En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

BİLİM İNSANI OLMAK VE BİLİMSEL GELİŞMELERE KATKIDA BULUNMAK

Gündemin sürekli değistiği; ancak bilimin ve bilimsel gelişmelerin bu gündem içinde yeterince yer almadığı bir Türkiye ortaminda yasiyoruz.

Bir konuda bilgi sahibi olabilmenin yolu; o konu hakkında donanımlı olmakla mümkündür. Bilgi, değer ve itibar gördüğü yerde yükselir.

Günümüzde bilgi üretemeyen ülkeler geri kalmaya mahkum olan ülkelerdir.

Alman filozof Friedrich Nietzche’nin ( 1844-1900) konumuza ışık tutması açısından şu sözu anlamlı bir içerik taşıyor:

"Bir ülkede edebiyattan, sanattan çok siyaset konuşuluyorsa o ülke üçüncü sınıf bir ülkedir’’

Ülkemizin her gün değişen gündemine baktığımızda; siyasi gelişmeler, terör, kadına şiddet, çocuklara cinsel istismar, iş ve trafik kazalari gundemin ilk siralarinda yer alıyor.

Bilimsel çalışmalarin içinde olan, bilgi üreten eğitim kurumlarımız içinde yer alan üniversitelerimiz dünya genelinde en iyi üniversiteler siralamasinda ilk yüze değil, ancak ilk beşyüz üniversite içine girebiliyor.

Karşıt görüşlü öğrencilerin zaman zaman meydan savaşına dönüştürdüğü üniversitelerimizde; bilimsel gelişmelerin özümsenmesine dayalı çağdaş bir egitim sistemini beklemek beyhudedir.

BİLİMSEL GELİŞMENİN  SIRRI

Tabiiki bilimsel gelismelere tümüyle kayıtsız olduğumuzu iddia etmiyoruz. Bilimsel çalışmalara öncülük eden eğitim kurumlarımız faaliyetlerini sürdürüyor.

Eğitim kurumları yanında; dernek, vakıf, enstitü, akademi ve TUBİTAK gibi arastirma kuruluşlarımız bilimsel faaliyetlerin içinde yer alıyor. Bilimsel gelismeleri hızlandırmak amacıyla, bilim hayırseverliği yaninda bilim bağışcılarının da sayısını artırmak gerekiyor.

Kamusal alanda bilgi uretimi ve bilimsel çalışmaların örgütlendiği yerlerin başında Milli Eğitim ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlıkları geliyor.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde kurulan ‚ Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü’ bilimsel gelişmelere öncülük etme, bilim insani yetiştirme ve bilim toplumuna ulaşma yolunda yeterli görülmüyor. Kurulmasi arzu edilen Bilim Bakanlığının; bilgi üretimi ve bilimsel faaliyetlere yön verme ve bilimi geliştirme yönünde daha etkin bir rol üstlenebileceği üzerinde duruluyor.

21. Asrin, insanlik acisindan BİLGİ ÇAĞI olduğu; bilgiye erişim ve bilgi toplumu olma yolunda gelişmiş ülkelerin aldığı mesafeyi bizimde kat etmemiz gerçeği ile karşı karşıyayız.

Avusturyalı yazar ve yönetim bilimci Peter Drucker (1909-2005) bu gerçeği şu sözleriyle açıklığa kavuşturuyor:

"Dünya artık emek-yoğun, malzeme-yoğun enerji-yoğun degildir, bilgi yoğundur’’

Fransız düşünür ve yazar Hanore De Balzac’ ta (1799- 1850) bilginin onemini şöyle vurgulamakta:

"Bilginin efendisi olmak icin çalışmanın uşağı olmak şarttir.’’

BİLİM  İNSANLARIMIZ

Kendilerini; faaliyet sürdürdükleri bilimsel alanlarda kanıtlamış, ancak çalışma ortamı yetersizliği, hiyerarşik yapılanma ve bürokratik nedenlerle çalışmalarını yurt dışında devam eden yüzlerce bilim insanına sahibiz.

Bu bilim insanlarindan bazıları da tersine beyin göçüyle geri dönüp özel veya resmi üniversitelerde çalışmak istediklerinde bürokratik engellerle karşılaşmaktalar...

Geçtiğimiz yıl Nobel Kimya Ödülü alarak hakkinda en fazla konustuğumuz bilim insanlarımızdan Prof. Dr. Aziz Sancar’ da ABD de kendine sunulan uygun ortamda çalışmalarını yürüttü.

Memleketine ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı bu bilim insanimizda; kendisi ile yapılan bir röportajda genç bilim insanlarımıza araştırmalarını yurt dışında yaptıktan sonra ülkelerine dönmelerini öneriyor.

Nobel ödülünü, keşke memleketimde iken alsaydım diyen Sancar; ABD nin bilim insanlarina imkan sağladığını; fakat temel eğitimini ve hazırlık çalışmalarını Türkiye’den aldığını ifade ediyor.

