En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

İNSAN YETİŞTİRME MODELİ

İnsanın toplumsal yaşamda yerini alması; iyi yetişmesine, bir meslek sahibi olmasına ve sonunda saygın bir yer edinmesine bağlıdır.

Bir insanı yetiştiren ve olgunlaştıran koşullar farklı farklı olduğu için; bugüne kadar beklentilere uygun ideal olarak nitelendirilebilecek bir insan modeli keşfedilebilmiş değildir.

Toplumsal yapıda birbirinden farklı, hayata bakışları ve olaylara yaklaşımları kendine özgü olan insan profillerinin olması doğaldır.

İnsanda aranan özellikler; uyum sağlayacağı toplum için bir meslek sahibi olması ve bunun yanında çevresine örnek olacak güzel davranışlar sergilemesi kısaca iyi bir insan olabilmesidir.

Annesinden masum olarak doğan bir insan için tespit edilmesi gereken ilk önemli husus; yetişmesi yolunda kendisine verilecek eğitimin yaratılışına tabi olduğunun bilinmesi gerçeğidir.

Aşağıda okuyacağınız öyküde, insan terbiyesinin yaratılışa tabi olduğunu açıklayan anlamlı bir içerik taşıyor:

‘ Eski İran hükümdarlarından biri vezirine oğlunun hocasından yakınıyordu:

‘Ben istiyorum ki oğlum ilim öğrensin, benim yerime hükümdar olsun, o ise devamlı müzikle meşgul. Demek ki hocası iyi eğitmiyor.,

Vezir aynı görüşte değildi:

‘Hükümdarım hocanın elinde mucizesi yok. Çocuğun kabiliyeti neye ise hocası ancak onda ilerlemesine yardım edebilir. İnsanın tabiatı değiştirilemez. Terbiye yaratılışa bağlıdır.,

Hükümdar tersini düşünüyordu. Bunu kanıtlamak için bir akşam sarayında bir eğlence düzenledi. Bu eğlence sırasında eğitilmiş kedilerin bir gösterisi de yer aldı. Kediler sırtlarında, bir tabak içinde yanan mumlar taşıyorlardı. Hükümdar vezire bu kedileri göstererek:

‘Görüyorsunuz, terbiyenin gücü nelere yetiyor, dedi.

Vezir karşılık vermedi. Yeni bir eğlence gecesini bekledi. Bir başka eğlence gecesine gelirken yanında gizlice birkaç tane fare getirdi. Kediler gösteriye başladığı zaman bu fareleri salıverdi. Fareleri gören kediler sırtlarındaki tabağı, mumu unutup farelerin peşine takıldılar. Mumlar, tabaklar hepsi bir yana yuvarlandı. Tam bu esnada vezir padişaha şöyle dedi:

‘’ Gördünüz mü padişahım terbiye yaratılışa tabidir.,,

Değerli okurlarım; bu hikayenin özünde var olan gerçeği bugün bile fark edemediğimiz için çocuklarımızı anne veya babası olarak kendi beklentilerimize uygun; mesleki açıdan yaratılışlarına aykırı eğitim kurumlarına yönlendirmiyor muyuz?

Bunun sonucunda yüzbinlerce genç, her yıl meslek değiştirmek, mutlu ve başarılı olacağı mesleğini kazanmak için öğrenci seçme sınavlarına yeniden girmiyor mu?

Yanlış meslek seçtikleri için, kendini mutlu ve huzurlu hissetmeyen insanlar; bulundukları makamı ya da iş yerlerini temsil edemedikleri ve başarılı olamadıkları için türlü türlü şikayetlere yol açmıyorlar mı?

Bir toplumda işlerin hakkıyla yürümesi; bir bakıma yaptığı işi en iyi şekilde icra eden meslek mensuplarının varlığına bağlıdır. İnsanların kabiliyet ve yetenek açısından farklı farklı donanımlara sahip olması da Yüce Rabbimizin insanlara bahşettiği; toplumsal yapıda değişik mesleklerin bulunmasının doğallığını ortaya kayan bilimsel bir gerçektir. Herkesin aynı mesleği icra ettiği bir durumu düşünmek bile abesle iştigaldir.

İnsan yetiştirmede diğer önemli bir husus; insanın yetenek ve kabiliyetinin keşfedilmesinin yanı sıra değerli bir varlık olduğunun kendisine hissettirilebilmesinin önemli olduğu gerçeğidir.

Milyonlarca genç insan, değerli bir varlık olduğunu fark edemeyip; kendi yeteneğinin farkında olmadan istikbal veya geleceğini başta ailesi olmak üzere başka insanların  telkin ve tavsiyelerinde bulmaya çalışıyorsa bu o insanlar için önemli bir kayıptır.

Her insan değerlidir ve insanları değerli kılan farklı özellikleri mevcuttur.

İnsanlar mesleki alanda gösterdikleri başarılarla, kötü davranışlar ve zararlı alışkanlıklardan uzak yaşam tarzları ile değerli birer varlık olduklarını ortaya koyabilirler.

İş yerinde işini en güzel şekilde yapan bir işçi, çalıştırdığı işçilere haklarını zamanında ödeyen patron, adaletin tecellisi için çalışan avukat, hakim ve savcı, yaptığı spor etkinliği ile ahlaklı davranışı ilke edinen sportmen, hastalarına yardımcı olmak için üstün gayret gösteren hekim, hemşire veya  sağlık çalışanı, öğrencilerine ufuk açıp esin kaynağı olmakla kalmayıp iyi ve dürüst bir insan olmayı aşılayan öğretmen, projelerini insanlık için ortaya koyan bilim, sanat ve siyaset insanı, velhasıl toplumda hizmet üreten her çeşit meslek erbabı yaşama değer katıyor demektir. 

Ailede, okulda ve iş yerlerinde hangi konumda olursak olalım diğer insanlarında değerli bir varlık olduğu bilinciyle hareket edebilmeliyiz.

Nerede bulunursak bulunalım, herhangi bir insanı değersiz kılmayı çağrıştıran davranış ve telkinlerden uzak durmalıyız.

Özellikle bir insanı fiziki yapısı, düşüncesi ya da herhangi bir kusuru nedeniyle küçümsemek, ötekileştirmek veya dışlamak bu insana değerli bir varlık olduğunu önemsetme yolunda çok ciddi bir engeldir.

İyi bir insan ve ideal bir vatandaş yetiştirme yolunda; öncelikle kendimizden başlayıp, sahip olduğumuz değerleri özümseyerek atacağımız her adım içinde yaşadığımız toplumu ve kendi yaşam kalitemizi yükseltecektir.

 

Atıf   ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

   


 Okunma Sayısı : 4867

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 70422

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.