ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Savaşların tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Meşru ve haklı bir sebep olmadıkça, savaş ilan etmek insana ve insanlığa tuzak kurmak demektir. Bölgesel savaş, iç savaş ve dünya savaşı şeklinde açıklanan savaş türlerinde günümüze kadar milyonlarca insan yaşamını kaybetti. Bir savaş, sadece insan yaşamını yok etmekle kalmaz; insana ait her şey savaşla birlikte yok olmaya mahkumdur. Gelişen savaş teknolojisi; savaşları gelir kapısı olarak gören savaş tacirlerini her defasında yeni arayışlara yöneltmiştir. Bir bakıma savaş, bu tacirler için bulunmaz bir fırsattır. Savaşlarda yeni silahları denemek demek, daha çok sayıda insanın ölmesine yol açmak demektir. Günümüzde savaşlar genel olarak kötü düşmanı ortadan kaldırmak, yok etmek veya toprak ele geçirmekten ziyade; ülkeleri kontrol etmek, şekillendirmek ve yeni silah üretimi için ekonomileri canlandırmak amacıyla yapılmaktadır. Halbuki savaşlar; silah tacirlerini zengin etse de savaş yapılan ülkede büyük yıkımlara yol açtığı için telafisi imkansız olan kayıplara yol açmaktadır. Savaşlar acımasızdır ve bunun en can alıcı yanı çocuklar, yaşlılar ve kadınlar üzerinde yol açtığı yıkımlardır. ÇOCUKLAR SAVAŞ ORTAMINDAN KURTARILMALIDIR Savaş; genç yaşlı dinlemez; önüne çıkan her engeli yok edilmesi gerekli bir düşman gibi görür. 2. Dünya Savaşında Amerika, Japonya’ya atom bombası attığında, Hiroşima’da etkisi yıllarca sürecek ve her canlıyı ömür boyu etkileyecek bir yıkıma yol açtığını fark etmemiş olmaması imkansızdı; ama buna rağmen insanlık büyük bir faciaya tanık oldu. Aynı savaşın en ateşli ve yıkıcı anlarında İngiliz Başvekili olan Sir Winston Churchill’in Avam Kamarasında yaptığı konuşmada ifade ettiği şu sözleri savaşın acımasızlığını açıklar mahiyettedir: ‘Sizlere kan, ter ve gözyaşından başka bir şey söylemeyeceğim., Yakın tarihte gerçekleşmiş olan Yugoslavya iç savaşında ( 1992-1996) ( Hırvatistan ve Bosna Savaşı) Srpska Cumhuriyeti ordusunun Srebrenitsa’ya karşı giriştiği Krivaya 95 Harekatı esnasında da 8.372 Boşnak’ın katledilmesine tüm dünya seyirci kalmıştı. Yine günümüzde halen devam eden Suriye iç savaşı başta olmak üzere Ortadoğu’yu yangına çeviren diğer iç savaşlar; belirlenmiş bir hedef gözetilmeksizin yüzbinlerce insanı yer ve yurtlarından etmekte mülteciler göç dalgası ile kurtuluşu komşu ülkeler ( Türkiye, Ürdün ve Lübnan gibi) ile Avrupa ülkelerinde aramaktadır. Bilimsel çalışmalar savaşların insan bünyesinde büyük tahribatlara yol açtığını ortaya koymuştur. Bu tahribatların en büyük yanı çocuk ruhu ve bedeni üzerindeki olumsuz etkileridir. Öyle ki; savaş ortamında çocuk olmak demek, her şeyini kaybetmek demektir. Yaşadığı şehri, oyunlarını ve hayallerini kaybeden çocuklar savaş yüzünden yaşama tutunma umutlarını da kaybediyorlar. İnsanlık, Suriye iç savaşından kurtulma amacıyla mülteci olarak ailesi ile birlikte botla Yunanistan’a geçmeye çalışırken cesedi Bodrum açıklarında denize vuran Alan Kurdi ile; savaşın küçük bedeni üzerindeki tahribatını Halep’te yapılan bombalama sonucu yaralanarak oturduğu sandalye üzerinde tüm dünyaya kanıtlayan 5 yaşındaki Ümran bebeğin feryadı nasıl unutulabilir? UNICEF 2011 yılında başlayan ve beş yılı aşkın süredir devam eden Suriye iç savaşı ile ilgili hazırladığı Çocuk Raporunda çok önemli gerçekleri gözler önüne serdi. Bu iç savaş 5.5 milyon çocuğu savaş mağduru yaptı. 