En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

HAYIRSEVER MİYİZ?

Hayırseverlik, atalarımızdan bize aktarılmış güzel ve anlamlı bir mirastır.

Osmanlı toplumunda müesseseleşmiş ve vakıf adıyla kökleşmiş hayırseverlik, geçmişte toplumsal yaşamın yükselen değerlerinden biriydi.

Yoksulları gözetmek veya yoksulları gözeten kurumlara destek olmak, toplumda gönüllülük esasına dayalı hayırseverliği yaşatmak, insan olarak yaşamımıza değer katmaktır.

İçinde bulunduğumuz ortam, karşı karşıya bulunduğumuz riskler, sahip olduğumuz olanaklar yaşam düzeyimizi belirlemede etkili olan unsurlardır.

İnsan olarak bazen yaşamın bize sunulmuş güzel fırsatları ile karşılaşırken bazen de bu fırsatlardan mahrum kaldığımız durumlar olmuştur.

Yaşam bizi hiç istemediğimiz veya beklemediğimiz bir durumla karşı karşıya bırakabilir.

Yangın, sel, deprem veya benzeri doğal felaketler insana acı veren, çaresiz bırakan bir durumun doğmasına neden olmakla birlikte toplumsal yaşamda hayırseverlik bilincini harekete geçiren ve birlikte kenetlenme ruhunu güçlendiren bir özelliğe de sahiptir.

Hayırseverlik, insan yaşamına anlamlı bir dokunuş, yaşanan acılara merhametle yaklaşmamızı sağlayan bir olgudur.

Geçmişimizde asırlardır köklü bir gelenek olarak yaşatılan hayırseverlik acaba günümüzde aynı ruh ve heyecanla sürdürülmekte midir?

Bu soruya cevap verilebilmesi açısından günümüzdeki hayırsever uygulamaların değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.

GÜNÜMÜZDE HAYIRSEVERLİK

İngiltere merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan Charities Aid Foundation 135 ülkeyi kapsayan hayırseverlik araştırması yapmış.

Araştırmada katılımcılara şu üç soru yöneltilmiş:

1.      Son bir ayda bir hayır kurumuna bağış yaptınız mı?

2.      Gönüllü bir çalışmaya katıldınız mı?

3.      Tanımadığınız birine yardım ettiniz mi?

Bu sorulara verilen cevaplar üzerinden ülkeler puanlandırılmış. Türkiye, 100 üzerinden 18 puanla 128nci sırada yer almış.

Araştırma 2013 tarihi itibarıyla dört yıl önceki bir durumu yansıtmakla birlikte geçen sürede toplumsal yaşamda hayırseverliğimizi yükselten olağanüstü bir durumla karşılaştığımız iddia edilemez!

TÜSEV (Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı) tarafından yayımlanan ‘Türkiye’de Bireysel Bağışcılık ve Hayırseverlik Raporu, tarih boyunca vakıfların bağışcılığın ve hayırseverliğin gelişmesinde öncü rol üstlendiğini ortaya koyuyor.

Raporda günümüz Türkiye’sinde insanların sivil toplum kuruluşları aracılığı ile bağış yapma oranının düşük olduğu ifade edilmiş.

Hayırseverler daha ziyade yardımlarını ihtiyaç sahiplerine % 88 oranda doğrudan, % 10 oranında ise bir kurum aracılığı ile ulaştırıyorlarmış.

En yüksek bağış şeklinin dilencilere doğrudan verilen yardımlar olduğu Raporda tespit edilen diğer bir husus.

Tarihsel açıdan hayırseverlik kültürü gelişmiş; gönlü, imanı ve kesesi zengin asil ruhlu cömert insanların torunları olsak bile günümüzde bu kültürün dini bayramlarımız ve olağanüstü felaketler zinciri dışında yükselen bir değer olduğunu ne yazık ki gözlemlemiyoruz.

Ekonomik koşullar geçmişe oranla nispeten düzelmiş ve sosyal yardım mekanizmaları harekete geçiyor olsa bile yaşamın her alanında hayırseverlik kültürü yaygınlaşmalıdır.

Hayırseverliği sadece yoksullara uzatılan bir el olarak görülmemeli; kültür, sanat, eğitim ve spor olanaklarından mahrum ve bunlara erişmeye çalışan insanlar içinde yapılan bir fedakarlık olarak görülmelidir.

Bu yaklaşım varlıklı kesim, vakıf ve diğer sivil toplum kuruluşlarınca benimsenirse elde edilecek sonuçtan toplumun her bireyi kazançlı çıkmış olacaktır.

 

Atıf  ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

  

 


 Okunma Sayısı : 2832

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 333470

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.