Çalışmalarına ABD ye döndükten sonra da devam eden Prof. Aziz Sancar’in yeri gelmişken genç bilim insanlarina yönelik önerilerine kulak verelim:

  • Gündelik politik, toplumsal tartışmalardan uzak durunuz.
  • Fen bilimleri derslerine ağırlık veriniz.
  • Dışarıdan gelecek keşif ve icatlarla memleketimizin kalkınmayacağını bilmeliyiz.
  • Bilim, Türkiye’yi Avrupa ve Amerika’nin ulaştığı uygarlık düzeyine götürecek tek yoldur.
  • Pozitif bilimlerde ve spor müsabakalarında başarılı olmak için çok çalışmalıyız.

Uygulamali Fizik ve Elektronik Profesöru Çoskun İşci’de; bilimsel faaliyetler konusunda basinda yer alan göruşlerini şöyle ifade etmişti:

"Mantıklı düşünce sistemi temel bilimlerden alınır. Akıl ve bilim toplumu olmadan gelecek arayışı beyhudedir.’

Birkaç yıl önce Koç Üniversitesine konferans vermek amaciyla gelen Nobel Ödüllü bilim insanı ABD li Matematikçi Prof. Dr. John Forbes Nash’ ta ( 1928-2015) dinleyicilere ‚ Türkiye’de Matematik Nasil?, şeklinde soru yöneltmiş, öğrencilerin ‚ sonlardayız’ cevabi uzerine „ O zaman sizde hukuk ve adalette pek iyi degildir.’’ Demişti.

Diğer bilim insanlarımız arasında yer alan ve ABD de çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Kamil Uğurbil yaptigi araştırmalarda Alzheimer, depresyon gibi pek çok hastalıkların sebeplerini anlama ve çözüm üretme konusundaki gayretiyle Vehbi Koç ödülünün sahibi oldu.

Amerika’da doğan ve Prof. Dr. Munci Kalayoğlu’ nun oğlu olan Dr. Murat Kalayoğlu’ da goz altındaki torbalarin kaybolmasi ve insanın yaşlanmasındaki etkilerinin azaltılmasıyla ilgili bulunan ilaçlar konusundaki çalısmalarını sürdürüyor.

ABD de çalışmalarını yürüten bilim insanlarimiz özellikle Tıp, Mikrobiyoloji ve Biyoloji alanlarında insanları rahatsız eden hastalıkların ortadan kaldırılması yönünde gayret gösteriyorlar.

Yakın bir gelecekte, kanser hastalığının yenilmesi ve diğer hastalıkların olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi konusunda, yurt dışında bulunan bilim insanlarımızın çalışmalarının başarya ulaşmasını duymak sürpriz olmayacaktır.

BİLİME IŞIK TUTAN KADINLAR

Bilimsel çalışmaların içinde yer alan; yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da faaliyetlerini sürdüren, bilimsel gelişmelere ışık tutan kadınlarımizdan da söz etmek gerekir...

"2015 yılı başinda Forbes Dergisinin ‚ 30 Yaşından Küçük 30 Bilim İnsanı’ listesine giren ve aynı yıl Harvard Üniversitesinin Genç Akademi Üyeliğine seçilen Canan Dağdeviren; kalp sorunu yasayan hastalar icin ‚ Giyilebilir Kalp Pili, (PZT MEH) ürettiginde 28 inde tamda dedesinin öldüğü yaştaydı’’( Hürriyet, Pazar, 16.08.2015, S.11)

ABD nin seçkin eğitim kurumlarından Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Kök Hücre Enstitüsünde yaşlanmayı geciktirecek kök hücre araştırmasında yer alan Ceren Özek’ de genç bir bilim kadınımız.

Özek’in yer aldığı ekip, şizofreni gibi nöropsikiyatrik hastalıklarında uzun vadede tedavi yöntemi olarak kök hücre yöntemini araştırıyor.’( Milliyet, 24.11.2015, S.13)

2015 yılında; gelişmekte olan ekonomilerde ve küresel düzeyde sosyal politikalar konusundaki araştırmalara katkısı nedeniyle ‚ Bilim Akademisi Ödülü, alan Prof. Ayşe Buğra’ da Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve Inkılap Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi olarak gorev yapıyor.

Ülkemizdeki değişik universitelerde gorev yapan bilim kadınlarımız; araştırmaları nedeniyle UNESCO tarafindan ödullendirilmişti. Ödul almalarını sağlayan çalışma alanlari ise şöyleydi:

  • Alzheimer ve benzeri hastalıklarin tedavisi icin hücreler arası iletişim.
  • Lösemiye sebep olan hücresel ve moleküler bozukluklarin belirlenmesi.
  • Depresyonun moleküler düzeyde daha iyi anlaşılması ve yeni antidepresan geliştirilmesi.

Danimarka’nin başkenti Kopenhag’da; Uluslararası Kennedy Araştırma Merkezinde Genetik Hastalıklar Bölüm Başkanı olarak görev yapan araştırmacı Prof. Dr. Zeynep Tümer’de Gen tedavisi uzerinde çalışıyor.

