ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
GİRİŞ Türkiye Cumhuriyeti 1984 yılından beri etnik temele dayalı vatanı bölmeyi amaçlayan ve bu amaç doğrultusunda terörü doğal gören bir siyasi hareketle karşı karşıyadır. 1990 lı yıllarda terörün beli kırılmış gibi görünse de geçen sürede kendini toparlayan PKK terörü son aylarda eylemlerini artırarak ülke gündemine oturmuş durumdadır. Geçen 30 yıla yaklaşan süreçte Doğu ve Güneydoğu illerimiz ile büyük kentlerde yaşanan olaylarda 30 bini aşın insanımız ölmüş 20 bini aşkın insanımız yaralanarak sakat kalmıştır. Terörün yok ettiği canlar arasında beşikteki bebekten, savaş gazisi dedeye, çocuğuna gebe hamile anneye kadar çok sayıda masum insanlar bulunmaktadır. Teröristlerin insanların arasından çıkması, yazının başlığı olarak kullandığımız ‘’ Teröristler İnsan Olabilir mi ?,, sorusunu akla getirmektedir.Dünyanın hiçbir yerinde ilahi dinler başta olmak üzere,diğer felsefi inançlarda da insanların haksız yere öldürülmesi tasvip edilmediği gibi, öldürme eylemini işleyen insan da ‘katil,sıfatıyla anılmıştır. Yüce dinimiz İslam’ın kitabı Kuran’ı Kerimde Cenabı Allah ‘ Ben cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım, buyurmuş Maide Suresinin 32. ayetinde ise; ‘ Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir. Her kim bir can kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur,, denilmektedir. İNSANLIK TARİHİNDEN ÇIKARILACAK DERSLER İnsanlık tarihi özgürlük mücadelelerinin sergilendiği tarihtir. Bünyelerinde şiddet ve terörü besleyen siyasi hareketler geçici bir süre iktidar olsalar da amaçlarına ulaşma yönünden başarılı olamamışlardır. Şayet bu hareketler başarılı olsaydı Lenin ve arkadaşlarının Rusya’da gerçekleştirdiği1917 Ekim ihtilali sonrası kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği şimdi iktidarda olurdu. Aynı şekilde Adolf Hitler’in 1939-1945 yılları arası Almanya’da gerçekleştirdiği ve tüm Avrupa’yı kana bulayan Nasyonal Faşist harekette aynı şekilde bugün Avrupa’ya hakim olurdu. Şimdi, biliyoruz ki artık dünya’da faşist ve komünist hareketin esamesi okunmuyor. Ancak bir düşünce sistemi ve doktrini olarak bu hareketlere, hareketin felsefesine inanan bugün de çok sayıda insan vardır. Halbuki bu hareketlerde yaşandıkları dönemde şiddet ve teröre dayalı olarak 100 binlerce insanın ölümüne neden olmuştur. Terör, insana rağmen insanlığı ve insani değerleri yok etmek isteyen bir harekettir. Asla, bir kurtuluş hareketi ile terör hareketinin hedef ve söylemlerini birbiri ile karıştırmamak gerekir. Terörün devamı düşüncesinde olanlar geçmişe dönüp baksınlar. Masum insanların kanlarıyla hedeflerine varmışlar mı ? Elbette hayır. Neden? Çünkü; ülkemizde farklı etnik gruplar bu topraklarda asırlar boyu birlikte yaşamış, aynı dine mensup, aynı kültürel değerlerle bezenmiş, kurtuluş savaşını birlikte kazanmış, toplumsal yapıda kaynaşmış aynı ülkenin çocuklarıdır. Cumhuriyet tarihimizde zaman, zaman yaşanan demokrasi dışı uygulamalar, askeri darbeler sadece bir etnik kesimi değil ülkemizde yaşayanların tamamını etkilemiştir. Bugün bile yargı sürecinde 12 Eylül Referandumu ile hesap sorulan askeri vesayet döneminin ortaya koyduğu acı sonuçlar kanlı terör eylemlerinin gerekçesi olamaz! Dünya’da bir çok ülkede bir etnik kesimin sorunlarına yönelik siyasi eylemler yapılmaktadır. Ancak, bu eylemleri şiddet ve terörün ortaya çıkardığı kanla beslemek isteyenler asla tasvip edilmemekte aksine lanet edilmektedir. ASIL OLAN DEMOKRATİK HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDİR Günümüzde terör, şekil ve söylem değiştirerek insanlığı esir almak istiyor. Esir alınanlar vücutlarına taktıkları patlayıcılarla hem kendilerini hem de masum insanları acımasızca öldürüyor. Devletin ulaşım