ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Yalan söylemek, dürüst insana yakışır bir davranış tarzı değildir. İnsani kimliği ile hareket etmeyi ilke edinen ve buna inanan her insan, yalan söylemekten uzak duran insandır. Ne var ki; yalan söylemenin sonucunda ortaya çıkacak bilgi kirliliğine rağmen bazı insanlar sırf menfaat elde etmek ya da kişisel çıkarlarını sürdürebilmek uğruna yalan söylemeye devam ederler. İnsani kimliklerini bir yana bırakıp sahte kimliğini takınan bazı insanlar, kişisel çıkarlarının da üzerinde geniş insan toplulukları üzerinde onarılması güç tahribata yol açabiliyorlar. Kişisel çıkar sonucu söylenen bir yalan, yalanı söyleyen kişinin menfaati ile sınırlı kalırken; geniş kitleleri hedef alarak söylenen yalanlar ise toplumsal yaşamda bilgi kirliliğine, insanları şartlandırmaya, kafa karışıklığına suni olarak düşman oluşturmaya yol açabiliyor. 1984 isimli romanıyla ünlü Hint asıllı İngiliz yazar George Orwell yalancılığın evrenselleşmesi tehlikesi karşısında gerçeklerin peşinde gitmenin önemini bir sözünde şöyle vurgular: ‘ Sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir., Fransız düşünür ve filozof Montesquieu’da yalan ve gerçeği kıyasladığı özlü sözünde şöyle der: ‘ Bir ülkede yalakalığın getirisi, dürüstlüğün getirisinden fazla ise o ülke batar., Yalan söylemenin ya da yalancılığa yol açan davranışlarda bulunmanın ortaya koyduğu tahribatı anlamak açısından bilimde, tarihte, sağlıkta siyasette ve günlük yaşamda söylenmiş yalanların sonuçlarına bir göz atmak yeterlidir. Dünyanın yuvarlak olduğu, 1969 yılında Amerikalı astronotların Aya ayak bastığı, artık çağımızda uzay araçları ile insanların uzaya çıkıp uzayda dolaşıp uzayı gözlemlemelerinin mümkün olduğu bilimsel gerçeğine rağmen, bazı insanlar doğrulanmış bu bilgilere inanmayıp aksini iddia edenlerin sözlerine itibar edebiliyor. Bilimsel veriler, tartışmasız bir şekilde küresel ısınma gerçeğine işaret ediyor. Kuzey Kutbunda başlayan devasa buzullar yavaş yavaş eriyip Avrupa kıtasını tehdit ediyor. Bu gerçek bilinmesine rağmen; başta A.B.D olmak üzere pek çok ülkede insanlar bu gerçeği göz ardı edip, yalanlara kanarak kendi bildikleri yanlış davranışı sergilemeye devam ediyor. A.B.D lideri Donald Trump, güya ülkesinin menfaatini göz önüne alarak ‘ Paris İklim Değişikliği, anlaşmasına imza koymayarak anlaşmadan geri çekilebiliyor. Böylelikle aslında siyasi menfaatini gözetme amacı güden Trump, A.B.D halkını yalanlarına inandırmaya çalışıyor. Birde tarihi gerçekleri çarpıtma adına söylenen yalanlar var. Tarihçi ve yazar Alexander Canduci, The Greatest in History ( Tarihteki En Büyük Yalanlar) isimli kitabında bu yalanlardan çok sayda örnekler verir. Biz bu yalanlardan birkaçını satırlarımıza alalım: ‘ Fransız Devriminden önce yüzlerce vatansever Bastille Hapishanesinde tutuklandı ve işkence görüyordu, bilgisi yalan olup doğrusu Bastille’de sadece 7 tutuklu vardı, şeklindeydi. Roma’yı M.Ö 64 de Hıristiyanlar yaktı, yalan bilgisinin doğrusu da ‘Roma’da yangın bir kaza sonucu çıkmış, şeklinde olmalıydı. Vietnam Savaşını Amerikan askerlerine saldıran Kuzey Vietnamlılar başlattı, ifadesinin doğrusu da savaşı başlatan Amerikalılardı., Yakın tarih ile ilgili bir başka yalan bilgi, uzunca bir süre Amerikalıların A.B.D eski başkanlarından Bush’un ‘Irak’ta Kitle İmha Silahları Var!, yalanına kanmaları olmuştur. Bu yalan bilgide aksini iddia eden doğru bilgilendirmeye karşı olmanın temelinde; Amerikalıların kendilerini siyasi düşüncelerine tehdit oluşturduğu algısına inandırılmış olmaları gerçeği yatmakta idi. Sağlık