ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
1. GİRİŞ Krizler, bireysel ve toplumsal açıdan yaşamımızda yer alan buhranlı ve bunalımlı bir sürece karşılık gelen özünde insanın kendisi kadar içinde yer aldığı toplumda da gerilim ve strese yol açan ve acil önlemleri gerektiren bir durumdur. İnsanlık, yaşamı tehdit eden ve doğal nedenlerden oluşan deprem, sel, çığ düşmesi, toprak kayması gibi afetler sonucu yaşanan krizli durumlarda el ve gönül birliği içinde bir dayanışma ruhu sergilerken; kendi davranışlarının sonucu olarak ortaya çıkan krizlerde ( siyasi, ekonomik ve ahlaki krizlerde) aynı dayanışmayı gösterememektedir. Krizlerin beklenmedik bir anda ortaya çıkması, önlem alınmakta geç kalınması, nasıl bir yol izlenebileceği noktasında tereddütlü bir durumun doğmasına yol açmaktadır. Krizler; siyasal, sosyal, ekonomik, mali ve ahlaki yapıların işleyiş biçimini ve hedeflerini tehdit eden, insanı ve insanlığı zora sokan bir özelliğe sahiptir. Doğru ve yolunda giden bir yapının veya sistemin işleyişine zarar verecek şekilde müdahalede bulunmak; o yapının gelişmesinde emeği ve katkısı bulunan insanların alın terine ihanet etmek demektir. Tüm krizlerin insanı üzen ve endişeye sevk eden yanı budur. İnsanlık olarak krizlerle mücadelede bir yol haritası çizmeden önce; kriz kaynakları, yaşanmış kriz örnekleri ve krizleri yenme yöntemleri üzerinde durmakta yarar bulunmaktadır. 2. KRİZ KAYNAKLARI Toplumsal yapıda krizlerin doğmasına yol açan değişik alanlar bulunmaktadır. Doğal nedenlerden oluşan kriz kaynaklarının yanında, insan davranışlarının sonucu olarak ortaya çıkan krizler günümüzde insani ve ahlaki değerler konusunu gündeme taşımaktadır. İnsan yaşamında derin krizlere yol açan alanların başında savaşlar gelmektedir. İki ülkeyi ya da dünya savaşı gibi birçok ülkeyi karşı karşıya getiren savaşların yanında iç savaşlarda insanlık açısında arkasında yürek yakan izler bırakmaktadır. Savaşların insanları kriz endişesine sokan yanları çoktur. Özgürlüklerin askıya alınması, gıda sıkıntısı baş göstermesi ve insanların yerlerinden edilmesi gibi… 2.Dünya Savaşının milyonlarca insanı yok ettiği bir ortamda İngiliz Başvekili Winston Churchill’in Avam Kamarasında yaptığı konuşmada ‘ sizlere kan, ter ve gözyaşından başka bir şey söylemeyeceğim, sözü hafızalara kazınmıştı. Yakın tarihte Yugoslavya İç Savaşında Srpska Cumhuriyeti Ordusunun Srebnetsiya’ya karşı giriştiği Krivaya 95 Harekatı esnasında Temmuz 1995 te en az 8.372 Boşnak Müslümanın katledilmesi, aynı iç savaşta binlerce Boşnak kadının tecavüze uğraması büyük bir insanlık krizine yol açmıştı. Günümüzde Suriye İç Savaşında, Aylan Kurdi isimli çocuğun Ege Denizinde kıyıya vuran cesedi, Halep’te Ümran bebeğin savaş yıkıntısı ortasındaki mahzun hali, yine aynı kentte atılan bomba nedeniyle yüzü yanan Amina isimli kız çocuğun yaşadığı acı, İdlip’li 10 yaşındaki Abdulbasit’in kopan ayakları mülteci krizinin insanlık krizine dönüşen acı örnekleri oldu. Dünya genelinde Uzakdoğu Asya’da Myanmar’da Müslümanlara yönelik katliam yüzbinlerce insanı göç yollarına sevk ederken, Afrika’da Brundi ve Somali’de