araçlarını yakan teröristler, yolda indirdikleri masum yolculara yaptıkları propaganda ile hareketlerine meşruiyet kazandırdıklarını zannediyorlar. Aksine aldanıyorlar. Terörü kanla besleyenler kana doymuyor. Terör işyerlerini yok ederek insanları işsiz, evlerini yıkarak yoksul ve göçmen, okullarını yakarak öğrencileri cahil bırakıp kendilerine taraftar edip gelecekten mahrum bırakmak istiyor. Emelleri bu kadar açık olan teröristler yaşadığımız bilgi çağında daha ne kadar insanları en tabi anayasal haklarından mahrum bırakabilirler? Yaşanan acı deneyimler terörle mücadelede profesyonel ve alanında uzmanlaşmış silahlı güvenlik güçlerimizden yaralanma zaruretini ortaya koymaktadır. Başka ülkelerin terörle mücadelede başarılı olduğu uygulamalardan yaralanmalı, bu konuda geliştirilmiş silahlı ve silahsız vasıtalar en etkili olacak biçimde kullanılmalıdır. Dünyanın değişik bölgelerinde görülen terörist eylemler, eylemcilerin aynı metotları ilke edindiklerini göstermektedir. Ayrılıkçı terör örgütleri arasında isimleri geçen Kuzey İrlanda’nın IRA, İspanya’nın BASK örgütü ETA, Sri Lanka’da Tamil Kaplanları hedefleri uğruna masum insanların kanına girdiler. Ama görüldü ki terör dipsiz bir kuyudur ne var ki içine çektiklerini kendisi ile beraber yok eder. GÜZEL OLAN İNSANİ DEĞERLERİ YÜCELTMEKTİR Yüce Rabbimiz, insanı en güzel şekilde önce kendine kulluk etsin diye yaratmıştır. Hazreti Ademden günümüze yeryüzüne milyarlarca insan gelmiş ve fani olan bu dünyadan göçüp gitmiştir. İnsan etrafındaki başka insanlara yardım ettiği sürece varlığı en güzel şekilde tecelli etmiş olur. Yaşamda iz bırakanların yeri başkadır. Kanaat önderleri, bilim insanları, bir ulusun düşman boyunduruğundan kurtuluşuna önderlik edenler, güzel ahlakı hakim kılmak için Allah tarafından gönderilen peygamberler insanların yararlanacağı tarihi çığırları açan bir rol üstlenmişlerdir. Terörün insani bir yanı yoktur. İçinde yolcusuyla hareket eden bir tren yoluna bomba koymak, çok katlı Dünya Ticaret Merkezini ölümüne uçak dalışıyla yerle bir etmek, bir tiyatro veya sinema salonunu, içinde öğrenim gören öğrencilerin bulunduğu okulu yakmak insanı hedef alan işkenceci ve gaddarca insanlık dışı bir davranış tarzıdır. Dünyada yaşanan gelişmeler insana hizmet ettiği ve insanlığa yarar sağladığı müddetçe anlamlıdır.İnsanların bin bir türlü tuzaklarla öldürüldüğü eylemler kin ve nefreti ateşleyen insanlık dışı olaylardır. İnsanlığın aradığı insani değerlerin gelişmesi ve yücelmesidir. İnsanların birbirleri ile dostluklar kurduğu, yaralarına merhem olduğu, sevginin hakim olduğu hak ve hukukun üstün olduğu bir dünyadır güzel olan. Günümüze kadar gerçekleşen ve milyonlarca insanın ölmesine neden olan savaşlar ve terörist eylemlerden insanlık önemli dersler çıkarmış ve bunların tekrarını önlemek için uluslar arası örgütler oluşturulmuştur. Mevlana’nın, Yunus Emre’nin ve diğer kanaat önderlerinin asırlar öncesinden insanlığa verdikleri mesaj fani olan şu dünyada insanları ve güzellikleri yaşatmak gelecek nesillere hakkın ve hukukun üstün olduğu bir dünya bırakmaktır. Kitaplarında insanlara gerçekçi yaşam felsefesini ve başarıya giden yolu vermeye çalışan Robin Sharma’nın söylediği gibi: ‘’ Hayattaki mutluluğun, dünyaya ne kadar yardımcı olduğunla doğru orantılıdır.,, Atıf ÖZGEN İ.D.Derneği Kurucu Üyesi, Eğitim, Sağlık Araştırma Bilim ve Teknoloji Kurulu Başkanı Ankara, 01.10.2011
GİRİŞ
Türkiye Cumhuriyeti 1984 yılından beri etnik temele dayalı vatanı bölmeyi amaçlayan ve bu amaç doğrultusunda terörü doğal gören bir siyasi hareketle karşı karşıyadır. 1990 lı yıllarda terörün beli kırılmış gibi görünse de geçen sürede kendini toparlayan PKK terörü son aylarda eylemlerini artırarak ülke gündemine oturmuş durumdadır.
