ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Günlük yaşam bize toplumsal yapımıza yerleşmeyen ‘kontrollü yaşam, ilkesinin insan yaşamına olumsuz yansıyan çok değişik örnekler yansıttığını gösteriyor. Ne yazık ki insan yaşamına her alanda pusu kuran kazalar çok sayıda insanımızı canından ediyor; edemediklerini ise ömür boyu sakat bırakıyor. Biliyoruz ki; kazalar ben geliyorum demiyor! Ancak insan olarak her birimizin tedbirli ve kontrollü yaşamı ilke edinmesi gerekiyor. Günlük basının şehir haberleri kısmında ya da televizyon haberlerinde ülkemiz genelinde yaşanan kazaları işitip okumadığımız bir gün hemen hemen yok gibi… Trafik, iş yeri, deniz, uçak, dağ tepe ve ev kazaları genç yaşlı demeden günümüze kadar çok sayıda insanımızı aramızdan aldı götürdü. Her kaza arkasında yok olan bir aile veya yetim kalan çocuklar, eşini kaybetmiş anneleri ya da babaları bırakıyor. İŞ KAZALARI İş kazaları konusunda ülke olarak dünya geneli veya Avrupa ülkeleri sıralamasında oldukça kötü bir sicile sahibiz. Uzun yıllar Avrupa’da ilk dünya geneli sıralamasında üçüncü sırada yer aldık. İş yeri kaza istatistiklerine göre ülkemizde 2016 yılında 1970 işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Bu Türkiye genelinde en çok işçi ölümünün yaşandığı bir yıl oldu. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2017 yılının ilk 7 ayında en az 1119 işçinin yaşamını kaybetmiş durumda. Ölümlere yol açan iş kazalarının nedenleri arasında; trafik servis kazası, ezilme ve göçük, yüksekten düşme, elektrik çarpması, patlama ve yanma, zehirlenme, çarpma, silah kullanma gibi hususlar olduğu ifade edilmektedir. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, iş yeri sahiplerine iş güvenliği açısından önemli yükümlülükler getirmesine rağmen; kazalarda görülen artış, insan yaşamını koruma ve kollama noktasında gerekli bilince ulaşamadığımızı gösteriyor. Her iş yerinde insan yaşamını her şeyin üstünde gören ve buna göre önlemini alan bir anlayışın yerleşmesi zorunludur. Hukuk yoluyla iş yeri sahibini cezalandırma yoluna gitme caydırıcı olsa bile aramızdan ayrılan canları geri getirmiyor. TRAFİK KAZALARI Trafik kazaları genelde % 95 i bulan bir oranda sürücü hatasından kaynaklanıyor. Araç ve yol faktörünün kazalara neden olma olasılığı % 5 düzeyindedir. Trafik kazalarına ilişkin veriler her yıl ortalama 5 bin civarında insanımızı bu kazalarda kaybettiğimizi ortaya koyuyor. Özellikle tatil günleri ve bayram dönemlerinde ölümlü kazalarda bir artış gözleniyor. Uzun yola çıkacak sürücülerin; hareket öncesi araçlarını muayeneden geçirmesi, yolculuk esnasında aşırı hız, aniden şerit değiştirme, direksiyonda uyuklama ve kural dışı davranışlardan kaçınmaları gerekiyor. Ehliyetsiz araç kullanma, trafik kurallarını hiçe sayma, hız tutkunluğu özellikle genç sürücüleri büyük tehlikelerle karşı karşıya bırakıyor. Motosiklet kullanan sürücülerde trafikte hususi otomobil kullanan araçlar arasında seyrettikleri için çok daha fazla dikkatli olmaları gerekiyor. Çünkü bu tür araçların karıştığı kazalarda ölüm riski çok daha yüksek düzeyde gerçekleşiyor. Her trafik kuralı yapılan yüzlerce araştırmanın sonucu konulmuştur. ‘Yolların kıralı değil, yolların kuralı vardır, ilkesini can güvenliği için yaşatmak gerekir. Binlerce değerli insanımızı aramızdan alan, ekonomiye milyarlarca liralık zarar bırakan, sakat kalan insanlarımızın ‘engelli, konumuna düştüğü trafik kazalarını hiç değilse en aza indirmeli; kurallara uymayı bir yaşam düsturu haline getirebilmeliyiz. DENİZ, GÖL VE UÇAK KAZALARI Yazın havaların ısınmasıyla birlikte deniz, göl veya nehir kazalarında bir artış yaşanmaya başlıyor. İnsanların serinlemek için denize, göle girmesi anlaşılabilir bir durum olmakla beraber özellikle gençlerin ‘YASAK, levhası bulunan yerlerde deniz veya göle girmede ısrarcı bir davranış sergilemeleri büyük tehlikeleri beraberinde