yaşanan iç savaşlarda insanlık açlık ve yokluk krizine mahkum edildi. Bu krizlerin insanlığa yönelik tehditleri hala devam etmekte.. Terör saldırıları da dünyada ve ülkemizde, toplumsal korku algısı oluşturmak, ülkeyi parçalayıp bölmek, yabancı emellere taşeron olup hizmet etmek amacı ile Doğu ve Güneydoğu illerimizde insanlık krizinin derinleşmesine yol açmakla kalmadı; terör faaliyetlerinin organize edildiği diğer illerimizde de insan kayıplarına yol açtı. Geçtiğimiz yıl başkent Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirilen terör saldırılarında çok sayıda insanımızı kaybettik. Çok sayıda insanımızda sakatlanarak engelli konumuna düştü. İnsanlara yönelik hizmetleri durduran, insanları sakat ya da engelli konumuna sokan, beyni yıkanmış teröristleri de ateşe atan terör saldırıları da teröre muhatap kalan her insan üzerinde büyük bir ruhsal krize yol açmaktadır. Bireysel silahlanma yoluyla masum insanlar yaşamlarını kaybetmekte ve masumiyette yok edilmektedir. Sevinçleri acıya dönüştüren maganda kültürü arkasında insanlık krizine yol açan izler bırakmaktadır. Sosyal yaşamda aile bütünlüğünü bozan boşanmalar aile içi krizlerin, insanı ölümle yaşam arasında bırakan zararlı alışkanlıklar bağımlılık krizinin, yüzbinlerce genci derin derin düşündüren işsizlik gençlik bunalımı krizinin doğmasına neden olmaktadır. Ülkemizde uzun yıllardır devam eden ve temelinde değerler krizinin eksikliğinden kaynaklanan trafik kazaları da ardından binlerce insanımızın ölümü ile birlikte toplumda kendini kanıtlamış, bilim insanı, sanatçı ve siyaset insanlarının kaybına neden olmaktadır. Genelde insana zarar veren eylemler, insanlık bakımından krizlere yol açan eylemlerdir. Bu eylemlerin temelinde insani değerlerimizle taban tabana zıt davranışlar bulunmaktadır. İnsana yönelik şiddet içinde yer alan, insan olma bilincinden uzak bazı bireylerin tecavüze, insan kaçırmaya, katliama, etnik ayrıma, kin ve nefret söylemine yol açan davranışların temelinde de değerlerimize karşına alan bir kriz hali bulunmaktadır. 3. EKONOMİK, SİYASİ VE SOSYAL YAŞAMDA KRİZ ÖRNEKLERİ Krizleri doğuranda ve sonuçlarına katlanmaya mahkum olanda insandır. Bilimsel açıdan kriz türleri; ekonomik, mali, finansal, siyasi ve ahlaki türde sınıflandırılarak incelenmektedir. İçinde bulunulan durumun ya da karşı karşıya kalınan olayların ne derece ‘kriz, olduğu kişiden kişiye değişiklik göstermekle beraber krizlerin etkisi altına aldığı ve insanların oluşturduğu 4 farklı gruptan söz edebiliriz. Bunlar: 1.Tüm insanlığı etkileyen krizler. 2. Ülke insanlarının etkilendiği krizler. 3. Şirket çalışanlarının veya bir kurum çalışanlarının etkilendiği krizler. 4. Bireyin kendisinin etkilendiği krizler. Savaş ve iç savaşlar sonucu oluşan krizlerin etkisinden tüm insanlık nasibini almaktadır. 1nci ve 2nci dünya savaşları sonucu gerçekleşen milyonlarca ölümün dışında, insanların açlık ve yokluğa mahkum edilmesi tam bir insanlık krizine işaret etmekteydi. 2011 yılında Suriye’de özgürlük istemiyle başlayan ve ülke geneline yayılan gösterilerin iç savaşa dönüşmesi de etkisini halen tüm dünyada hissettiren ve mülteci krizini insanlık krizine dönüştüren bir özellik taşımaktadır. 