ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
GİRİŞ Türkiye, yaşadığımız 21. yüzyılda ekonomide yakaladığı ivmeyle gelişmiş 20 büyük ekonomi içerisine girmeyi başarmış bu durumunu demokratik rejimini de geliştirerek pekiştirme gayreti içerisinde hedefleri olan bir ülke konumuna girmiştir.Bu hedefler doğrultusunda demokratik rejimi daha da işler kılmak amacıyla hazırlanan Anayasa Paketi çerçevesinde yeni ve sivil bir anayasa çıkarılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin temsilci verdiği Uzlaşma Komisyonu marifeti ile Meclis Başkanının koordinatörlüğünde faaliyetler sürdürülmektedir. Demokrasinin temelleri bir hayli eskilere gitmektedir. Dünyada anayasa hareketlerine öncülük etmiş olan İngiltere’de Manga Carta (1215) anayasası bu konuda yürütülen çalışmaların başlangıcını teşkil etmektedir. 1787 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde çıkarılan anayasada, anayasalar tarihinde ifade edilmesi gereken diğer bir örnektir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında ve 2. Mahmut döneminde hazırlanan Senedi İttifak ile 1839 tarihli Tanzimat Fermanı veya diğer adıyla Gülhane Hattı Hümayunu belge niteliğinde olan ilk anayasa teşebbüsleridir. Osmanlının Batı ile olan ilişkilerinin geliştirilmesi açısından 1856 yılında çıkarılan Islahat Fermanı İmparatorluğun sorunlarının çözümü yolunda bir arayışı ifade etmektedir. Nitekim bu gelişmelerin devamında 1876 tarihinde çıkarılan Kanuni Esasisi Osmanlının ilk anayasası olarak nitelendirilmektedir. CUMHURİYET DÖNEMİ Osmanlı İmparatorluğunun çökmesinin ardından 29 ekim 1923 de kurulan genç Türkiye Cumhuriyetinin yeni anayasası 20 ocak 1921 tarihli olup 24 maddeden oluşmaktaydı. Bu Anayasa olağanüstü durum ve şartlarda hazırlanmış, ayrıntılı hükümlere yer verilmemiş, hatta; hak ve hürriyetler ile yargı gücü gibi temel konular bu anayasada yer almamıştır. 1923 yılında yapılan bir değişiklikle devletin şeklinin Cumhuriyet olduğuna dair bir hüküm anayasaya konulmuştur. Cumhuriyetin ilk Anayasası 24 nisan 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanunudur. Bu Anayasa 1924 yılından 1960 yılına kadar yürürlükte kalmış ve 27 mayıs 1960 askeri müdahalesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 27 mayısta mevcut meşru iktidarı askeri darbe ile deviren subaylar örgütlenerek Milli Birlik Komitesini kurdular. 12 haziran 1960 tarihinde çıkarılan Kanuna ‘Geçici Anayasa, adını verdiler. 1961 Anayasası ile üniversiteler, Türk Tarih, Devlet Planlama Teşkilatı, Yüksek Savcılar gibi kurumların yanı sıra Anayasa ve Askeri Yüksek İdare Mahkemeleri de kurulmuştur. Türkiye’de siyasal ve sosyal şartların hızla değişmesi, terör ortamı ve ideolojik kutuplaşmalar sonucu 12 eylül 1980 tarihinde gerçekleştirilen askeri darbenin ardından yeni bir anayasal hazırlık dönemine geçilmiştir. 1982 yılında yapılan referandumla uygulamaya konulan yeni Anayasa dönemi ile bağlantılı vesayetçi bir yapısı nedeniyle sürekli eleştiriye uğramıştır. Bu anayasanın hazırlanması ve referanduma sunulması siyasi partilerin serbest faaliyette bulunmadığı bir ortamda gerçekleştirilmiştir. Eski Meclis başkanlarımızdan Sayın Ferruh Bozbeyli’nin ifadesi ile darbeyi gerçekleştiren Orgeneral Kenan Evren Paşa ‘’ Ben bu Anayasaya kefilim dedi, ancak vatandaşların temel ihtiyaçları bu anayasada yer almadı.,, Demokratik ve katılımcı olmayan bir ortamda hazırlanan 1982 Anayasası