En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

İNSANA YALAN SÖYLETEN SAHTE KİMLİĞİDİR!

Yalan söylemek, dürüst insana yakışır bir davranış tarzı değildir.

İnsani kimliği ile hareket etmeyi ilke edinen ve buna inanan her insan, yalan söylemekten uzak duran insandır.

Ne var ki; yalan söylemenin sonucunda ortaya çıkacak bilgi kirliliğine rağmen bazı insanlar sırf menfaat elde etmek ya da kişisel çıkarlarını sürdürebilmek uğruna yalan söylemeye devam ederler.

İnsani kimliklerini bir yana bırakıp sahte kimliğini takınan bazı insanlar, kişisel çıkarlarının da üzerinde geniş insan toplulukları üzerinde onarılması güç tahribata yol açabiliyorlar.

Kişisel çıkar sonucu söylenen bir yalan, yalanı söyleyen kişinin menfaati ile sınırlı kalırken; geniş kitleleri hedef alarak söylenen yalanlar ise toplumsal yaşamda bilgi kirliliğine, insanları şartlandırmaya, kafa karışıklığına suni olarak düşman oluşturmaya yol açabiliyor.

1984 isimli romanıyla ünlü Hint asıllı İngiliz yazar George Orwell yalancılığın evrenselleşmesi tehlikesi karşısında gerçeklerin peşinde gitmenin önemini bir sözünde şöyle vurgular:

Sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.,

Fransız düşünür ve filozof Montesquieu’da yalan ve gerçeği kıyasladığı özlü sözünde şöyle der:

‘ Bir ülkede yalakalığın getirisi, dürüstlüğün getirisinden fazla ise o ülke batar.,

Yalan söylemenin ya da yalancılığa yol açan davranışlarda bulunmanın ortaya koyduğu tahribatı anlamak açısından bilimde, tarihte, sağlıkta siyasette ve günlük yaşamda söylenmiş yalanların sonuçlarına bir göz atmak yeterlidir.

Dünyanın yuvarlak olduğu, 1969 yılında Amerikalı astronotların Aya ayak bastığı, artık çağımızda uzay araçları ile insanların uzaya çıkıp uzayda dolaşıp uzayı gözlemlemelerinin mümkün olduğu bilimsel gerçeğine rağmen, bazı insanlar doğrulanmış bu bilgilere inanmayıp aksini iddia edenlerin sözlerine itibar edebiliyor.

Bilimsel veriler, tartışmasız bir şekilde küresel ısınma gerçeğine işaret ediyor.  Kuzey Kutbunda başlayan devasa buzullar yavaş yavaş eriyip Avrupa kıtasını tehdit ediyor. Bu gerçek bilinmesine rağmen; başta A.B.D olmak üzere pek çok ülkede insanlar bu gerçeği göz ardı edip, yalanlara kanarak kendi bildikleri yanlış davranışı sergilemeye devam ediyor.

A.B.D lideri Donald Trump, güya ülkesinin menfaatini göz önüne alarak ‘ Paris İklim Değişikliği, anlaşmasına imza koymayarak anlaşmadan geri çekilebiliyor. Böylelikle aslında siyasi menfaatini gözetme amacı güden Trump, A.B.D halkını yalanlarına inandırmaya çalışıyor.

Birde tarihi gerçekleri çarpıtma adına söylenen yalanlar var. Tarihçi ve yazar Alexander Canduci, The Greatest in History ( Tarihteki En Büyük Yalanlar) isimli kitabında bu yalanlardan çok sayda örnekler verir. Biz bu yalanlardan birkaçını satırlarımıza alalım:

‘ Fransız Devriminden önce yüzlerce vatansever Bastille Hapishanesinde tutuklandı ve işkence görüyordu, bilgisi yalan olup doğrusu Bastille’de sadece 7 tutuklu vardı, şeklindeydi.

Roma’yı M.Ö 64 de Hıristiyanlar yaktı, yalan bilgisinin doğrusu da ‘Roma’da yangın bir kaza sonucu çıkmış, şeklinde olmalıydı.

Vietnam Savaşını Amerikan askerlerine saldıran Kuzey Vietnamlılar başlattı, ifadesinin doğrusu da savaşı başlatan Amerikalılardı.,

Yakın tarih ile ilgili bir başka yalan bilgi, uzunca bir süre Amerikalıların A.B.D eski başkanlarından Bush’un ‘Irak’ta Kitle İmha Silahları Var!, yalanına kanmaları olmuştur. Bu yalan bilgide aksini iddia eden doğru bilgilendirmeye karşı olmanın temelinde; Amerikalıların kendilerini siyasi düşüncelerine tehdit oluşturduğu algısına inandırılmış olmaları gerçeği yatmakta idi.

