En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

İNSAN KENDİNİ NEDEN TÜKETİR?

İnsanın kendini tüketmesinin tıp bilimindeki adı: Tükenmişlik Sendromu.

Bu sendromu tanımlayan ve ilk kez ortaya koyan Herbert J. Freudenberger (1926-1999) isimli Alman asıllı A.B.D vatandaşı bir psikolog. Tükenmişlik algısı üzerine 1980 yılında yayınladığı kitap standart bir referans kaynağı olmuş.

Tükenmişlik terimi ilk olarak 1970 li yılların ortalarında; insanlarla ilişkileri fazla olan mesleklere özgü bir sendromu tanımlamak için kullanıldı.

Sağlık çalışanları, öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları ve insanlara rehberlik hizmeti veren bazı meslek mensupları, bu sendromu en fazla yaşayan bireyler olarak nitelendiriliyor. 

Bu sendroma yakalanan insanlar; kendilerinde bitmek bilmeyen yorgunluk ve halsizlik, tedirginlik, endişe ve mutsuzluk hissi yaşıyorlar.

Hatırlayacaksınız; Muhteşem Yüzyıl, isimli TV dizisinde Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi olarak ‘Hürrem Sultanı, canlandıran dizi sanatçısı Meryem Uzerli aşırı çalışma sonucu Tükenmişlik Sendromuna yakalandığını ifade ederek diziden ayrılmıştı.

Haliyle bu tablo, tükenmişlik duygusu yaşayan insanların hizmet kalitesini düşürüyor daha da önemlisi; insan eriyerek tükenen bir mum gibi çevresine ışık saçmaktan uzaklaşıp yaşamsal varlığı tehdit altına girebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü tanımlamasına göre, insanın sağlıklı olabilmesi kendisini iyi hissetmesi ile mümkündür. Kendimizi iyi hissedemediğimiz  her durum, yakalanmakta olduğumuz bir hastalığın habercisi olabilir.

İnsanlar tükenmişlik sendromuna; duygusal, fiziksel ve zihinsel açılardan yakalanabilmektedir.

İnsan olarak önemli fonksiyonlarımız arasında yer alan duygusal, fiziksel ve zihinsel gücümüzün tükenmesi bizi ayakta tutan temel güçlerimizin tükenmesi veya zaafa uğraması anlamına gelmektedir.

Tükenmişlik sendromuna yakalanan bazı insanlarında intihara yönelmesi; sorunun insanı yaşatmak açısından büyük bir öneme haiz olduğunu ortaya koymaktadır.

Gelişen teknoloji, insanların makineler yoluyla ürettiklerini artırmakla beraber; çalışma ortamında yaşanan stres, aşırı yüklenme sonucu ortaya çıkan enerji ve güç kaybı veya karşılanmayan istekler başarıyı azaltıp tükenmişliğin ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

İNSAN, YAŞAMI TEHDİT EDEN HER TÜRLÜ TEHLİKEDEN KORUNMALIDIR

İnsan, Yüce Allah (c.c) tarafından maddi ve manevi boyutları ile birlikte kusursuz yaratılmış bir canlı varlıktır. Bu durum Kur’an-da; insan için eşref-i mahlukat tanımıyla ifade edilmiştir.

Dünya yaşamında sınırlı bir ömre  sahip olan insan, yaşamında kendini tehdit eden tehlikelere karşı korunaklı olmalıdır.

İnsanı yaşam mücadelesinde bekleyen çok sayıda tehlikelerden biri de; sağlık alanında tükenmişliğe yol açan stresli çalışma ortamındaki engellerdir.

Çalışma ortamında hizmeti verende alanda insandır. Bir hizmet üretilirken; bu hizmete talip olan insanların beklentilerinin yüksek olması veya aşırı talep ya da anlamsız bir şekilde ısrarcı davranışlar hizmeti sunan insanı zora sokabilmektedir. Çalışma ortamının kötülüğü, yasalara aykırı bir şekilde yaptırılan fazla çalışmada insanı yıpratarak tükenmesine neden olabilmektedir.

İnsanlığa hizmeti şiar edinmiş her insan, kendisinden bekleneni en iyi şekilde sunma çabası içine girince kendini de tüketen bir yola girmiş olmaktadır. Bu bir bakıma psikologların ‘mükemmeliyetçi olma, durumu ile de yakından ilgilidir.

Bilimsel açıdan dikkate alınması zorunlu bir gerçekte; insanın kapasitesinin ve hizmet sunma gücünün; yetenekli olsa bile sınırlı olmasıdır.

Sınırlı olan insan gücünün toplumda kabul edilmiş bir sosyal gerçekçilik düzeyine erişememiş olması; hizmet sunan insanların tükenmişlik girdabına yakalanmasında olumsuz bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnsan olarak birbirimizde beklentilerimiz; empatiye dayanan bir yaklaşım içinde, karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde yerine getirilmelidir.

Çalışma yaşamında tükenmişlik sendromuna yakalanma eğilimine yatkın insanlar önceden kendilerini fazlaca zorlamamalı; işverenlerde çalıştırdıkları personelden kapasitelerinin üzerine çıkmalarını beklememelidir.

İnsan olma erdemini yaşayan bir toplumun bireyleri olarak hareket etmeyi başardığımızda; insan yaşamını tehdit eden tükenmişlik ve benzeri sendromlardan uzaklaşmış oluruz.

İnsan ve insanlığı yaşatma adına; sağlıklı bir yaşam modeli oluşturabilmek için; insanlar olası tehlikelere karşı korunmalı; insanın kendisi de hizmet sunma kapasitesinin sınırlı olduğu bilinciyle hareket etmelidir.

 

Atıf  ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

        

  


 Okunma Sayısı : 3407

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 407744

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.