ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
İnsanın toplumsal yaşamda yerini alması; iyi yetişmesine, bir meslek sahibi olmasına ve sonunda saygın bir yer edinmesine bağlıdır. Bir insanı yetiştiren ve olgunlaştıran koşullar farklı farklı olduğu için; bugüne kadar beklentilere uygun ideal olarak nitelendirilebilecek bir insan modeli keşfedilebilmiş değildir. Toplumsal yapıda birbirinden farklı, hayata bakışları ve olaylara yaklaşımları kendine özgü olan insan profillerinin olması doğaldır. İnsanda aranan özellikler; uyum sağlayacağı toplum için bir meslek sahibi olması ve bunun yanında çevresine örnek olacak güzel davranışlar sergilemesi kısaca iyi bir insan olabilmesidir. Annesinden masum olarak doğan bir insan için tespit edilmesi gereken ilk önemli husus; yetişmesi yolunda kendisine verilecek eğitimin yaratılışına tabi olduğunun bilinmesi gerçeğidir. Aşağıda okuyacağınız öyküde, insan terbiyesinin yaratılışa tabi olduğunu açıklayan anlamlı bir içerik taşıyor: ‘ Eski İran hükümdarlarından biri vezirine oğlunun hocasından yakınıyordu: ‘Ben istiyorum ki oğlum ilim öğrensin, benim yerime hükümdar olsun, o ise devamlı müzikle meşgul. Demek ki hocası iyi eğitmiyor., Vezir aynı görüşte değildi: ‘Hükümdarım hocanın elinde mucizesi yok. Çocuğun kabiliyeti neye ise hocası ancak onda ilerlemesine yardım edebilir. İnsanın tabiatı değiştirilemez. Terbiye yaratılışa bağlıdır., Hükümdar tersini düşünüyordu. Bunu kanıtlamak için bir akşam sarayında bir eğlence düzenledi. Bu eğlence sırasında eğitilmiş kedilerin bir gösterisi de yer aldı. Kediler sırtlarında, bir tabak içinde yanan mumlar taşıyorlardı. Hükümdar vezire bu kedileri göstererek: ‘Görüyorsunuz, terbiyenin gücü nelere yetiyor, dedi. Vezir karşılık vermedi. Yeni bir eğlence gecesini bekledi. Bir başka eğlence gecesine gelirken yanında gizlice birkaç tane fare getirdi. Kediler gösteriye başladığı zaman bu fareleri salıverdi. Fareleri gören kediler sırtlarındaki tabağı, mumu unutup farelerin peşine takıldılar. Mumlar, tabaklar hepsi bir yana yuvarlandı. Tam bu esnada vezir padişaha şöyle dedi: ‘’ Gördünüz mü padişahım terbiye yaratılışa tabidir.,, Değerli okurlarım; bu hikayenin özünde var olan gerçeği bugün bile fark edemediğimiz için çocuklarımızı anne veya babası olarak kendi beklentilerimize uygun; mesleki açıdan yaratılışlarına aykırı eğitim kurumlarına yönlendirmiyor muyuz? Bunun sonucunda yüzbinlerce genç, her yıl meslek değiştirmek, mutlu ve başarılı olacağı mesleğini kazanmak için öğrenci seçme sınavlarına yeniden girmiyor mu? Yanlış meslek seçtikleri için, kendini mutlu ve huzurlu hissetmeyen insanlar; bulundukları makamı ya da iş yerlerini temsil edemedikleri ve başarılı olamadıkları için türlü türlü şikayetlere yol açmıyorlar mı? Bir toplumda işlerin hakkıyla yürümesi; bir bakıma yaptığı işi en iyi şekilde icra eden meslek mensuplarının varlığına bağlıdır. İnsanların kabiliyet ve yetenek açısından farklı farklı donanımlara sahip olması da Yüce Rabbimizin insanlara bahşettiği; toplumsal yapıda değişik mesleklerin bulunmasının doğallığını ortaya kayan bilimsel bir gerçektir. Herkesin aynı mesleği icra ettiği bir durumu düşünmek bile abesle iştigaldir. İnsan yetiştirmede diğer önemli bir husus; insanın yetenek ve kabiliyetinin keşfedilmesinin yanı sıra değerli bir varlık olduğunun kendisine hissettirilebilmesinin önemli olduğu gerçeğidir. Milyonlarca genç insan, değerli bir varlık olduğunu fark