En Son Haberler



Muhammed Yüksel ARKALI

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

HAYAT SÜRECİNDEKİ GİZEMLER

“Hayat nedir?” sorusunun cevabı verilebilmiş midir bilmiyorum, ama, bu soruya verilebilecek sayısız tariflerden birini, tarihin binlerce yıl öncesinden, insanlığın ilk zamanlarından bir olayı çekip günümüze getirerek yapabiliriz.

Düşünün ki bir parça toprağınız var. Bu toprakta meyve ağaçları büyütmek, çeşitli sebzeler yetiştirmek istiyorsunuz. Ama su yok. Tarlanızın içinden, ya da hemen kenarından bir derenin akıyor olması, hayallerinizi gerçekleştirmenize yardımcı olabilirdi. Ancak böyle bir imkana sahip değilsiniz. Sudan yoksun olmanıza rağmen hayallerinizden vazgeçmiyorsunuz ve su bulmanın yollarını arıyorsunuz. Bir gün, tarlanızın bir köşesine sondaj kurarak yerin metrelerce altından su çıkarmak geliyor aklınıza. Ve hemen harekete geçip bu fikrinizi hayata geçiriyorsunuz.

Bir süre devam eden çalışmalar sonucu, sözgelimi yerin yüz metre derinliğinde suya rastlıyorsunuz ve bir motor, yeteri kadar boru, elektrik ve diğer malzemeler yardımıyla diktiğiniz meyve ağaçlarını suyla buluşturuyorsunuz. İşte bu su, muhtemelen, Nuh tufanında Hz. Nuh’un kavmini ve oğlunu boğan sudur. Bir nesli helak eden su, sizin ağaçlarınız ve sebzeleriniz için yaşam kaynağı oluvermiştir.

“Hayat nedir?” sorusunun cevaplarından biri, işte budur. Hayat; Allah’ın binlerce yıl önce, kendisine ve peygamberine inanmamakta direnen bir kavmi helak ettiği su ile, binlerce yıl sonra bir kulunun diktiği kiraz ağacı fidesini suladığı gizemlerle dolu bir süreçtir.  

Nuh peygamber, yıllarca halkını uyarmasına rağmen sözü dinlenmemiş, uyarıları dikkate alınmamış ve kavmi tarafından sürekli yalanlanmıştır. Şehrin ileri gelenleri, söz sahibi olanları, zenginleri, nüfuz sahibi olanları; sıradan bir insan olan Nuh’un peygamber olmasına ve onun doğru söyleyen bir Allah elçisi olmasına inanmamışlar ve büyüklük taslayarak onun uyarılarına arkalarını dönmüşlerdir. Bunların arasında Nuh peygamberin oğlu da bulunmaktadır. İddia ettikleri, temel olarak; atalarının da kendileri gibi bir inanışa sahip oldukları, sıradan bir insanın peygamber olamayacağı, bir peygamber gelecekse bunun kendilerinden biri olması gerektiği gibi sebeplere dayanıyordu. Bir de Nuh’a inananların toplumun yoksul, söz sahibi olmayan insanlar oluşunu gururlarına yedirememişler, onlarla birlikte olmayı küçüklük saymışlardır.

Sonunda bir gemi yapıp inananları gemiye bindiren ve her cins hayvandan bir erkek bir dişi alarak gemisinin dümenine geçen Nuh, gemisinin kapılarını da kapatıp beklemeye başlamıştır. Allah’ın emriyle gökyüzünden boşalan yağmur Nuh’un gemisini yüzdürmeye başlarken, yeryüzü de kısa sürede bir deniz halini alıvermiş, bir parça toprak parçası kalmayacak derecede dünya sular altında kalmış ve bütün canlılar helak olmuştur. Sonra “Ey gök, suyunu tut. Ey yer, suyunu yut.” diyen ilahi emir karşısında tufan son bulmuş ve Nuh’un gemisi bir karaya oturmuştur.

