan gençler kendilerini sanal ortamın içine hapsediyorlar. 

Yapılan araştırmalar, ülkemizde her 5 kişiden birinin ruh sağlığı sorunu olduğunu, nüfusun % 18 e yakın bir kısmının yaşamları boyunca en az bir ruhsal hastalık geçirdiğini ortaya koyuyor. Ruhsal hastalığı olan 6 kişiden ancak biri tedavi yönünden destek görebiliyor.

Ülkemiz insanlarının % 60-70 e ulaşan bir kısmı yaşadıkları psikolojik sorunları hastalık belirtisi olarak kabullenmek istemiyor. Kabul edenlerin bir kısmı da doktora gitmeyi ‘damgalanma, olarak düşünüyor.

Ruh Sağlığı hastanelerini 3 yıl boyunca inceleyen ‘İnsan Hakları Girişiminin, hazırladığı Raporda bu hastanelerin tedavi ve bakım açısından Avrupa kriterlerinden ve beklentilerinden uzak yalnızca ilaca dayalı bir tedavi sisteminin uygulandığını ortaya koyuyor.

AKIL  VE RUH SAĞLIĞIMIZI NASIL KORURUZ ?

Akıl ve ruh sağlığının korunmasında aile içinde sağlıklı bir diyalog kurulmasının önemi çok büyük. İnsan, öncelikle aile içinde yaşananlardan etkileniyor.

Şiddet ve kötü alışkanlıkların hakim olduğu, örnek olacak davranışların sergilenemediği bir aile ortamında yetişen bireylerin akıl ve ruh sağlıklarının yerinde olduğunu iddia edebilmek oldukça güçtür.

Günümüzde her alanda olduğu gibi ruh sağlığı alanında da eğitimin aydınlatıcı gücünden yararlanılmaktadır. Eğitim düzeyi yüksek bireyler; akıl ve ruh sağlığını koruma noktasında oluşabilecek tehlikelere karşı daha duyarlı ve dikkatli davranış sergileyebilmektedir.

Eğitim alanında; akıl ve ruh sağlığımızı korumaya yönelik çalışmaların ortaya koyduğu müşahhas sonuçlar şöyle açıklanabilir:

§  Olumlu düşüncenin gücünden yararlanılmalı.

§  Çevremizde motive edici, yaşama olumlu yaklaşan insanlarla iletişim kurmalı.

§  İnsanları yakından tanımalı.

§  Duanın gücüne inanmalı.

§  Yaşama değer katacak işler yapılmalı.

§  Geçmişe ve geleceğe değil bugüne odaklanmalı.

§  Kendimize güvenmeli, değerli bir varlık olduğumuz inancıyla hareket edilmeli.

§  Kendimizi sevmeli, vücut sağlığımızı önemsemeliyiz.

Sevgili okuyucularım, birde akıl ve ruh sağlığı konusunun manevi yönü var. Geçmişte insanlar acıyı derdi paylaşırdı.  Ruh sağlığı bozulmuş insanların sorunları; birlikte hareket edilerek, mahallede evde insanlar kendi içlerinde çözmeye çalışırlardı.

Toplumda dayanışma ruhu tükenince, akıl ve ruh sağlığı bozulmuş insanlarımız sahipsiz kaldı. Tedavi olanağından mahrum binlerce insan, birlikte yaşama kültüründen uzak olumsuz davranışlara yöneldi.

Sorunun eğitim ve sağlık sistemi içinde, dayanışmacı bir anlayışla çözümü yolunda; aile içi yapıcı bir diyalog önemsenerek, yeni projeler üretilerek yerel kurum ve kuruluşlarla birlikte, sivil toplum kuruluşlarının da desteği alınarak müşahhas adımlar atılması zorunlu gözükmektedir.

 

Atıf   ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 2977

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 228841

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.