günümüze kadar 17 kez değişikliğe uğramıştır. Buna rağmen üzerindeki ‘Darbe Anayasası, imajını üzerinden atamamıştır. SİVİL VE DEMOKRATİK YENİ BİR ANAYASA Demokrasinin gelişmesi ve demokratik teamüllerin toplumda bir kültür biçimi olarak yer edilmesinin arzu edildiği Türkiye Cumhuriyetinde yeni ve sivil bir anayasanın oluşturulması yolunda bir işbirliği ortamı sağlanmıştır. T.B.M.M Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in koordinatör olarak siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına yaptığı çağrının ardından yeni anayasa için bir takvim belirlenmesi bu konuda atılması zorunlu olumlu bir adım olmuştur. Yeni anayasa konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin web sitesinde ‘Anayasa Çalışmaları, adıyla bir sayfa açılması vatandaşların görüşlerine başvurulması gerçekleşen gelişmelerden yazılı ve görsel medya başta olmak üzere tüm vatandaşların haberdar edilmesi memnuniyet verici gelişmelerdir. Bu konuda Türkiye olarak yaşanmış tecrübelerden istifade edilmesi, konunun uzmanı olan anayasa profesörlerinin görüşlerine başvurulması, katılımcı bir yaklaşımın yüksekliği dikkate alınması zorunlu hususlardır. NASIL BİR ANAYASA ? Anayasalar, insan hak ve özgürlüklerini güvence altına alan toplumsal sözleşmelerdir. Anayasalar iki temel bölümden oluşmaktadır. Birincisi bireyin hak ve hürriyetlerinin tanımı, ikincisi bu hak ve hürriyetleri koruyup güvence altına alacak olan devletin temel aygıt olarak çerçevesinin çizilmesidir. Yeni Anayasa değişen dünya koşullarında özellikle 21. asır olarak yaşadığımız bilgi çağında her alanda gerçekleştirilecek bilimsel atılımlı gelişmeler için itici güç olmalıdır. ‘’Demokratik özgürlükler açısından bir anayasa çok iyi hazırlanmış ve çerçevesi de çok iyi çizilmiş olabilir. Ancak; anayasaların ömrünü ortaya koyan hususlar vatandaşların hukuka karşı saygınlığı kurumların demokratik rejime olan bağlılıklarıdır. Hiçbir anayasa ebedi değildir. Tarihte demokrasi dışı eylemlere karşı yeterince korunmayan ve mücadelesi yapılmayan anayasalar ya askeri dikta rejimi yada totaliter liderlerin inisiyatifinde işlemez hale getirilmiştir. ‘’1961 Anayasası demokratik özgürlükler açısından iyi bir anayasa idi ama, 12 eylül darbesine de engel olamadı. Zira öyle kimi yasalar ve öyle kimi gizlemeler vardır ki, kontrol, demokratik hükümetlerin ellerinde değildi…,, Türkiye, ekonomisi gelişmiş 20 büyük ülke arasına girmiş hatta G20 zirvesinde yapılan son toplantıda 2015 yılı için dönem başkanlığını elde etmiştir. Ekonomik gelişmişlik önemli bir faktör olmakla beraber; insani gelişmişlik, ekonomide kayıt dışılık, yolsuzluklara karşı şeffaf olmayan yapı, iş kazalarındaki yükseklik, okullaşma oranı ile kız çocuklarında eğitim düzeyi düşüklüğü ve 30 yıla yakın süredir sürdürülmek istenen terör Türkiye olarak başımızı ağrıtan hususların başında gelmektedir. Türkiye askeri ve ekonomik alanlarda güçlü olabilir, ancak; gerçek güç bir ülkede insan haklarının tesis edilmesiyle, adalete olan güvenle sağlanabilir. İnsan hak ve hürriyetlerine dayalı, insani değerleri yaşatan, insanları ötekileştirmeyecek vatandaşları devletin asli unsuru olarak kabul eden bir anayasa güçlü anayasadır. SONUÇ Yeni anayasa konusunda mevcut gelişmeleri değerlendirdiğimizde demokratik ve katılımcı anayasanın tesis edilmesi yolundaki çalışmalar umut verici bir görünüm sergilemektedir. T.B.M.M Başkanı Sayın Cemil Çiçek, yeni