Geçen 30 yıla yaklaşan süreçte Doğu ve Güneydoğu illerimiz ile büyük kentlerde yaşanan olaylarda 30 bini aşın insanımız ölmüş 20 bini aşkın insanımız yaralanarak sakat kalmıştır. Terörün yok ettiği canlar arasında beşikteki bebekten, savaş gazisi dedeye, çocuğuna gebe hamile anneye kadar çok sayıda masum insanlar bulunmaktadır.
Teröristlerin insanların arasından çıkması, yazının başlığı olarak kullandığımız ‘’ Teröristler İnsan Olabilir mi ?,, sorusunu akla getirmektedir.Dünyanın hiçbir yerinde ilahi dinler başta olmak üzere,diğer felsefi inançlarda da insanların haksız yere öldürülmesi tasvip edilmediği gibi, öldürme eylemini işleyen insan da ‘katil,sıfatıyla anılmıştır.
Yüce dinimiz İslam’ın kitabı Kuran’ı Kerimde Cenabı Allah ‘ Ben cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım, buyurmuş Maide Suresinin 32. ayetinde ise; ‘ Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir. Her kim bir can kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur,, denilmektedir.
İNSANLIK TARİHİNDEN ÇIKARILACAK DERSLER
İnsanlık tarihi özgürlük mücadelelerinin sergilendiği tarihtir. Bünyelerinde şiddet ve terörü besleyen siyasi hareketler geçici bir süre iktidar olsalar da amaçlarına ulaşma yönünden başarılı olamamışlardır.
Şayet bu hareketler başarılı olsaydı Lenin ve arkadaşlarının Rusya’da gerçekleştirdiği1917 Ekim ihtilali sonrası kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği şimdi iktidarda olurdu. Aynı şekilde Adolf Hitler’in 1939-1945 yılları arası Almanya’da gerçekleştirdiği ve tüm Avrupa’yı kana bulayan Nasyonal Faşist harekette aynı şekilde bugün Avrupa’ya hakim olurdu.
Şimdi, biliyoruz ki artık dünya’da faşist ve komünist hareketin esamesi okunmuyor. Ancak bir düşünce sistemi ve doktrini olarak bu hareketlere, hareketin felsefesine inanan bugün de çok sayıda insan vardır. Halbuki bu hareketlerde yaşandıkları dönemde şiddet ve teröre dayalı olarak 100 binlerce insanın ölümüne neden olmuştur.
Terör, insana rağmen insanlığı ve insani değerleri yok etmek isteyen bir harekettir. Asla, bir kurtuluş hareketi ile terör hareketinin hedef ve söylemlerini birbiri ile karıştırmamak gerekir. Terörün devamı düşüncesinde olanlar geçmişe dönüp baksınlar. Masum insanların kanlarıyla hedeflerine varmışlar mı ? Elbette hayır.
Neden? Çünkü; ülkemizde farklı etnik gruplar bu topraklarda asırlar boyu birlikte yaşamış, aynı dine mensup, aynı kültürel değerlerle bezenmiş, kurtuluş savaşını birlikte kazanmış, toplumsal yapıda kaynaşmış aynı ülkenin çocuklarıdır.
Cumhuriyet tarihimizde zaman, zaman yaşanan demokrasi dışı uygulamalar, askeri darbeler sadece bir etnik kesimi değil ülkemizde yaşayanların tamamını etkilemiştir. Bugün bile yargı sürecinde 12 Eylül Referandumu ile hesap sorulan askeri vesayet döneminin ortaya koyduğu acı sonuçlar kanlı terör eylemlerinin gerekçesi olamaz!
Dünya’da bir çok ülkede bir etnik kesimin sorunlarına yönelik siyasi eylemler yapılmaktadır. Ancak, bu eylemleri şiddet ve terörün ortaya çıkardığı kanla beslemek isteyenler asla tasvip edilmemekte aksine lanet edilmektedir.
