MEHMET BOZDEMİR
- 1952 yılında Pazarören-Kayseri’de doğdu. Lise öğrenimini Pazarören Mimarsinan Öğretmen Okulu’nda tamamladı, buradan İzmir Yüksek Öğretmen Okulu’na seçildi. - Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’ni bitirerek Makina Mühendisi oldu. - Gazi Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği Master’ı yaptı ve Yüksek Mühendis ünvanı aldı. - 1971 yılında öğretmen olarak meslek hayatına başlayan Mehmet BOZDEMİR aşağıda belirtilen görevlerde bulundu. 1971-1979 Yurdumuzun değişik illerinde öğretmenlik. 1979-1982 Vakıflar Genel Md.’de Eğitim Dairesi Başkan Yrd. ve Ankara Bölge Md. Yrd. 1982-1984 Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Genel Sekreteri ve öğrt.görevlisi. 1984-1989 Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdür Yardımcısı 1989-1994 Başbakanlık Ekonomik ve Malî İşler Başkanı 1994-1996 Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) Kurucu Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı 1996-1997 Başbakanlık İdareyi Geliştirme Başkanı 1997-Eylül-Aralık Başbakanlık Müşaviri 1998 Ocak TEDAŞ Genel Müdürü (Danıştay Kararıyla) Bürokraside dürüst, düzenli ve verimli bir çalışma ortamının kalmadığını gören Mehmet BOZDEMİR 46 yaşında 2-Ocak- 1998 tarihinde kendi isteğiyle Genel Müdürlükten emekli oldu.
MEHMET BOZDEMİR AYRICA: - 1986 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde altı ay süre ile kamu yönetimi konusunda araştırma ve incelemelerde bulundu. - KİT’lerde verimliliğin artırılması, personel istihdamı, bürokrasinin yeniden düzenlenmesi, üst yöneticilerin yetiştirilmesi ile ekonomik ve malî konularda inceleme, araştırma ve çalışmalar yaptı. - TSE Genel Kurul üyeliği (1986-1991 Başbakanlık temsilcisi olarak), Deniz İşletmeciliği ve Tankerciliği (DİTAŞ) Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu üyeliği (1988-1991) görevlerinde bulundu.
- Emekli olduktan sonra, demokrasi standardımızın yükseltilmesi için, siyasetin ve devletin yeniden yapılandırılması konularında çeşitli inceleme ve araştırmalarda bulunmuştur.
SİVİL TOPLUM ÇALIŞMALARI:
- Uzun yıllar Ankara Aydınlar Ocağı Başkan Vekilliği görevini yürüttü. - 1993 yılında kurulan ve kurucu başkanı olduğu Demokraside Birlik Vakfı’nın 9 yıl Genel Başkanı olan Mehmet BOZDEMİR, birçok panel, açık oturum, radyo ve televizyon programları yaparak demokrasimizin gelişip güçlenmesine önemli katkılarda bulundu. Demokrasimizin gelişip güçlenmesi için önemli çalışmaları dolayısıyla Demokraside Birlik Vakfı Onursal Başkanı olarak ödüllendirildi. Daha sonra yeniden Demokraside Birlik Vakfı Başkanı oldu ve halen bu göreve devam ediyor.
-2009 Yılında İnsani Değerler Derneği kurucu Genel Başkanı oldu ve 2021 yılına kadar bu göreve devam etti. Daha sonra yeni İDD yönetimi tarafından İDD Onursal Başkanı olarak ödüllendirildi.
SİYASİ ÇALIŞMALARI:
-1991 Yılı Genel Seçimlerinde Doğru Yol Partisi Kayseri Milletvekili adayı oldu.
-2000-2002 yıllarında Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcılığı yaptı.
-2014 yılında kurulan ve 2017 yılında kapatılan Millet ve Adalet Partisi (MİLAD Partisi) Genel Başkanlığı görevini yürüttü. - Evli ve dört çocuk babası olan Mehmet BOZDEMİR İngilizce bilmektedir.