alanında söylenen yalanlar ise insan sağlığını tehdit etmesi açısından önem taşıyor. Örneğin koruyucu aşılar bebekler için önemini korumasına rağmen pek çok ebeveynin aşı yaptırmayıp çocuklarının sağlığını tehlikeye atacak yalan bilgilere itibar etmesi gerçekte önemli bir sağlık sorunudur. Siyasi açıdan bazı liderlerin söylediği yalanlar ise yazmakla bitmez! Özellikle kendi siyasi tarihimiz açısından yakın dönemde söylenmiş halende devam eden vatandaşa yönelik her alanda sınırsız hizmet içeren inandırıcılıktan uzak plansız ve programsız yalana dayanan vaatleri hatırlamamız mümkün. Bu tür yalanlara karşı ünlü bilim insanı Albert Einstein’ın şu sözünü anımsayalım: ‘ Otoriteye körü körüne inanmak gerçeğin en büyük düşmanıdır., Avusturyalı yazar, danışman Peter Drucker (1909-2005) ise bu konu hakkında şöyle diyor: ‘İşleri doğru yapana yönetici, doğru işler yapana ise lider denir., Üzerinde durulması zorunlu bir diğer yalan türü de toplumsal yaşamın sağlıklı işleyişini engelleyen dolayısıyla dürüst insanları hedef alan yalanlardır. Bu tür yalanlardan biri de uyuşturucu baronlarının gençleri kötü alışkanlıklara bir bakıma uyuşturucu bağımlılığına yönlendiren ve gençler üzerinden maddi çıkar sağlamanın yanında, onları köleleştirip yaşamdan ve yakınlarından koparan yalan söylemleridir. ‘Ottur, günahı yoktur, veya ‘ Bir defadan bir şey olmaz, şeklinde dile getirilen yalanlar şimdiye kadar çok sayıda gencimizi aramızdan aldı götürdü. Toplumsal yaşamda huzursuzluğa ve güvensizliğe yol açan bir yalan türü de telefon dolandırıcılarının büyük vurgunlar elde etmek amacıyla gerçekleştirdikleri yalan türüdür. Günümüzde maalesef bu yalan yöntemiyle doktor, profesör, iş adamı, öğretmen, diplomat velhasıl toplumun her kesiminden binlerce insan bu telefon dolandırıcılarının tuzağına düştü. Telefon dolandırıcılığı yöntemine başvuran dolandırıcılar, kendilerini polis, asker, savcı veya hakim gibi tanıtıp; vatandaşı cep telefonundan arayarak; PKK, DEAŞ, FETÖ gibi terör örgütleri ile bağlantılı olduğunuz tespit edilmiş, kimlik bilgileriniz üzerinden yeni hesaplar açılmış ya da bu hesaplar örgüt tarafından kullanılıyor gibi yalanlar ile korkutarak yüklü miktarda para devşiriyorlar. Bu yalan tuzağı sonucu telefon dolandırıcılarının 2017 yılı ve 2018 yılının ilk dört ayında ülke genelinde 100 milyonun üzerinde vurgun yaptıkları ifade ediliyor. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Asayiş Daire Başkanlığı, vatandaşları terör örgütü adını kullanarak yalan bilgi verip soygun yapanlara karşı ülkemiz genelinde mücadelesini sürdürüyor bu mücadele kapsamında vatandaşlarımızın cep telefonlarına uyarıcı mesajlar SMS olarak gönderiliyor. Yalancılık yaşamın hangi alanında kullanılırsa kullanılsın sonuç itibarıyla maddi ve manevi açıdan toplumsal yapımızda büyük tahribatlara yol açıyor. Bir bakıma yalancılığı dürüstlük ve doğruluğa karşı açılmış bir savaş olarak görmek gerekiyor. Halbuki ilahi diğer dinlerde olduğu gibi bizim dinimiz İslam’da yalancılığı ve yalan davranışlarda bulunmayı yasaklıyor. Peygamberimizin yalan konuşmaya ilişkin şu sözü de oldukça anlamlı: ‘ Kişi yalan söylediği zaman o yalandan gelen kokudan dolayı melekler o kişiden uzaklaşır., Yalan söylemekten ve yalancı davranışlardan bulunmaktan toplumsal yapımızı arındırmak amacıyla çocuklarımızın aile içinde ve okulda eğitimlerine büyük önem vermeliyiz. Bu eğitim toplumuzun geleceğini sağlam temellere oturtmak açısından da önem arz etmektedir. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Yalan söylemek, dürüst insana yakışır bir davranış tarzı değildir.
