ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Güzel, anlamlı ve özlü sözler için Hazreti Süleyman’ın şöyle söylediği rivayet edilir: ‘Bir petekten damla damla sızan bala benzer. İnsan ruhuna tat verir., Antik dönem Yunan filozofu Aristo’da; ‘ Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür., der. Özlü sözler; insanın yaşamı süresince karşılaştığı acı veya tatlı olayların ruhunda bıraktığı izlerin dışa yansımasıdır. İnsanlık tarihi bize çok sayıda düşünür, bilim insanı, kanaat önderi ve devlet adamlarının özlü sözlerini miras olarak bırakmış bu sözler insanlığa mal olmuştur. Kalbin süzgecinden geçen özlü sözlerin insanlığın ortak malı olması, tüm insanlığın düşüncelerine tercüman olmasından kaynaklanmaktadır. Günümüze kadar ulaşan bu güzel ve anlamlı sözler, insan yaşamına ışık tutuyor; yetişmekte olan yeni nesillere rehber oluyor. Özlü sözler bir bakıma bilimin ve felsefi düşüncenin de ilgi alanına girmiş, günümüz yazarlarının da her fırsatta kullandığı sözler arasında yer almıştır. Ruhumuzu aydınlatan, içimizi karartmaktan kurtaran, bize cesaret ve mutluluk veren bu anlamlı sözler; insanın yaşamında karşı karşıya kaldığı olaylara felsefi bir bakış açısı getirmektedir. Türk toplumu olarak; Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Nasrettin Hoca gibi çok sayıda ozan ve şaire sahip olmamız ortak kültürel mirasımıza binlerce özlü söz katmıştır. Hayatımıza ışık tutan bu anlamlı ve güzel sözleri değişik açılardan ifade ettikleri anlam dikkate alınarak tasnif edebiliriz. Sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet ve adalet gibi insani değerlerimizin önemini vurgulayan özlü sözler yanında, insan yaşamının dönemlerine yönelik de çok sayıda özlü söz dağarcığına sahip bulunmaktayız. Mevlana’nın ‘Hamdım, piştim, yandım, sözüyle; İslam felsefesi düşünürlerinden Bişr-i Hafi’nin ‘ Dün öldü, bugün can veriyor, yarın ise doğmadı. Zamanınızı bu açıdan görün ve faydalı işler yapın, sözü insan yaşamını bütün olarak değerlendiren bir içeriğe sahiptir. İnsan değerli bir varlıktır. Yüce Allah (C.C) insanı eşref-i mahlukat olarak en güzel biçim ve şekilde yaratmıştır. İnsan; doğar, büyür, gelişir, olgunlaşır ve ölür. Bu yaşam sürecini biz; gelişme, olgunlaşma ve bilgeleşme olarak da tasnif edebiliriz. Gelişme; çocukluk ve gençlik dönemini, olgunlaşma ve yetişkinlik orta yaşı, bilgeleşme ise insanın yaşlılık dönemine karşılık gelmektedir. BÜYÜME VE GELİŞME İnsanın büyüme ve gelişme dönemi; ailesinin yanında geçirdiği dönemdir. Bu dönemde genellikle anne ve babamızı rol model olarak alırız. Eğitim ve öğrenime başladığımız okul safhasında geçen dönemde, öğretmenlerimizin yaşam felsefesinden etkilendiğimiz dönemdir. Büyüme ve gençlik dönemi, insanın kendisini kuvvetli ve zinde hissettiği, adeta dünyaya meydan okuduğu bir dönemdir. Bu dönemde yetişen gençlere örnek olmak ve yapıcı nasihat ta bulunmak elzemdir. Aşağıdaki özlü sözlerde yetişmekte olan gençler için ünlü düşünür ve kanaat önderlerinin akıl süzgecinden geçmiş sözlerini okuyacaksınız: • İnsanın tüm evrende kesin olarak düzeltebileceği tek bir şey vardır oda kendisi…(Aldous Huxley) • Yarınlar yorgun ve bezgin kimselere değil, rahatını terk edebilen gayretli insanlara aittir.(Marcus Tullius Cicero) • Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.(Tolstoy) • Hayatın en büyük trajedisi, çok çabuk yaşlanmamız ama çok geç akıllanmamızdır. ( Benjamin Franklin) • Dünya, bir okuldur; orada herkes hayatı boyunca öğrencilikten kurtulamaz.