1929 ve 2008 yıllarında Amerika’da gerçekleşen ve küresel bir niteliğe dönüşen ekonomik krizlerde bir grup insanın doymak bilmeyen para hırsı ile geri dönmeyen krediler dünya genelinde sadece Amerikan borsasını çökertmekle kalmadı, üretim ve ticareti azalttı, işsiz sayısını da çoğalttı. Ülke olarak 1999 yılında yaşadığımız 17 Ağustos depremi ile 1935 yılında Erzincan ilimizde gerçekleşen depremler birer doğal afet olarak tüm ülkemiz insanlarını etkileyen insani bir krize yol açmıştı. 19.02.2001 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu toplantısında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Başbakan Bülent Ecevit’e fırlatılan Anayasa kitapçığı da siyasi ortamda yaşanan ve ülke genelinde ekonomik krize yol açan bir durumun doğmasına yol açmıştı. 2015 yılında Rusya ile ilişkilerimizi bozan ‘uçak krizi, ile yakın zamanda Hollanda hükümetinin 2 bakanımızı ülkelerine almayan boykot girişimi de kısa sürede o ülkede yaşayan soydaşlarımızı da etkileyen diplomatik krize dönüştü. Günümüzde şirket veya kurum çalışanlarını etkileyen krizler de yaşanmaktadır. Domino’s Pizza’nın iki çalışanı tarafından çekilmiş ahlak ve etik dışı görünümler youtube’de paylaşılınca ortaya ciddi bir kriz çıkmıştı. ABD nin en köklü şirketlerinden enerji, hizmet ve emtia alanlarında faaliyet gösteren ENRON Şirketi krizi de; aç gözlülük, pazarlama hileleri gibi etik olmayan unsurları bünyesinde barındırmış olması açısından sonuçta küresel krize neden olmuştu. Bireysel açıdan da günümüzde insanlar akıl ve ruh sağlığının bozulması sonucu yaşadıkları kriz ortamında; intihar, katliam, şiddet ve zararlı alışkanlıklara bağımlı olarak insani bir dram yaşıyor ve bu krizler aile ortamını da yakından etkiliyor. 4. KRİZLERLE MÜCADELEDE İNSANİ DEĞERLERİN ROLÜ Yaşamın her alanında olduğu gibi krizlerinde ana teması insandır. Biliyoruz ki insan değerli bir varlıktır. Cenabı Allah insanı en güzel şekilde yaratmıştır. İnsanları değersiz kılan şeyler kişilik yapısının kötülüklere meyil etmesiyle ortaya çıkar. İnsanda değer kaymasını ünlü Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy şöyle ifade eder: ‘İnsanoğlunun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa, payı gerçek kişiliğini gösterir. Paydası da kendisini ne zannettiğini. Payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür., Krizlerle mücadelede insan unsuruna değer vermenin önemi büyüktür. İnsan yaşamının kutsallığını, emeğini, alın terini, vicdanının sesini dikkate alan yaklaşımlar insana ve insanlığa sahip çıkarlar. Dünyanın en büyük kahve zincirlerinden Starbucks’un üç kurucu başkanı olan Howard Schultz, Hovard Behar ve Orin Smith alanlarında insanlara başarılı bir model oluşturdu. Görevde oldukları 20 yıla yakın bir süreçte Starbuck’u sıfırdan devasa bir boyuta dönüştürdüler. Şirket yaşanan krizleri çalışanlarına verdikleri değerle atlattı. Behar’a göre iyi bir dinleyici olmak, çalışanları işten çıkarmak yerine maliyetleri düşürmek, daha akılcı bir yaklaşımdı. Behar kriz dönemini nasıl atlattıklarını o dönemde şöyle açıklamıştı: ‘Çalışanları dinledik, onlara yeni bir yön verdik., ‘Eğer suratınızda gülümseme, kalbinizde sevgi yoksa sizin müşteriye verdiğiniz kahve hiçbir zaman mükemmel olmaz., Bizde de merhum iş adamlarımızdan Sakıp Sabancı’nın yayımlanmasını istediği kitabında vermek istediği öğütlerden biri de şöyleydi: ‘Fikirlerinizden ve değer yargılarınızdan fedakarlık etmeyin. Etmeyin ki önce aileniz ve yanınızda çalışanlar, sonra iş yaptıklarınız ve çevreniz size güvensin., 2001 yılında bıçaklanarak öldürülen başarılı iş adamlarımızdan Üzeyir Garih’in(1929-2001) oğlu ALARKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih’te geçtiğimiz günlerde Hürriyet Gazetesi ekonomi yazarlarından Vahap Munyar ile yaptığı bir söyleşide şöyle diyor: ‘Babam, ‘En Büyük banka hesabın yaptığın iyiliklerdir, derdi., (Hürriyet, 27.03.2017, S.24) 5. SONUÇ Krizler, insani ve ahlaki yıkımların bir tezahürüdür. İnsani ve ahlaki değerlerdeki aşınmalar, krizlerin oluşumunda önemli etkenlerin arasında yer alır. Yozlaşmak, yolsuzluklar, manevi kirlilik, şaibeli yönetim ahlaki ve manevi krizler sonrası ortaya çıkan bir durumdur. Ahlaki ve insani değerleri yok sayarak; ekonomi, siyaset ve sosyal yaşamda her türlü yolu mübah saymak krizlerin derinleşmesine yol açar. Çözüm, insana ve değerlerine sahip çıkmaktır. İnsani değerleri savunmak, insanlığı savunmaktır. Yükselen değerlerin insani değerler olması, insanı yüceltecek çok önemli bir adım olacaktır. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
1. GİRİŞ
Krizler, bireysel ve toplumsal açıdan yaşamımızda yer alan buhranlı ve bunalımlı bir sürece karşılık gelen özünde insanın kendisi kadar içinde yer aldığı toplumda da gerilim ve strese yol açan ve acil önlemleri gerektiren bir durumdur.
İnsanlık, yaşamı tehdit eden ve doğal nedenlerden oluşan deprem, sel, çığ düşmesi, toprak kayması gibi afetler sonucu yaşanan krizli durumlarda el ve gönül birliği içinde bir dayanışma ruhu sergilerken; kendi davranışlarının sonucu olarak ortaya çıkan krizlerde ( siyasi, ekonomik ve ahlaki krizlerde) aynı dayanışmayı gösterememektedir.
Krizlerin beklenmedik bir anda ortaya çıkması, önlem alınmakta geç kalınması, nasıl bir yol izlenebileceği noktasında tereddütlü bir durumun doğmasına yol açmaktadır.
Krizler; siyasal, sosyal, ekonomik, mali ve ahlaki yapıların işleyiş biçimini ve hedeflerini tehdit eden, insanı ve insanlığı zora sokan bir özelliğe sahiptir.
Doğru ve yolunda giden bir yapının veya sistemin işleyişine zarar verecek şekilde müdahalede bulunmak; o yapının gelişmesinde emeği ve katkısı bulunan insanların alın terine ihanet etmek demektir. Tüm krizlerin insanı üzen ve endişeye sevk eden yanı budur.
İnsanlık olarak krizlerle mücadelede bir yol haritası çizmeden önce; kriz kaynakları, yaşanmış kriz örnekleri ve krizleri yenme yöntemleri üzerinde durmakta yarar bulunmaktadır.
2. KRİZ KAYNAKLARI
Toplumsal yapıda krizlerin doğmasına yol açan değişik alanlar bulunmaktadır. Doğal nedenlerden oluşan kriz kaynaklarının yanında, insan davranışlarının sonucu olarak ortaya çıkan krizler günümüzde insani ve ahlaki değerler konusunu gündeme taşımaktadır.
