En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

KONTROLLÜ YAŞAM VE KAZALAR

Günlük yaşam  bize toplumsal yapımıza yerleşmeyen ‘kontrollü yaşam, ilkesinin insan yaşamına olumsuz yansıyan çok değişik örnekler yansıttığını gösteriyor.

Ne yazık ki insan yaşamına her alanda pusu kuran kazalar çok sayıda insanımızı canından ediyor; edemediklerini ise ömür boyu sakat bırakıyor.

Biliyoruz ki; kazalar ben geliyorum demiyor!

Ancak insan olarak her birimizin tedbirli ve kontrollü yaşamı ilke edinmesi gerekiyor.

Günlük basının şehir haberleri kısmında ya da televizyon haberlerinde ülkemiz genelinde yaşanan kazaları işitip okumadığımız bir gün hemen hemen yok gibi…

Trafik, iş yeri, deniz, uçak, dağ tepe ve ev kazaları genç yaşlı demeden günümüze kadar çok sayıda insanımızı aramızdan aldı götürdü.

Her kaza arkasında yok olan bir aile veya yetim kalan çocuklar, eşini kaybetmiş anneleri ya da babaları bırakıyor.

İŞ  KAZALARI

İş kazaları konusunda ülke olarak dünya geneli veya Avrupa ülkeleri sıralamasında oldukça kötü bir sicile sahibiz. Uzun yıllar Avrupa’da ilk dünya geneli sıralamasında üçüncü sırada yer aldık.

İş yeri kaza istatistiklerine göre ülkemizde 2016 yılında 1970 işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Bu Türkiye genelinde en çok işçi ölümünün yaşandığı bir yıl oldu.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2017 yılının ilk 7 ayında en az 1119 işçinin yaşamını kaybetmiş durumda. Ölümlere yol açan iş kazalarının nedenleri arasında; trafik servis kazası, ezilme ve göçük, yüksekten düşme, elektrik çarpması, patlama ve yanma, zehirlenme, çarpma, silah kullanma gibi hususlar olduğu ifade edilmektedir.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, iş yeri sahiplerine  iş güvenliği açısından önemli yükümlülükler getirmesine rağmen; kazalarda görülen artış, insan yaşamını koruma ve kollama noktasında gerekli bilince ulaşamadığımızı gösteriyor.

Her iş yerinde insan yaşamını her şeyin üstünde gören ve buna göre önlemini alan bir anlayışın yerleşmesi zorunludur. Hukuk yoluyla iş yeri sahibini cezalandırma yoluna gitme caydırıcı olsa bile aramızdan ayrılan canları geri getirmiyor.

TRAFİK  KAZALARI

Trafik kazaları genelde % 95 i bulan bir oranda sürücü hatasından kaynaklanıyor. Araç ve yol faktörünün kazalara neden olma olasılığı % 5 düzeyindedir.

Trafik kazalarına ilişkin veriler her yıl ortalama 5 bin civarında insanımızı bu kazalarda kaybettiğimizi ortaya koyuyor. Özellikle tatil günleri ve bayram dönemlerinde ölümlü kazalarda bir artış gözleniyor.

Uzun yola çıkacak sürücülerin; hareket öncesi araçlarını muayeneden geçirmesi, yolculuk esnasında aşırı hız, aniden şerit değiştirme, direksiyonda uyuklama ve kural dışı davranışlardan kaçınmaları gerekiyor.

Ehliyetsiz araç kullanma, trafik kurallarını hiçe sayma, hız tutkunluğu özellikle genç sürücüleri büyük tehlikelerle karşı karşıya bırakıyor.

Motosiklet kullanan sürücülerde trafikte hususi otomobil kullanan araçlar arasında seyrettikleri için çok daha fazla dikkatli olmaları gerekiyor. Çünkü bu tür araçların karıştığı kazalarda ölüm riski çok daha yüksek düzeyde gerçekleşiyor.

Her trafik kuralı yapılan yüzlerce araştırmanın sonucu konulmuştur. ‘Yolların kıralı değil, yolların kuralı vardır, ilkesini can güvenliği için yaşatmak gerekir.

Binlerce değerli insanımızı aramızdan alan, ekonomiye milyarlarca liralık zarar bırakan, sakat kalan insanlarımızın ‘engelli, konumuna düştüğü trafik kazalarını hiç değilse en aza indirmeli; kurallara uymayı bir yaşam düsturu haline getirebilmeliyiz.

DENİZ, GÖL VE UÇAK KAZALARI

Yazın havaların ısınmasıyla birlikte deniz, göl veya nehir kazalarında bir artış yaşanmaya başlıyor.

İnsanların serinlemek için denize, göle girmesi anlaşılabilir bir durum olmakla beraber özellikle gençlerin ‘YASAK, levhası bulunan yerlerde deniz veya göle girmede ısrarcı bir davranış sergilemeleri büyük tehlikeleri beraberinde getirmektedir.

