ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Bireysel silahlanma, vatan savunması ya da güvenlik zafiyeti söz konusu olduğunda gündeme gelmesi doğal karşılanabilecek bir husus olmasına rağmen, günümüzde masum insanların yok yere yaşamını kaybettiği, maganda kültürüne sahip bazı insanların oluşturduğu önemli bir sorun haline dönüşmüş bulunuyor. Bu sorunun ulaştığı boyutu ortaya koymak açısından ilgili kurumlarca açıklanan resmi verilere göz atmakta yarar bulunmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü 2017 yılı verilerine göre, son on yılda ruhsatı alınmış ateşli silahlarla 25 bin, ruhsatsız ateşli silahlarla 159 bin civarında suç işlenmiş… 2017 yılının ilk 8 ayında cinayete kurban giden 1.575 kişinin % 80 i silahla öldürülmüş olup, şiddet olaylarının % 20 si kesici aletle, % 80 i ateşli silahlarla gerçekleşmiş durumda… Ayrıca veriler, ruhsatlı silah kullananların sayısının yıllara göre artış kaydettiğini ortaya koymaktadır. Bireysel silahlanmaya karşı mücadele eden ve bir sivil toplum kuruluşu olan Umut Vakfı tarafından açıklanan bir Rapora göre de son üç yılda medyaya yansıyan silahlı şiddet içeren haberlerde % 61 düzeyinde bir artış söz konusu.. Son üç yılda 3.494 bireysel silahlı olay medyaya yansıdı. Bu olaylarda 2.187 kişi öldürülürken 3.529 kişide yaralandı. Dünya genelinde ‘Bireysel Silahlanma, konusunda yapılan araştırmalar, ülkemizin 178 ülke arasında 14ncü sırada olduğunu gösteriyor. Bu sıra, özellikle masum insanların can güvenliği açısından ülke olarak kötü bir yerde bulunduğumuzu ortaya koymaktadır. MASUMİYET VE MAGANDA KÜLTÜRÜ Sorunun temelinde yatan husus, maganda kültürünün toplumsal yaşamda ulaştığı boyutun göz ardı edilmesidir. Karayolu ve deniz trafiğinde, düğün, nişan ve asker uğurlama törenlerinde, spor müsabakaları ya da eğlence yerlerinde insanlara ve çevreye zarar verenler, maganda kültürünün yerleşmesine bilerek veya bilmeyerek zemin hazırlayan kişilerdir. Masumiyeti yok eden, masum insanların yok yere ölümüne neden olan bu ‘maganda kültürü, toplumsal yapıda oluştuğu boyut açısından mutlaka mercek altına alınmalıdır. Maganda kültürüne sahip bireyler, sevinçli ve eğlenceli bir ortamda silah kullanmayı sevinçlerinin bir tezahürü olarak görmekte ya da kendilerine yönelik insani amaçlı bir uyarıya şiddet içeren bir yöntemle karşılık vermektedirler. Yaşanan ve medyaya yansıyan olaylar, şuursuz ve bilinçsiz olarak geçici bir heves ya da anlık bir öfke sonucu kullanılan silahlar; henüz yetişme çağında olan çocuklarımız başta olmak üzere çok sayıda insanımızın yaşamını kaybetmesine yol açtı. Sokakta veya parkta minik yavrular oyun oynarken nerden geldiği belli olmayan bir kurşun, düğün veya nişan törenlerinde bilinçsizce havaya açılan ateş, asker uğurlama merasimi bahane edilerek yapılan etkinliklerde sıkılan kurşunlar, günümüze kadar çok sayıda masum yetişkin insanlarımızı ve küçük çocuklarımızı aramızdan aldı götürdü… A.B.D de bulunan ‘Ateşli Silahlardan Korunma Merkezi Ajansınca, 2006 yılında yapılan bir araştırmaya göre; dünyada ‘KUTLAMA, adı altında serseri kurşuna kurban gidenlerin en fazla görüldüğü ülke TÜRKİYE. 2nci ve 3ncü sıralarda ise Orta Amerika ülkeleri yer alıyor. Sevinç tezahürü adı altında, yanında taşıdıkları tabanca veya pompalı tüfeği kullanan magandalar, sadece tanımadıkları değil birlikte yaşadıkları yakınlarının da ölümüne neden olabiliyorlar. Kutlama esnasında kullanılan havai fişek ya da maytap türü ateşli malzemeler yangın çıkmasına yol açabiliyor. Silah kullanarak masum insanların adeta canına kast eden magandalar, çoğu kez pişman olsalar da ne var ki; demir parmaklıkların arkasında geçen mahkumiyet kendi yaşamlarına yönelttikleri en büyük darbe oluyor. MAGANDA KÜLTÜRÜ BİR YAŞAM FELSEFESİ OLMAMALI… Maganda kültürü, insana ve insan yaşamına değer vermeyen arkasında kabadayılık ve benmerkezci bir anlayış yatan sakat bir düşüncenin ürünüdür. Özel günlerde eğlenmek amacıyla tören veya benzeri etkinlik düzenlemek, görgü kuralları içinde hareket etmek suretiyle gelenekselleşmiş bir anlayışın