Sağlık alanında söylenen yalanlar ise insan sağlığını tehdit etmesi açısından önem taşıyor. Örneğin koruyucu aşılar bebekler için önemini korumasına rağmen pek çok ebeveynin aşı yaptırmayıp çocuklarının sağlığını tehlikeye atacak yalan bilgilere itibar etmesi gerçekte önemli bir sağlık sorunudur.

Siyasi açıdan bazı liderlerin söylediği yalanlar ise yazmakla bitmez! Özellikle kendi siyasi tarihimiz açısından yakın dönemde söylenmiş halende devam eden vatandaşa yönelik her alanda sınırsız hizmet içeren inandırıcılıktan uzak plansız ve programsız yalana dayanan vaatleri hatırlamamız mümkün.

Bu tür yalanlara karşı ünlü bilim insanı Albert Einstein’ın şu sözünü anımsayalım:

Otoriteye körü körüne inanmak gerçeğin en büyük düşmanıdır.,

Avusturyalı yazar, danışman Peter Drucker (1909-2005) ise bu konu hakkında şöyle diyor:

İşleri doğru yapana yönetici, doğru işler yapana ise lider denir.,

Üzerinde durulması zorunlu bir diğer yalan türü de toplumsal yaşamın sağlıklı işleyişini engelleyen dolayısıyla dürüst insanları hedef alan yalanlardır.

Bu tür yalanlardan biri de uyuşturucu baronlarının gençleri kötü alışkanlıklara bir bakıma uyuşturucu bağımlılığına yönlendiren ve gençler üzerinden maddi çıkar sağlamanın yanında, onları köleleştirip yaşamdan ve yakınlarından koparan yalan söylemleridir.

Ottur, günahı yoktur, veya ‘ Bir defadan bir şey olmaz, şeklinde dile getirilen yalanlar şimdiye kadar çok sayıda gencimizi aramızdan aldı götürdü.

Toplumsal yaşamda huzursuzluğa ve güvensizliğe yol açan bir yalan türü de telefon dolandırıcılarının büyük vurgunlar elde etmek amacıyla gerçekleştirdikleri yalan türüdür.

Günümüzde maalesef bu yalan yöntemiyle doktor, profesör, iş adamı, öğretmen, diplomat velhasıl toplumun her kesiminden binlerce insan bu telefon dolandırıcılarının tuzağına düştü.

Telefon dolandırıcılığı yöntemine başvuran dolandırıcılar, kendilerini polis, asker, savcı veya hakim gibi tanıtıp; vatandaşı cep telefonundan arayarak; PKK, DEAŞ, FETÖ gibi terör örgütleri ile bağlantılı olduğunuz tespit edilmiş, kimlik bilgileriniz üzerinden yeni hesaplar açılmış ya da bu hesaplar örgüt tarafından kullanılıyor gibi yalanlar ile korkutarak yüklü miktarda para devşiriyorlar.

Bu yalan tuzağı sonucu telefon dolandırıcılarının 2017 yılı ve 2018 yılının ilk dört ayında ülke genelinde 100 milyonun üzerinde vurgun yaptıkları ifade ediliyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Asayiş Daire Başkanlığı, vatandaşları terör örgütü adını kullanarak yalan bilgi verip soygun yapanlara karşı ülkemiz genelinde mücadelesini sürdürüyor bu mücadele kapsamında vatandaşlarımızın cep telefonlarına uyarıcı mesajlar SMS olarak gönderiliyor.

Yalancılık yaşamın hangi alanında kullanılırsa kullanılsın sonuç itibarıyla maddi ve manevi açıdan toplumsal yapımızda büyük tahribatlara yol açıyor.

Bir bakıma yalancılığı dürüstlük ve doğruluğa karşı açılmış bir savaş olarak görmek gerekiyor.

Halbuki ilahi diğer dinlerde olduğu gibi bizim dinimiz İslam’da yalancılığı ve yalan davranışlarda bulunmayı yasaklıyor. Peygamberimizin yalan konuşmaya ilişkin şu sözü de oldukça anlamlı:

‘ Kişi yalan söylediği zaman o yalandan gelen kokudan dolayı melekler o kişiden uzaklaşır.,

Yalan söylemekten ve yalancı davranışlardan bulunmaktan toplumsal yapımızı arındırmak amacıyla çocuklarımızın aile içinde ve okulda eğitimlerine büyük önem vermeliyiz. Bu eğitim toplumuzun geleceğini sağlam temellere oturtmak açısından da önem arz etmektedir.

Atıf ÖZGEN
İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi
 
 

 Okunma Sayısı : 3159

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 763260

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.