ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
1. GİRİŞ Genel olarak anayasa, ‘devletin örgütlenmesi ve işlemesiyle ilgili temel yapısını belirleyen kurallar bütünü, şeklinde tanımlanmaktadır. Anayasa yapımına yönelik hareketlerin tarihi de bir hayli eskidir. Yunanlı düşünür ve devlet adamlarından Aristo, devlet düzeninin esasını oluşturan temel yasayı diğer yasalardan ayrı tutmanın gereği üzerinde durduğu bilinmektedir. Eski Yunan’da hakim olan bu anlayış Roma devlet düzeninde de görülmüş; dünya genelindeki anayasa hareketlerine ise İngiltere’de ortaya çıkan Magna Carta (1215) Anayasası öncülük etmiştir. Bizim tarihimizde Osmanlı İmparatorluğu döneminde 2. Mahmut devrinde hazırlanan Senedi İttifak ile 1839 tarihli Tanzimat Fermanı belge niteliğinde olan ilk anayasa teşebbüsü olarak kabul edilmektedir. 1856 yılında çıkarılan ‘Islahat Fermanı, imparatorluğun sorunlarının çözümünde bir arayışı ifade ederken, 1876 tarihinde çıkarılan ve Osmanlı’nın ilk Anayasası olarak görülen Kanuni Esasi ise özel bir kurulca hazırlanmış ve padişah fermanı ile yürürlüğe konulmuştur. Cumhuriyet döneminde 1924 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilerek yürürlüğe girdi. 1961 Anayasası demokratik bir yöntemle oluşturulmuş, seçimle kurulan ‘Kurucu Meclis, tarafından hazırlanarak halkın oyuna sunulduktan sonra uygulamaya konulmuştur. 1982 Anayasası da Milli Güvenlik Konseyince belirlenen üyelerin oluşturduğu Danışma Meclisince hazırlanmış, halkın oyuna sunularak kabul edilmesine müteakip uygulamaya konuldu. Askeri yönetimin izlerini taşıyan 1982 Anayasa’sının bazı maddelerinde zaman zaman değişikliğe gidildi. 2011 yılında yeniden yapılması yönünde bir Komisyon oluşturuldu ise de müspet bir netice alınamadı. Günümüzde ise iktidar partisi olan AK Parti ile muhalefette yer alan Milliyetçi Hareket Partisi, 1982 Anayasa’sının 18 maddesinde yeniden düzenlemeye giderek, hükümet yönetim sistemi ve cumhurbaşkanlığı yetkilerinin yeniden belirlenmesi hususlarını ihtiva eden maddeleri benimseyerek, TBMM de kabul edilen bu maddelerin referandum yoluyla halka sunulması karar altına alınmış bulunuyor. Yapılan yeni düzenlemenin halk tarafından kabulü halinde Hükümet Sistemi ve cumhurbaşkanlığın yetkileri konularında ülkemiz yeni bir döneme girecek; kabul görmemesi halinde ise mevcut demokratik parlamenter sistem devam edecektir. 2. YENİ DÜZENLEMENİN MECLİSTEN GEÇİŞİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLER Mevcut Anayasa’nın bazı maddelerinin değiştirilmesine yönelik teşebbüsler, 175 inci Madde doğrultusunda zaman zaman gündeme gelmekteydi. Anayasaların yeniden yapılması veya değiştirilmesi yoluna gidilmesi her ülkenin kendine özgü kuralları içinde olmakla beraber; 2017 yılı başında gündeme gelen değişiklik 2011 yılında planlanan değişikliğin bir devamı olarak iktidar partisi ve Milliyetçi Hareket Partisinin de desteği alınarak yeniden gündeme taşınmış oldu. Değişiklik yapılması istenilen 18 madde tek tek Meclisin oyuna sunularak kabul edilmiş olmakla beraber Meclisten geçiş yöntemi ile ilgili yapılan eleştiriler şöyle toplanabilir: Araştırarak ve hür iradeyle karar vermeyen vekiller oldu. Sürüden ayrılmama kültürü ile demokrasinin ‘denetim, işlevi yapılamaz. Anayasa değişikliği sırasında ‘gizli oy, hükmü getirildi, ama buna uyulmadı. Açık oylamalarda milletvekili iradesi etki altına alınabilmektedir. Oyunu göstere göstere kullanan bazı vekiller demokratik teamüllere uymadı. Kutuplaştırarak anayasa yapmak veya sistem değiştirme yoluna gitmenin kutuplaşmayı daha da derinleştirdiği bilimsel gözlemlerle tespit edilmiştir. Sürüden ayrılmama kültürüyle 21nci Yüzyılda gelişmiş ülke olunamaz! Meclis aritmetiğinin tamamını arkasına almayan bu yeni düzenleme halkın çoğunluğunca da destek görmez. Düzenlemenin Meclisten geçişi, kavga ve kaos ortamıyla değil sevgi ve hoşgörülü bir yaklaşımla gerçekleşmeliydi. 