İşte, diktiğiniz kiraz ağacını sulamak için yerin metrelerce altından çıkardığınız o su, yeryüzünün Allah’ın emriyle yuttuğu sudur. Yıllar sonra kiraz ağacağınız meyve vermeye başladığında bu meyveyi kimin yiyeceğine de siz karar vermeyeceksiniz. Çünkü yeryüzünde her ne oluyorsa bir karar vereni var.

Kiraz fidanını diktiğiniz toprak, insanlık tarihi boyunca acaba kimler tarafından sahiplendi, hiç düşündünüz mü? Ya bundan sonra kimler tarafından sahiplenecek?

Bir çocuk dünyaya getiren anne-babanın o çocuğu sahiplenmesi ve onun dünyaya kendileri sayesinde gelmiş olduğunu zannetmesi ne büyük bir yanılgıdır. Belki kendileri o çocuğa minnet duymalılar. Kim bilir belki de Allah o çocuğu yaratmayı dilemiştir de ona bir anne-baba gerekli olduğu için onları daha önceden var etmiştir. Belki de binlerce yıl sonra bir insan Allah’a yerin altından su çıkarması için dua edecekti ve Allah onun duasını kabul edecekti de Nuh kavmini helak ettiği suyu yerin içine gömmüştür. Kim bilir belki de hamile bir kadının canı kiraz isteyecekti ve onun karnındaki çocuğa Allah’ın rızık vermeyi dileyecekti de bu yüzden siz o kiraz fidanını diktiniz. Günlerce uğraşıp sondaj kurdunuz ve bir yığın uğraştan sonra yerin altından suyu çıkarıp ağacınızı suladınız.

İçinde seyahat ettiğimiz hayat treninde, bunlar ve daha binlerce ihtimal olabilecekler arasındadır. Belki hepsi birden oluyor. Belki Nuh tufanının olma sebeplerinden biri, Firavun’un denizde boğulması içindi. Çünkü madde hiçbir zaman yok olmamaktadır. Bir madde olan su, hayat süreci içinde sayısız kereler, sayısız işler için kullanılmaktadır.

Sizin az önce kiraz ağacınızı suladığınız suyun çok büyük bir bölümü, binlerce yıldır deniz olarak yeryüzünde dalgalanıyordu. Bundan çok önce Hz. Musa ve kavmini yok etmek için onların peşine tüm ordusuyla takılan Firavun, hangi su ile boğuldu sanıyorsunuz? Nuh’un inanmayan kavmini helak etmek için gökten yağan yağmurun suları, zaman geliyor Musa’nın ve Allah’ın azılı düşmanı Firavun’u boğmak için harekete geçiyor. Musa ve kavmine yol vermek için ikiye ayrılıp her bir kanadı iki kocaman dağ gibi dik duran deniz suyu, Firavun ve ordusu geldiğinde birden sıvı hale geliyor ve büyük bir gürültüyle onları içine alıyor.

İşte gerçek hayat budur. Gerçek hayat; dünyanın bir ucunda buharlaşan suyun gökyüzünde bulutlar oluşturması, bu bulutları rüzgarın başka yerlere taşıması ve zamanı geldiğinde yaratıcının takdir ettiği bölgelere, takdir ettiği miktarda rahmet olarak yağdırması sürecidir. Bu yağmur, kiminin tarlalarındaki ekine can verirken, kimi zaman da sel olup afet şeklini almaktadır. İşte her saniye tüketmekte olduğumuz hayat, bir yüce kudret tarafından en ince ayrıntısına kadar şekillendirilmektedir. Bilinmeli ve boyun eğilmelidir ki; yeryüzünde her ne oluyorsa, hepsi kudretli yüce zatın dilemesiyle olmaktadır.

Muhammed Yüksel ARKALI

 

 


 Okunma Sayısı : 1419

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 416476

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.