İnsani kimliği ile hareket etmeyi ilke edinen ve buna inanan her insan, yalan söylemekten uzak duran insandır.
Ne var ki; yalan söylemenin sonucunda ortaya çıkacak bilgi kirliliğine rağmen bazı insanlar sırf menfaat elde etmek ya da kişisel çıkarlarını sürdürebilmek uğruna yalan söylemeye devam ederler.
İnsani kimliklerini bir yana bırakıp sahte kimliğini takınan bazı insanlar, kişisel çıkarlarının da üzerinde geniş insan toplulukları üzerinde onarılması güç tahribata yol açabiliyorlar.
Kişisel çıkar sonucu söylenen bir yalan, yalanı söyleyen kişinin menfaati ile sınırlı kalırken; geniş kitleleri hedef alarak söylenen yalanlar ise toplumsal yaşamda bilgi kirliliğine, insanları şartlandırmaya, kafa karışıklığına suni olarak düşman oluşturmaya yol açabiliyor.
1984 isimli romanıyla ünlü Hint asıllı İngiliz yazar George Orwell yalancılığın evrenselleşmesi tehlikesi karşısında gerçeklerin peşinde gitmenin önemini bir sözünde şöyle vurgular:
‘ Sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.,
Fransız düşünür ve filozof Montesquieu’da yalan ve gerçeği kıyasladığı özlü sözünde şöyle der:
‘ Bir ülkede yalakalığın getirisi, dürüstlüğün getirisinden fazla ise o ülke batar.,
Yalan söylemenin ya da yalancılığa yol açan davranışlarda bulunmanın ortaya koyduğu tahribatı anlamak açısından bilimde, tarihte, sağlıkta siyasette ve günlük yaşamda söylenmiş yalanların sonuçlarına bir göz atmak yeterlidir.
Dünyanın yuvarlak olduğu, 1969 yılında Amerikalı astronotların Aya ayak bastığı, artık çağımızda uzay araçları ile insanların uzaya çıkıp uzayda dolaşıp uzayı gözlemlemelerinin mümkün olduğu bilimsel gerçeğine rağmen, bazı insanlar doğrulanmış bu bilgilere inanmayıp aksini iddia edenlerin sözlerine itibar edebiliyor.
Bilimsel veriler, tartışmasız bir şekilde küresel ısınma gerçeğine işaret ediyor. Kuzey Kutbunda başlayan devasa buzullar yavaş yavaş eriyip Avrupa kıtasını tehdit ediyor. Bu gerçek bilinmesine rağmen; başta A.B.D olmak üzere pek çok ülkede insanlar bu gerçeği göz ardı edip, yalanlara kanarak kendi bildikleri yanlış davranışı sergilemeye devam ediyor.
A.B.D lideri Donald Trump, güya ülkesinin menfaatini göz önüne alarak ‘ Paris İklim Değişikliği, anlaşmasına imza koymayarak anlaşmadan geri çekilebiliyor. Böylelikle aslında siyasi menfaatini gözetme amacı güden Trump, A.B.D halkını yalanlarına inandırmaya çalışıyor.
Birde tarihi gerçekleri çarpıtma adına söylenen yalanlar var. Tarihçi ve yazar Alexander Canduci, The Greatest in History ( Tarihteki En Büyük Yalanlar) isimli kitabında bu yalanlardan çok sayda örnekler verir. Biz bu yalanlardan birkaçını satırlarımıza alalım:
‘ Fransız Devriminden önce yüzlerce vatansever Bastille Hapishanesinde tutuklandı ve işkence görüyordu, bilgisi yalan olup doğrusu Bastille’de sadece 7 tutuklu vardı, şeklindeydi.
Roma’yı M.Ö 64 de Hıristiyanlar yaktı, yalan bilgisinin doğrusu da ‘Roma’da yangın bir kaza sonucu çıkmış, şeklinde olmalıydı.
Vietnam Savaşını Amerikan askerlerine saldıran Kuzey Vietnamlılar başlattı, ifadesinin doğrusu da savaşı başlatan Amerikalılardı.,
Yakın tarih ile ilgili bir başka yalan bilgi, uzunca bir süre Amerikalıların A.B.D eski başkanlarından Bush’un ‘Irak’ta Kitle İmha Silahları Var!, yalanına kanmaları olmuştur. Bu yalan bilgide aksini iddia eden doğru bilgilendirmeye karşı olmanın temelinde; Amerikalıların kendilerini siyasi düşüncelerine tehdit oluşturduğu algısına inandırılmış olmaları gerçeği yatmakta idi.
