ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
İlk kez 2019 yılının Aralık ayında Çin’in Hubey eyaletinin Wuhan kentinde görülen koronavirüs ( diğer ismiyle Kovid-19) bulaşıcı özelliği ile kısa sürede dünya geneline yayıldı. Kalabalık ortamları seven virüs, tutunduğu insanlar üzerinde ölümle biten vakalara yol açtı. 2020 yılı Haziran ayı başı itibarıyla dünya genelinde 7 milyona yakın insan bu hastalığa yakalanmış olup, 400 bine yakın insan yaşamını kaybetmiş, 2 milyonu aşkın insanda iyileşmişti. Dünya genelinde Amerika, Brezilya, İspanya, Fransa ve İngiltere koronavirüsten en fazla insan kaybı yaşayan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyordu. Bu yazının kaleme alındığı 2020 yılı haziran ayı başında Amerika’da vefat eden insan kaybı 110 bini, Brezilya, İspanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin her birinde ise yaklaşık 30 bini aşkın insan yaşamını kaybetmişti. Türkiye’de ise vefat eden insan sayısı 5 bine yaklaşmıştı. Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Aktüerya Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Tank, ‘ Tüm ülkelerin koronavirüs verilerini değerlendirip simülasyonlar yaptıklarını, buna göre salgının Türkiye’de başladığı tarih olan 11 Mart 2020 tarihinden 180 gün (6 ay) sonra yok olmasını beklediklerini, ifade etmişti. Bu durumunda alınacak önlemlerle mümkün olabileceğini aksi durumda salgının devam edebileceği uyarısında bulunmuştu. Tutunduğu insanlar üzerinde ağır hasara yol açan koronavirüs; vücudun kas sistemini hareketsiz bırakıyor, nefes alıp vermek güçleşiyor, insan tepki veremiyor, sonuçta ölüme yol açan acı bir tablo ortaya çıkıyor. Yoğun bakım ünitelerinde koronavirüse karşı insanları hayata döndürmek amacıyla amansız bir mücadele veren sağlık çalışanlarımızı saygı ve minnetle anmamız gerekiyor. Bu mücadele aşamasında koronavirüse yakalanarak yaşamını kaybeden sağlık personeline ve diğer vatandaşlarımıza Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum. Her insanın kendisi ve çevresi ile yüzleşmesine neden olan bu bulaşıcı virüs salgını, uluslararası ilişkiler de de kendini gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü ile Çin’i hedef alan suçlamalar yanında ülkeler, tedavi amaçlı işbirliğine yönelme gereksinimi de duydular. Gündemin konuşulup tartışılan tek sorunu haline dönüşen virüs salgını dünya genelinde ev odaklı bir yaşam tarzını gündeme soktu. Salgından korunmak için evlerine kapanmak zorunda kalan insanlar için yeni yaşam tarzına uyum sağlamak kolay olmadı. İnsanlık tarihinde salgın hastalıkların yol açtığı değişimlere uyum sağlamak da kolay olmamıştır. Tarihin kaydettiği; veba, kolera, humma, İspanyol gribi, kuş ve domuz gribi salgınlar milyonlarca insanın yaşamlarını kaybetmesine neden oldu. Bu salgın hastalıkları konu edinen romanlar dünya edebiyat tarihinde yerini aldı. Albert Camus’un ‘Veba, Gabriel Garcia Marguez’in ‘Kolera Günlerinde Aşk, Nobel Ödüllü yazar Jose Samago’nun ‘Körlük, Stephan King’in ‘Mahşer, isimli eserler bu salgın dönemlerine ışık tutan eserler arasında yer alır. Bizim yazarlarımızın salgın hastalıkları konu edinen kitapları içinde Hikmet Özdemir’in 1914-1918 1nci Dünya Savaşı yılları arası dönemi salgınları anlatan ‘Salgın Hastalıklardan Ölümler, ve Bahattin Özkişi’nin ‘Uçdaki Adam, isimli eserlerini sayabiliriz. Radyo, televizyon ve internete ulaşım koşullarının henüz olmadığı aksine