3. YENİ ANAYASA DÜZENLEMESİ HANGİ TÜR DEĞİŞİKLİKLERİ KAPSIYOR? Değişiklik yoluna gidilen 18 maddenin tümü dikkate alındığında; yeni düzenlemede öngörülen temel hususlar şöyle sıralanabilir: A) Cumhurbaşkanının Yetkilerinin Genişletilmesine Yönelik Değişiklikler. B) Yargı Sisteminin Yeniden Yapılandırılmasına Yönelik Değişiklikler. C) Kuvvetler Ayrılığı ve Denetim Mekanizması Değişiklikleri. 3 Madde halinde sıraladığımız bu değişiklikler Anayasamızda öz bakımından önemli değişikliklere yol açtığı için muhalefet, sivil toplum kuruluşları ve medyada köşe yazarlarınca değişik yönleriyle eleştirildi. Referandum yoluyla halkın onayına sunulacak ‘Yeni Anayasa Düzenlemesi, oylamanın gerçekleşeceği 16 Nisan 2017 tarihine kadar iktidar, muhalefet, sivil toplum ve medyada değerlendirilmeye devam edecektir. 4. YENİ ANAYASA DÜZENLEMESİNE ELEŞTİREL BİR BAKIŞ Türkiye Büyük Millet Meclisinde iktidar ve MHP vekillerinin çoğunluğu tarafından benimsenen yeni düzenleme özünde, yetki devri, yargı sistemi ve kuvvetler ayrılığı konularında önemli değişikliklere yol açtığı için eleştirilerinde odağında bulunmaktadır. Yapılan eleştirileri üç ana hususu dikkate alarak açıklamaya çalışalım: A) Cumhurbaşkanının Yetkilerine Yönelik Eleştiriler Seçime katılanların yarısının seçebileceği bir Cumhurbaşkanı ve karşısında seçmenlerin tümünü temsil eden bir Meclis, bu Meclis bütün yetkilerini bir kişiye devretmiş durumda. Cumhurbaşkanı, hakkında suçlama için 301 imzanın toplandığını gördüğünde Meclisi fesih etme yetkisine sahip. Cumhurbaşkanı ve kabine için Yüce Divan’da yargılama dışında işleyecek bir denetim mekanizması yok. Cumhurbaşkanına tanınan en kritik yetki yeni düzenlemede Anayasa’nın 11. Maddesinde yer alıyor. Buna göre, Cumhurbaşkanı hiçbir şarta bağlı olmaksızın seçimlerin yenilenmesine karar verebilecek. Ancak bu kararı alırken ‘ karşılılık ilkesi ( mütekabiliyet) çerçevesinde kendisinin de seçime gitme riskini göğüslemesi gerekiyor. (Hürriyet, 22.01.2017, S.17) Cumhurbaşkanı olağanüstü hal ilanını Meclise sormadan kendi başına verebiliyor. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlarda hesap verilebilirlik açısından koruma kalkanına alınmış durumdalar. B) YARGI SİSTEMİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLER Milletin iradesi Meclise nispi yansıyor. Hakimler ve Savcılar Kurulunun 13 üyesinden altısını Cumhurbaşkanı doğrudan seçecek. Geri kalan 7 üye, Meclis’ten seçilecek. İktidar partisinin komisyondaki ağırlığı ve Genel Kurul çoğunluğu dengeleri iktidar partisi lehine değiştirmiş olacak. Anayasa Mahkemesinin üye sayısı 17 den 15 e düşüyor. 15 üyeden 12 sini Cumhurbaşkanı atayacak, kalan üç üye yine Meclis’teki iktidar çoğunluğu tarafından atanacak. Böylelikle kanunları denetleyecek, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanları yargılayan Yüce Divan üyelerinin tümü iktidar tarafından seçilmiş olacak. Yargının yapısına yönelik değişiklikler, ‘ Partili Yargı, dönemini başlatmış olacak. Askeri mahkemeler 103 yıl sonra Türk Hukuk Sisteminden çıkıyor. Böylelikle doğacak boşluğun sivil mahkemelerce doldurulması tartışma konusu olacak. 