Deniz ve göl kazalarında bazı insanların yüzme bilmemesi, su içinde iken uzaklara açılma, ya da akıntıya kapılma, boğulmalara; bazı gençlerimizin de uyarı levhalarına dikkat etmeyip derin olmayan sığ deniz suyuna balıklama atlaması çoğu kez ölüme veya omurilikten sakatlanıp ömür boyu felçli kalmalarına neden olabilmektedir.

Her yıl bine yakın genç insanımızı deniz veya göl kazalarında kaybetmemiz; genç nüfusa sahip olan ülkemiz açısından üzücü bir durumdur.

Uçak kazaları olma riski genelde çok düşük bir orandadır. Bir sigorta şirketinin açıkladığı verilere göre yıl bazında milyonlarca uçuş yapılırken her yıl 2-15 civarında ölümlü kaza olduğu belirtiliyor.

Bir başka araştırmaya göre bir yolcunun uçak kazasında yaşamını yitirme olasılığı 8 milyonda bir olarak ifade ediliyor.

Uçak kazalarının önlenmesi açısından ülkenin havacılık otoriteleri kaza sonuç raporları yayımlıyor. Benzer kazaların önüne geçilmesi için yeni tedbirler öngörülüyor.

Açıklanan uçak kazası raporları; kazaların % 50 den fazlasının uçuş ekibinin hatasından, %20 civarı uçaktaki mekanik hatalardan, % 5-10 civarı teknik bakım eksikliği, % 5 civarı da hava trafik kontrolörü hatasından kaynaklanıyor.

Bunların dışında meteorolojik koşullar, sabotaj, kuş çarpması gibi nedenlerin de kaza oluşmasına neden olabileceği belirtiliyor.

Görülüyor ki insan unsurunun birinci derece önemli olduğu uçak kazalarında da uçağı imal eden firmanın kaza raporu yayımlaması yeni olası kazaların önüne geçilmesinde önemli bir etkendir.

DAĞ, TEPE VE EV KAZALARI

İnsan yaşamı; hedefe ulaşmada sınır tanımayan, bu nedenle de kontrollü yaşamı arka plana iten bir anlayışın tehdidi altındadır.

Bazı insanlarda dağ ve tepe gibi yüksek yerlere çıkmak, ya da çok katlı yüksek bir binanın üzerinden manzara seyredip resim çektirmek, uçurumlara meydan okurcasına uçurumların kenarında dolaşmak neredeyse bir tutkudur.

Tutkular insana heyecan verse de tedbirli olmaksızın yapılan deneyimler insanı ölümle bir anda karşı karşıya bırakabiliyor.

Binlerce metrelik yükseklikten manzara seyredip resim çektirmek, gençlik tutku ve heyecanına tavan yaptırabilir ancak toprak kayması veya denge bozulması sonucu yiten yaşamlar bir daha geri gelmiyor.

Ev kazaları da günlük yaşamda sık sık karşılaştığımız kazalar arasında. Bilhassa gelişme çağında olan küçük çocukları olan ailelerin çok daha dikkatli olmaları gerekiyor.

Ev kazaları çoğu kez mutfak, banyo veya balkonda gerçekleşiyor. Balkon kapısının açık bırakılması, mutfakta ocak gazının kapatılmasının unutulması, banyoda ıslak zeminde oluşan kayma ölüme ya da insanı sakat bırakmaya neden olabiliyor.

Kontrole dayanmayan yaşam insanı türlü türlü tehlikelerle karşı karşıya bırakan yaşamdır.

Ne yazık ki; kontrole dayanan yaşanan tarzı toplum olarak kültürümüze yerleşmiş bir yaşam tarzı değildir. Günlük yaşamda gerçekleşen kazalar bu tespitimizi doğrulamaktadır.

İslam Dini, insana ve yaşamına büyük değer veren bir dindir. Önce yapılacak her iş için tedbir almak sonra da olabilecekleri Allah indinde tevekkülle karşılamak dinimizin önerdiği bir yaşam tarzıdır. Peygamberimizin örnek yaşamı da kendisinin de her tehlikeli durumda tedbiri elden bırakmadığını gösteriyor.

Öyle kazalar vardır ki; alınan tüm önlemlere rağmen hesapta olmayan ufak bir ayrıntı insanın kaza yaşamasına neden olabiliyor. Bu tür kazalardan da ders çıkarmak gerekiyor.

İnsan yaşamına verilen önemi göstermek açısından, kontrole dayanan yaşam tarzını; ailede, okulda, iş yerinde ve insanların tehlikelerle karşılaşabileceği her ortamda canlı tutmak zorundayız. Bu yaklaşım insan yaşamına verilen değerin toplumsal yaşama yansıması olacaktır.

 

Atıf  ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 3079

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 973288

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.