savaş ortamında yaşanan salgın hastalıklar yüzünden geçmişte de milyonlarca insan yaşamını kaybetmiştir. SOSYAL YAŞAMI DURDURAN VİRÜS Koronavirüsün çıkışı ile ilgili değişik rivayetler var; ancak şurası bir gerçek ki bu virüs dünya genelinde sosyal yaşama büyük darbe vurdu. Uluslararası spor organizasyonları durdu, ülkelerarası ekonomik ilişkilerde durgunluk baş gösterdi, çalışma hayatında işsizlik etkileyici boyutlara ulaştı; küresel salgını önlenmesi amacıyla küresel çözüm çabalarına hız verildi. Ölümler olsa da umutlar tükenmez! Küresel koronavirüs bir bakıma insanlığı yeni bir sınavdan geçirdi. Biyolojik savaş söylemleri yanında 11 ülkede çatışan taraflar Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ‘ Küresel Ateşkes, çağrısına olumlu cevap verdi. Bu ülkeler arasında Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kolombiya, Libya, Myanmar, Filipinler, Güney Sudan, Suriye, Ukrayna ve Yemen gibi ülkeler yer almaktaydı. Guterres, dünya genelindeki çatışmalara yönelik ateş kes ilanını engelleyen hususun, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu daimi üyeleri arasındaki anlaşmazlıklar olduğunu da açıklamıştı. Salgına karşı mücadelede uluslararası işbirliğine önem verilmesi, çatışmaların sürdüğü ülkelerde ateşkes sağlanması için çaba gösterilmesi olumlu girişimler olarak değerlendirilmişti. Bunun yanında bilim insanlarınca salgına karşı aşı üretilmesi çalışmaları da yakından takip edilmekteydi. İNSANİ BAKIŞ AÇISIYLA VİRÜS SALGINI İnsan üretken bir varlıktır. Araştırmak, sorgulamak, keşfetmek, gözlemlemek ve izlemek gibi özellikler insana has vasıflar arasında yer alır. Bu virüs salgını da her birimizi insani açıdan sorgulama yapmaya yöneltmiş olmalıdır. Ormanları yakan, deniz, göl ve nehirlerle birlikte soluduğumuz havayı kirleten, kendi dışındaki canlı varlıklara hayat hakkı tanımayan insanoğlu bu virüs salgınının faturasının kendisine çıktığını görmüş olmalıdır. Tabiatta doğal denge, tüm canlı varlıkların bir arada yaşaması esasına göre kuruludur. Bu doğal dengenin canlılardan birinin lehine bozulması, onarılması güç büyük bir tahribatın ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Bu koronavirüsün laboratuvar ortamında üretilmesi veya sağlık açısından mahzurlu bir hayvan aracılığı ile (bu konuda Çin’in Wuhan kentindeki hayvan pazarında beslenme amaçlı yarasa alan bir insanın bu virüsün yayılmasına neden olduğu ifade ediliyor) insanlara bulaşması sonuçta dünya genelinde tüm insanları evlerine hapsetmiş oldu. Koronavirüs insan sağlığı açısından temizliğe verilmesi zorunlu önemi de ortaya çıkardı. İslam dini bakımından da bireysel ve çevre temizliği çok önemlidir. Mikrop saçan ortamlar ve dini açıdan yemesi helal olmayan hayvanlar bir bakıma salgın hastalıkları önleme amacı gütmektedir. Bu ilahi kaynaklı uyarıyı dikkate almayan toplumlar insanlığa maalesef toplu mezarlar kazdırmıştır. Geçmişte yaşanan salgın hastalıklar günümüzde de insanlığa her açıdan büyük zarar vermiştir. İnsanlık olarak bu yaşananlardan ders çıkarmak zorunludur. HAYAT EVE SIĞAR MI? Gerçekte hayat eve sığmaz! Hayat, var olan her doğal ortamın yaşanması ve yaşatılmasıyla anlam bulan çok değerli bir hazinedir. Ne var ki yaşanan olağanüstü gelişmeler, hayatımızı evlerimize sığdırmak zorunda bırakmıştır. Bulaşıcı hastalığın daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla Sağlık Bakanlığımızca sloganlaştıran ‘ Temastan Kaçın, Araya Mesafe Koyun, Kendinizi İzole Edin ve Maske takın, söylemi ev yaşamına dönüşü zorunlu kılan bir açıklamaydı. Düşünmek ve akıl yürütmek insanın sahip olduğu çok değerli bir vasıftır. Düşünerek ve aklını kullanarak insan evde geçen zamanı en verimli şekilde değerlendirebilir. Ev yaşamı her gün en yakınlarımızla bir arada olduğumuz ortamdır. Bir bakıma bu salgın yanı başımızda olan yakınlarımızın böyle zamanlarda ne kadar değerli olduğu gerçeğini de bizlere öğretmiş olmalıdır. Düşünen ve akılını kullanan insanlar için her ortama uygun değişik etkinlikler sağlanabilir. Evde spor yapmak, okumak, yazmak, sanatla iç içe olmak, radyo ve TV de beğenimize sunulan programları izlemek hayatı eve sığdırmak anlamına gelir. Hayatı eve sığdırmak bir bakıma zamanı en verimli şekilde değerlendirmektir. İnternetin sağladığı sanal ortam günümüzde insanlara zamanı değerlendirme açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Burada önemli olan ev içinde geçecek zamanı, aile içi şiddete yöneltmeden kendimizi ve yakınlarımızı yararlandıracağımız etkinliklere uyum içinde yönetmek olmalıdır. Tabii ki arzu edilen husus koronavirüs salgınının önüne geçilmesi, insanlığın girdiği bu karanlık tünelde ışığın görülmesi, insan yaşamı için zorunlu olan doğal ortama bir an önce dönülmesidir. İnsanlık bu zorlu dönemi de aşacak mutlu ve güzel günlere dönüş inşallah gerçekleşecektir. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
İlk kez 2019 yılının Aralık ayında Çin’in Hubey eyaletinin Wuhan kentinde görülen koronavirüs ( diğer ismiyle Kovid-19) bulaşıcı özelliği ile kısa sürede dünya geneline yayıldı.
Kalabalık ortamları seven virüs, tutunduğu insanlar üzerinde ölümle biten vakalara yol açtı. 2020 yılı Haziran ayı başı itibarıyla dünya genelinde 7 milyona yakın insan bu hastalığa yakalanmış olup, 400 bine yakın insan yaşamını kaybetmiş, 2 milyonu aşkın insanda iyileşmişti.
Dünya genelinde Amerika, Brezilya, İspanya, Fransa ve İngiltere koronavirüsten en fazla insan kaybı yaşayan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyordu. Bu yazının kaleme alındığı 2020 yılı haziran ayı başında Amerika’da vefat eden insan kaybı 110 bini, Brezilya, İspanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin her birinde ise yaklaşık 30 bini aşkın insan yaşamını kaybetmişti.
Türkiye’de ise vefat eden insan sayısı 5 bine yaklaşmıştı. Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Aktüerya Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Tank, ‘ Tüm ülkelerin koronavirüs verilerini değerlendirip simülasyonlar yaptıklarını, buna göre salgının Türkiye’de başladığı tarih olan 11 Mart 2020 tarihinden 180 gün (6 ay) sonra yok olmasını beklediklerini, ifade etmişti. Bu durumunda alınacak önlemlerle mümkün olabileceğini aksi durumda salgının devam edebileceği uyarısında bulunmuştu.
Tutunduğu insanlar üzerinde ağır hasara yol açan koronavirüs; vücudun kas sistemini hareketsiz bırakıyor, nefes alıp vermek güçleşiyor, insan tepki veremiyor, sonuçta ölüme yol açan acı bir tablo ortaya çıkıyor.
Yoğun bakım ünitelerinde koronavirüse karşı insanları hayata döndürmek amacıyla amansız bir mücadele veren sağlık çalışanlarımızı saygı ve minnetle anmamız gerekiyor. Bu mücadele aşamasında koronavirüse yakalanarak yaşamını kaybeden sağlık personeline ve diğer vatandaşlarımıza Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum.
