En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

DÜŞÜNCE GÜCÜMÜZÜN FARKINDA MIYIZ?

İnsanın doğuştan sahip olduğu güçlerden biri de düşünce gücüdür.

Bu güç; insanın dünyada var olduğu tarihten beri kullandığı önemli bir güçtür.

Düşünmek, insanın kendini ve çevresini tanıması, yeryüzünde gerçekleşen olaylar hakkında bilgi edinmesi açısından da önem taşır.

Cenabı Allah, Kur’an-ı Kerimin bazı ayetlerinde insan ve içinde yaşadığı toplumu düşünmeye sevk etmekte, Casiye Suresi 13ncü ayette ise şöyle buyrulmaktadır:

‘Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından ( bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır.,

Düşünmek, aklımızı harekete geçirmektir. Bir toplumda düşünen bireylerin çok olması, o toplumun refah toplumuna ulaşmasında önemli bir etkendir.

Aksine düşünmekten alıkonulan, akılını kullanmaktan kaçınıp his ve duyguları ile hareket eden insanlar, çevrelerine yararlı olmaktan kaçınan insanlardır.

DÜŞÜNMEK YENİ FİKİRLER OLUŞTURMAKTIR

Düşünmek; bireyleri dinamik hareket etmeye yönelten, yaşananları sorgulatan, olayların olumlu yanlarını yansıtan faydalı bir eylemdir.

Anayasamızın 25. Maddesi ‘ Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir, der.

26ncı Maddesinde ise, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında dikkate alınması zorunlu sınırlayıcı hükümden söz edilmektedir.

Bazı düşüncelerin insanlara zarar veren bir eyleme dönüşmesi, başkalarının yasalardan kaynaklanan haklarını ihlal etmesi; hakka dayalı olması gereken düşüncenin hak yolunda kullanılması esasına aykırıdır.

Düşünceyi de bir bakıma ‘yararlı, veya ‘zararlı, konuma dönüştüren şeyi, o düşünce açığa çıktığında insan ve insanlık adına faydalı ya da zararlı unsurlar ihtiva edip etmediğinde aramak gerekir.

Bireylerin farklı düşüncesinden yararlanmayan hatta dikkatleri başka yöne çekip düşünmekten alıkoyan sistemler otoriter ve gelişmeye kapalı sistemlerdir.

Geçmişte Hitler Almanya’sı ve Stalin dönemi Rusya’sı insanları aynı şeyleri düşünmeye yöneltiyor; farklı düşünce ortaya koyanlar cezalandırılıyordu. Sonuç bu sistemler açısından tam bir fiyasko olmuştur!

EĞİTİM  SİSTEMİ VE DÜŞÜNME GÜCÜ

Eğer bir eğitim sistemi, öğrencileri düşünmeye ve sorgulamaya yöneltmiyor, yeni fikirler peşinde koşturmuyorsa o sistemden fayda beklemek beyhudedir.

Öğrencilerin yeteneklerini açığa çıkaran, ufkunu genişleten, ezbercilikten uzak öğrenme tutkusu ile dolu bireyler yetiştirmek, düşünce gücüne dayalı bir eğitim sistemi ile mümkün olabilir.

14ncü yüzyıl İslam düşünürü, tarihçi ve devlet adamı İbn-i Haldun (1332-1406) insanın yeni fikirler üretebilmesine olan gereksinimi şöyle açıklar:

‘İnsanın beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür durur.,

Fransız matematikçi, fizikçi ve düşünür Blaise Pascal (1623-1662) ise düşüncenin öğrenmek için gerekliliğini ‘insanlar anacak düşünmeye zorlandıkları zaman öğrenirler, sözüyle ifade eder.

‘Düşüncenin Gücü, isimli kitabın yazarı James Allen’de; insanın sürekli değişim ve gelişim gösteren bir varlık olduğunu belirterek insan aklı konusundaki düşüncesini kitabında şöyle açıklıyor:

‘Bir insanın aklı, zekice işlenebilecek veya başıboş bırakılabilecek bir bahçeye benzetilebilir; ancak, işlensin ya da ihmal edilsin, bu bahçenin ürün vermesi beklenir ve verecektir., (S.19)

DÜŞÜNCE GÜCÜNDEN YARARLANMALIYIZ

Düşünce gücü üzerinde baskı kuran otoriter rejimler, eleştirilere karşı kapalı, kendi iktidar gücünü devam ettirme arzusunda olan rejimlerdir.

Düşünceye sevgi ve saygının düşük olduğu, insanların düşünmeye değil kutuplaşmaya sevk edildiği rejimler; düşünce ikliminin sağlayacağı canlılıktan mahrum, demokrat olmaktan uzak bir tutum sergilerler.

Halbuki düşünerek üreten beyinler, bulundukları ülkenin maddi ve manevi gelişimine katkıda bulunan beyinlerdir.

Bilim, sanat, ekonomi ve sosyal alanlarda farklı düşüncelerin olması ne kadar doğalsa, siyasi alanda da farklı düşünceler olması o kadar doğaldır ve doğal karşılanmalıdır.

Aksine ülkemizde siyasi arenada görülen farklı düşünceler; sağ-sol, ilerici-gerici, çağdaş-çağdışı şeklinde kutuplaşmalara ve karşıt görüşlerin kavgasına yol açtı.

Geçen ve heba edilen yıllarda; düşüncenin özellikle siyasi alandaki gücünden demokratik sistemi güçlendirme yolunda yararlanamadık…

Düşünerek okuyan, yazan beyinlerin baskı yoluyla susturulması hatta şiddet yoluyla susturulmak istenmesi ülkemiz adına büyük kayıp olmuştur.

Düşüncenin gücünden, insanın üzerinde çalıştığı ve hizmet ürettiği her alanda yararlanmak gerekir.

Elbette, insanlar farklı düşünceleri savunacak; doğruyu, güzeli, gerçeği ve iyiliği yakalayan düşünceler kazanacak, kötülüğü, yalanı ve karamsarlığı telkin eden düşünceler ise kaybedecektir.

Yeter ki insan olmanın bilinciyle hareket edip düşünme gücünü kullanan üretken beyinlere sahip çıkabilelim…

 

Atıf  ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 2990

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 898646

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.