Sağlık alanında söylenen yalanlar ise insan sağlığını tehdit etmesi açısından önem taşıyor. Örneğin koruyucu aşılar bebekler için önemini korumasına rağmen pek çok ebeveynin aşı yaptırmayıp çocuklarının sağlığını tehlikeye atacak yalan bilgilere itibar etmesi gerçekte önemli bir sağlık sorunudur.
Siyasi açıdan bazı liderlerin söylediği yalanlar ise yazmakla bitmez! Özellikle kendi siyasi tarihimiz açısından yakın dönemde söylenmiş halende devam eden vatandaşa yönelik her alanda sınırsız hizmet içeren inandırıcılıktan uzak plansız ve programsız yalana dayanan vaatleri hatırlamamız mümkün.
Bu tür yalanlara karşı ünlü bilim insanı Albert Einstein’ın şu sözünü anımsayalım:
‘ Otoriteye körü körüne inanmak gerçeğin en büyük düşmanıdır.,
Avusturyalı yazar, danışman Peter Drucker (1909-2005) ise bu konu hakkında şöyle diyor:
‘İşleri doğru yapana yönetici, doğru işler yapana ise lider denir.,
Üzerinde durulması zorunlu bir diğer yalan türü de toplumsal yaşamın sağlıklı işleyişini engelleyen dolayısıyla dürüst insanları hedef alan yalanlardır.
Bu tür yalanlardan biri de uyuşturucu baronlarının gençleri kötü alışkanlıklara bir bakıma uyuşturucu bağımlılığına yönlendiren ve gençler üzerinden maddi çıkar sağlamanın yanında, onları köleleştirip yaşamdan ve yakınlarından koparan yalan söylemleridir.
‘Ottur, günahı yoktur, veya ‘ Bir defadan bir şey olmaz, şeklinde dile getirilen yalanlar şimdiye kadar çok sayıda gencimizi aramızdan aldı götürdü.
Toplumsal yaşamda huzursuzluğa ve güvensizliğe yol açan bir yalan türü de telefon dolandırıcılarının büyük vurgunlar elde etmek amacıyla gerçekleştirdikleri yalan türüdür.
Günümüzde maalesef bu yalan yöntemiyle doktor, profesör, iş adamı, öğretmen, diplomat velhasıl toplumun her kesiminden binlerce insan bu telefon dolandırıcılarının tuzağına düştü.
Telefon dolandırıcılığı yöntemine başvuran dolandırıcılar, kendilerini polis, asker, savcı veya hakim gibi tanıtıp; vatandaşı cep telefonundan arayarak; PKK, DEAŞ, FETÖ gibi terör örgütleri ile bağlantılı olduğunuz tespit edilmiş, kimlik bilgileriniz üzerinden yeni hesaplar açılmış ya da bu hesaplar örgüt tarafından kullanılıyor gibi yalanlar ile korkutarak yüklü miktarda para devşiriyorlar.
Bu yalan tuzağı sonucu telefon dolandırıcılarının 2017 yılı ve 2018 yılının ilk dört ayında ülke genelinde 100 milyonun üzerinde vurgun yaptıkları ifade ediliyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Asayiş Daire Başkanlığı, vatandaşları terör örgütü adını kullanarak yalan bilgi verip soygun yapanlara karşı ülkemiz genelinde mücadelesini sürdürüyor bu mücadele kapsamında vatandaşlarımızın cep telefonlarına uyarıcı mesajlar SMS olarak gönderiliyor.
Yalancılık yaşamın hangi alanında kullanılırsa kullanılsın sonuç itibarıyla maddi ve manevi açıdan toplumsal yapımızda büyük tahribatlara yol açıyor.
Bir bakıma yalancılığı dürüstlük ve doğruluğa karşı açılmış bir savaş olarak görmek gerekiyor.
Halbuki ilahi diğer dinlerde olduğu gibi bizim dinimiz İslam’da yalancılığı ve yalan davranışlarda bulunmayı yasaklıyor. Peygamberimizin yalan konuşmaya ilişkin şu sözü de oldukça anlamlı:
‘ Kişi yalan söylediği zaman o yalandan gelen kokudan dolayı melekler o kişiden uzaklaşır.,
Yalan söylemekten ve yalancı davranışlardan bulunmaktan toplumsal yapımızı arındırmak amacıyla çocuklarımızın aile içinde ve okulda eğitimlerine büyük önem vermeliyiz. Bu eğitim toplumuzun geleceğini sağlam temellere oturtmak açısından da önem arz etmektedir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 763260
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.