İnsan yaşamında derin krizlere yol açan alanların başında savaşlar gelmektedir. İki ülkeyi ya da dünya savaşı gibi birçok ülkeyi karşı karşıya getiren savaşların yanında iç savaşlarda insanlık açısında arkasında yürek yakan izler bırakmaktadır. Savaşların insanları kriz endişesine sokan yanları çoktur. Özgürlüklerin askıya alınması, gıda sıkıntısı baş göstermesi ve insanların yerlerinden edilmesi gibi…
2.Dünya Savaşının milyonlarca insanı yok ettiği bir ortamda İngiliz Başvekili Winston Churchill’in Avam Kamarasında yaptığı konuşmada ‘ sizlere kan, ter ve gözyaşından başka bir şey söylemeyeceğim, sözü hafızalara kazınmıştı.
Yakın tarihte Yugoslavya İç Savaşında Srpska Cumhuriyeti Ordusunun Srebnetsiya’ya karşı giriştiği Krivaya 95 Harekatı esnasında Temmuz 1995 te en az 8.372 Boşnak Müslümanın katledilmesi, aynı iç savaşta binlerce Boşnak kadının tecavüze uğraması büyük bir insanlık krizine yol açmıştı.
Günümüzde Suriye İç Savaşında, Aylan Kurdi isimli çocuğun Ege Denizinde kıyıya vuran cesedi, Halep’te Ümran bebeğin savaş yıkıntısı ortasındaki mahzun hali, yine aynı kentte atılan bomba nedeniyle yüzü yanan Amina isimli kız çocuğun yaşadığı acı, İdlip’li 10 yaşındaki Abdulbasit’in kopan ayakları mülteci krizinin insanlık krizine dönüşen acı örnekleri oldu.
Dünya genelinde Uzakdoğu Asya’da Myanmar’da Müslümanlara yönelik katliam yüzbinlerce insanı göç yollarına sevk ederken, Afrika’da Brundi ve Somali’de yaşanan iç savaşlarda insanlık açlık ve yokluk krizine mahkum edildi. Bu krizlerin insanlığa yönelik tehditleri hala devam etmekte..
Terör saldırıları da dünyada ve ülkemizde, toplumsal korku algısı oluşturmak, ülkeyi parçalayıp bölmek, yabancı emellere taşeron olup hizmet etmek amacı ile Doğu ve Güneydoğu illerimizde insanlık krizinin derinleşmesine yol açmakla kalmadı; terör faaliyetlerinin organize edildiği diğer illerimizde de insan kayıplarına yol açtı. Geçtiğimiz yıl başkent Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirilen terör saldırılarında çok sayıda insanımızı kaybettik. Çok sayıda insanımızda sakatlanarak engelli konumuna düştü.
İnsanlara yönelik hizmetleri durduran, insanları sakat ya da engelli konumuna sokan, beyni yıkanmış teröristleri de ateşe atan terör saldırıları da teröre muhatap kalan her insan üzerinde büyük bir ruhsal krize yol açmaktadır.
Bireysel silahlanma yoluyla masum insanlar yaşamlarını kaybetmekte ve masumiyette yok edilmektedir. Sevinçleri acıya dönüştüren maganda kültürü arkasında insanlık krizine yol açan izler bırakmaktadır.
Sosyal yaşamda aile bütünlüğünü bozan boşanmalar aile içi krizlerin, insanı ölümle yaşam arasında bırakan zararlı alışkanlıklar bağımlılık krizinin, yüzbinlerce genci derin derin düşündüren işsizlik gençlik bunalımı krizinin doğmasına neden olmaktadır.
Ülkemizde uzun yıllardır devam eden ve temelinde değerler krizinin eksikliğinden kaynaklanan trafik kazaları da ardından binlerce insanımızın ölümü ile birlikte toplumda kendini kanıtlamış, bilim insanı, sanatçı ve siyaset insanlarının kaybına neden olmaktadır.