14 üncü Madde yargının yapısını kökten değiştiriyor. Cumhurbaşkanı dolaylı olarak İdari Yargı üzerinde belirleyici bir role sahip olmuş olacak. C) Kuvvetler Ayrılığı ve Denetim Mekanizmasına Yönelik Eleştiriler Anayasal yapının tek kişinin üzerine kurulması sakıncalıdır. Parlamento’nun Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetleme yetkisi kaldırılıyor. Ayrıca Meclis, Bakanlar Kurulu’na Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi vermesiyle ilgili yetkisini kaybediyor.( Md.5) Bakanlar hakkında gensoru verme ve bakanlara sözlü soru yöneltme mekanizmaları kaldırılıyor. (Md.6) 7nci Madde partili cumhurbaşkanı kavramını ilk kez Türk siyasi hayatına sokuyor. 8nci Madde ile Cumhurbaşkanı bir parti genel başkanı sıfatıyla Türk Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığını temsil etmiş olacak. Anayasa değişikliğinin yürütme, yasama ve yargı erkleri arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesini ortadan kaldıracağı yolundaki eleştiriler bu 8nci Maddeden kaynaklanıyor. Kuvvetler ayrılığı yoksa anayasa da yoktur. Yasaları istediğiniz kadar iyi yazın, eğer denetleyecek ve hakkınızı arayacak denetim mekanizmaları yoksa bir anlamı yoktur. (Eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan, Milliyet, 14.01.2017, S.18) 5. YENİ ANAYASA DÜZENLEMESİNE YÖNELİK OLUMLU YAKLAŞIMLAR Meclisten geçen yeni düzenlemenin, halktan gelen talepler doğrultusunda değil de cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminde planlanan değişiklikler doğrultusunda hazırlanmış olması; düzenlemeyi savunan iktidar partisi organları tarafından öncelikle olumlu olarak değerlendirildi. Bu cümleden olmak üzere Ak Partinin Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın düzenlemenin Meclisten geçiş aşamasında iken yaptığı değerlendirme önce ‘ Ne Yapılıyor?, başlığı altında basında yer aldı. Bunlar özetle şöyle: Siyasi istikrar kalıcı hale getirilmiş olacak. Yapılan reformlar, daha hızlı ve daha etkin bir yürütme anlamına geliyor. Darbe anayasalarıyla kurgulanmış Cumhurbaşkanlığı makamı vesayet makamı olmaktan çıkacak. Temel iki işlevi yasa yapmak ve iradeyi denetlemek olan yasama, kuvvetler ayrılığı esas alındığı için asli işlevini daha etkin yerine getirmiş olacak. Cumhurbaşkanı en az % 50 inin oyunu almak zorunda olduğu için marjinal siyaset güç kaybedecek, merkez siyaset güç kazanacak. Güçlü yürütme terörle mücadelede daha etkin olacak. İyi işleyen yönetim sistemi Türkiye’yi uluslararası alanda daha etkin hale getirecek. Bunların yanında yapılan değişiklikle ‘Ne Yapılmıyor?, sorusuna şöyle cevap veriliyor: Devletin yapısı değişmiyor, rejim değişip diktatörlük gelmiyor. Sınırlı bir değişim yapılıyor. (Milliyet, Serpil Çevikcan, 07.01.2017, S.14) Basında yeni sistemin getireceği değişiklikler konusunda olumlu yaklaşımlar sergileyen yazarların da görüşleri yer aldı. Bunlardan Milliyet’te yazan Nagehan Alçı, yeni düzenleme konusunda okuyucuları ile aşağıda yer alan görüşlerini paylaştı: Ben bu paketi günlerce inceleyip, güvendiğim hukukçulara sordukça kapsamı ve ruhu üzerine daha detaylı bilgi sahibi oluyorum ve genelinde hakim olan tutarlı bir mantık görüyorum. Hukuk yoluyla siyaseti tayin etmek, oradan toplumu dizayn etmek anlayışına karşı bir çaba hakim paketin genelinde. Evet, güç