mbozdemir38@hotmail.com
KÖKLÜ ÇÖZÜM TAM DEMOKRASİ DEMOKRASİDE BİRLEŞENLER PLATFORMU TAM DEMOKRASİ PLATFORMU TAM DEMOKRASİYE GEÇİŞ PLATFORMU Demokraside Birlik Vakfı’nın 25. kuruluş yıldönümü münasebetiyle yapacağı en önemli etkinliklerden birisi TAM DEMOKRASİ PLATFORMU projesidir. Aşağıda bu Proje’nin gerekçeleri, hedefleri ve yol haritası ile ilgili olarak hazırladığımız taslak metni sizin değerli katkılarınızı alabilmek için görüşlerinize sunmaktayız. Türk Milleti bin yıllık Anadolu tarihimizde çeşitli din ve ırktan insanları adaletle yöneten büyük bir devletin ve medeniyetin kurucusu ve yaşatıcısı olmuştur. 18. yüzyıl sonlarında kesinleşen geriye gidişi durdurabilmek için bir asır süren modernleşme çalışmalarının sonucunda Türk Milleti yedi düvele karşı verdiği Çanakkale ve İstiklal Savaşı sonrasında Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmayı başarmıştır. Cumhuriyet’i kurarak milli iradenin hâkimiyetini taçlandıran Atatürk modernleşme sürecini hızlandırmıştır. Türkiye, ll. Dünya Savaşı sonrasında İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde kendi iradesi ile çok partili demokratik düzene geçme başarısını göstermiştir. Yakında bir asrı tamamlayacak olan Türkiye bugüne kadar ekonomik ve sosyal alanlarda birçok önemli başarıları gerçekleştirmiş olmasına rağmen maalesef demokrasisini, Soğuk Savaş döneminin olumsuzlukları nedeniyle, arzulanan çoğulcu ve katılımcı çağdaş demokrasiler seviyesine taşıyamamıştır. Bunda 1960, 1980 askeri ihtilallerinin ve 12 Mart, 28 Şubat, 27 Nisan gibi askeri müdahalelerinin çok olumsuz etkileri olmuş; demokrasi yürüyüşümüz birkaç kez sıfırdan başlamak zorunda kalmıştır. Cumhuriyet tarihimizde zaman zaman şiddetli bir biçimde yaşanan toplumsal ayrışmalar bilhassa son birkaç on yılda etnik, dini, mezhepsel ve siyasi kutuplaşmalara hatta çatışmalara dönüşmüştür. Eğer demokrasimiz 1946’da çıktığı yolda hiç kesintisiz ilerleyebilmiş ve demokrasisini çağdaş demokrasilerin düzeyine çıkartabilmiş olsaydı; ne onlarca yıldır yaşadığımız etnik kaynaklı PKK terörü olaylarını yaşardık, ne de FETÖ ve benzeri dini kaynaklı çatışmalar ve yapılanmalar vuku bulurdu. Kimse ihtilal yapamaz hatta hayalinden bile geçiremezdi. 15 Temmuz hain darbe teşebbüsü bir kere daha açıkça göstermiştir ki ülkemizin bir numaralı meselesi demokrasidir. Çünkü evrensel normlarda demokrasisi olan ülkelerde, darbe teşebbüsünde bulunmayı bırakın, darbeyi akıllarından geçirmek, hayal dahi etmek mümkün değildir. 15 Temmuz hain darbe girişimi halkımızın demokrasiye sahip çıkması ile teşebbüs halinde kalmış çok şükür başarısız olmuştur. Böylece, darbeciler değil, halkımız ve demokrasi kazanmıştır. Ülkemiz büyük bir felaketin eşiğinden dönmüştür. Son birkaç on yılda yaşanan ideolojik kaynaklı çatışmalar ve FETÖ paralel devlet yapılanması ile yaşanan olumsuzluklar sonucunda halkımızın adalet kurumuna karşı güven bunalımı çok artmıştır. Adalete olan güven adeta sıfırlanma noktasına gelmiştir. Bu durum ülkemizin bekasını tehdit eden en önemli unsurdur. Mülkün temeli olan “adalet” zedelendiğinde tüm ekonomik ve sosyal hayat geriye gitmektedir. Bugün siyasi partilerin birbirlerine karşı kullandıkları kin ve nefret dili, toplumda kutuplaşmalara ve çok büyük moral bozukluklarına sebep olmaktadır. “Ülkemizin bekasının tehdit altında olduğu, korku imparatorluğunun kurulduğu, adalete güvenin kalmadığı, bütün dünya ile kavgalı olduğumuz, ekonominin çökmek üzere olduğu, demokrasinin ve hukukun askıya alındığı, ülkenin hızla tek adam rejimi ile diktatörlüğe doğru gittiği” ve