ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
İnsan olarak her birimiz şu fani dünyada kendimizde faniyiz ve ölümlüyüz. Sağlıklı koşullardan uzak bir hastalık sonucu gerçekleşen ölümler, toplumsal yapıda doğal karşılanan ve kabul gören ölümlerdir. Ne var ki insan olarak her ölüm, doğal koşullarda ve ortamlarda gerçekleşmiyor. İnsanlık ölmüş denilen ortamlarda gerçekleşen ölümler, yaşayan diğer insanlar üzerinde ömür boyu hatırlanacak olumsuz izler bırakabiliyor. İnsani değerlerin hiçe sayıldığı, insanlığın izine rastlanmadığı ortamların başında savaş ortamı geliyor. Günümüzde savaşlar, genelde ileri teknoloji ile donanmış ağır silahların yanında kimyasal ve biyolojik silahların acımasızca kullanıldığı bir ortamda da gerçekleşebiliyor. Cumhuriyetimizin Kurucusu ve İstiklal Harbimizin Başkomutanı M. Kemal ATATÜRK, Milletin hayatı ve vatanın bütünlüğü tehlikeye maruz kalmadığı sürece savaşa girmeyi bir cinayet olarak nitelendiriyor. Yahudi asıllı Alman fizikçi ve bilim insanı Albert Einstein de (1879-1955) ‘ İnsan, savaş gibi inanmadığı bir şey için acı çekeceğine barış gibi inandığı bir dava uğruna ölse daha iyi değil mi?, der. Savaşlar hangi ortamda olursa olsun; çocuklar, yaşlılar, hasta insanlar, acımasız bir silahın hedefi haline gelebiliyor. Kadınların dul, çocukların öksüz ve yetim kaldığı, yüzbinlerce insanın yaşamını kaybettiği savaşlar en acımasız koşullarda gerçekleşen ve insanlığı da öldüren savaşlar olmuştur. Yakın tarihte yaşanan 2nci Dünya Savaşı esnasında kullanılan ağır silahlar, sadece savaşın içinde olan askerlerin değil, sivil halkında yüz binlercesinin ölümüne yol açmıştır. Japonya’yı pes ettirmek amacıyla Hiroşima ve Nagazaki’ye A.B.D kuvvetleri tarafından 6,9 Ağustos 1945 tarihinde atılan atom bombası üzerinden yıllar geçmesine rağmen halen olumsuz etkisini sürdürmeye devam ettirmektedir. Bu etkileri göstermek amacıyla Japonlar Hiroşima ve Nagazaki’yi açık müze haline dönüştürdüler. Her savaş insanlık tarihi üzerinde acı izler bırakmıştır. Günümüzde atom bombasının atıldığı Hiroşima ve Nagazaki, insanlığın kaybettiği yerler olarak anılmaktadır. Suriye’deki iç savaşın en ağır bedelini çocuklar ödedi. İnsanlık, Suriye’de atılan bombalar sonucu; yüzünde ağır yanıklar oluşan, elini veya ayaklarını kaybeden çocuk bedenler üzerinde öldü. Kendini özgür yaşama bırakmak isteyen ve iç savaşın simgesi olan mülteci çocuklar arasında yer alan Aylan Kurdi’nin Ege Denizinde kıyıya vuran cesedinde öldü insanlık… İnsanı ve insanlığı yaşatan değerlerin, savaş ortamında hiçe sayılması, insanlığın gelişimine de günümüze kadar büyük darbeler vurmuştur. Savaş, sadece barışın değerini anlamak açısından insanları yeni arayışlara sevk etmiştir. Bu amaçla barışı ve güvenliği sağlamak amacıyla 24 Ekim 1945 tarihinde ‘Birleşmiş Milletler, teşkilatının kurulması insanlığın geleceği açısından zamanında gerçekleşen bir girişim olmuştur. İNSANLIĞIN ÖLDÜĞÜ DİĞER ORTAMLAR Ne acıdır ki, insanın ve insanlığın öldürüldüğü ortamlar yalnızca savaş ortamı ile sınırlı değil… Terör ortamı, seri katillerin silahlarından çıkan kurşunlar, maganda kültürünü benimsemiş bireylerin bilinçsizce kullandığı silahlarda insanların ve insanlığın ölümüne yol açıyor. Yasalara uygun bir ortamda yapılan gösteri ya da yürüyüş esnasında veya bir eğlence mekanında gözü dönmüş, beyni yıkanmış bir teröristin kendini bomba ile patlatması o mekanda bulunan onlarca insanın ölümünün yanında insanlığı da öldürüyor. Kendinden olmayanı düşman olarak gören, ırk ayrımı yapan, kendini herkesten üstün gören seri katillerde beklenmeyen bir ortamda masum insanların üzerine kurşun olup yağıyor. Amerika’da ve Avrupa’da günümüze kadar çocukları ve yetişkin insanları katletmeyi marifet sayan çok sayıda seri katil çıktı. İnsanlık, terörist eylemlerden ve seri katillerden günümüzde ve geçmiş dönemlerde çok çekmiştir. Terörist eylemlerin odağında yer alan ülkemizde de teröristler; yaşlı, çocuk ayrımı