yoğunlaşması kaçınılmaz olarak olacaktır ama önemli olan bunun kuvvetler ayrılığı üzerinden olacağının garanti altına alınması. (Nagehan Alçı, Milliyet, 25.01.2017, S.11) Anayasa değişikliğine TBMM’ de destek veren MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Semih Yalçın’da Hürriyet Gazetesi muhabirinin kendisine yönelttiği sorulara verdiği cevapta; Parlamenter sistemin sona ermediğini, tam tersine yerli yerinde durduğunu, kuvvetler ayrımının daha da netleştiğini, Kanun yapma tekelinin TBMM de olduğunu, TBMM’nin yürütme üzerindeki denetim yetkilerini daraltmadığını, yeni hükümet modelinde gensoruya çok fazla ihtiyaç olmadığını, tek adam sisteminin temellerinin atılmadığını, yeni sistemde şartlar gerekli kıldığında OHAL ve kararnamelerin uzatılabileceğini, neticede yeni sistemin kendi dengelerini oluşturacağını ifade etti. ( Hürriyet, 31.01.2017, S.18) 6.SONUÇ Referanduma kadar geçecek süreçte, yeni anayasa düzenlemesi; siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve sosyal medya ortamında tartışılacaktır. Güçlendirilmiş hükümet yönetim modelinin, ülkemizin çözüm bekleyen ve yıllardır kronikleşen ( enflasyon, işsizlik, fert başına milli gelirin giderek düşmesi, cari açık, PKK ve IŞİD terörü, eğitim sistemi karmaşası gibi) sorunları kökten kaldırabileceğine ilişkin toplumda iyimser bir beklenti görülmemektedir. Demokratik sistemlerin özü insan odaklı bir yapıda olmasıdır. Son sözü söyleyecek ve kararını verecek olan aziz milletimizdir. Vatandaşların eğilimi ve görüşleri esas alındığında, sivil toplum kuruluşlarının da bu tür durumlarda önemi ortaya çıkıyor. Bünyesinde; farklı görüşlerin yer aldığı 280 sivil toplum kuruluşunu barındıran ‘ Denge ve Denetleme Ağı, tarafından hazırlanan anayasa değişikliği ile ilgili olarak hazırlanan Raporun dikkate alınması gerekiyor. Kamuoyuna sunumu yapılan Raporda, 9 ayrı hususta anayasa değişikliğinin analizi yapılıyor: Devletin yetkileri, organlar arasında görev eşit ölçüde paylaştırılmalı ve her bir organ kendine has yetkilere sahip olmalı. Organların seçimi, kuvvetler ayrılığına uygun şekilde yapılmalı. Her organ, diğerini denetleyici anayasal yetki, hak ve sorumluluğa sahip olmalı. Hesap verilebilirlik sağlanmalı. İnsan hak ve özgürlükleri garanti altına alınmalı. Güçlendirilmiş yerel yönetimler olmalı. Seçim Sistemi, toplumdaki farklılıkların temsil edilmesini sağlamalı. Resmi bilgiye erişim hakkı güvence altına alınmalı. Karar alma süreçlerine katılım hakkı güvence altına alınmalı. (Serpil Çevikcan, Milliyet, 11.02..2017, S.16) Demokratik teammüllerin ve uygulamaların, toplumsal düzende daha fazla yerleştiği, vatandaş olmaktan kaynaklanan hakların özgürce kullanıldığı, insan odaklı hizmet anlayışının tabii bir sonucu olarak adalet, güvenlik ve sağlık alanındaki sorunların giderildiği bir yapılanma sağlanmalıdır. Referanduma giden süreçte; toplumda kutuplaşma ve gerginlik ortamı oluşturmadan demokratik bir olgunluk içinde hareket edilerek, sandıktan hangi sonuç çıkarsa çıksın milli birlik ve beraberliğin önemi dikkate alınarak hareket edilmelidir. Dışımızdaki dünyaya karşı milletçe sergileyeceğimiz olgun ve medeni tavır, demokrasi kültürünün toplumda yerleşmesi noktasında örnek alınacak bir tecrübe oluşturacaktır. Atıf ÖZGEN e-mail: ozgenatif@gmail.com
1. GİRİŞ
Genel olarak anayasa, ‘devletin örgütlenmesi ve işlemesiyle ilgili temel yapısını belirleyen kurallar bütünü, şeklinde tanımlanmaktadır.