benzeri abartılı siyasi söylemler halkımızı büyük bir ümitsizliğe ve moral çöküntüsüne sürüklemektedir. Dün olduğu gibi bugün de Türk Milletinin elbette önemli sorunları vardır; ama Türkiye’mizin en önemli “kök” sorunu “çağdaş standartlarda bir demokrasiye sahip olmayışıdır.” Birleşmiş Milletlerin, AB’nin ve uluslararası kuruluşların yaptıkları birçok araştırmalarda Türkiye’nin; ekonomik gelişmişlik, insani gelişmişlik, insan hakları, özgürlükler, demokrasi ve insanca yaşama konularında gelişmiş ülkelerin çok gerisinde kaldığı açıkça görülmektedir. Ülkemizdeki bütün menfi göstergelerin en önemli sebebi demokrasi eksikliğidir. Ülkemiz maalesef evrensel normlarda bir demokrasiye kavuşamamıştır. Çağdaş standartlarda tam bir demokrasiye sahip olacak bir Türkiye’nin çözemeyeceği hiçbir siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal sorunu kalmayacaktır. Bugün yaşadığımız başta kutuplaşma, sosyal çatışmalar, ekonomik kökenli sorunlar olmak üzere tüm sorunlarımızın kesin çözümü ülkemizin “tam demokrasiye” ulaşmasıyla mümkündür. Tam demokrasiye ulaşmış bir Türkiye, tarihinden getirdiği yüksek insani değerler birikimi ile çağdaş demokrasiye ve bütün insanlığa çok önemli değerler kazandıracaktır. Ecdadımızın büyük fedakârlıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş, fakat cumhuriyetimiz henüz tam demokrasi ile taçlandırılamamıştır. Bugün bu görev ve sorumluluk hepimize düşmektedir. Bugün bizler artık çok net olarak anladık ki, tam demokrasiye geçmeden ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınması, darbelerin ve darbe teşebbüslerinin önlenmesi ve toplumsal barışın sağlanması mümkün değildir. Demokrasi, kurumlar ve kurallar rejimidir. Bu kurum ve kuralları tesis etmeden tam demokrasiye geçmek mümkün değildir. Sistemin başkanlık veya parlamenter sistem olmasından ziyade içinin demokrasi ile doldurulması önemlidir. Evrensel normlardaki TAM DEMOKRASİ’nin olmazsa olmaz kurum ve kurallarını özetle hatırlayalım; İster başkanlık sistemi isterse parlamenter sistem olsun; demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığı prensibinin katıksız uygulanmasıdır. Hukukun üstünlüğü ve özgürlükler temel esaslardır. Hukuk devleti ve adalet mülkün temelidir. Evrensel hukuk değerlerini esas alan tam bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemi demokrasinin güvencesidir. Evrensel insan hak ve özgürlükleri anayasa teminatı altında olmalıdır. Üyeleri, bizzat halk tarafından adaletli, eşitlikçi ve özgür seçimlerle belirlenmiş bir parlamento. Maalesef ülkemizde milletvekilleri direk halk iradesi ile değil, siyasi partiler veya liderleri tarafından seçilmektedir. Halk sadece listeleri onaylamaktadır. Yürütme organı olan iktidar veya cumhurbaşkanı halkın iradesi ile seçilmeli, bütün icraatları şeffaf olmalı, hesap verilebilirliği ile halkın gözlemine ve yargı denetimine açık olmalıdır. Evrensel normlarda halk adına denetim yapan özgür bir medyanın varlığı şarttır. Halkın özgür iradesiyle hayat bulmuş güçlü, özgür ve etkili sivil toplum kuruluşlarının varlığı zarurettir. Her türlü ayırımcılık; özellikle din, etnik grup, cinsiyet, inanç, parti, bölge, siyasi görüş ayırımcılığı kanunen kesinlikle yasaklanmıştır. Kamuda bütün görevlere atamalar kesinlikle ehliyet ve liyakat esasına göre yapılır. Her görüş, inanç ve düşünce kendini özgürce ifade edebilme ve örgütlenebilme hakkına sahiptir. Özellikle dini yapılanmaların, cemaatlerin finans ve mali durumları kayıt altına alınır ve denetlenir. Başta siyasi partiler olmak üzere toplumun tüm kesimleri