anayasanın 1982 Anayasası üzerine kurulu restore edilmiş bir anayasa olmayacağını ifade etmiştir. Basın alanında azınlıkları temsil eden medya kuruluşlarının toplantılara çağrılması, değişik kesimlerin hazırlığı yapılan anayasa konusunda görüşlerine başvurulması memnuniyet verici gelişmelerdir. Yeni Anayasanın, önemli bir unsur olarak insanları ötekileştirilmeden, bir etnik kimliği bağlı olmaksızın, bu topraklarda yaşayan her bireyin içinde kendisini bulduğu muhtevada hazırlanması gerekmektedir. Anayasa çalışmaları zorlu bir süreçten geçebilir. Hatta terör örgütü yeni ve sivil bir anayasanın çıkmasını engelleyici eylemlerde bulunabilir. Nitekim, günlük yaşamda bu ifadelerimizi doğrulayan üzüntü verici olaylar yaşanmaktadır. Anayasa çalışmalarının başladığı gün terör örgütünün eylemlerini yoğunlaştırmak istemesi ifade ettiğimiz hususların açık bir delilidir. İnsan hak ve hürriyetlerini ön plana alan, insani değerleri koruyup geliştiren, insanları birbirine yakınlaştıran yeni anayasa terör örgütünün emellerine karşı çekilmiş bir set olacaktır. Yeni Anayasa, ülkesine ve milletine bağlı, bu topraklar üzerinde asırlardır aynı inancı yaşayan, aynı kültürel ve insani değerlerle bezenmiş, birlikte olmaktan haz duyan bir toplumsal dengenin tesis edilmesi yolunda insanlarımıza istedikleri engelsiz yolu açmış olacaktır. Anayasanın hazırlanması sürecinde, her birey anayasa hukuku alanında uzmanlaşmamış olsa da gelişen sürece katkıda bulunabilir. Bu doğrultuda istek ve önerilerimizi Meclisin internet sitesinde hazırlanan sayfada ortaya koyabilmeliyiz. Toplumsal bir soruna çözüm önerisi getirmek şikayetçi olmaktan daima daha iyidir. 12.11.2011 Atıf ÖZGEN İDD Kurucu Üyesi, Eğitim, Sağlık Araştırma Bilim ve Teknoloji Kurulu Başkanı
GİRİŞ
Türkiye, yaşadığımız 21. yüzyılda ekonomide yakaladığı ivmeyle gelişmiş 20 büyük ekonomi içerisine girmeyi başarmış bu durumunu demokratik rejimini de geliştirerek pekiştirme gayreti içerisinde hedefleri olan bir ülke konumuna girmiştir.Bu hedefler doğrultusunda demokratik rejimi daha da işler kılmak amacıyla hazırlanan Anayasa Paketi çerçevesinde yeni ve sivil bir anayasa çıkarılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin temsilci verdiği Uzlaşma Komisyonu marifeti ile Meclis Başkanının koordinatörlüğünde faaliyetler sürdürülmektedir.
Demokrasinin temelleri bir hayli eskilere gitmektedir. Dünyada anayasa hareketlerine öncülük etmiş olan İngiltere’de Manga Carta (1215) anayasası bu konuda yürütülen çalışmaların başlangıcını teşkil etmektedir. 1787 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde çıkarılan anayasada, anayasalar tarihinde ifade edilmesi gereken diğer bir örnektir.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında ve 2. Mahmut döneminde hazırlanan Senedi İttifak ile 1839 tarihli Tanzimat Fermanı veya diğer adıyla Gülhane Hattı Hümayunu belge niteliğinde olan ilk anayasa teşebbüsleridir.
Osmanlının Batı ile olan ilişkilerinin geliştirilmesi açısından 1856 yılında çıkarılan Islahat Fermanı İmparatorluğun sorunlarının çözümü yolunda bir arayışı ifade etmektedir. Nitekim bu gelişmelerin devamında 1876 tarihinde çıkarılan Kanuni Esasisi Osmanlının ilk anayasası olarak nitelendirilmektedir.
CUMHURİYET DÖNEMİ
Osmanlı İmparatorluğunun çökmesinin ardından 29 ekim 1923 de kurulan genç Türkiye Cumhuriyetinin yeni anayasası 20 ocak 1921 tarihli olup 24 maddeden oluşmaktaydı.