getirmektedir. Deniz ve göl kazalarında bazı insanların yüzme bilmemesi, su içinde iken uzaklara açılma, ya da akıntıya kapılma, boğulmalara; bazı gençlerimizin de uyarı levhalarına dikkat etmeyip derin olmayan sığ deniz suyuna balıklama atlaması çoğu kez ölüme veya omurilikten sakatlanıp ömür boyu felçli kalmalarına neden olabilmektedir. Her yıl bine yakın genç insanımızı deniz veya göl kazalarında kaybetmemiz; genç nüfusa sahip olan ülkemiz açısından üzücü bir durumdur. Uçak kazaları olma riski genelde çok düşük bir orandadır. Bir sigorta şirketinin açıkladığı verilere göre yıl bazında milyonlarca uçuş yapılırken her yıl 2-15 civarında ölümlü kaza olduğu belirtiliyor. Bir başka araştırmaya göre bir yolcunun uçak kazasında yaşamını yitirme olasılığı 8 milyonda bir olarak ifade ediliyor. Uçak kazalarının önlenmesi açısından ülkenin havacılık otoriteleri kaza sonuç raporları yayımlıyor. Benzer kazaların önüne geçilmesi için yeni tedbirler öngörülüyor. Açıklanan uçak kazası raporları; kazaların % 50 den fazlasının uçuş ekibinin hatasından, %20 civarı uçaktaki mekanik hatalardan, % 5-10 civarı teknik bakım eksikliği, % 5 civarı da hava trafik kontrolörü hatasından kaynaklanıyor. Bunların dışında meteorolojik koşullar, sabotaj, kuş çarpması gibi nedenlerin de kaza oluşmasına neden olabileceği belirtiliyor. Görülüyor ki insan unsurunun birinci derece önemli olduğu uçak kazalarında da uçağı imal eden firmanın kaza raporu yayımlaması yeni olası kazaların önüne geçilmesinde önemli bir etkendir. DAĞ, TEPE VE EV KAZALARI İnsan yaşamı; hedefe ulaşmada sınır tanımayan, bu nedenle de kontrollü yaşamı arka plana iten bir anlayışın tehdidi altındadır. Bazı insanlarda dağ ve tepe gibi yüksek yerlere çıkmak, ya da çok katlı yüksek bir binanın üzerinden manzara seyredip resim çektirmek, uçurumlara meydan okurcasına uçurumların kenarında dolaşmak neredeyse bir tutkudur. Tutkular insana heyecan verse de tedbirli olmaksızın yapılan deneyimler insanı ölümle bir anda karşı karşıya bırakabiliyor. Binlerce metrelik yükseklikten manzara seyredip resim çektirmek, gençlik tutku ve heyecanına tavan yaptırabilir ancak toprak kayması veya denge bozulması sonucu yiten yaşamlar bir daha geri gelmiyor. Ev kazaları da günlük yaşamda sık sık karşılaştığımız kazalar arasında. Bilhassa gelişme çağında olan küçük çocukları olan ailelerin çok daha dikkatli olmaları gerekiyor. Ev kazaları çoğu kez mutfak, banyo veya balkonda gerçekleşiyor. Balkon kapısının açık bırakılması, mutfakta ocak gazının kapatılmasının unutulması, banyoda ıslak zeminde oluşan kayma ölüme ya da insanı sakat bırakmaya neden olabiliyor. Kontrole dayanmayan yaşam insanı türlü türlü tehlikelerle karşı karşıya bırakan yaşamdır. Ne yazık ki; kontrole dayanan yaşanan tarzı toplum olarak kültürümüze yerleşmiş bir yaşam tarzı değildir. Günlük yaşamda gerçekleşen kazalar bu tespitimizi doğrulamaktadır. İslam Dini, insana ve yaşamına büyük değer veren bir dindir. Önce yapılacak her iş için tedbir almak sonra da olabilecekleri Allah indinde tevekkülle karşılamak dinimizin önerdiği bir yaşam tarzıdır. Peygamberimizin örnek yaşamı da kendisinin de her tehlikeli durumda tedbiri elden bırakmadığını gösteriyor. Öyle kazalar vardır ki; alınan tüm önlemlere rağmen hesapta olmayan ufak bir ayrıntı insanın kaza yaşamasına neden olabiliyor. Bu tür kazalardan da ders çıkarmak gerekiyor. İnsan yaşamına verilen önemi göstermek açısından, kontrole dayanan yaşam tarzını; ailede, okulda, iş yerinde ve insanların tehlikelerle karşılaşabileceği her ortamda canlı tutmak zorundayız. Bu yaklaşım insan yaşamına verilen değerin toplumsal yaşama yansıması olacaktır. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Günlük yaşam bize toplumsal yapımıza yerleşmeyen ‘kontrollü yaşam, ilkesinin insan yaşamına olumsuz yansıyan çok değişik örnekler yansıttığını gösteriyor.
