En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

YAŞAM HAKKI, KUTSALDIR; DEĞER ÖLÇÜSÜ DE YOKTUR!..

Yaşam hakkı; insanın doğumu ile başlayan ve doğal yaşamının devamı ile süren, nihayet ölümle sonuçlanan bir haktır.

Bu hak, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde de ifadesini bulmuş; Anayasamızın 17. Maddesinde de teyit edilmiştir.

‘Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.,

Gerçek bu olmakla beraber; günümüzde yaşam hakkının ihlal edildiği; hukukun hiçe sayılarak yok edildiği çok değişik örneklere rastlamaktayız.

Elbette, insanın yaşam hakkına değer biçilemez!

Yaşam hakkı, insana Yüce Allah tarafından lütfedilmiş; insanın dünya yaşamında sahibi olduğu en değerli varlığıdır.

Bu hakkın; insanın bizzat kendisi tarafından sonlandırılması dahi hukuken uygun görülmemiştir.

İnsanın bilerek veya isteyerek intihar etmek istemesi; kendi yaşam hakkının kendince ihlal etmesi bile bir psikolojik veya ruhsal bir depresyonun belirtisi olarak görülmüştür.

Buna rağmen; medyaya intikal eden güncel şehir haberlerinde bazı insanların anlık duygularına boyun eğerek çok basit nedenlerden ötürü masum insanları katlettiklerini görüyoruz.

‘Olmaz olmaz deme olmaz olmaz; olacakla öleceğe çare bulunmaz, diyen bir atasözümüz var olsa dahi bu hak ihlaline yol açan nedenler üzerinde durmak gerekiyor.

Yaşam hakkının ihlalinin temelinde yatan gerçek; insanlarımızın bir kısmının yaşam hakkı bilincinden uzak, insani değerlerden habersiz bir yaklaşım sergilemeleridir.

Düşünebiliyor musunuz? Ülkemizde; park parasını yüksek bulduğu, içtiği gazozun parasını ödemediği, aç kaldığı için ekmek çalmak zorunda kaldığı, borç taksitini zamanında ödemediği ya da karşıt bir görüşü savunmak gibi çok basit nedenleri gerekçe göstererek cinayet işleyen ve ağır cezadan yargılanmış ve hüküm giymiş binlerce insan var.

Geldiğimiz nokta, değerler krizinin ortaya koyduğu boyutları sergilemek açısından büyük anlam taşıyor.

Yaşam süresince kaybettiğimiz bazı şeylerin telafisi mümkündür. Para, eşya, dost, arkadaş hatta sağlığını bile kaybedebilir insan…

Şeref ve namus dışında; kaybedilenler tekrar telafi edilebilir.

Çok basit nedenleri gerekçe göstererek yaşam hakkını sonlandırmak bir cahillik göstergesidir.

Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır. Anlık bir öfkeye teslim olarak, insan katili olmak şeytanın oyununa gelmek demektir.

Türk Milleti; tarih boyunca yaşam hakkını kutsal görmüş; Şeyh Edebali’de ifadesini bulan: ‘İnsanları yaşat ki, devlet yaşasın! Düsturu ile hareket etmiştir.

Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli ve daha nice kanaat önderleri ile günümüz halk şairleri de, yaşam hakkının kutsallığını şiir ve söylemlerinde dile getirmişlerdir.

Yaşam hakkını korumak; bir bakıma yaşamımıza değer katmaktır.

Yaşam hakkını bilerek ve isteyerek sonlandıran insanlar; yaşamlarına değer katmadıkları gibi; kendi yaşamlarını da tehlikeye atan insanlardır.

Sonuç olarak yaşam hakkının ne denli önemli olduğunu vurgulamak açısından; Cenabı Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim’in Maide Suresinin 32. Ayetinde şöyle buyurmaktadır:

‘Bundan dolayı İsrail oğullarına ( Kitapta ) şunu yazdık: ‘’ Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kimde birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resullerimiz apaçık deliller ( mucizeler ve ayetler ) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonrada (hala) yeryüzünde aşırı gitmektedir.,,

( Diyanet Meali, Ankara- 2009, 16. Baskı, Sahife 112 )

 

Atıf ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 2752

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 418721

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.