Bu Anayasa olağanüstü durum ve şartlarda hazırlanmış, ayrıntılı hükümlere yer verilmemiş, hatta; hak ve hürriyetler ile yargı gücü gibi temel konular bu anayasada yer almamıştır. 1923 yılında yapılan bir değişiklikle devletin şeklinin Cumhuriyet olduğuna dair bir hüküm anayasaya konulmuştur.
Cumhuriyetin ilk Anayasası 24 nisan 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanunudur. Bu Anayasa 1924 yılından 1960 yılına kadar yürürlükte kalmış ve 27 mayıs 1960 askeri müdahalesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
27 mayısta mevcut meşru iktidarı askeri darbe ile deviren subaylar örgütlenerek Milli Birlik Komitesini kurdular. 12 haziran 1960 tarihinde çıkarılan Kanuna ‘Geçici Anayasa, adını verdiler.
1961 Anayasası ile üniversiteler, Türk Tarih, Devlet Planlama Teşkilatı, Yüksek Savcılar gibi kurumların yanı sıra Anayasa ve Askeri Yüksek İdare Mahkemeleri de kurulmuştur.
Türkiye’de siyasal ve sosyal şartların hızla değişmesi, terör ortamı ve ideolojik kutuplaşmalar sonucu 12 eylül 1980 tarihinde gerçekleştirilen askeri darbenin ardından yeni bir anayasal hazırlık dönemine geçilmiştir.
1982 yılında yapılan referandumla uygulamaya konulan yeni Anayasa dönemi ile bağlantılı vesayetçi bir yapısı nedeniyle sürekli eleştiriye uğramıştır. Bu anayasanın hazırlanması ve referanduma sunulması siyasi partilerin serbest faaliyette bulunmadığı bir ortamda gerçekleştirilmiştir.
Eski Meclis başkanlarımızdan Sayın Ferruh Bozbeyli’nin ifadesi ile darbeyi gerçekleştiren Orgeneral Kenan Evren Paşa ‘’ Ben bu Anayasaya kefilim dedi, ancak vatandaşların temel ihtiyaçları bu anayasada yer almadı.,,
Demokratik ve katılımcı olmayan bir ortamda hazırlanan 1982 Anayasası günümüze kadar 17 kez değişikliğe uğramıştır. Buna rağmen üzerindeki ‘Darbe Anayasası, imajını üzerinden atamamıştır.
SİVİL VE DEMOKRATİK YENİ BİR ANAYASA
Demokrasinin gelişmesi ve demokratik teamüllerin toplumda bir kültür biçimi olarak yer edilmesinin arzu edildiği Türkiye Cumhuriyetinde yeni ve sivil bir anayasanın oluşturulması yolunda bir işbirliği ortamı sağlanmıştır.
T.B.M.M Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in koordinatör olarak siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına yaptığı çağrının ardından yeni anayasa için bir takvim belirlenmesi bu konuda atılması zorunlu olumlu bir adım olmuştur.
Yeni anayasa konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin web sitesinde ‘Anayasa Çalışmaları, adıyla bir sayfa açılması vatandaşların görüşlerine başvurulması gerçekleşen gelişmelerden yazılı ve görsel medya başta olmak üzere tüm vatandaşların haberdar edilmesi memnuniyet verici gelişmelerdir.
Bu konuda Türkiye olarak yaşanmış tecrübelerden istifade edilmesi, konunun uzmanı olan anayasa profesörlerinin görüşlerine başvurulması, katılımcı bir yaklaşımın yüksekliği dikkate alınması zorunlu hususlardır.
NASIL BİR ANAYASA ?
Anayasalar, insan hak ve özgürlüklerini güvence altına alan toplumsal sözleşmelerdir. Anayasalar iki temel bölümden oluşmaktadır. Birincisi bireyin hak ve hürriyetlerinin tanımı, ikincisi bu hak ve hürriyetleri koruyup güvence altına alacak olan devletin temel aygıt olarak çerçevesinin çizilmesidir.
Yeni Anayasa değişen dünya koşullarında özellikle 21. asır olarak yaşadığımız bilgi çağında her alanda gerçekleştirilecek bilimsel atılımlı gelişmeler için itici güç olmalıdır.