Her insanın kendisi ve çevresi ile yüzleşmesine neden olan bu bulaşıcı virüs salgını, uluslararası ilişkiler de de kendini gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü ile Çin’i hedef alan suçlamalar yanında ülkeler, tedavi amaçlı işbirliğine yönelme gereksinimi de duydular.
Gündemin konuşulup tartışılan tek sorunu haline dönüşen virüs salgını dünya genelinde ev odaklı bir yaşam tarzını gündeme soktu. Salgından korunmak için evlerine kapanmak zorunda kalan insanlar için yeni yaşam tarzına uyum sağlamak kolay olmadı.
İnsanlık tarihinde salgın hastalıkların yol açtığı değişimlere uyum sağlamak da kolay olmamıştır. Tarihin kaydettiği; veba, kolera, humma, İspanyol gribi, kuş ve domuz gribi salgınlar milyonlarca insanın yaşamlarını kaybetmesine neden oldu. Bu salgın hastalıkları konu edinen romanlar dünya edebiyat tarihinde yerini aldı.
Albert Camus’un ‘Veba, Gabriel Garcia Marguez’in ‘Kolera Günlerinde Aşk, Nobel Ödüllü yazar Jose Samago’nun ‘Körlük, Stephan King’in ‘Mahşer, isimli eserler bu salgın dönemlerine ışık tutan eserler arasında yer alır.
Bizim yazarlarımızın salgın hastalıkları konu edinen kitapları içinde Hikmet Özdemir’in 1914-1918 1nci Dünya Savaşı yılları arası dönemi salgınları anlatan ‘Salgın Hastalıklardan Ölümler, ve Bahattin Özkişi’nin ‘Uçdaki Adam, isimli eserlerini sayabiliriz.
Radyo, televizyon ve internete ulaşım koşullarının henüz olmadığı aksine savaş ortamında yaşanan salgın hastalıklar yüzünden geçmişte de milyonlarca insan yaşamını kaybetmiştir.
SOSYAL YAŞAMI DURDURAN VİRÜS
Koronavirüsün çıkışı ile ilgili değişik rivayetler var; ancak şurası bir gerçek ki bu virüs dünya genelinde sosyal yaşama büyük darbe vurdu.
Uluslararası spor organizasyonları durdu, ülkelerarası ekonomik ilişkilerde durgunluk baş gösterdi, çalışma hayatında işsizlik etkileyici boyutlara ulaştı; küresel salgını önlenmesi amacıyla küresel çözüm çabalarına hız verildi. Ölümler olsa da umutlar tükenmez! Küresel koronavirüs bir bakıma insanlığı yeni bir sınavdan geçirdi.
Biyolojik savaş söylemleri yanında 11 ülkede çatışan taraflar Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ‘ Küresel Ateşkes, çağrısına olumlu cevap verdi. Bu ülkeler arasında Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kolombiya, Libya, Myanmar, Filipinler, Güney Sudan, Suriye, Ukrayna ve Yemen gibi ülkeler yer almaktaydı.
Guterres, dünya genelindeki çatışmalara yönelik ateş kes ilanını engelleyen hususun, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu daimi üyeleri arasındaki anlaşmazlıklar olduğunu da açıklamıştı.
Salgına karşı mücadelede uluslararası işbirliğine önem verilmesi, çatışmaların sürdüğü ülkelerde ateşkes sağlanması için çaba gösterilmesi olumlu girişimler olarak değerlendirilmişti. Bunun yanında bilim insanlarınca salgına karşı aşı üretilmesi çalışmaları da yakından takip edilmekteydi.
İNSANİ BAKIŞ AÇISIYLA VİRÜS SALGINI
İnsan üretken bir varlıktır. Araştırmak, sorgulamak, keşfetmek, gözlemlemek ve izlemek gibi özellikler insana has vasıflar arasında yer alır. Bu virüs salgını da her birimizi insani açıdan sorgulama yapmaya yöneltmiş olmalıdır.