toplumda kin ve nefret uyandırıcı ayrıştırıcı bir dil kullanamazlar. Hukuken yasaktır. Eğitimde insanı değerli kılan ve insani değerleri temel alan akılcı ve bilimsel bir eğitim sistemi esastır. Özetle yukarda belirtmeye çalıştığımız esaslar çerçevesinde, Tam Demokrasinin ülkemizde de hayata geçirilmesi amacıyla tüm vatandaşlarımızda Tam Demokrasi konusunda farkındalık ve talep oluşturmak için bütün vatandaşlarımızı TAM DEMOKRASİ PLATFORMU’nu oluşturmaya ve destek vermeye davet ediyoruz. Tam demokrasiye geçmeden ülkemizin hiçbir sorununa köklü çözümler getirmek mümkün değildir. Tam demokrasiye geçiş ancak halkımızın istek, arzu, heyecan ve yüksek talebiyle mümkün olacaktır. Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez. Bugün Batı dünyasında yaşanan demokrasi seviyesine, Batı insanı asırlarca çok ağır bedeller ödeyerek gelmiştir. Bizim dünyamızda ise çoğunlukla yönetici elitlerin mücadeleleri ile demokrasi yolunda adımlar atılabilmiştir. Tarihimizde 15 Temmuz Şanlı Direnişiyle ilk defa milletimiz milli irade ve demokrasiye sahip çıkmış, kanını ve canını bu uğurda feda etmiştir. Tüm sorunlarımızı kökten çözüme kavuşturacak ve Türk Milleti’nin refahını ve mutluluğunu artıracak, insanca yaşamamızı sağlayacak tam demokrasi ancak tüm milletimizin sahip çıkması ile gerçekleşecektir. Tam demokrasiye geçiş ancak ve ancak Milletimizin azmi, kararlılığı ve yüksek iradesi ile mümkün olacaktır. Milletimiz kendi geleceğine sahip çıkmalıdır. Hariçten birileri gelip de bizim için tam demokrasi mücadelesi vermeyecektir. Devletimiz ve Milletimiz demokrasi yolculuğunda en sonuncusu 15 Temmuz hain darbe girişimi olmak üzere çok ağır bedeller ödemiştir. Yeni bedeller ödemek istemiyor ve çağımızın getirdiği bütün nimetlerden yararlanarak artık insanca ve huzur içinde yaşamak istiyorsak TAM DEMOKRASİ isteğimizi dile getiren TAM DEMOKRASİ PLATFORMU’na sahip çıkalım, destek olalım, güç verelim ve kayıt olalım. Halkımıza saygıyla duyururuz. Önerdiğimiz Yol Haritası Bizim yukarda sizlerin görüşlerine sunduğumuz taslağı sizlerin de değerli katkılarıyla zenginleştirmek ve ortak bir metin haline getirmek için Ankara’da veya yakınlarında bir otelde bir günlük bir çalışma toplantısı düzenlemeyi düşünmekteyiz. Bu toplantıda halka sunulacak ortak metin netleştirilecek ve takip edilecek yol haritası birlikte belirlenecektir. Not: Bu proje ile ilgili görüş, düşünce ve tekliflerinizi bilgi@demokrasidebirlik.org.tr elektronik adresine iletmenizi önemle rica ederiz. Saygılarımızla. Yönetim Kurulu Adına Mehmet Bozdemir Demokraside Birlik Vakfı Başkanı
KÖKLÜ ÇÖZÜM TAM DEMOKRASİ
DEMOKRASİDE BİRLEŞENLER PLATFORMU
TAM DEMOKRASİ PLATFORMU
TAM DEMOKRASİYE GEÇİŞ PLATFORMU
Demokraside Birlik Vakfı’nın 25. kuruluş yıldönümü münasebetiyle yapacağı en önemli etkinliklerden birisi TAM DEMOKRASİ PLATFORMU projesidir.
Aşağıda bu Proje’nin gerekçeleri, hedefleri ve yol haritası ile ilgili olarak hazırladığımız taslak metni sizin değerli katkılarınızı alabilmek için görüşlerinize sunmaktayız.
Türk Milleti bin yıllık Anadolu tarihimizde çeşitli din ve ırktan insanları adaletle yöneten büyük bir devletin ve medeniyetin kurucusu ve yaşatıcısı olmuştur.
18. yüzyıl sonlarında kesinleşen geriye gidişi durdurabilmek için bir asır süren modernleşme çalışmalarının sonucunda Türk Milleti yedi düvele karşı verdiği Çanakkale ve İstiklal Savaşı sonrasında Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmayı başarmıştır. Cumhuriyet’i kurarak milli iradenin hâkimiyetini taçlandıran Atatürk modernleşme sürecini hızlandırmıştır.
