En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

TOPLUMSAL DENGE VE ANAYASA

GİRİŞ

Türkiye, yaşadığımız 21. yüzyılda ekonomide yakaladığı ivmeyle gelişmiş 20 büyük ekonomi içerisine girmeyi başarmış bu durumunu demokratik rejimini de geliştirerek pekiştirme gayreti içerisinde hedefleri olan bir ülke konumuna girmiştir.Bu hedefler doğrultusunda demokratik rejimi daha da işler kılmak amacıyla hazırlanan Anayasa Paketi çerçevesinde yeni ve sivil bir anayasa çıkarılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin temsilci verdiği Uzlaşma Komisyonu marifeti ile Meclis Başkanının koordinatörlüğünde faaliyetler sürdürülmektedir.

Demokrasinin temelleri bir hayli eskilere gitmektedir. Dünyada anayasa hareketlerine öncülük etmiş olan İngiltere’de Manga Carta (1215) anayasası bu konuda yürütülen çalışmaların başlangıcını teşkil etmektedir. 1787 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde çıkarılan anayasada, anayasalar tarihinde ifade edilmesi gereken diğer bir örnektir.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında ve 2. Mahmut döneminde hazırlanan Senedi İttifak ile 1839 tarihli Tanzimat Fermanı veya diğer adıyla Gülhane Hattı Hümayunu belge niteliğinde olan ilk anayasa teşebbüsleridir.

Osmanlının Batı ile olan ilişkilerinin geliştirilmesi açısından 1856 yılında çıkarılan Islahat Fermanı İmparatorluğun sorunlarının çözümü yolunda bir arayışı ifade etmektedir. Nitekim bu gelişmelerin devamında 1876 tarihinde çıkarılan Kanuni Esasisi Osmanlının ilk anayasası olarak nitelendirilmektedir.

CUMHURİYET DÖNEMİ 

Osmanlı İmparatorluğunun çökmesinin ardından 29 ekim 1923 de kurulan genç Türkiye Cumhuriyetinin yeni anayasası 20 ocak 1921 tarihli olup 24 maddeden oluşmaktaydı.

Bu Anayasa olağanüstü durum ve şartlarda hazırlanmış, ayrıntılı hükümlere yer verilmemiş, hatta; hak ve hürriyetler ile yargı gücü gibi temel konular bu anayasada yer almamıştır. 1923 yılında yapılan bir değişiklikle devletin şeklinin Cumhuriyet olduğuna dair bir hüküm anayasaya konulmuştur.

Cumhuriyetin ilk Anayasası 24 nisan 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanunudur. Bu Anayasa 1924 yılından 1960 yılına kadar yürürlükte kalmış ve 27 mayıs 1960 askeri müdahalesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

27 mayısta mevcut meşru iktidarı askeri darbe ile deviren subaylar örgütlenerek Milli Birlik Komitesini kurdular. 12 haziran 1960 tarihinde çıkarılan Kanuna ‘Geçici Anayasa, adını verdiler.

1961 Anayasası ile üniversiteler, Türk Tarih, Devlet Planlama Teşkilatı, Yüksek Savcılar gibi kurumların yanı sıra Anayasa ve Askeri Yüksek İdare Mahkemeleri de kurulmuştur.

Türkiye’de siyasal ve sosyal şartların hızla değişmesi, terör ortamı ve ideolojik kutuplaşmalar sonucu 12 eylül 1980 tarihinde gerçekleştirilen askeri darbenin ardından yeni bir anayasal hazırlık dönemine geçilmiştir.

1982 yılında yapılan referandumla uygulamaya konulan yeni Anayasa dönemi ile bağlantılı vesayetçi bir yapısı nedeniyle sürekli eleştiriye uğramıştır. Bu anayasanın hazırlanması ve referanduma sunulması siyasi partilerin serbest faaliyette bulunmadığı bir ortamda gerçekleştirilmiştir.

Eski Meclis başkanlarımızdan Sayın Ferruh Bozbeyli’nin ifadesi ile darbeyi gerçekleştiren Orgeneral Kenan Evren Paşa ‘’ Ben bu Anayasaya kefilim dedi, ancak vatandaşların temel ihtiyaçları bu anayasada yer almadı.,,  

Demokratik ve katılımcı olmayan bir ortamda hazırlanan 1982 Anayasası günümüze kadar 17 kez değişikliğe uğramıştır. Buna rağmen üzerindeki ‘Darbe Anayasası, imajını üzerinden atamamıştır.  

SİVİL VE DEMOKRATİK YENİ BİR ANAYASA    

Demokrasinin gelişmesi ve demokratik teamüllerin toplumda bir kültür biçimi olarak yer edilmesinin arzu edildiği Türkiye Cumhuriyetinde yeni ve sivil bir anayasanın oluşturulması yolunda bir işbirliği ortamı sağlanmıştır.

T.B.M.M Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in koordinatör olarak siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına yaptığı çağrının ardından yeni anayasa için bir takvim belirlenmesi bu konuda atılması zorunlu olumlu bir adım olmuştur.

Yeni anayasa konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin web sitesinde ‘Anayasa Çalışmaları, adıyla bir sayfa açılması vatandaşların görüşlerine başvurulması gerçekleşen gelişmelerden yazılı ve görsel medya başta olmak üzere tüm vatandaşların haberdar edilmesi memnuniyet verici gelişmelerdir.