10 bin civarında çocuk öldü. Anne, baba ve ailesini kaybeden 8 bin çocuk kimsesiz kalarak ülkesini terk etmek zorunda kaldı. 500 bin civarında Suriyeli çocuk ise Türkiye’de kendilerine sağlanan zor koşullarda yaşama tutunmaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 18 yaşına kadar her bireyi çocuk olarak tanımlar. Bu Sözleşmeye taraf olan devletler, çocukların hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı göstermek zorundadır. Türkiye’de 14 Eylül 1990 tarihinde imzaladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile çocukların sahip oldukları haklardan olan ve savaş ortasında kalan ya da açlık sınırında yaşayan çocuklarla mağdur çocukları koruma altına alma çabasını sürdürmektedir. Soykırım, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti ve terörizm gibi suçlardan çocukları uzak tutmak, sahip oldukları kültürel, sosyal, ekonomik, kişisel ve medeni haklara erişimlerini kolaylaştırmak, her çocuk için vazgeçilemez haklar arasında yer alır. Savaş, bir tanıma göre nefret duygusunun direkt olarak dışa yansımasıdır. İslam Savaş hukukuna göre de savaş asla dini zorla kabul ettirmek amacıyla yapılamaz. İslam savaş kavramı ile birlikte yorumlanan cihad çok geniş anlamlı bir kavramdır. Savaşın yıkıcı etkileri tüm insanlık tarafından kabul edilmiş ve Birleşmiş Milletler savaşları önlemede öncü rol üstlenmiş olmakla beraber, savaşsız bir ortamın tesis edilmesi bugünkü dünya düzeninde çok zor görülmektedir. Olası bir 3. Dünya Savaşının tüm insanlığı yok etmesine meydan vermemek adına, insanlığa ayakta tutacak, sevgi ve kardeşliği insanlar arasında güçlendirecek ve birleştirici ortak değerler üzerinde çalışmak insanlığın hayrı için çalışmak demektir. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Savaşların tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Meşru ve haklı bir sebep olmadıkça, savaş ilan etmek insana ve insanlığa tuzak kurmak demektir.
Bölgesel savaş, iç savaş ve dünya savaşı şeklinde açıklanan savaş türlerinde günümüze kadar milyonlarca insan yaşamını kaybetti.
Bir savaş, sadece insan yaşamını yok etmekle kalmaz; insana ait her şey savaşla birlikte yok olmaya mahkumdur.
Gelişen savaş teknolojisi; savaşları gelir kapısı olarak gören savaş tacirlerini her defasında yeni arayışlara yöneltmiştir. Bir bakıma savaş, bu tacirler için bulunmaz bir fırsattır.
Savaşlarda yeni silahları denemek demek, daha çok sayıda insanın ölmesine yol açmak demektir.
Günümüzde savaşlar genel olarak kötü düşmanı ortadan kaldırmak, yok etmek veya toprak ele geçirmekten ziyade; ülkeleri kontrol etmek, şekillendirmek ve yeni silah üretimi için ekonomileri canlandırmak amacıyla yapılmaktadır.
Halbuki savaşlar; silah tacirlerini zengin etse de savaş yapılan ülkede büyük yıkımlara yol açtığı için telafisi imkansız olan kayıplara yol açmaktadır.
Savaşlar acımasızdır ve bunun en can alıcı yanı çocuklar, yaşlılar ve kadınlar üzerinde yol açtığı yıkımlardır.
ÇOCUKLAR SAVAŞ ORTAMINDAN KURTARILMALIDIR
Savaş; genç yaşlı dinlemez; önüne çıkan her engeli yok edilmesi gerekli bir düşman gibi görür. 2. Dünya Savaşında Amerika, Japonya’ya atom bombası attığında, Hiroşima’da etkisi yıllarca sürecek ve her canlıyı ömür boyu etkileyecek bir yıkıma yol açtığını fark etmemiş olmaması imkansızdı; ama buna rağmen insanlık büyük bir faciaya tanık oldu.