"Eskiden genetik bir hastalığın tanısında genlerin tek tek incelendiğini belirten Tümer, şimdiki teknolojiyle insandaki tüm genlerin aynı anda birden izlenebildiğini ve bu teknolojinin hem araştırma hemde tanı dünyasının önünü açtığını vurguladı,,( Milliyet, 09.02.2016, S.6)

Tabii ki bilimsel gelişmelere katkıda bulunan ve çalışmalarını ülkemizde veya yurt dışında yapan bilim kadınlarımiz bu kadarla sınırlı değil. Örnek teşkil etmesi açısından çalısmaları basına yansıyan ve ülkemizi gururlandıran bilim kadınlarımızın insanlığa yönelik hizmetlerinden söz etmeye çalıştık.

GELECEK  NASIL  ŞEKİLLENECEK ?

Dünyanin en zeki insanları arasinda gösterilen, kuantum fizikcisi ve fütürist Prof. Dr. Michio Kaku ulkemizde düzenlenen „ Türkiye’nin Gelecegine İnanıyoruz: Gelecegi Okuyoruz’’ konulu IV. Uuslararasi Eğitim Fuarı TED Ankara Kolejinde bir konuşma yaptı.

Gelecekte bilimsel gelişmelerin, yapacağı değişim konusunda basına yansıyan ve aynı zamanda genç bilim insanlarına da öğutler veren düşüncelerini aşağıya sıralıyoruz:

  • Geçmiste bir odayı kaplayan bilgisayar dedigimiz sey, gelecekte tamamen ortadan kalkacak.
  • İnternet artik camların, gözlüklerin lenslerin içerisinde olacak.
  • İnsanlar artik birbirlerini takacaklari akıllı gözlüklerle tanıyacaklar.
  • Kişilerin yüzlerini tanıyabılen cihazlar sayesinde bir insanin yüzüne bakmakla onun özgeçmişini tüm ayrıntılarla öğrenmenin, evlerdeki akıllı duvar kağıtlarıyla tüm bilgilere anında erişim mümkün olabilecek.
  • Öğrenciler gözlerini kırptığında karşılarına sınırsız bilgi taşiyan kontakt lensler eğitimde devrim yaratacak.
  • Teknoloji öğretmen kavramini ortadan kaldırmayacak ancak öğretmenin rolünü bir hayli değiştirecek.
  • Artık ezberleme anlayışı olmayacak çünkü tüm bilgilere anında erişilebilecek.
  • Öğretmenler artık öğrencilerini yönlendiren, onların gelişimini denetleyen akıl hocalarına dönüşecek.
  • İnsanları evlerinden alıp iş yerlerine götürecek sürücüsüz arabalar, gözlüksüz 3D televizyonları yakın gelecekte insanların yaşamına girecek.
  • Dijitallaeşme sağlık harcamalarını düşürecek.
  • Cipler ve kameralar hap boyutuna getirildiginde kolonoskopi gibi tahlil yöntemleri tarihe karışacak.
  • İnsanlar tuvaletlerine kuracaklari likit biyopsi sistemleriyle kanser hastalığını 10 yil önceden tespit edebilecekler.
  • Günümüzde bir oda kadar yer kaplayan MR makinaları çok daha küçük manyetik alanlar yaratabilen süper bilgisayarlar sayesinde daha küçük boyutlara getirilebilecek.
  • DNA analizi ve kök hücre alanındaki çalışmaların gelişmesiyle insanlara yeni organlar üretilebilecek.
  • İnsan yaşlandıkca daha çok ihtiyaç duyduğu yeni eklemler geliştirilecek.
  • Kalp rahatsızlığı olanlara yepyeni bir kalp sunulabilecek.
  • Teknolojinin beyin gücünü kullanılabilir hale getirmesi sayesinde tüm bedeni felçli insanlarin bile sosyal yaşamlarini idame ettirebilecek.
  • Beyinde depolanan insan hafızası kaydedilip internete aktarılabilecek.
  • Dijitalleşme iş dünyasını kökten değistirecek.
  • Bilgiye sınırsız erişim sayesinde müşteriler satın alacakları ürünün tüm ayrıntılarını oğrenebilecekler.’’( Milliyet/ Ankara, 04.04.2016, S.4)

Gelecekte bilimsel gelişmelerin alacağı yeni boyuta, o dönemde yaşayacakların tanık olacaklari süphesiz...

Ancak okuyucuya bilgi vermesi açısından bir asır önceki insanlarin yasadığı ortam ile günümüz ortamı arasindaki değişim; teknolojinin getirdigi yenilkleri gözler önüne sermektedir.

Dileğimiz, bilimsel gelişmelere kayıtsiz kalmadan insan olarak insanliga sunulan hizmetlerin en iyi şekilde yerine getirilmesi...

Bilim insanlarımızın, insanların her alanda yaşadığı sorunları aşma noktasında gösterdikleri engin gayret ve çabalara şükran borçluyuz.

Dileriz, yurt dışında görev yapan bilim insanlarımıza yakın bir gelecekte yurdumuzda da uygun bir çalışma ortamı sağlanarak beyin göçünün tersine donmesi hedefi gerçeklenmiş olur.

 

Atıf ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 4271

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 176292

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.