(Charles Wagner) • Kendin ol, öbür kişiliklerin hepsinin zaten sahibi var. (Oscar Wilde) • Geçmişi değiştiremezsin ama gelecek daha avuçlarının içindedir. (Hugh White) • Allah seni özgür yaratmışken başkasının kölesi olma. (Hz. Ali) • Ben gelecekle ilgilenirim; çünkü yaşamımın kalanını orada tüketeceğim. ( Charles S. Ketterip) YETİŞKİNLİK VE OLGUNLAŞMA Çocukluk ve gençlik döneminin geride kaldığı, insanın ebeveynlerinden ayrılıp kendi öz ailesini kurduğu dönem yetişkinlik ve olgunlaşma dönemidir. Bu dönemde insan hatalarıyla yüzleşmiş, gençliğin heyecan ve dinamizmini geride bırakmış anne veya baba olmanın heyecanını yaşamaya başlamıştır. Aşağıdaki özlü sözlerde insanın bu dönemine ışık tutan bir özellik arz etmektedir: Olgun insan, güzel söz söylemesini bilen insan değil, söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyen insandır. (Konfüçyüs) İnsanlar yaşlanınca değil, yaşayarak olgunlaşır. (Peyami Safa) İnsanlar tecrübeleri nispetinde değil, tecrübelerinden aldıkları dersler nispetinde olgundur. (Bernard Shaw) Hayatta zor olan iki şey vardır: Birincisi insanın kendisine iyi bir ad sağlaması, ikincisi de bu adı sürdürmesidir. (Robert Schumann) Hayatta her şeyini bir kişiye bağlama; çünkü onu kaybedersen her şeyini kaybedersin. (Can Yücel) YAŞLILIK VE BİLGELEŞME Yaşlılık, insanın tecrübe ve deneyimlerinden ders çıkardığı; saç ve sakalının iyice ağardığı artık geçmişiyle baş başa kaldığı ömür diliminde sonbahar veya bir bakıma kışa girdiği dönemdir. Yaşadıklarından ders çıkaran, çalışma azmini sürdüren, gayretli ve hedefi olan insanlar için bu dönem aksine her şeyin bittiği dönem değildir. Yaşı ilerlemiş insanlar için bu dönem; bilgeleşmiş, çevresine ışık veren, tecrübe ve deneyimlerinden yararlanılan bir birey olmanın hazzına ulaşıldığı bir dönemdir. Aşağıdaki özlü sözlerde bilge bir insanın özellikleri yansıtılmaktadır: • Hiç kimse yalnız birkaç yıl fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan ideallerinin gömülmesidir. (Samuell Ullman) • Yaşlılık, bilgisiz insan için kış, bilgili insan için hasat mevsimidir.(Anonim) • İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, içleri doldukça eğilirler. (Monteigne) • Herkes kaçınılmaz olarak kendi hayat hikayesinin kahramanıdır. (John Barth) • Dünyada sahip olduklarınız, hayatınız sona erdiği gün başkalarının olacaktır, ama; kim olduğunuz sonsuza kadar sizin olacaktır. (Henry Van Dyke) Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Güzel, anlamlı ve özlü sözler için Hazreti Süleyman’ın şöyle söylediği rivayet edilir: ‘Bir petekten damla damla sızan bala benzer. İnsan ruhuna tat verir.,
Antik dönem Yunan filozofu Aristo’da; ‘ Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür., der.
Özlü sözler; insanın yaşamı süresince karşılaştığı acı veya tatlı olayların ruhunda bıraktığı izlerin dışa yansımasıdır.
İnsanlık tarihi bize çok sayıda düşünür, bilim insanı, kanaat önderi ve devlet adamlarının özlü sözlerini miras olarak bırakmış bu sözler insanlığa mal olmuştur.
Kalbin süzgecinden geçen özlü sözlerin insanlığın ortak malı olması, tüm insanlığın düşüncelerine tercüman olmasından kaynaklanmaktadır.
Günümüze kadar ulaşan bu güzel ve anlamlı sözler, insan yaşamına ışık tutuyor; yetişmekte olan yeni nesillere rehber oluyor.
Özlü sözler bir bakıma bilimin ve felsefi düşüncenin de ilgi alanına girmiş, günümüz yazarlarının da her fırsatta kullandığı sözler arasında yer almıştır.
Ruhumuzu aydınlatan, içimizi karartmaktan kurtaran, bize cesaret ve mutluluk veren bu anlamlı sözler; insanın yaşamında karşı karşıya kaldığı olaylara felsefi bir bakış açısı getirmektedir.
Türk toplumu olarak; Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Nasrettin Hoca gibi çok sayıda ozan ve şaire sahip olmamız ortak kültürel mirasımıza binlerce özlü söz katmıştır.
Hayatımıza ışık tutan bu anlamlı ve güzel sözleri değişik açılardan ifade ettikleri anlam dikkate alınarak tasnif edebiliriz.
Sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet ve adalet gibi insani değerlerimizin önemini vurgulayan özlü sözler yanında, insan yaşamının dönemlerine yönelik de çok sayıda özlü söz dağarcığına sahip bulunmaktayız.
Mevlana’nın ‘Hamdım, piştim, yandım, sözüyle; İslam felsefesi düşünürlerinden Bişr-i Hafi’nin ‘ Dün öldü, bugün can veriyor, yarın ise doğmadı. Zamanınızı bu açıdan görün ve faydalı işler yapın, sözü insan yaşamını bütün olarak değerlendiren bir içeriğe sahiptir.
İnsan değerli bir varlıktır. Yüce Allah (C.C) insanı eşref-i mahlukat olarak en güzel biçim ve şekilde yaratmıştır.