Genelde insana zarar veren eylemler, insanlık bakımından krizlere yol açan eylemlerdir. Bu eylemlerin temelinde insani değerlerimizle taban tabana zıt davranışlar bulunmaktadır.
İnsana yönelik şiddet içinde yer alan, insan olma bilincinden uzak bazı bireylerin tecavüze, insan kaçırmaya, katliama, etnik ayrıma, kin ve nefret söylemine yol açan davranışların temelinde de değerlerimize karşına alan bir kriz hali bulunmaktadır.
3. EKONOMİK, SİYASİ VE SOSYAL YAŞAMDA KRİZ ÖRNEKLERİ
Krizleri doğuranda ve sonuçlarına katlanmaya mahkum olanda insandır. Bilimsel açıdan kriz türleri; ekonomik, mali, finansal, siyasi ve ahlaki türde sınıflandırılarak incelenmektedir.
İçinde bulunulan durumun ya da karşı karşıya kalınan olayların ne derece ‘kriz, olduğu kişiden kişiye değişiklik göstermekle beraber krizlerin etkisi altına aldığı ve insanların oluşturduğu 4 farklı gruptan söz edebiliriz. Bunlar:
1.Tüm insanlığı etkileyen krizler.
2. Ülke insanlarının etkilendiği krizler.
3. Şirket çalışanlarının veya bir kurum çalışanlarının etkilendiği krizler.
4. Bireyin kendisinin etkilendiği krizler.
Savaş ve iç savaşlar sonucu oluşan krizlerin etkisinden tüm insanlık nasibini almaktadır. 1nci ve 2nci dünya savaşları sonucu gerçekleşen milyonlarca ölümün dışında, insanların açlık ve yokluğa mahkum edilmesi tam bir insanlık krizine işaret etmekteydi.
2011 yılında Suriye’de özgürlük istemiyle başlayan ve ülke geneline yayılan gösterilerin iç savaşa dönüşmesi de etkisini halen tüm dünyada hissettiren ve mülteci krizini insanlık krizine dönüştüren bir özellik taşımaktadır.
1929 ve 2008 yıllarında Amerika’da gerçekleşen ve küresel bir niteliğe dönüşen ekonomik krizlerde bir grup insanın doymak bilmeyen para hırsı ile geri dönmeyen krediler dünya genelinde sadece Amerikan borsasını çökertmekle kalmadı, üretim ve ticareti azalttı, işsiz sayısını da çoğalttı.
Ülke olarak 1999 yılında yaşadığımız 17 Ağustos depremi ile 1935 yılında Erzincan ilimizde gerçekleşen depremler birer doğal afet olarak tüm ülkemiz insanlarını etkileyen insani bir krize yol açmıştı.
19.02.2001 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu toplantısında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Başbakan Bülent Ecevit’e fırlatılan Anayasa kitapçığı da siyasi ortamda yaşanan ve ülke genelinde ekonomik krize yol açan bir durumun doğmasına yol açmıştı.
2015 yılında Rusya ile ilişkilerimizi bozan ‘uçak krizi, ile yakın zamanda Hollanda hükümetinin 2 bakanımızı ülkelerine almayan boykot girişimi de kısa sürede o ülkede yaşayan soydaşlarımızı da etkileyen diplomatik krize dönüştü.
Günümüzde şirket veya kurum çalışanlarını etkileyen krizler de yaşanmaktadır. Domino’s Pizza’nın iki çalışanı tarafından çekilmiş ahlak ve etik dışı görünümler youtube’de paylaşılınca ortaya ciddi bir kriz çıkmıştı.
ABD nin en köklü şirketlerinden enerji, hizmet ve emtia alanlarında faaliyet gösteren ENRON Şirketi krizi de; aç gözlülük, pazarlama hileleri gibi etik olmayan unsurları bünyesinde barındırmış olması açısından sonuçta küresel krize neden olmuştu.