Ormanları yakan, deniz, göl ve nehirlerle birlikte soluduğumuz havayı kirleten, kendi dışındaki canlı varlıklara hayat hakkı tanımayan insanoğlu bu virüs salgınının faturasının kendisine çıktığını görmüş olmalıdır.
Tabiatta doğal denge, tüm canlı varlıkların bir arada yaşaması esasına göre kuruludur. Bu doğal dengenin canlılardan birinin lehine bozulması, onarılması güç büyük bir tahribatın ortaya çıkmasına yol açabiliyor.
Bu koronavirüsün laboratuvar ortamında üretilmesi veya sağlık açısından mahzurlu bir hayvan aracılığı ile (bu konuda Çin’in Wuhan kentindeki hayvan pazarında beslenme amaçlı yarasa alan bir insanın bu virüsün yayılmasına neden olduğu ifade ediliyor) insanlara bulaşması sonuçta dünya genelinde tüm insanları evlerine hapsetmiş oldu.
Koronavirüs insan sağlığı açısından temizliğe verilmesi zorunlu önemi de ortaya çıkardı. İslam dini bakımından da bireysel ve çevre temizliği çok önemlidir. Mikrop saçan ortamlar ve dini açıdan yemesi helal olmayan hayvanlar bir bakıma salgın hastalıkları önleme amacı gütmektedir.
Bu ilahi kaynaklı uyarıyı dikkate almayan toplumlar insanlığa maalesef toplu mezarlar kazdırmıştır. Geçmişte yaşanan salgın hastalıklar günümüzde de insanlığa her açıdan büyük zarar vermiştir. İnsanlık olarak bu yaşananlardan ders çıkarmak zorunludur.
HAYAT EVE SIĞAR MI?
Gerçekte hayat eve sığmaz! Hayat, var olan her doğal ortamın yaşanması ve yaşatılmasıyla anlam bulan çok değerli bir hazinedir. Ne var ki yaşanan olağanüstü gelişmeler, hayatımızı evlerimize sığdırmak zorunda bırakmıştır.
Bulaşıcı hastalığın daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla Sağlık Bakanlığımızca sloganlaştıran ‘ Temastan Kaçın, Araya Mesafe Koyun, Kendinizi İzole Edin ve Maske takın, söylemi ev yaşamına dönüşü zorunlu kılan bir açıklamaydı. Düşünmek ve akıl yürütmek insanın sahip olduğu çok değerli bir vasıftır. Düşünerek ve aklını kullanarak insan evde geçen zamanı en verimli şekilde değerlendirebilir.
Ev yaşamı her gün en yakınlarımızla bir arada olduğumuz ortamdır. Bir bakıma bu salgın yanı başımızda olan yakınlarımızın böyle zamanlarda ne kadar değerli olduğu gerçeğini de bizlere öğretmiş olmalıdır.
Düşünen ve akılını kullanan insanlar için her ortama uygun değişik etkinlikler sağlanabilir. Evde spor yapmak, okumak, yazmak, sanatla iç içe olmak, radyo ve TV de beğenimize sunulan programları izlemek hayatı eve sığdırmak anlamına gelir.
Hayatı eve sığdırmak bir bakıma zamanı en verimli şekilde değerlendirmektir. İnternetin sağladığı sanal ortam günümüzde insanlara zamanı değerlendirme açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Burada önemli olan ev içinde geçecek zamanı, aile içi şiddete yöneltmeden kendimizi ve yakınlarımızı yararlandıracağımız etkinliklere uyum içinde yönetmek olmalıdır.
Tabii ki arzu edilen husus koronavirüs salgınının önüne geçilmesi, insanlığın girdiği bu karanlık tünelde ışığın görülmesi, insan yaşamı için zorunlu olan doğal ortama bir an önce dönülmesidir. İnsanlık bu zorlu dönemi de aşacak mutlu ve güzel günlere dönüş inşallah gerçekleşecektir.
inşAllah Atifcigim, Eline ,Yüreğine sağlık.Biz kurallara uyacağız,Tedbiri elden bırakmayacağız.Takdiri ilahî ne derse onu kabullenecegiz. öpüyorum.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 663163
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.