sonucudur. Ne var ki; bu tür eğlence ortamlarında havaya sıkılan kurşunların masum insanların can kaybına yol açması eğlencenin matem havasına dönmesi için yeterli bir neden olmaktadır. Maganda kültürünü kendilerine rehber edinmiş bazı insanlar, yasalara aykırı olduğunu bildikleri halde toplumsal yaşamda edinilmiş görgü kurallarını görmezden gelebilmektedirler. Trafik kurallarını hiçe saymanın bir tezahürü olarak, araç kullanırken yüksek sesle müzik dinlemek, hız sınırını aşmak, kendilerine medeni şekilde yapılan uyarılara sert tepki vermek, maganda kültürünün yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Aynı kültür yapısı, komşuluk ilişkilerinin bozulmasına, doktor-hasta, öğretmen-veli, memur- vatandaş iletişiminin sağlanmasında dışlayıcı bir yöntem üstlenerek kavga ortamının doğmasına neden olabiliyor. Halbuki bizim toplum olarak görgü kuralları içinde benimsediğimiz asırlar sonucu oluşmuş; sevgi, saygı ve hoşgörüye dayanan ve bir arada barış içinde yaşamamızı sağlayan kültürel mirasımız var. BİZE ÖNCE İNSANLIK GEREK… Maganda kültürünün ortaya koyduğu tablo, bazı insanların insanlıktan ne kadar uzaklaştığının adeta bir kanıtı durumundadır. Halbuki ‘biz, maddi ve manevi açıdan zengin kültürel mirasa sahip bir toplumuz. Bu değerlerimiz çerçevesinde bizim için her insanın malı, canı korunması zorunlu kutsal bir emanettir. İnsanı yaşatmak, insanlığı ayakta tutan değerleri yaşatmaktır bir bakıma… Rehber edinilmesi zorunlu anlayış, insani değerlerimize sahip çıkmaktan geçmektedir. Bu anlayışın tesisi için, sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı da maganda kültürünün etkilerini ortadan kaldıracak şekilde eğitimin her kademesinde alınması zorunlu önlemleri almakta gecikmemelidir. Geleceğimizi inşa etmekte yararlı sonuçlar vermesi muhtemel olan; sevgi, saygı ve hoşgörü gibi değerlerimizi, bir yaşam felsefesi olarak benimseyip yaşamımıza yansıttığımız zaman maganda kültürü de toplumsal yapıdaki olumsuz etkisini kaybedecektir. Atıf ÖZGEN
Bireysel silahlanma, vatan savunması ya da güvenlik zafiyeti söz konusu olduğunda gündeme gelmesi doğal karşılanabilecek bir husus olmasına rağmen, günümüzde masum insanların yok yere yaşamını kaybettiği, maganda kültürüne sahip bazı insanların oluşturduğu önemli bir sorun haline dönüşmüş bulunuyor.
Bu sorunun ulaştığı boyutu ortaya koymak açısından ilgili kurumlarca açıklanan resmi verilere göz atmakta yarar bulunmaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü 2017 yılı verilerine göre, son on yılda ruhsatı alınmış ateşli silahlarla 25 bin, ruhsatsız ateşli silahlarla 159 bin civarında suç işlenmiş…
2017 yılının ilk 8 ayında cinayete kurban giden 1.575 kişinin % 80 i silahla öldürülmüş olup, şiddet olaylarının % 20 si kesici aletle, % 80 i ateşli silahlarla gerçekleşmiş durumda…
Ayrıca veriler, ruhsatlı silah kullananların sayısının yıllara göre artış kaydettiğini ortaya koymaktadır.
Bireysel silahlanmaya karşı mücadele eden ve bir sivil toplum kuruluşu olan Umut Vakfı tarafından açıklanan bir Rapora göre de son üç yılda medyaya yansıyan silahlı şiddet içeren haberlerde % 61 düzeyinde bir artış söz konusu.. Son üç yılda 3.494 bireysel silahlı olay medyaya yansıdı. Bu olaylarda 2.187 kişi öldürülürken 3.529 kişide yaralandı.
Dünya genelinde ‘Bireysel Silahlanma, konusunda yapılan araştırmalar, ülkemizin 178 ülke arasında 14ncü sırada olduğunu gösteriyor. Bu sıra, özellikle masum insanların can güvenliği açısından ülke olarak kötü bir yerde bulunduğumuzu ortaya koymaktadır.
MASUMİYET VE MAGANDA KÜLTÜRÜ
Sorunun temelinde yatan husus, maganda kültürünün toplumsal yaşamda ulaştığı boyutun göz ardı edilmesidir.
Karayolu ve deniz trafiğinde, düğün, nişan ve asker uğurlama törenlerinde, spor müsabakaları ya da eğlence yerlerinde insanlara ve çevreye zarar verenler, maganda kültürünün yerleşmesine bilerek veya bilmeyerek zemin hazırlayan kişilerdir.
Masumiyeti yok eden, masum insanların yok yere ölümüne neden olan bu ‘maganda kültürü, toplumsal yapıda oluştuğu boyut açısından mutlaka mercek altına alınmalıdır.