Bireysel açıdan da günümüzde insanlar akıl ve ruh sağlığının bozulması sonucu yaşadıkları kriz ortamında; intihar, katliam, şiddet ve zararlı alışkanlıklara bağımlı olarak insani bir dram yaşıyor ve bu krizler aile ortamını da yakından etkiliyor.
4. KRİZLERLE MÜCADELEDE İNSANİ DEĞERLERİN ROLÜ
Yaşamın her alanında olduğu gibi krizlerinde ana teması insandır. Biliyoruz ki insan değerli bir varlıktır. Cenabı Allah insanı en güzel şekilde yaratmıştır.
İnsanları değersiz kılan şeyler kişilik yapısının kötülüklere meyil etmesiyle ortaya çıkar. İnsanda değer kaymasını ünlü Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy şöyle ifade eder:
‘İnsanoğlunun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa, payı gerçek kişiliğini gösterir. Paydası da kendisini ne zannettiğini. Payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür.,
Krizlerle mücadelede insan unsuruna değer vermenin önemi büyüktür. İnsan yaşamının kutsallığını, emeğini, alın terini, vicdanının sesini dikkate alan yaklaşımlar insana ve insanlığa sahip çıkarlar.
Dünyanın en büyük kahve zincirlerinden Starbucks’un üç kurucu başkanı olan Howard Schultz, Hovard Behar ve Orin Smith alanlarında insanlara başarılı bir model oluşturdu. Görevde oldukları 20 yıla yakın bir süreçte Starbuck’u sıfırdan devasa bir boyuta dönüştürdüler.
Şirket yaşanan krizleri çalışanlarına verdikleri değerle atlattı. Behar’a göre iyi bir dinleyici olmak, çalışanları işten çıkarmak yerine maliyetleri düşürmek, daha akılcı bir yaklaşımdı. Behar kriz dönemini nasıl atlattıklarını o dönemde şöyle açıklamıştı:
‘Çalışanları dinledik, onlara yeni bir yön verdik.,
‘Eğer suratınızda gülümseme, kalbinizde sevgi yoksa sizin müşteriye verdiğiniz kahve hiçbir zaman mükemmel olmaz.,
Bizde de merhum iş adamlarımızdan Sakıp Sabancı’nın yayımlanmasını istediği kitabında vermek istediği öğütlerden biri de şöyleydi:
‘Fikirlerinizden ve değer yargılarınızdan fedakarlık etmeyin. Etmeyin ki önce aileniz ve yanınızda çalışanlar, sonra iş yaptıklarınız ve çevreniz size güvensin.,
2001 yılında bıçaklanarak öldürülen başarılı iş adamlarımızdan Üzeyir Garih’in(1929-2001) oğlu ALARKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih’te geçtiğimiz günlerde Hürriyet Gazetesi ekonomi yazarlarından Vahap Munyar ile yaptığı bir söyleşide şöyle diyor:
‘Babam, ‘En Büyük banka hesabın yaptığın iyiliklerdir, derdi., (Hürriyet, 27.03.2017, S.24)
5. SONUÇ
Krizler, insani ve ahlaki yıkımların bir tezahürüdür. İnsani ve ahlaki değerlerdeki aşınmalar, krizlerin oluşumunda önemli etkenlerin arasında yer alır.
Yozlaşmak, yolsuzluklar, manevi kirlilik, şaibeli yönetim ahlaki ve manevi krizler sonrası ortaya çıkan bir durumdur.
Ahlaki ve insani değerleri yok sayarak; ekonomi, siyaset ve sosyal yaşamda her türlü yolu mübah saymak krizlerin derinleşmesine yol açar.
Çözüm, insana ve değerlerine sahip çıkmaktır. İnsani değerleri savunmak, insanlığı savunmaktır.
Yükselen değerlerin insani değerler olması, insanı yüceltecek çok önemli bir adım olacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 105305
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.