edemeyip; kendi yeteneğinin farkında olmadan istikbal veya geleceğini başta ailesi olmak üzere başka insanların telkin ve tavsiyelerinde bulmaya çalışıyorsa bu o insanlar için önemli bir kayıptır. Her insan değerlidir ve insanları değerli kılan farklı özellikleri mevcuttur. İnsanlar mesleki alanda gösterdikleri başarılarla, kötü davranışlar ve zararlı alışkanlıklardan uzak yaşam tarzları ile değerli birer varlık olduklarını ortaya koyabilirler. İş yerinde işini en güzel şekilde yapan bir işçi, çalıştırdığı işçilere haklarını zamanında ödeyen patron, adaletin tecellisi için çalışan avukat, hakim ve savcı, yaptığı spor etkinliği ile ahlaklı davranışı ilke edinen sportmen, hastalarına yardımcı olmak için üstün gayret gösteren hekim, hemşire veya sağlık çalışanı, öğrencilerine ufuk açıp esin kaynağı olmakla kalmayıp iyi ve dürüst bir insan olmayı aşılayan öğretmen, projelerini insanlık için ortaya koyan bilim, sanat ve siyaset insanı, velhasıl toplumda hizmet üreten her çeşit meslek erbabı yaşama değer katıyor demektir. Ailede, okulda ve iş yerlerinde hangi konumda olursak olalım diğer insanlarında değerli bir varlık olduğu bilinciyle hareket edebilmeliyiz. Nerede bulunursak bulunalım, herhangi bir insanı değersiz kılmayı çağrıştıran davranış ve telkinlerden uzak durmalıyız. Özellikle bir insanı fiziki yapısı, düşüncesi ya da herhangi bir kusuru nedeniyle küçümsemek, ötekileştirmek veya dışlamak bu insana değerli bir varlık olduğunu önemsetme yolunda çok ciddi bir engeldir. İyi bir insan ve ideal bir vatandaş yetiştirme yolunda; öncelikle kendimizden başlayıp, sahip olduğumuz değerleri özümseyerek atacağımız her adım içinde yaşadığımız toplumu ve kendi yaşam kalitemizi yükseltecektir. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
İnsanın toplumsal yaşamda yerini alması; iyi yetişmesine, bir meslek sahibi olmasına ve sonunda saygın bir yer edinmesine bağlıdır.
Bir insanı yetiştiren ve olgunlaştıran koşullar farklı farklı olduğu için; bugüne kadar beklentilere uygun ideal olarak nitelendirilebilecek bir insan modeli keşfedilebilmiş değildir.
Toplumsal yapıda birbirinden farklı, hayata bakışları ve olaylara yaklaşımları kendine özgü olan insan profillerinin olması doğaldır.
İnsanda aranan özellikler; uyum sağlayacağı toplum için bir meslek sahibi olması ve bunun yanında çevresine örnek olacak güzel davranışlar sergilemesi kısaca iyi bir insan olabilmesidir.
Annesinden masum olarak doğan bir insan için tespit edilmesi gereken ilk önemli husus; yetişmesi yolunda kendisine verilecek eğitimin yaratılışına tabi olduğunun bilinmesi gerçeğidir.
Aşağıda okuyacağınız öyküde, insan terbiyesinin yaratılışa tabi olduğunu açıklayan anlamlı bir içerik taşıyor:
‘ Eski İran hükümdarlarından biri vezirine oğlunun hocasından yakınıyordu:
‘Ben istiyorum ki oğlum ilim öğrensin, benim yerime hükümdar olsun, o ise devamlı müzikle meşgul. Demek ki hocası iyi eğitmiyor.,
Vezir aynı görüşte değildi:
‘Hükümdarım hocanın elinde mucizesi yok. Çocuğun kabiliyeti neye ise hocası ancak onda ilerlemesine yardım edebilir. İnsanın tabiatı değiştirilemez. Terbiye yaratılışa bağlıdır.,
Hükümdar tersini düşünüyordu. Bunu kanıtlamak için bir akşam sarayında bir eğlence düzenledi. Bu eğlence sırasında eğitilmiş kedilerin bir gösterisi de yer aldı. Kediler sırtlarında, bir tabak içinde yanan mumlar taşıyorlardı. Hükümdar vezire bu kedileri göstererek:
‘Görüyorsunuz, terbiyenin gücü nelere yetiyor, dedi.