Anayasa yapımına yönelik hareketlerin tarihi de bir hayli eskidir. Yunanlı düşünür ve devlet adamlarından Aristo, devlet düzeninin esasını oluşturan temel yasayı diğer yasalardan ayrı tutmanın gereği üzerinde durduğu bilinmektedir.
Eski Yunan’da hakim olan bu anlayış Roma devlet düzeninde de görülmüş; dünya genelindeki anayasa hareketlerine ise İngiltere’de ortaya çıkan Magna Carta (1215) Anayasası öncülük etmiştir.
Bizim tarihimizde Osmanlı İmparatorluğu döneminde 2. Mahmut devrinde hazırlanan Senedi İttifak ile 1839 tarihli Tanzimat Fermanı belge niteliğinde olan ilk anayasa teşebbüsü olarak kabul edilmektedir.
1856 yılında çıkarılan ‘Islahat Fermanı, imparatorluğun sorunlarının çözümünde bir arayışı ifade ederken, 1876 tarihinde çıkarılan ve Osmanlı’nın ilk Anayasası olarak görülen Kanuni Esasi ise özel bir kurulca hazırlanmış ve padişah fermanı ile yürürlüğe konulmuştur.
Cumhuriyet döneminde 1924 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilerek yürürlüğe girdi.
1961 Anayasası demokratik bir yöntemle oluşturulmuş, seçimle kurulan ‘Kurucu Meclis, tarafından hazırlanarak halkın oyuna sunulduktan sonra uygulamaya konulmuştur.
1982 Anayasası da Milli Güvenlik Konseyince belirlenen üyelerin oluşturduğu Danışma Meclisince hazırlanmış, halkın oyuna sunularak kabul edilmesine müteakip uygulamaya konuldu.
Askeri yönetimin izlerini taşıyan 1982 Anayasa’sının bazı maddelerinde zaman zaman değişikliğe gidildi. 2011 yılında yeniden yapılması yönünde bir Komisyon oluşturuldu ise de müspet bir netice alınamadı.
Günümüzde ise iktidar partisi olan AK Parti ile muhalefette yer alan Milliyetçi Hareket Partisi, 1982 Anayasa’sının 18 maddesinde yeniden düzenlemeye giderek, hükümet yönetim sistemi ve cumhurbaşkanlığı yetkilerinin yeniden belirlenmesi hususlarını ihtiva eden maddeleri benimseyerek, TBMM de kabul edilen bu maddelerin referandum yoluyla halka sunulması karar altına alınmış bulunuyor.
Yapılan yeni düzenlemenin halk tarafından kabulü halinde Hükümet Sistemi ve cumhurbaşkanlığın yetkileri konularında ülkemiz yeni bir döneme girecek; kabul görmemesi halinde ise mevcut demokratik parlamenter sistem devam edecektir.
2. YENİ DÜZENLEMENİN MECLİSTEN GEÇİŞİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLER
Mevcut Anayasa’nın bazı maddelerinin değiştirilmesine yönelik teşebbüsler, 175 inci Madde doğrultusunda zaman zaman gündeme gelmekteydi.