Maganda kültürüne sahip bireyler, sevinçli ve eğlenceli bir ortamda silah kullanmayı sevinçlerinin bir tezahürü olarak görmekte ya da kendilerine yönelik insani amaçlı bir uyarıya şiddet içeren bir yöntemle karşılık vermektedirler.
Yaşanan ve medyaya yansıyan olaylar, şuursuz ve bilinçsiz olarak geçici bir heves ya da anlık bir öfke sonucu kullanılan silahlar; henüz yetişme çağında olan çocuklarımız başta olmak üzere çok sayıda insanımızın yaşamını kaybetmesine yol açtı.
Sokakta veya parkta minik yavrular oyun oynarken nerden geldiği belli olmayan bir kurşun, düğün veya nişan törenlerinde bilinçsizce havaya açılan ateş, asker uğurlama merasimi bahane edilerek yapılan etkinliklerde sıkılan kurşunlar, günümüze kadar çok sayıda masum yetişkin insanlarımızı ve küçük çocuklarımızı aramızdan aldı götürdü…
A.B.D de bulunan ‘Ateşli Silahlardan Korunma Merkezi Ajansınca, 2006 yılında yapılan bir araştırmaya göre; dünyada ‘KUTLAMA, adı altında serseri kurşuna kurban gidenlerin en fazla görüldüğü ülke TÜRKİYE. 2nci ve 3ncü sıralarda ise Orta Amerika ülkeleri yer alıyor.
Sevinç tezahürü adı altında, yanında taşıdıkları tabanca veya pompalı tüfeği kullanan magandalar, sadece tanımadıkları değil birlikte yaşadıkları yakınlarının da ölümüne neden olabiliyorlar. Kutlama esnasında kullanılan havai fişek ya da maytap türü ateşli malzemeler yangın çıkmasına yol açabiliyor.
Silah kullanarak masum insanların adeta canına kast eden magandalar, çoğu kez pişman olsalar da ne var ki; demir parmaklıkların arkasında geçen mahkumiyet kendi yaşamlarına yönelttikleri en büyük darbe oluyor.
MAGANDA KÜLTÜRÜ BİR YAŞAM FELSEFESİ OLMAMALI…
Maganda kültürü, insana ve insan yaşamına değer vermeyen arkasında kabadayılık ve benmerkezci bir anlayış yatan sakat bir düşüncenin ürünüdür.
Özel günlerde eğlenmek amacıyla tören veya benzeri etkinlik düzenlemek, görgü kuralları içinde hareket etmek suretiyle gelenekselleşmiş bir anlayışın sonucudur. Ne var ki; bu tür eğlence ortamlarında havaya sıkılan kurşunların masum insanların can kaybına yol açması eğlencenin matem havasına dönmesi için yeterli bir neden olmaktadır.
Maganda kültürünü kendilerine rehber edinmiş bazı insanlar, yasalara aykırı olduğunu bildikleri halde toplumsal yaşamda edinilmiş görgü kurallarını görmezden gelebilmektedirler.
Trafik kurallarını hiçe saymanın bir tezahürü olarak, araç kullanırken yüksek sesle müzik dinlemek, hız sınırını aşmak, kendilerine medeni şekilde yapılan uyarılara sert tepki vermek, maganda kültürünün yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
Aynı kültür yapısı, komşuluk ilişkilerinin bozulmasına, doktor-hasta, öğretmen-veli, memur- vatandaş iletişiminin sağlanmasında dışlayıcı bir yöntem üstlenerek kavga ortamının doğmasına neden olabiliyor.
Halbuki bizim toplum olarak görgü kuralları içinde benimsediğimiz asırlar sonucu oluşmuş; sevgi, saygı ve hoşgörüye dayanan ve bir arada barış içinde yaşamamızı sağlayan kültürel mirasımız var.
BİZE ÖNCE İNSANLIK GEREK…
Maganda kültürünün ortaya koyduğu tablo, bazı insanların insanlıktan ne kadar uzaklaştığının adeta bir kanıtı durumundadır.
Halbuki ‘biz, maddi ve manevi açıdan zengin kültürel mirasa sahip bir toplumuz. Bu değerlerimiz çerçevesinde bizim için her insanın malı, canı korunması zorunlu kutsal bir emanettir. İnsanı yaşatmak, insanlığı ayakta tutan değerleri yaşatmaktır bir bakıma…
Rehber edinilmesi zorunlu anlayış, insani değerlerimize sahip çıkmaktan geçmektedir. Bu anlayışın tesisi için, sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı da maganda kültürünün etkilerini ortadan kaldıracak şekilde eğitimin her kademesinde alınması zorunlu önlemleri almakta gecikmemelidir.
Geleceğimizi inşa etmekte yararlı sonuçlar vermesi muhtemel olan; sevgi, saygı ve hoşgörü gibi değerlerimizi, bir yaşam felsefesi olarak benimseyip yaşamımıza yansıttığımız zaman maganda kültürü de toplumsal yapıdaki olumsuz etkisini kaybedecektir.
Atıf ÖZGEN
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 893604
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.