En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

ÖFKEMİZİ NASIL YENERİZ ?

Günümüzde bireysel veya toplumsal olarak öfke kontrolünü kaybettiğimiz, kısaca duygularımıza yenik düşüp etrafımızda bulunan kişilere olumsuz davranışlar yansıttığımız bir dönem yaşıyoruz.

Dışımızdaki dünyaya ‘öfkeli insan, ‘öfkeli kalabalık, ve nihayetinde ‘öfkeli toplum, özelliklerini yansıtan bir görüntü veriyoruz.

Öfkenin şiddete dönüşmesi bireyler arasındaki iletişimi olumsuz etkiliyor, sonu cinayete kadar giden bir sürecin doğmasına neden olabiliyor.

Öfke, insan olarak yaratılışımızda var olan doğal bir duygu. Bu duyguyla baş edebilmek için sabırlı ve dikkatli bir davranış sergilemek gerekiyor.

Aklın devre dışı kaldığı, insanın kendisini kaybettiği bir durumda öfkesini kontrol edemeyen bir insan geleceği açısından başına büyük işler açabiliyor.

TOPLUMSAL  YAŞAMDA  ÖFKE

Konunun uzmanı olan sosyal bilimci veya psikologlara göre öfke; bir duygusal tepki türüdür, saldırganlık ve şiddet içermemesi gerekir.

Beklentileri karşılanmayan, istekleri yerine getirilmeyen, incinen, duygusal olarak kırılan ve haksızlığa uğradığını düşünen insanlar kısa sürede öfke patlamasına kendilerini kaptırıyorlar.

Siyasi söylemler, geçmişe bağlı travmalar, adalet arayışı, yaşam standartlarının düşüklüğü, ataerkil kültür yapısı veya tahammülsüzlük bir insanın öfke seline kapılmasına neden olabiliyor.

Politikacıların toplumu kutuplaştıran söylemleri, aile içinde zararlı alışkanlıklardan doğan anlaşmazlıklar, yanlış anlaşılmalar, sevgi ve hoş görünün yok olduğu bir ortama, nihayetinde öfkeye dönüşüyor.

Öfkelenen bir insanın kan basıncı artıyor, tansiyonu yükseliyor, kalp atışları ve nefes alış verişi hızlanıyor, giderek gerginleşen insan bu öfkesinin kurbanı olabiliyor.

Çinli düşünür Konfüçyüs, ‘öfkeli bir insanı içi zehir doludur, der. Bu söze göre şiddet; öfke zehrinin dışarıya yansıma şeklidir.

Ünlü düşünürlerden ve Roma İmparatoru Marcus Aurelius’a ( M.S 121-180) göre de ‘öfkemiz, öfkemize sebep olan şeyden daha zararlıdır.,

Bir özlü sözde ise, ‘ öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kızarır, denilmekte. Önemli olan öfke anında kendimize hakim olabilmek, öfkemize doğru bir yön verebilmektir.

Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Gazi’ye babası Şeyh Edebali’den asırlar önce verilen öğüt bir devlet adamında olması gereken özellikleri çok güzel ve anlamlı bir şekilde yansıtıyor:

Ey oğul, artık beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana… Gücenmek bize, gönül almak sana.. Suçlamak bize, katlanmak sana… Acizlik bize, olgunluk sana… Geçimsizlik, çatışmalar, anlaşmazlıklar bize, bağışlamak sana,

Günümüz siyasetçileri içinde ders niteliğinde olan bu nasihat,  özünde çok anlamlı bir mesaj içermektedir. Siyasetçiler, hitap ettikleri topluma karşı daha duyarlı özenli bir dil kullanabilmelidir.

Mühim olan öfke rüzgarından sakınmasını bilmektir. Bunu da kanaat önderlerimizden Mevlana şöyle ifade eder:

Öfke rüzgar gibidir / Bir süre sonra diner/ Ama bir çok dal kırılmıştır bile…

Öfke sonucu kırılan kalpleri onarmak güçtür. Bir kalbi kırmaktansa onarmak veya sevgiyle fethetmek daha güzel bir davranıştır.

ÖFKEMİZİ YENEBİLİRİZ…

Öfkeli insanların bulunduğu kalabalık ortamlar şiddetin varlığını hissettirdiği ortamlardır. Bu tür ortamların doğmasına fırsat verecek davranışlardan kaçınmak gerekir.

Ülkemizde görülen en yaygın şiddet türlerinden biri de kadına yönelik şiddettir. Bu şiddetin önüne geçmek amacıyla 6284 Sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair, Kanun 19.03.2012 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe girdi.

Yasanın öngördüğü önlemlerden biri de şiddeti uygulayan bireylere yönelik mahkemelerde hakimlerin verdiği ‘Öfke Kontrolü, eğitiminin uygulamaya geçmesidir. Bu eğitim, sosyal çalışmacı, psikolog, çocuk gelişimcisi ve öğretmenler tarafından verilmektedir.

Öfke kontrolüne yönelik yasal önlemlere rağmen, öfkesini yenemeyen ve bu öfkeyi en yakınlarına dahi yansıtan insanların varlığı hepimizi endişelendiriyor.

Bir bakıma öfkenin zararlarının öğretilmesine ilişkin eğitimin aileden başlatılması gerekiyor. Konunun uzmanlarına göre, yetişmekte olan bir çocuğa değerler eğitimi verilebilmesi için uygun olan yaş aralığı 0-3 yaşları arasıdır.

Anne ve babanın çocuklarına karşı örnek davranışlar sergilemesi, şiddet uygulayan erkekler için ‘Farkındalık Eğitimi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin her alanda uygulanması, TV dizilerinde şiddet içeren sahnelere yer verilmemesi alınması zorunlu diğer önlemler arasında yer almalıdır.

İstanbul Üsküdar Üniversitesince 81 ilimizde 24.494 kişiyle yapılan görüşme sonucu çıkarılan öfke haritası, bölgelere göre öfke duygusunu davranış bozukluğuna yöneltme eğilimi yüksek olan bölgeleri ortaya çıkardı.

Üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğünce yapılan açıklamaya göre, öfkeli duygu hostilite davranışı ifade ediyor. Bu tanıma göre, eğitim düzeyi düştükçe hostilite puanı artıyor. Bekar erkekler ile alkol ve madde bağımlısı olanlarda hostilitenin yüksek olduğu saptanmış.

Bölgesel olarak ise hostilite puanının yüksek olduğu bölgelerimizin başında Güneydoğu Anadolu Bölgesi gelmekte, en düşük olan bölgelerse Trakya ve Orta Karadeniz bölgeleri olarak yer almaktadır.

Sonuçta genç kuşağı geleceğinden emin ve sağlıklı yetiştirmenin bir yolu da; ailede başlayan ve eğitim kurumlarında devam eden değerler eğitimine küçük yaşlarda başlatmaktır. Çocuklarımıza verebileceğimiz güzel davranışların başında, öfkesini yenebilen insanın değerli bir insan olduğu gerçeğini öğretebilmek olmalıdır.

 

Atıf  ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 2371

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 447257

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.