Anayasaların yeniden yapılması veya değiştirilmesi yoluna gidilmesi her ülkenin kendine özgü kuralları içinde olmakla beraber; 2017 yılı başında gündeme gelen değişiklik 2011 yılında planlanan değişikliğin bir devamı olarak iktidar partisi ve Milliyetçi Hareket Partisinin de desteği alınarak yeniden gündeme taşınmış oldu.
Değişiklik yapılması istenilen 18 madde tek tek Meclisin oyuna sunularak kabul edilmiş olmakla beraber Meclisten geçiş yöntemi ile ilgili yapılan eleştiriler şöyle toplanabilir:
3. YENİ ANAYASA DÜZENLEMESİ HANGİ TÜR DEĞİŞİKLİKLERİ KAPSIYOR?
Değişiklik yoluna gidilen 18 maddenin tümü dikkate alındığında; yeni düzenlemede öngörülen temel hususlar şöyle sıralanabilir:
A) Cumhurbaşkanının Yetkilerinin Genişletilmesine Yönelik Değişiklikler.
B) Yargı Sisteminin Yeniden Yapılandırılmasına Yönelik Değişiklikler.
C) Kuvvetler Ayrılığı ve Denetim Mekanizması Değişiklikleri.
3 Madde halinde sıraladığımız bu değişiklikler Anayasamızda öz bakımından önemli değişikliklere yol açtığı için muhalefet, sivil toplum kuruluşları ve medyada köşe yazarlarınca değişik yönleriyle eleştirildi.
Referandum yoluyla halkın onayına sunulacak ‘Yeni Anayasa Düzenlemesi, oylamanın gerçekleşeceği 16 Nisan 2017 tarihine kadar iktidar, muhalefet, sivil toplum ve medyada değerlendirilmeye devam edecektir.
4. YENİ ANAYASA DÜZENLEMESİNE ELEŞTİREL BİR BAKIŞ
Türkiye Büyük Millet Meclisinde iktidar ve MHP vekillerinin çoğunluğu tarafından benimsenen yeni düzenleme özünde, yetki devri, yargı sistemi ve kuvvetler ayrılığı konularında önemli değişikliklere yol açtığı için eleştirilerinde odağında bulunmaktadır.
Yapılan eleştirileri üç ana hususu dikkate alarak açıklamaya çalışalım:
A) Cumhurbaşkanının Yetkilerine Yönelik Eleştiriler
Buna göre, Cumhurbaşkanı hiçbir şarta bağlı olmaksızın seçimlerin yenilenmesine karar verebilecek. Ancak bu kararı alırken ‘ karşılılık ilkesi ( mütekabiliyet) çerçevesinde kendisinin de seçime gitme riskini göğüslemesi gerekiyor. (Hürriyet, 22.01.2017, S.17)
B) YARGI SİSTEMİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLER
C) Kuvvetler Ayrılığı ve Denetim Mekanizmasına Yönelik Eleştiriler
Kuvvetler ayrılığı yoksa anayasa da yoktur. Yasaları istediğiniz kadar iyi yazın, eğer denetleyecek ve hakkınızı arayacak denetim mekanizmaları yoksa bir anlamı yoktur. (Eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan, Milliyet, 14.01.2017, S.18)
5. YENİ ANAYASA DÜZENLEMESİNE YÖNELİK OLUMLU YAKLAŞIMLAR
Meclisten geçen yeni düzenlemenin, halktan gelen talepler doğrultusunda değil de cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminde planlanan değişiklikler doğrultusunda hazırlanmış olması; düzenlemeyi savunan iktidar partisi organları tarafından öncelikle olumlu olarak değerlendirildi.