Aynı savaşın en ateşli ve yıkıcı anlarında İngiliz Başvekili olan Sir Winston Churchill’in Avam Kamarasında yaptığı konuşmada ifade ettiği şu sözleri savaşın acımasızlığını açıklar mahiyettedir:
‘Sizlere kan, ter ve gözyaşından başka bir şey söylemeyeceğim.,
Yakın tarihte gerçekleşmiş olan Yugoslavya iç savaşında ( 1992-1996) ( Hırvatistan ve Bosna Savaşı) Srpska Cumhuriyeti ordusunun Srebrenitsa’ya karşı giriştiği Krivaya 95 Harekatı esnasında da 8.372 Boşnak’ın katledilmesine tüm dünya seyirci kalmıştı.
Yine günümüzde halen devam eden Suriye iç savaşı başta olmak üzere Ortadoğu’yu yangına çeviren diğer iç savaşlar; belirlenmiş bir hedef gözetilmeksizin yüzbinlerce insanı yer ve yurtlarından etmekte mülteciler göç dalgası ile kurtuluşu komşu ülkeler ( Türkiye, Ürdün ve Lübnan gibi) ile Avrupa ülkelerinde aramaktadır.
Bilimsel çalışmalar savaşların insan bünyesinde büyük tahribatlara yol açtığını ortaya koymuştur. Bu tahribatların en büyük yanı çocuk ruhu ve bedeni üzerindeki olumsuz etkileridir.
Öyle ki; savaş ortamında çocuk olmak demek, her şeyini kaybetmek demektir. Yaşadığı şehri, oyunlarını ve hayallerini kaybeden çocuklar savaş yüzünden yaşama tutunma umutlarını da kaybediyorlar.
İnsanlık, Suriye iç savaşından kurtulma amacıyla mülteci olarak ailesi ile birlikte botla Yunanistan’a geçmeye çalışırken cesedi Bodrum açıklarında denize vuran Alan Kurdi ile; savaşın küçük bedeni üzerindeki tahribatını Halep’te yapılan bombalama sonucu yaralanarak oturduğu sandalye üzerinde tüm dünyaya kanıtlayan 5 yaşındaki Ümran bebeğin feryadı nasıl unutulabilir?
UNICEF 2011 yılında başlayan ve beş yılı aşkın süredir devam eden Suriye iç savaşı ile ilgili hazırladığı Çocuk Raporunda çok önemli gerçekleri gözler önüne serdi.
Bu iç savaş 5.5 milyon çocuğu savaş mağduru yaptı. 10 bin civarında çocuk öldü. Anne, baba ve ailesini kaybeden 8 bin çocuk kimsesiz kalarak ülkesini terk etmek zorunda kaldı. 500 bin civarında Suriyeli çocuk ise Türkiye’de kendilerine sağlanan zor koşullarda yaşama tutunmaya çalışıyor.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 18 yaşına kadar her bireyi çocuk olarak tanımlar. Bu Sözleşmeye taraf olan devletler, çocukların hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı göstermek zorundadır.
Türkiye’de 14 Eylül 1990 tarihinde imzaladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile çocukların sahip oldukları haklardan olan ve savaş ortasında kalan ya da açlık sınırında yaşayan çocuklarla mağdur çocukları koruma altına alma çabasını sürdürmektedir.
Soykırım, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti ve terörizm gibi suçlardan çocukları uzak tutmak, sahip oldukları kültürel, sosyal, ekonomik, kişisel ve medeni haklara erişimlerini kolaylaştırmak, her çocuk için vazgeçilemez haklar arasında yer alır.
Savaş, bir tanıma göre nefret duygusunun direkt olarak dışa yansımasıdır. İslam Savaş hukukuna göre de savaş asla dini zorla kabul ettirmek amacıyla yapılamaz. İslam savaş kavramı ile birlikte yorumlanan cihad çok geniş anlamlı bir kavramdır.
Savaşın yıkıcı etkileri tüm insanlık tarafından kabul edilmiş ve Birleşmiş Milletler savaşları önlemede öncü rol üstlenmiş olmakla beraber, savaşsız bir ortamın tesis edilmesi bugünkü dünya düzeninde çok zor görülmektedir.
Olası bir 3. Dünya Savaşının tüm insanlığı yok etmesine meydan vermemek adına, insanlığa ayakta tutacak, sevgi ve kardeşliği insanlar arasında güçlendirecek ve birleştirici ortak değerler üzerinde çalışmak insanlığın hayrı için çalışmak demektir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 400803
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.