ASIL OLAN DEMOKRATİK HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDİR
Günümüzde terör, şekil ve söylem değiştirerek insanlığı esir almak istiyor. Esir alınanlar vücutlarına taktıkları patlayıcılarla hem kendilerini hem de masum insanları acımasızca öldürüyor. Devletin ulaşım araçlarını yakan teröristler, yolda indirdikleri masum yolculara yaptıkları propaganda ile hareketlerine meşruiyet kazandırdıklarını zannediyorlar. Aksine aldanıyorlar. Terörü kanla besleyenler kana doymuyor.
Terör işyerlerini yok ederek insanları işsiz, evlerini yıkarak yoksul ve göçmen, okullarını yakarak öğrencileri cahil bırakıp kendilerine taraftar edip gelecekten mahrum bırakmak istiyor. Emelleri bu kadar açık olan teröristler yaşadığımız bilgi çağında daha ne kadar insanları en tabi anayasal haklarından mahrum bırakabilirler?
Yaşanan acı deneyimler terörle mücadelede profesyonel ve alanında uzmanlaşmış silahlı güvenlik güçlerimizden yaralanma zaruretini ortaya koymaktadır. Başka ülkelerin terörle mücadelede başarılı olduğu uygulamalardan yaralanmalı, bu konuda geliştirilmiş silahlı ve silahsız vasıtalar en etkili olacak biçimde kullanılmalıdır.
Dünyanın değişik bölgelerinde görülen terörist eylemler, eylemcilerin aynı metotları ilke edindiklerini göstermektedir. Ayrılıkçı terör örgütleri arasında isimleri geçen Kuzey İrlanda’nın IRA, İspanya’nın BASK örgütü ETA, Sri Lanka’da Tamil Kaplanları hedefleri uğruna masum insanların kanına girdiler. Ama görüldü ki terör dipsiz bir kuyudur ne var ki içine çektiklerini kendisi ile beraber yok eder.
GÜZEL OLAN İNSANİ DEĞERLERİ YÜCELTMEKTİR
Yüce Rabbimiz, insanı en güzel şekilde önce kendine kulluk etsin diye yaratmıştır. Hazreti Ademden günümüze yeryüzüne milyarlarca insan gelmiş ve fani olan bu dünyadan göçüp gitmiştir. İnsan etrafındaki başka insanlara yardım ettiği sürece varlığı en güzel şekilde tecelli etmiş olur.
Yaşamda iz bırakanların yeri başkadır. Kanaat önderleri, bilim insanları, bir ulusun düşman boyunduruğundan kurtuluşuna önderlik edenler, güzel ahlakı hakim kılmak için Allah tarafından gönderilen peygamberler insanların yararlanacağı tarihi çığırları açan bir rol üstlenmişlerdir.
Terörün insani bir yanı yoktur. İçinde yolcusuyla hareket eden bir tren yoluna bomba koymak, çok katlı Dünya Ticaret Merkezini ölümüne uçak dalışıyla yerle bir etmek, bir tiyatro veya sinema salonunu, içinde öğrenim gören öğrencilerin bulunduğu okulu yakmak insanı hedef alan işkenceci ve gaddarca insanlık dışı bir davranış tarzıdır.
Dünyada yaşanan gelişmeler insana hizmet ettiği ve insanlığa yarar sağladığı müddetçe anlamlıdır.İnsanların bin bir türlü tuzaklarla öldürüldüğü eylemler kin ve nefreti ateşleyen insanlık dışı olaylardır.
İnsanlığın aradığı insani değerlerin gelişmesi ve yücelmesidir. İnsanların birbirleri ile dostluklar kurduğu, yaralarına merhem olduğu, sevginin hakim olduğu hak ve hukukun üstün olduğu bir dünyadır güzel olan.
Günümüze kadar gerçekleşen ve milyonlarca insanın ölmesine neden olan savaşlar ve terörist eylemlerden insanlık önemli dersler çıkarmış ve bunların tekrarını önlemek için uluslar arası örgütler oluşturulmuştur.
Mevlana’nın, Yunus Emre’nin ve diğer kanaat önderlerinin asırlar öncesinden insanlığa verdikleri mesaj fani olan şu dünyada insanları ve güzellikleri yaşatmak gelecek nesillere hakkın ve hukukun üstün olduğu bir dünya bırakmaktır. Kitaplarında insanlara gerçekçi yaşam felsefesini ve başarıya giden yolu vermeye çalışan Robin Sharma’nın söylediği gibi:
‘’ Hayattaki mutluluğun, dünyaya ne kadar yardımcı olduğunla doğru orantılıdır.,,
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 27086
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.