Bu cümleden olmak üzere Ak Partinin Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın düzenlemenin Meclisten geçiş aşamasında iken yaptığı değerlendirme önce ‘ Ne Yapılıyor?, başlığı altında basında yer aldı. Bunlar özetle şöyle:
Bunların yanında yapılan değişiklikle ‘Ne Yapılmıyor?, sorusuna şöyle cevap veriliyor:
Devletin yapısı değişmiyor, rejim değişip diktatörlük gelmiyor. Sınırlı bir değişim yapılıyor. (Milliyet, Serpil Çevikcan, 07.01.2017, S.14)
Basında yeni sistemin getireceği değişiklikler konusunda olumlu yaklaşımlar sergileyen yazarların da görüşleri yer aldı. Bunlardan Milliyet’te yazan Nagehan Alçı, yeni düzenleme konusunda okuyucuları ile aşağıda yer alan görüşlerini paylaştı:
Ben bu paketi günlerce inceleyip, güvendiğim hukukçulara sordukça kapsamı ve ruhu üzerine daha detaylı bilgi sahibi oluyorum ve genelinde hakim olan tutarlı bir mantık görüyorum.
Hukuk yoluyla siyaseti tayin etmek, oradan toplumu dizayn etmek anlayışına karşı bir çaba hakim paketin genelinde.
Evet, güç yoğunlaşması kaçınılmaz olarak olacaktır ama önemli olan bunun kuvvetler ayrılığı üzerinden olacağının garanti altına alınması. (Nagehan Alçı, Milliyet, 25.01.2017, S.11)
Anayasa değişikliğine TBMM’ de destek veren MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Semih Yalçın’da Hürriyet Gazetesi muhabirinin kendisine yönelttiği sorulara verdiği cevapta;
Parlamenter sistemin sona ermediğini, tam tersine yerli yerinde durduğunu, kuvvetler ayrımının daha da netleştiğini, Kanun yapma tekelinin TBMM de olduğunu, TBMM’nin yürütme üzerindeki denetim yetkilerini daraltmadığını, yeni hükümet modelinde gensoruya çok fazla ihtiyaç olmadığını, tek adam sisteminin temellerinin atılmadığını, yeni sistemde şartlar gerekli kıldığında OHAL ve kararnamelerin uzatılabileceğini, neticede yeni sistemin kendi dengelerini oluşturacağını ifade etti. ( Hürriyet, 31.01.2017, S.18)
6.SONUÇ
Referanduma kadar geçecek süreçte, yeni anayasa düzenlemesi; siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve sosyal medya ortamında tartışılacaktır.
Güçlendirilmiş hükümet yönetim modelinin, ülkemizin çözüm bekleyen ve yıllardır kronikleşen ( enflasyon, işsizlik, fert başına milli gelirin giderek düşmesi, cari açık, PKK ve IŞİD terörü, eğitim sistemi karmaşası gibi) sorunları kökten kaldırabileceğine ilişkin toplumda iyimser bir beklenti görülmemektedir.
Demokratik sistemlerin özü insan odaklı bir yapıda olmasıdır. Son sözü söyleyecek ve kararını verecek olan aziz milletimizdir.
Vatandaşların eğilimi ve görüşleri esas alındığında, sivil toplum kuruluşlarının da bu tür durumlarda önemi ortaya çıkıyor.
Bünyesinde; farklı görüşlerin yer aldığı 280 sivil toplum kuruluşunu barındıran ‘ Denge ve Denetleme Ağı, tarafından hazırlanan anayasa değişikliği ile ilgili olarak hazırlanan Raporun dikkate alınması gerekiyor.
Kamuoyuna sunumu yapılan Raporda, 9 ayrı hususta anayasa değişikliğinin analizi yapılıyor:
Demokratik teammüllerin ve uygulamaların, toplumsal düzende daha fazla yerleştiği, vatandaş olmaktan kaynaklanan hakların özgürce kullanıldığı, insan odaklı hizmet anlayışının tabii bir sonucu olarak adalet, güvenlik ve sağlık alanındaki sorunların giderildiği bir yapılanma sağlanmalıdır.
Referanduma giden süreçte; toplumda kutuplaşma ve gerginlik ortamı oluşturmadan demokratik bir olgunluk içinde hareket edilerek, sandıktan hangi sonuç çıkarsa çıksın milli birlik ve beraberliğin önemi dikkate alınarak hareket edilmelidir.
Dışımızdaki dünyaya karşı milletçe sergileyeceğimiz olgun ve medeni tavır, demokrasi kültürünün toplumda yerleşmesi noktasında örnek alınacak bir tecrübe oluşturacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 641690
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.