Bu konuda Türkiye olarak yaşanmış tecrübelerden istifade edilmesi, konunun uzmanı olan anayasa profesörlerinin görüşlerine başvurulması, katılımcı bir yaklaşımın yüksekliği dikkate alınması zorunlu hususlardır.

NASIL BİR ANAYASA ?

Anayasalar, insan hak ve özgürlüklerini güvence altına alan toplumsal sözleşmelerdir. Anayasalar iki temel bölümden oluşmaktadır. Birincisi bireyin hak ve hürriyetlerinin tanımı, ikincisi bu hak ve hürriyetleri koruyup güvence altına alacak olan devletin temel aygıt olarak çerçevesinin çizilmesidir.  

Yeni Anayasa değişen dünya koşullarında özellikle 21. asır olarak yaşadığımız bilgi çağında her alanda gerçekleştirilecek bilimsel atılımlı gelişmeler için itici güç olmalıdır.

‘’Demokratik özgürlükler açısından bir anayasa çok iyi hazırlanmış ve çerçevesi de çok iyi çizilmiş olabilir. Ancak; anayasaların ömrünü ortaya koyan hususlar vatandaşların hukuka karşı saygınlığı kurumların demokratik rejime olan bağlılıklarıdır. Hiçbir anayasa ebedi değildir.

Tarihte demokrasi dışı eylemlere karşı yeterince korunmayan ve mücadelesi yapılmayan anayasalar ya askeri dikta rejimi yada totaliter liderlerin inisiyatifinde işlemez hale getirilmiştir.

‘’1961 Anayasası demokratik özgürlükler açısından iyi bir anayasa idi ama, 12 eylül darbesine de engel olamadı. Zira öyle kimi yasalar ve öyle kimi gizlemeler vardır ki, kontrol, demokratik hükümetlerin ellerinde değildi…,,

Türkiye, ekonomisi gelişmiş 20 büyük ülke arasına girmiş hatta G20 zirvesinde yapılan son toplantıda 2015 yılı için dönem başkanlığını elde etmiştir.

Ekonomik gelişmişlik önemli bir faktör olmakla beraber; insani gelişmişlik, ekonomide kayıt dışılık, yolsuzluklara karşı şeffaf olmayan yapı, iş kazalarındaki yükseklik, okullaşma oranı ile kız çocuklarında eğitim düzeyi düşüklüğü ve 30 yıla yakın süredir sürdürülmek istenen terör Türkiye olarak başımızı ağrıtan hususların başında gelmektedir.

Türkiye askeri ve ekonomik alanlarda güçlü olabilir, ancak; gerçek güç bir ülkede insan haklarının tesis edilmesiyle, adalete olan güvenle sağlanabilir. İnsan hak ve hürriyetlerine dayalı, insani değerleri yaşatan, insanları ötekileştirmeyecek vatandaşları devletin asli unsuru olarak kabul eden bir anayasa güçlü anayasadır.

SONUÇ

Yeni anayasa konusunda mevcut gelişmeleri değerlendirdiğimizde demokratik ve katılımcı anayasanın tesis edilmesi yolundaki çalışmalar umut verici bir görünüm sergilemektedir.

T.B.M.M Başkanı Sayın Cemil Çiçek, yeni anayasanın 1982 Anayasası üzerine kurulu restore edilmiş bir anayasa olmayacağını ifade etmiştir. Basın alanında azınlıkları temsil eden medya kuruluşlarının toplantılara çağrılması, değişik kesimlerin hazırlığı yapılan anayasa konusunda görüşlerine başvurulması memnuniyet verici gelişmelerdir. Yeni Anayasanın, önemli bir unsur olarak insanları ötekileştirilmeden, bir etnik kimliği bağlı olmaksızın, bu topraklarda yaşayan her bireyin içinde kendisini bulduğu  muhtevada hazırlanması gerekmektedir. Anayasa çalışmaları zorlu bir süreçten geçebilir. Hatta terör örgütü yeni ve sivil bir anayasanın çıkmasını engelleyici eylemlerde bulunabilir. Nitekim, günlük yaşamda bu ifadelerimizi doğrulayan üzüntü verici olaylar yaşanmaktadır. Anayasa çalışmalarının başladığı gün terör örgütünün eylemlerini yoğunlaştırmak istemesi ifade ettiğimiz hususların açık bir delilidir. İnsan hak ve hürriyetlerini ön plana alan, insani değerleri koruyup geliştiren, insanları birbirine yakınlaştıran yeni anayasa terör örgütünün emellerine karşı çekilmiş bir set olacaktır.

Yeni Anayasa, ülkesine ve milletine bağlı, bu topraklar üzerinde asırlardır aynı inancı yaşayan, aynı kültürel ve insani değerlerle bezenmiş, birlikte olmaktan haz duyan bir toplumsal dengenin tesis edilmesi yolunda insanlarımıza istedikleri engelsiz yolu açmış olacaktır.

Anayasanın hazırlanması sürecinde, her birey anayasa hukuku alanında uzmanlaşmamış olsa da gelişen sürece katkıda bulunabilir. Bu doğrultuda istek ve önerilerimizi Meclisin internet sitesinde hazırlanan sayfada ortaya koyabilmeliyiz. Toplumsal bir soruna çözüm önerisi getirmek şikayetçi olmaktan daima daha iyidir. 12.11.2011

 

Atıf   ÖZGEN   
İDD Kurucu Üyesi, Eğitim, Sağlık Araştırma Bilim ve Teknoloji Kurulu Başkanı
 
 
 

 Okunma Sayısı : 2907

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 911276

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.