Türkiye, ll. Dünya Savaşı sonrasında İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde kendi iradesi ile çok partili demokratik düzene geçme başarısını göstermiştir.
Yakında bir asrı tamamlayacak olan Türkiye bugüne kadar ekonomik ve sosyal alanlarda birçok önemli başarıları gerçekleştirmiş olmasına rağmen maalesef demokrasisini, Soğuk Savaş döneminin olumsuzlukları nedeniyle, arzulanan çoğulcu ve katılımcı çağdaş demokrasiler seviyesine taşıyamamıştır. Bunda 1960, 1980 askeri ihtilallerinin ve 12 Mart, 28 Şubat, 27 Nisan gibi askeri müdahalelerinin çok olumsuz etkileri olmuş; demokrasi yürüyüşümüz birkaç kez sıfırdan başlamak zorunda kalmıştır.
Cumhuriyet tarihimizde zaman zaman şiddetli bir biçimde yaşanan toplumsal ayrışmalar bilhassa son birkaç on yılda etnik, dini, mezhepsel ve siyasi kutuplaşmalara hatta çatışmalara dönüşmüştür.
Eğer demokrasimiz 1946’da çıktığı yolda hiç kesintisiz ilerleyebilmiş ve demokrasisini çağdaş demokrasilerin düzeyine çıkartabilmiş olsaydı; ne onlarca yıldır yaşadığımız etnik kaynaklı PKK terörü olaylarını yaşardık, ne de FETÖ ve benzeri dini kaynaklı çatışmalar ve yapılanmalar vuku bulurdu. Kimse ihtilal yapamaz hatta hayalinden bile geçiremezdi.
15 Temmuz hain darbe teşebbüsü bir kere daha açıkça göstermiştir ki ülkemizin bir numaralı meselesi demokrasidir. Çünkü evrensel normlarda demokrasisi olan ülkelerde, darbe teşebbüsünde bulunmayı bırakın, darbeyi akıllarından geçirmek, hayal dahi etmek mümkün değildir.
15 Temmuz hain darbe girişimi halkımızın demokrasiye sahip çıkması ile teşebbüs halinde kalmış çok şükür başarısız olmuştur. Böylece, darbeciler değil, halkımız ve demokrasi kazanmıştır. Ülkemiz büyük bir felaketin eşiğinden dönmüştür.
Son birkaç on yılda yaşanan ideolojik kaynaklı çatışmalar ve FETÖ paralel devlet yapılanması ile yaşanan olumsuzluklar sonucunda halkımızın adalet kurumuna karşı güven bunalımı çok artmıştır. Adalete olan güven adeta sıfırlanma noktasına gelmiştir. Bu durum ülkemizin bekasını tehdit eden en önemli unsurdur. Mülkün temeli olan “adalet” zedelendiğinde tüm ekonomik ve sosyal hayat geriye gitmektedir.
Bugün siyasi partilerin birbirlerine karşı kullandıkları kin ve nefret dili, toplumda kutuplaşmalara ve çok büyük moral bozukluklarına sebep olmaktadır. “Ülkemizin bekasının tehdit altında olduğu, korku imparatorluğunun kurulduğu, adalete güvenin kalmadığı, bütün dünya ile kavgalı olduğumuz, ekonominin çökmek üzere olduğu, demokrasinin ve hukukun askıya alındığı, ülkenin hızla tek adam rejimi ile diktatörlüğe doğru gittiği” ve benzeri abartılı siyasi söylemler halkımızı büyük bir ümitsizliğe ve moral çöküntüsüne sürüklemektedir.
Dün olduğu gibi bugün de Türk Milletinin elbette önemli sorunları vardır; ama Türkiye’mizin en önemli “kök” sorunu “çağdaş standartlarda bir demokrasiye sahip olmayışıdır.”
Birleşmiş Milletlerin, AB’nin ve uluslararası kuruluşların yaptıkları birçok araştırmalarda Türkiye’nin; ekonomik gelişmişlik, insani gelişmişlik, insan hakları, özgürlükler, demokrasi ve insanca yaşama konularında gelişmiş ülkelerin çok gerisinde kaldığı açıkça görülmektedir. Ülkemizdeki bütün menfi göstergelerin en önemli sebebi demokrasi eksikliğidir. Ülkemiz maalesef evrensel normlarda bir demokrasiye kavuşamamıştır.