yapmaksızın günümüze kadar çok sayıda masum insanların ölümüne neden oldular. İnsanı ve insanlığı öldürmeyi marifet sayan bu anlayış ülkemizin insani gelişmişliğine de zaman kaybettirdi. Masum insanların şahsında masumiyetin yok edildiği silahlı eylemler, bir bakıma insani değerlere ve insanlığa açılan savaşın birer yansıması olmuştur. Maganda kültürünü benimsemiş bazı insanlarda; nişan, düğün veya asker uğurlama gibi törenlerde bilinçsizce kullandıkları silahların ölüme yol açan faturasını masum insanların üzerine çıkarıyorlar. İyi niyetle eğlenmek amacıyla yapılan bir törenin, hedefini şaşırmış bir kurşunla kana bulanması adeta insanlığa sıkılmış bir kurşun niteliğindedir. Zaman zaman basına yansıyan maganda türü eylemler, masum insanlarla birlikte insanlığı da öldüren bir durumu okuyucuya yansıtmış olmaktadır. ÇÖZÜM, İNSANI VE İNSANLIĞI YAŞATMAKTAN GEÇER… İnsanı öldürme amacı güden her eylem arkasında gözü yaşlı insanları bırakmış, eylemi gerçekleştiren vicdanından ve insanlıktan yoksun katillerde cezasız kalmamıştır. İnsanı ve insani değerleri yaşatmak amaç edilmiş olsaydı, belki de günümüze kadar yüzbinlerce insan yaşamlarını sürdürmeyi başarmış olurdu. İnsanı ve insani değerleri yaşatmak demek, insanlığın sesini yükseltmek, insanı da umut ve hayallerinin peşinde koşturmak demektir. İnsanlığın sesini yükseltmek demek, insanlığa kulak vermek ve insanlığı ayakta tutan değerleri yüceltmek demektir. İnsanlığı yücelten değerleri canlı tutmak amacıyla da insanı yaşatmak ve insanın etrafını saran tehlikelerden korumak gerekir. Yazımızı Roma’nın eski imparatorlarından Auirus Aurelius Simachus’un günümüz içinde geçerliliğini koruyan aşağıdaki sözüyle tamamlayalım: ‘ Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerinde yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz., Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
İnsan olarak her birimiz şu fani dünyada kendimizde faniyiz ve ölümlüyüz.
Sağlıklı koşullardan uzak bir hastalık sonucu gerçekleşen ölümler, toplumsal yapıda doğal karşılanan ve kabul gören ölümlerdir.
Ne var ki insan olarak her ölüm, doğal koşullarda ve ortamlarda gerçekleşmiyor.
İnsanlık ölmüş denilen ortamlarda gerçekleşen ölümler, yaşayan diğer insanlar üzerinde ömür boyu hatırlanacak olumsuz izler bırakabiliyor.
İnsani değerlerin hiçe sayıldığı, insanlığın izine rastlanmadığı ortamların başında savaş ortamı geliyor.
Günümüzde savaşlar, genelde ileri teknoloji ile donanmış ağır silahların yanında kimyasal ve biyolojik silahların acımasızca kullanıldığı bir ortamda da gerçekleşebiliyor.
Cumhuriyetimizin Kurucusu ve İstiklal Harbimizin Başkomutanı M. Kemal ATATÜRK, Milletin hayatı ve vatanın bütünlüğü tehlikeye maruz kalmadığı sürece savaşa girmeyi bir cinayet olarak nitelendiriyor.
Yahudi asıllı Alman fizikçi ve bilim insanı Albert Einstein de (1879-1955) ‘ İnsan, savaş gibi inanmadığı bir şey için acı çekeceğine barış gibi inandığı bir dava uğruna ölse daha iyi değil mi?, der.
Savaşlar hangi ortamda olursa olsun; çocuklar, yaşlılar, hasta insanlar, acımasız bir silahın hedefi haline gelebiliyor.
Kadınların dul, çocukların öksüz ve yetim kaldığı, yüzbinlerce insanın yaşamını kaybettiği savaşlar en acımasız koşullarda gerçekleşen ve insanlığı da öldüren savaşlar olmuştur.
Yakın tarihte yaşanan 2nci Dünya Savaşı esnasında kullanılan ağır silahlar, sadece savaşın içinde olan askerlerin değil, sivil halkında yüz binlercesinin ölümüne yol açmıştır. Japonya’yı pes ettirmek amacıyla Hiroşima ve Nagazaki’ye A.B.D kuvvetleri tarafından 6,9 Ağustos 1945 tarihinde atılan atom bombası üzerinden yıllar geçmesine rağmen halen olumsuz etkisini sürdürmeye devam ettirmektedir. Bu etkileri göstermek amacıyla Japonlar Hiroşima ve Nagazaki’yi açık müze haline dönüştürdüler.
Her savaş insanlık tarihi üzerinde acı izler bırakmıştır. Günümüzde atom bombasının atıldığı Hiroşima ve Nagazaki, insanlığın kaybettiği yerler olarak anılmaktadır.