İnsan; doğar, büyür, gelişir, olgunlaşır ve ölür. Bu yaşam sürecini biz; gelişme, olgunlaşma ve bilgeleşme olarak da tasnif edebiliriz.
Gelişme; çocukluk ve gençlik dönemini, olgunlaşma ve yetişkinlik orta yaşı, bilgeleşme ise insanın yaşlılık dönemine karşılık gelmektedir.
BÜYÜME VE GELİŞME
İnsanın büyüme ve gelişme dönemi; ailesinin yanında geçirdiği dönemdir. Bu dönemde genellikle anne ve babamızı rol model olarak alırız.
Eğitim ve öğrenime başladığımız okul safhasında geçen dönemde, öğretmenlerimizin yaşam felsefesinden etkilendiğimiz dönemdir.
Büyüme ve gençlik dönemi, insanın kendisini kuvvetli ve zinde hissettiği, adeta dünyaya meydan okuduğu bir dönemdir. Bu dönemde yetişen gençlere örnek olmak ve yapıcı nasihat ta bulunmak elzemdir.
Aşağıdaki özlü sözlerde yetişmekte olan gençler için ünlü düşünür ve kanaat önderlerinin akıl süzgecinden geçmiş sözlerini okuyacaksınız:
• İnsanın tüm evrende kesin olarak düzeltebileceği tek bir şey vardır oda kendisi…(Aldous Huxley)
• Yarınlar yorgun ve bezgin kimselere değil, rahatını terk edebilen gayretli insanlara aittir.(Marcus Tullius Cicero)
• Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.(Tolstoy)
• Hayatın en büyük trajedisi, çok çabuk yaşlanmamız ama çok geç akıllanmamızdır. ( Benjamin Franklin)
• Dünya, bir okuldur; orada herkes hayatı boyunca öğrencilikten kurtulamaz.(Charles Wagner)
• Kendin ol, öbür kişiliklerin hepsinin zaten sahibi var. (Oscar Wilde)
• Geçmişi değiştiremezsin ama gelecek daha avuçlarının içindedir. (Hugh White)
• Allah seni özgür yaratmışken başkasının kölesi olma. (Hz. Ali)
• Ben gelecekle ilgilenirim; çünkü yaşamımın kalanını orada tüketeceğim. ( Charles S. Ketterip)
YETİŞKİNLİK VE OLGUNLAŞMA
Çocukluk ve gençlik döneminin geride kaldığı, insanın ebeveynlerinden ayrılıp kendi öz ailesini kurduğu dönem yetişkinlik ve olgunlaşma dönemidir.
Bu dönemde insan hatalarıyla yüzleşmiş, gençliğin heyecan ve dinamizmini geride bırakmış anne veya baba olmanın heyecanını yaşamaya başlamıştır.
Aşağıdaki özlü sözlerde insanın bu dönemine ışık tutan bir özellik arz etmektedir:
Olgun insan, güzel söz söylemesini bilen insan değil, söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyen insandır. (Konfüçyüs)
İnsanlar yaşlanınca değil, yaşayarak olgunlaşır. (Peyami Safa)
İnsanlar tecrübeleri nispetinde değil, tecrübelerinden aldıkları dersler nispetinde olgundur. (Bernard Shaw)
Hayatta zor olan iki şey vardır: Birincisi insanın kendisine iyi bir ad sağlaması, ikincisi de bu adı sürdürmesidir. (Robert Schumann)
Hayatta her şeyini bir kişiye bağlama; çünkü onu kaybedersen her şeyini kaybedersin. (Can Yücel)
YAŞLILIK VE BİLGELEŞME
Yaşlılık, insanın tecrübe ve deneyimlerinden ders çıkardığı; saç ve sakalının iyice ağardığı artık geçmişiyle baş başa kaldığı ömür diliminde sonbahar veya bir bakıma kışa girdiği dönemdir.
Yaşadıklarından ders çıkaran, çalışma azmini sürdüren, gayretli ve hedefi olan insanlar için bu dönem aksine her şeyin bittiği dönem değildir.
Yaşı ilerlemiş insanlar için bu dönem; bilgeleşmiş, çevresine ışık veren, tecrübe ve deneyimlerinden yararlanılan bir birey olmanın hazzına ulaşıldığı bir dönemdir.
Aşağıdaki özlü sözlerde bilge bir insanın özellikleri yansıtılmaktadır:
• Hiç kimse yalnız birkaç yıl fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan ideallerinin gömülmesidir. (Samuell Ullman)
• Yaşlılık, bilgisiz insan için kış, bilgili insan için hasat mevsimidir.(Anonim)
• İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, içleri doldukça eğilirler. (Monteigne)
• Herkes kaçınılmaz olarak kendi hayat hikayesinin kahramanıdır. (John Barth)
• Dünyada sahip olduklarınız, hayatınız sona erdiği gün başkalarının olacaktır, ama; kim olduğunuz sonsuza kadar sizin olacaktır. (Henry Van Dyke)
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 196432
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.