Ne yazık ki insan yaşamına her alanda pusu kuran kazalar çok sayıda insanımızı canından ediyor; edemediklerini ise ömür boyu sakat bırakıyor.
Biliyoruz ki; kazalar ben geliyorum demiyor!
Ancak insan olarak her birimizin tedbirli ve kontrollü yaşamı ilke edinmesi gerekiyor.
Günlük basının şehir haberleri kısmında ya da televizyon haberlerinde ülkemiz genelinde yaşanan kazaları işitip okumadığımız bir gün hemen hemen yok gibi…
Trafik, iş yeri, deniz, uçak, dağ tepe ve ev kazaları genç yaşlı demeden günümüze kadar çok sayıda insanımızı aramızdan aldı götürdü.
Her kaza arkasında yok olan bir aile veya yetim kalan çocuklar, eşini kaybetmiş anneleri ya da babaları bırakıyor.
İŞ KAZALARI
İş kazaları konusunda ülke olarak dünya geneli veya Avrupa ülkeleri sıralamasında oldukça kötü bir sicile sahibiz. Uzun yıllar Avrupa’da ilk dünya geneli sıralamasında üçüncü sırada yer aldık.
İş yeri kaza istatistiklerine göre ülkemizde 2016 yılında 1970 işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Bu Türkiye genelinde en çok işçi ölümünün yaşandığı bir yıl oldu.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2017 yılının ilk 7 ayında en az 1119 işçinin yaşamını kaybetmiş durumda. Ölümlere yol açan iş kazalarının nedenleri arasında; trafik servis kazası, ezilme ve göçük, yüksekten düşme, elektrik çarpması, patlama ve yanma, zehirlenme, çarpma, silah kullanma gibi hususlar olduğu ifade edilmektedir.
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, iş yeri sahiplerine iş güvenliği açısından önemli yükümlülükler getirmesine rağmen; kazalarda görülen artış, insan yaşamını koruma ve kollama noktasında gerekli bilince ulaşamadığımızı gösteriyor.
Her iş yerinde insan yaşamını her şeyin üstünde gören ve buna göre önlemini alan bir anlayışın yerleşmesi zorunludur. Hukuk yoluyla iş yeri sahibini cezalandırma yoluna gitme caydırıcı olsa bile aramızdan ayrılan canları geri getirmiyor.
TRAFİK KAZALARI
Trafik kazaları genelde % 95 i bulan bir oranda sürücü hatasından kaynaklanıyor. Araç ve yol faktörünün kazalara neden olma olasılığı % 5 düzeyindedir.
Trafik kazalarına ilişkin veriler her yıl ortalama 5 bin civarında insanımızı bu kazalarda kaybettiğimizi ortaya koyuyor. Özellikle tatil günleri ve bayram dönemlerinde ölümlü kazalarda bir artış gözleniyor.
Uzun yola çıkacak sürücülerin; hareket öncesi araçlarını muayeneden geçirmesi, yolculuk esnasında aşırı hız, aniden şerit değiştirme, direksiyonda uyuklama ve kural dışı davranışlardan kaçınmaları gerekiyor.
Ehliyetsiz araç kullanma, trafik kurallarını hiçe sayma, hız tutkunluğu özellikle genç sürücüleri büyük tehlikelerle karşı karşıya bırakıyor.
Motosiklet kullanan sürücülerde trafikte hususi otomobil kullanan araçlar arasında seyrettikleri için çok daha fazla dikkatli olmaları gerekiyor. Çünkü bu tür araçların karıştığı kazalarda ölüm riski çok daha yüksek düzeyde gerçekleşiyor.
Her trafik kuralı yapılan yüzlerce araştırmanın sonucu konulmuştur. ‘Yolların kıralı değil, yolların kuralı vardır, ilkesini can güvenliği için yaşatmak gerekir.
Binlerce değerli insanımızı aramızdan alan, ekonomiye milyarlarca liralık zarar bırakan, sakat kalan insanlarımızın ‘engelli, konumuna düştüğü trafik kazalarını hiç değilse en aza indirmeli; kurallara uymayı bir yaşam düsturu haline getirebilmeliyiz.
DENİZ, GÖL VE UÇAK KAZALARI
Yazın havaların ısınmasıyla birlikte deniz, göl veya nehir kazalarında bir artış yaşanmaya başlıyor.
İnsanların serinlemek için denize, göle girmesi anlaşılabilir bir durum olmakla beraber özellikle gençlerin ‘YASAK, levhası bulunan yerlerde deniz veya göle girmede ısrarcı bir davranış sergilemeleri büyük tehlikeleri beraberinde getirmektedir.