Çağdaş standartlarda tam bir demokrasiye sahip olacak bir Türkiye’nin çözemeyeceği hiçbir siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal sorunu kalmayacaktır. Bugün yaşadığımız başta kutuplaşma, sosyal çatışmalar, ekonomik kökenli sorunlar olmak üzere tüm sorunlarımızın kesin çözümü ülkemizin “tam demokrasiye” ulaşmasıyla mümkündür.
Tam demokrasiye ulaşmış bir Türkiye, tarihinden getirdiği yüksek insani değerler birikimi ile çağdaş demokrasiye ve bütün insanlığa çok önemli değerler kazandıracaktır.
Ecdadımızın büyük fedakârlıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş, fakat cumhuriyetimiz henüz tam demokrasi ile taçlandırılamamıştır. Bugün bu görev ve sorumluluk hepimize düşmektedir.
Bugün bizler artık çok net olarak anladık ki, tam demokrasiye geçmeden ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınması, darbelerin ve darbe teşebbüslerinin önlenmesi ve toplumsal barışın sağlanması mümkün değildir.
Demokrasi, kurumlar ve kurallar rejimidir. Bu kurum ve kuralları tesis etmeden tam demokrasiye geçmek mümkün değildir. Sistemin başkanlık veya parlamenter sistem olmasından ziyade içinin demokrasi ile doldurulması önemlidir.
Evrensel normlardaki TAM DEMOKRASİ’nin olmazsa olmaz kurum ve kurallarını özetle hatırlayalım;
Özetle yukarda belirtmeye çalıştığımız esaslar çerçevesinde, Tam Demokrasinin ülkemizde de hayata geçirilmesi amacıyla tüm vatandaşlarımızda Tam Demokrasi konusunda farkındalık ve talep oluşturmak için bütün vatandaşlarımızı TAM DEMOKRASİ PLATFORMU’nu oluşturmaya ve destek vermeye davet ediyoruz.
Tam demokrasiye geçmeden ülkemizin hiçbir sorununa köklü çözümler getirmek mümkün değildir. Tam demokrasiye geçiş ancak halkımızın istek, arzu, heyecan ve yüksek talebiyle mümkün olacaktır. Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez.
Bugün Batı dünyasında yaşanan demokrasi seviyesine, Batı insanı asırlarca çok ağır bedeller ödeyerek gelmiştir. Bizim dünyamızda ise çoğunlukla yönetici elitlerin mücadeleleri ile demokrasi yolunda adımlar atılabilmiştir. Tarihimizde 15 Temmuz Şanlı Direnişiyle ilk defa milletimiz milli irade ve demokrasiye sahip çıkmış, kanını ve canını bu uğurda feda etmiştir.
Tüm sorunlarımızı kökten çözüme kavuşturacak ve Türk Milleti’nin refahını ve mutluluğunu artıracak, insanca yaşamamızı sağlayacak tam demokrasi ancak tüm milletimizin sahip çıkması ile gerçekleşecektir.
Tam demokrasiye geçiş ancak ve ancak Milletimizin azmi, kararlılığı ve yüksek iradesi ile mümkün olacaktır. Milletimiz kendi geleceğine sahip çıkmalıdır. Hariçten birileri gelip de bizim için tam demokrasi mücadelesi vermeyecektir.
Devletimiz ve Milletimiz demokrasi yolculuğunda en sonuncusu 15 Temmuz hain darbe girişimi olmak üzere çok ağır bedeller ödemiştir. Yeni bedeller ödemek istemiyor ve çağımızın getirdiği bütün nimetlerden yararlanarak artık insanca ve huzur içinde yaşamak istiyorsak TAM DEMOKRASİ isteğimizi dile getiren TAM DEMOKRASİ PLATFORMU’na sahip çıkalım, destek olalım, güç verelim ve kayıt olalım.
Halkımıza saygıyla duyururuz.
Önerdiğimiz Yol Haritası
Bizim yukarda sizlerin görüşlerine sunduğumuz taslağı sizlerin de değerli katkılarıyla zenginleştirmek ve ortak bir metin haline getirmek için Ankara’da veya yakınlarında bir otelde bir günlük bir çalışma toplantısı düzenlemeyi düşünmekteyiz.
Bu toplantıda halka sunulacak ortak metin netleştirilecek ve takip edilecek yol haritası birlikte belirlenecektir.
Not: Bu proje ile ilgili görüş, düşünce ve tekliflerinizi bilgi@demokrasidebirlik.org.tr elektronik adresine iletmenizi önemle rica ederiz. Saygılarımızla.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 728194
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.