En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

SİYASET MEYDANI VE İNSAN

Siyasetin içinde yoğrulup, seçkin bir siyaset adamı olmak çoğu insanın üzerinde bir cazibe alanı olarak görülmektedir.

Siyaset, insanlara hizmet götürmede en iyi araçlardan biridir; ne var ki siyasetinde bir bilim dalı olarak kendine özgü kuralları vardır.

Siyasete talip olan adaylar, değişik meslek dallarında iken kendilerini kanıtlamış olabilirler. Ancak, siyasette başarılı olabilmenin yolu, yalnızca kendi mesleğinde değil, hizmet vereceği siyasi arenada da kendini kabul ettirebilmektir.

Günümüzde sanat, spor gibi dallarda veya zengin ve nüfuz sahibi ya da üniversitelerde bilim insanı olup adlarını geniş kitlelere duyurmayı başaran insanların siyaset arenasına özellikle kitle partileri tarafından çekildiklerini gözlemliyoruz.

Kendi mesleki yaşamlarında saygın bir yer edinmiş olan çok sayıda insan; politik arenanın acımasız dişleri arasında kaybolup gitti. Türk siyasi yaşamı bunun muhtelif örnekleriyle doludur.

Antik dönemin klasik Yunan filozofu Eflatun,  ‘Siyasetle ilgilenmeyen adayları bekleyen sonuç, cahillerle yönetilmeye razı olmaktır, der.

Demokratik rejimlerin gelişip kökleşmesinde; kaliteli bir siyaset anlayışının yerleşmesi ‘olmazsa olmaz, koşullardan biridir.

Bir insan olarak, siyasetin içinde yer almak, siyasi gelişmeleri yakından izlemek, siyasete ayar vermek demokrasi kültürünü içimize sindirmekle mümkündür.

SİYASET ORTAMI VE POLİTİKA ÜRETME

Kin ve nefret dilinin kullanıldığı, kavga ve kaos ortamının doğmasına yol açan, gerçek bir demokrat duruşun sergilenmediği siyasi ortam demokratik gelişime kapalı bir ortamdır.

Siyasete atılmak için dürüst ve ilkeli olmak, ülkesini ve insanları sevmek, çözüm odaklı politikalar üretmek aranılan koşullar arasında olmakla birlikte bunun gereğince tezahür etmediğini yaşanan gelişmelerden görebiliyoruz.

Siyaseti bir hoşgörü kültürünün yansıması olarak görmeyenler, düzeyli rekabeti kavgaya dönüştürenler, siyasette itibar değil menfaat peşinde koşanlar, geleceği inşa etme anlayışından uzak bir tutum sergileyerek siyasette kaliteyi düşürüyorlar.

Türkiye Cumhuriyetinin ikinci Cumhurbaşkanı merhum İsmet İNÖNÜ, Önemli olan iktidarda kalmak değil itibarda kalmaktır, derken 9ncu Cumhurbaşkanı  merhum Süleyman DEMİREL ise; ‘Siyasetle gelen itibar, siyasetle gider. Siyasetin yaptığı tahribat kalıcı olmaz, der.

Siyasetçilerin asli görevlerinden biri gelecek nesilleri düşünme adına sağlıklı politikalar üretebilmektir.

Sağlıklı ve ilkeli politika yürütmek isteyen politikacılarda aranan özelliklerin başında; halka tepeden bakmayan, halkın değerlerine saygılı, halkla iç içe ve halkın dertlerini dert edinmiş olup halkıyla bütünleşmek gibi hususlar gelmektedir.

Ünlü İtalyan siyaset kuramcısı Noberto Babbio(1909-2004), ‘Zenginle fakir, güçlü ile güçsüz arasındaki muazzam farkı dert edinmek, siyasal tavrın en belirleyici eşiğidir, der.

Ne acıdır ki; politikacılara olan güven duygusu, sadece bizim ülkemizde değil, çoğu Avrupa ülkesinde de özüne uygun olarak yerleşmediği için halk kendisine güven vermeyen inanmadığı  politikacılara karşı genelde mesafeli bir duruş sergilemektedir.

Fransız asker ve devlet adamlarından Napolyon Bonapart (1769-1820), ‘Politika, para yerine insanların ortaya sürüldüğü bir oyun derken; 5nci Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ye ( 1890-1970) göre de ‘ Politika, politikacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir.,

Bizde ise eski Milli Eğitim bakanlarından Hasan Ali Yücel( 1897-1961); ‘Siyaset adamı gelecek seçimleri, devlet adamı gelecek nesilleri düşünerek politika yapar, sözüyle duyarsız popülist bir politikacı tipinin siyasetteki rolünü ifade etmiş olmaktadır.

İLKELİ  DÜRÜST  SİYASET

Demokrasi kültürümüzün gelişip kökleşmesi yolunda; ilkeli siyaset anlayışı içinde yer alıp, halkın gönlüne girmeyi başaran çok sayıda siyasetçimiz oldu.

Gerek iktidarda olup yaptığı hizmetlerle halk indinde itibar kazanan, gerekse muhalefette olup, yol gösterici çözümler üreten politik vizyon sahibi insanların ülkemizde yetişmesi memnuniyet vericidir.

Ancak buna rağmen zaman zaman ülkemizde siyasi ortam gerilmekte, halka karşı örnek bir tavır sergilemeyen siyasiler, siyasette güven kaybına neden olmaktadırlar.

8nci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın (1927-1993) ifadesiyle ‘Siyaset, çuvalı patlatmadan arabadan indirmektir, demiş olsa da günümüze kadar çuvalı patlatan çok sayıda siyasetçimiz oldu.

Ülkemizde genelde lider odaklı bir siyaset anlayışı görülmektedir. Liderin vizyonu ile gelişip büyüyen parti siyaseti, lider herhangi bir nedenle çekildiğinde parti de kaybolup tarihe karışmaktadır.

Kayıtsız şartsız sadakat anlayışı, liderin etrafında korku duvarı örmesi, toleranstan uzak, özgür düşünceye yabancı, sorgulama kültüründen habersiz tek karar alıcı görünümünde gelişen liderlik demokrasi kültürümüze zarar vermektedir.

Yetişmiş insan gücü, ülkemiz adına ihmal edilmemesi gereken bir kaynaktır. Artık nefret yerine sevgi, korku yerine güven, endişe yerine umut veren bir siyasi anlayışı demokrasi kültürümüzü daha da zenginleştirecektir.

ABD li bürokrat ve devlet adamı Alfred E. Smith( 1873-1944) ‘Demokrasinin bütün hastalıkları daha fazla demokrasiyle tedavi edilir, anlayışını dikkate alarak yazımızı Hz. Ali’ye atfen ifade edilen şu anlamlı sözüyle tamamlayalım:

‘ Ben öyle bir insan istiyorum ki; iktidarda iken halktan biri sanılsın, halktan biri iken iktidar sahibi.,

 

Atıf  ÖZGEN
Demokraside Birlik Vakfı Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 2832

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 773498

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.