Suriye’deki iç savaşın en ağır bedelini çocuklar ödedi. İnsanlık, Suriye’de atılan bombalar sonucu; yüzünde ağır yanıklar oluşan, elini veya ayaklarını kaybeden çocuk bedenler üzerinde öldü.
Kendini özgür yaşama bırakmak isteyen ve iç savaşın simgesi olan mülteci çocuklar arasında yer alan Aylan Kurdi’nin Ege Denizinde kıyıya vuran cesedinde öldü insanlık…
İnsanı ve insanlığı yaşatan değerlerin, savaş ortamında hiçe sayılması, insanlığın gelişimine de günümüze kadar büyük darbeler vurmuştur. Savaş, sadece barışın değerini anlamak açısından insanları yeni arayışlara sevk etmiştir. Bu amaçla barışı ve güvenliği sağlamak amacıyla 24 Ekim 1945 tarihinde ‘Birleşmiş Milletler, teşkilatının kurulması insanlığın geleceği açısından zamanında gerçekleşen bir girişim olmuştur.
İNSANLIĞIN ÖLDÜĞÜ DİĞER ORTAMLAR
Ne acıdır ki, insanın ve insanlığın öldürüldüğü ortamlar yalnızca savaş ortamı ile sınırlı değil…
Terör ortamı, seri katillerin silahlarından çıkan kurşunlar, maganda kültürünü benimsemiş bireylerin bilinçsizce kullandığı silahlarda insanların ve insanlığın ölümüne yol açıyor.
Yasalara uygun bir ortamda yapılan gösteri ya da yürüyüş esnasında veya bir eğlence mekanında gözü dönmüş, beyni yıkanmış bir teröristin kendini bomba ile patlatması o mekanda bulunan onlarca insanın ölümünün yanında insanlığı da öldürüyor.
Kendinden olmayanı düşman olarak gören, ırk ayrımı yapan, kendini herkesten üstün gören seri katillerde beklenmeyen bir ortamda masum insanların üzerine kurşun olup yağıyor. Amerika’da ve Avrupa’da günümüze kadar çocukları ve yetişkin insanları katletmeyi marifet sayan çok sayıda seri katil çıktı.
İnsanlık, terörist eylemlerden ve seri katillerden günümüzde ve geçmiş dönemlerde çok çekmiştir. Terörist eylemlerin odağında yer alan ülkemizde de teröristler; yaşlı, çocuk ayrımı yapmaksızın günümüze kadar çok sayıda masum insanların ölümüne neden oldular. İnsanı ve insanlığı öldürmeyi marifet sayan bu anlayış ülkemizin insani gelişmişliğine de zaman kaybettirdi.
Masum insanların şahsında masumiyetin yok edildiği silahlı eylemler, bir bakıma insani değerlere ve insanlığa açılan savaşın birer yansıması olmuştur.
Maganda kültürünü benimsemiş bazı insanlarda; nişan, düğün veya asker uğurlama gibi törenlerde bilinçsizce kullandıkları silahların ölüme yol açan faturasını masum insanların üzerine çıkarıyorlar.
İyi niyetle eğlenmek amacıyla yapılan bir törenin, hedefini şaşırmış bir kurşunla kana bulanması adeta insanlığa sıkılmış bir kurşun niteliğindedir.
Zaman zaman basına yansıyan maganda türü eylemler, masum insanlarla birlikte insanlığı da öldüren bir durumu okuyucuya yansıtmış olmaktadır.
ÇÖZÜM, İNSANI VE İNSANLIĞI YAŞATMAKTAN GEÇER…
İnsanı öldürme amacı güden her eylem arkasında gözü yaşlı insanları bırakmış, eylemi gerçekleştiren vicdanından ve insanlıktan yoksun katillerde cezasız kalmamıştır.
İnsanı ve insani değerleri yaşatmak amaç edilmiş olsaydı, belki de günümüze kadar yüzbinlerce insan yaşamlarını sürdürmeyi başarmış olurdu.
İnsanı ve insani değerleri yaşatmak demek, insanlığın sesini yükseltmek, insanı da umut ve hayallerinin peşinde koşturmak demektir.
İnsanlığın sesini yükseltmek demek, insanlığa kulak vermek ve insanlığı ayakta tutan değerleri yüceltmek demektir. İnsanlığı yücelten değerleri canlı tutmak amacıyla da insanı yaşatmak ve insanın etrafını saran tehlikelerden korumak gerekir.
Yazımızı Roma’nın eski imparatorlarından Auirus Aurelius Simachus’un günümüz içinde geçerliliğini koruyan aşağıdaki sözüyle tamamlayalım:
‘ Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerinde yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz.,
kaleminize saglik hocam o kadar guzel yazmissiniz ki simdi ki savaslar dediğiniz gibi top'la tüfekle olmuyor ve zarar goren insanlar her kim olursa olsun bunun icin onlem alacağı yerde hala bilinçsizce yaşamlarına devam etmekteler..Egitim bunun icin var ayni zaman da surekli okuyarak kendilerini geliştirmeli insanlar ...
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 485151
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.