Vezir karşılık vermedi. Yeni bir eğlence gecesini bekledi. Bir başka eğlence gecesine gelirken yanında gizlice birkaç tane fare getirdi. Kediler gösteriye başladığı zaman bu fareleri salıverdi. Fareleri gören kediler sırtlarındaki tabağı, mumu unutup farelerin peşine takıldılar. Mumlar, tabaklar hepsi bir yana yuvarlandı. Tam bu esnada vezir padişaha şöyle dedi:
‘’ Gördünüz mü padişahım terbiye yaratılışa tabidir.,,
Değerli okurlarım; bu hikayenin özünde var olan gerçeği bugün bile fark edemediğimiz için çocuklarımızı anne veya babası olarak kendi beklentilerimize uygun; mesleki açıdan yaratılışlarına aykırı eğitim kurumlarına yönlendirmiyor muyuz?
Bunun sonucunda yüzbinlerce genç, her yıl meslek değiştirmek, mutlu ve başarılı olacağı mesleğini kazanmak için öğrenci seçme sınavlarına yeniden girmiyor mu?
Yanlış meslek seçtikleri için, kendini mutlu ve huzurlu hissetmeyen insanlar; bulundukları makamı ya da iş yerlerini temsil edemedikleri ve başarılı olamadıkları için türlü türlü şikayetlere yol açmıyorlar mı?
Bir toplumda işlerin hakkıyla yürümesi; bir bakıma yaptığı işi en iyi şekilde icra eden meslek mensuplarının varlığına bağlıdır. İnsanların kabiliyet ve yetenek açısından farklı farklı donanımlara sahip olması da Yüce Rabbimizin insanlara bahşettiği; toplumsal yapıda değişik mesleklerin bulunmasının doğallığını ortaya kayan bilimsel bir gerçektir. Herkesin aynı mesleği icra ettiği bir durumu düşünmek bile abesle iştigaldir.
İnsan yetiştirmede diğer önemli bir husus; insanın yetenek ve kabiliyetinin keşfedilmesinin yanı sıra değerli bir varlık olduğunun kendisine hissettirilebilmesinin önemli olduğu gerçeğidir.
Milyonlarca genç insan, değerli bir varlık olduğunu fark edemeyip; kendi yeteneğinin farkında olmadan istikbal veya geleceğini başta ailesi olmak üzere başka insanların telkin ve tavsiyelerinde bulmaya çalışıyorsa bu o insanlar için önemli bir kayıptır.
Her insan değerlidir ve insanları değerli kılan farklı özellikleri mevcuttur.
İnsanlar mesleki alanda gösterdikleri başarılarla, kötü davranışlar ve zararlı alışkanlıklardan uzak yaşam tarzları ile değerli birer varlık olduklarını ortaya koyabilirler.
İş yerinde işini en güzel şekilde yapan bir işçi, çalıştırdığı işçilere haklarını zamanında ödeyen patron, adaletin tecellisi için çalışan avukat, hakim ve savcı, yaptığı spor etkinliği ile ahlaklı davranışı ilke edinen sportmen, hastalarına yardımcı olmak için üstün gayret gösteren hekim, hemşire veya sağlık çalışanı, öğrencilerine ufuk açıp esin kaynağı olmakla kalmayıp iyi ve dürüst bir insan olmayı aşılayan öğretmen, projelerini insanlık için ortaya koyan bilim, sanat ve siyaset insanı, velhasıl toplumda hizmet üreten her çeşit meslek erbabı yaşama değer katıyor demektir.
Ailede, okulda ve iş yerlerinde hangi konumda olursak olalım diğer insanlarında değerli bir varlık olduğu bilinciyle hareket edebilmeliyiz.
Nerede bulunursak bulunalım, herhangi bir insanı değersiz kılmayı çağrıştıran davranış ve telkinlerden uzak durmalıyız.
Özellikle bir insanı fiziki yapısı, düşüncesi ya da herhangi bir kusuru nedeniyle küçümsemek, ötekileştirmek veya dışlamak bu insana değerli bir varlık olduğunu önemsetme yolunda çok ciddi bir engeldir.
İyi bir insan ve ideal bir vatandaş yetiştirme yolunda; öncelikle kendimizden başlayıp, sahip olduğumuz değerleri özümseyerek atacağımız her adım içinde yaşadığımız toplumu ve kendi yaşam kalitemizi yükseltecektir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 70422
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.