Deniz ve göl kazalarında bazı insanların yüzme bilmemesi, su içinde iken uzaklara açılma, ya da akıntıya kapılma, boğulmalara; bazı gençlerimizin de uyarı levhalarına dikkat etmeyip derin olmayan sığ deniz suyuna balıklama atlaması çoğu kez ölüme veya omurilikten sakatlanıp ömür boyu felçli kalmalarına neden olabilmektedir.
Her yıl bine yakın genç insanımızı deniz veya göl kazalarında kaybetmemiz; genç nüfusa sahip olan ülkemiz açısından üzücü bir durumdur.
Uçak kazaları olma riski genelde çok düşük bir orandadır. Bir sigorta şirketinin açıkladığı verilere göre yıl bazında milyonlarca uçuş yapılırken her yıl 2-15 civarında ölümlü kaza olduğu belirtiliyor.
Bir başka araştırmaya göre bir yolcunun uçak kazasında yaşamını yitirme olasılığı 8 milyonda bir olarak ifade ediliyor.
Uçak kazalarının önlenmesi açısından ülkenin havacılık otoriteleri kaza sonuç raporları yayımlıyor. Benzer kazaların önüne geçilmesi için yeni tedbirler öngörülüyor.
Açıklanan uçak kazası raporları; kazaların % 50 den fazlasının uçuş ekibinin hatasından, %20 civarı uçaktaki mekanik hatalardan, % 5-10 civarı teknik bakım eksikliği, % 5 civarı da hava trafik kontrolörü hatasından kaynaklanıyor.
Bunların dışında meteorolojik koşullar, sabotaj, kuş çarpması gibi nedenlerin de kaza oluşmasına neden olabileceği belirtiliyor.
Görülüyor ki insan unsurunun birinci derece önemli olduğu uçak kazalarında da uçağı imal eden firmanın kaza raporu yayımlaması yeni olası kazaların önüne geçilmesinde önemli bir etkendir.
DAĞ, TEPE VE EV KAZALARI
İnsan yaşamı; hedefe ulaşmada sınır tanımayan, bu nedenle de kontrollü yaşamı arka plana iten bir anlayışın tehdidi altındadır.
Bazı insanlarda dağ ve tepe gibi yüksek yerlere çıkmak, ya da çok katlı yüksek bir binanın üzerinden manzara seyredip resim çektirmek, uçurumlara meydan okurcasına uçurumların kenarında dolaşmak neredeyse bir tutkudur.
Tutkular insana heyecan verse de tedbirli olmaksızın yapılan deneyimler insanı ölümle bir anda karşı karşıya bırakabiliyor.
Binlerce metrelik yükseklikten manzara seyredip resim çektirmek, gençlik tutku ve heyecanına tavan yaptırabilir ancak toprak kayması veya denge bozulması sonucu yiten yaşamlar bir daha geri gelmiyor.
Ev kazaları da günlük yaşamda sık sık karşılaştığımız kazalar arasında. Bilhassa gelişme çağında olan küçük çocukları olan ailelerin çok daha dikkatli olmaları gerekiyor.
Ev kazaları çoğu kez mutfak, banyo veya balkonda gerçekleşiyor. Balkon kapısının açık bırakılması, mutfakta ocak gazının kapatılmasının unutulması, banyoda ıslak zeminde oluşan kayma ölüme ya da insanı sakat bırakmaya neden olabiliyor.
Kontrole dayanmayan yaşam insanı türlü türlü tehlikelerle karşı karşıya bırakan yaşamdır.
Ne yazık ki; kontrole dayanan yaşanan tarzı toplum olarak kültürümüze yerleşmiş bir yaşam tarzı değildir. Günlük yaşamda gerçekleşen kazalar bu tespitimizi doğrulamaktadır.
İslam Dini, insana ve yaşamına büyük değer veren bir dindir. Önce yapılacak her iş için tedbir almak sonra da olabilecekleri Allah indinde tevekkülle karşılamak dinimizin önerdiği bir yaşam tarzıdır. Peygamberimizin örnek yaşamı da kendisinin de her tehlikeli durumda tedbiri elden bırakmadığını gösteriyor.
Öyle kazalar vardır ki; alınan tüm önlemlere rağmen hesapta olmayan ufak bir ayrıntı insanın kaza yaşamasına neden olabiliyor. Bu tür kazalardan da ders çıkarmak gerekiyor.
İnsan yaşamına verilen önemi göstermek açısından, kontrole dayanan yaşam tarzını; ailede, okulda, iş yerinde ve insanların tehlikelerle karşılaşabileceği her ortamda canlı tutmak zorundayız. Bu yaklaşım insan yaşamına verilen değerin toplumsal yaşama yansıması olacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 973288
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.