‘’Demokratik özgürlükler açısından bir anayasa çok iyi hazırlanmış ve çerçevesi de çok iyi çizilmiş olabilir. Ancak; anayasaların ömrünü ortaya koyan hususlar vatandaşların hukuka karşı saygınlığı kurumların demokratik rejime olan bağlılıklarıdır. Hiçbir anayasa ebedi değildir.
Tarihte demokrasi dışı eylemlere karşı yeterince korunmayan ve mücadelesi yapılmayan anayasalar ya askeri dikta rejimi yada totaliter liderlerin inisiyatifinde işlemez hale getirilmiştir.
‘’1961 Anayasası demokratik özgürlükler açısından iyi bir anayasa idi ama, 12 eylül darbesine de engel olamadı. Zira öyle kimi yasalar ve öyle kimi gizlemeler vardır ki, kontrol, demokratik hükümetlerin ellerinde değildi…,,
Türkiye, ekonomisi gelişmiş 20 büyük ülke arasına girmiş hatta G20 zirvesinde yapılan son toplantıda 2015 yılı için dönem başkanlığını elde etmiştir.
Ekonomik gelişmişlik önemli bir faktör olmakla beraber; insani gelişmişlik, ekonomide kayıt dışılık, yolsuzluklara karşı şeffaf olmayan yapı, iş kazalarındaki yükseklik, okullaşma oranı ile kız çocuklarında eğitim düzeyi düşüklüğü ve 30 yıla yakın süredir sürdürülmek istenen terör Türkiye olarak başımızı ağrıtan hususların başında gelmektedir.
Türkiye askeri ve ekonomik alanlarda güçlü olabilir, ancak; gerçek güç bir ülkede insan haklarının tesis edilmesiyle, adalete olan güvenle sağlanabilir. İnsan hak ve hürriyetlerine dayalı, insani değerleri yaşatan, insanları ötekileştirmeyecek vatandaşları devletin asli unsuru olarak kabul eden bir anayasa güçlü anayasadır.
SONUÇ
Yeni anayasa konusunda mevcut gelişmeleri değerlendirdiğimizde demokratik ve katılımcı anayasanın tesis edilmesi yolundaki çalışmalar umut verici bir görünüm sergilemektedir.
T.B.M.M Başkanı Sayın Cemil Çiçek, yeni anayasanın 1982 Anayasası üzerine kurulu restore edilmiş bir anayasa olmayacağını ifade etmiştir. Basın alanında azınlıkları temsil eden medya kuruluşlarının toplantılara çağrılması, değişik kesimlerin hazırlığı yapılan anayasa konusunda görüşlerine başvurulması memnuniyet verici gelişmelerdir. Yeni Anayasanın, önemli bir unsur olarak insanları ötekileştirilmeden, bir etnik kimliği bağlı olmaksızın, bu topraklarda yaşayan her bireyin içinde kendisini bulduğu muhtevada hazırlanması gerekmektedir. Anayasa çalışmaları zorlu bir süreçten geçebilir. Hatta terör örgütü yeni ve sivil bir anayasanın çıkmasını engelleyici eylemlerde bulunabilir. Nitekim, günlük yaşamda bu ifadelerimizi doğrulayan üzüntü verici olaylar yaşanmaktadır. Anayasa çalışmalarının başladığı gün terör örgütünün eylemlerini yoğunlaştırmak istemesi ifade ettiğimiz hususların açık bir delilidir. İnsan hak ve hürriyetlerini ön plana alan, insani değerleri koruyup geliştiren, insanları birbirine yakınlaştıran yeni anayasa terör örgütünün emellerine karşı çekilmiş bir set olacaktır.
Yeni Anayasa, ülkesine ve milletine bağlı, bu topraklar üzerinde asırlardır aynı inancı yaşayan, aynı kültürel ve insani değerlerle bezenmiş, birlikte olmaktan haz duyan bir toplumsal dengenin tesis edilmesi yolunda insanlarımıza istedikleri engelsiz yolu açmış olacaktır.
Anayasanın hazırlanması sürecinde, her birey anayasa hukuku alanında uzmanlaşmamış olsa da gelişen sürece katkıda bulunabilir. Bu doğrultuda istek ve önerilerimizi Meclisin internet sitesinde hazırlanan sayfada ortaya koyabilmeliyiz. Toplumsal bir soruna çözüm önerisi getirmek şikayetçi olmaktan daima daha iyidir. 12.11.2011
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 911276
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.