ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Evlilik kurumu, toplumsal yapıyı oluşturan temel kurumlardan biridir. Evliliğin sağlam bir temel üzerine oturmuş olması, evlilikte arzu edilen beklentileri karşılamak açısından elzem bir durumdur. Ne var ki; evlilik ve boşanmalara ilişkin özellikle son on yıldaki veriler, evlilik kurumunun toplumsal yapımızda büyük bir sarsıntı geçirdiğini ortaya koyuyor. Sağlıklı bir hazırlık döneminden geçmeyen, çiftlerin birbirlerini yeterince tanımadığı, evlilik öncesi dönemin yeterince araştırılmadığı, aceleye getirilen, mutlu olmak yerine geçici menfaat ilişkisine dayanan ve içinde şiddet barındıran evlilikler çoğu kez boşanma ile sonuçlanıyor. Evliliğe ilişkin istatistiki veriler son 10 yılda 6 milyon civarında çiftin evlendiğini, 1 milyona yakın çiftin ise boşandığını ortaya koydu. Verilerin dikkati çeken bir yönü de yakın geçmişte evlilikler artıp boşanmalar azalırken, günümüzde bu tablonun tersine çevrilmiş olması. Artık günümüzde evlilikler azalırken boşanmalar artmaya başladı. NEDEN BOŞANIYORLAR ? Boşanma gerekçelerine baktığımızda, nedenlerin başında % 90 ı aşan bir oranda şiddetli geçimsizlik geliyor. Geçimsizliğin ardından terk, zina, aldatma, akıl ve ruh sağlığı bozukluğu ve cana kast gibi diğer nedenler gelmektedir. Evliliğin ilk 5 yılı sağlam bir temel kurma açısından önemli bir zaman dilimi. Ne var ki boşanmaların % 40’ a yakını ilk 5 yılda gerçekleşiyor. Boşanmayı yasal açıdan meşru kılan gerekçeler içinde yer alan geçimsizliğin nedenleri üzerinde ciddiyetle durmak gerekiyor. Geçimsizliğe neden olan davranış bozuklukları, evliliğin devamı açısından önemli bir sorun. Evlilikler geçen zaman sürecinde yıpranıyor. Çiftlerin sevgi ve saygı ortamı içinde aile birlikteliğini koruması daha doğru bir yaklaşım olmakla beraber, bu birlikteliği bozan davranışlara yönelmek boşanmaları tetikliyor. Özellikle çocuklu çiftlerin, çocukların aile ortamına en çok ihtiyaç hissettikleri bir dönemde şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanması tam bir aile dramına yol açıyor. Çocuk sahibi çiftlerin boşanmaya karar vermeden önce çocukların geleceği açısından, aldıkları boşanma kararını bir kez daha gözden geçirmeleri gerekiyor. Boşanma aşamasında bir uzman desteği almak; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığınca yürütülen evlilikte iletişim hatalarını ortadan kaldırmayı amaçlayan arabuluculuk hizmetlerinden yararlanmak; zorda olan evliliği kurtarmak açısından dikkate alınmasında yarar görülen önemli bir hizmettir. Boşanma kararı öncesi evli çiftlerin yakınları da devreye girmek suretiyle müşterek bir zeminde anlaşma yoluna gidilebilir. Aile hukuku açısından da yıllarca sürebilecek ağır husumetlerin ve düşmanlıkların doğmasına neden olmamak, eşler arasında olabilecek psikolojik yıkıntıların önüne geçmek amacıyla arabulucu hizmetinden yararlanmak önerilmektedir. Ancak, aile içinde şiddet sonucu alınan boşanma kararı ardından veya boşanma gerçekleştikten sonra arayı bulma gayretleri istenilen sonucu vermediği gibi özellikle bazı erkekler bu aşamada amacına ulaşamayınca şiddetin dozunu artırmakta sonu cinayete giden bir durum ortaya çıkabilmektedir. Boşanma kararı sonrası kadınların çoğu arabuluculuk yoluna gidilmesini uygun görmemekte, bu durumun şiddete eğilimli eş üzerinde olumlu bir geri dönüşün olmadığı tezini ileri sürmektedirler. Henüz gündemde olan İkinci Yargı Paketinde boşanma süreci sonunda bağlanan nafakayla ilgili olarak herkes için kabul edilebilir bir düzenleme yapılması ilgili çevrelerce beklenen hakim bir diğer görüştür. BOŞANMA SÜRECİ VEYA SONRASINDA YAŞANAN ŞİDDET OLAYLARI Boşanma; çiftlerin karşılıklı anlaşması sonucu hukuki açıdan uygun koşullarda gerçekleşmiş, ailede var olan çocukların ruhsal durumu ve geleceği gözetilmiş ise sorun bir anlamda çözülmüş demektir. Ne var ki ülkemizde özellikle evli çiftlerden kadınların aldığı ‘boşanma kararları, kıskançlık ve hırsının kurbanı olmuş bir kısım erkekler tarafından kabul görmemekte, böylelikle mevcut sorun cinayetlere yol açan bir boyuta ulaşmaktadır. Kadına yönelik şiddetin bir parçası olan boşanmaların oluşturduğu şiddet sonucu günümüzde çok sayıda kadının yaşamını kaybettiği bir durumla karşı karşıyayız. Eşinin boşanma kararını kabullenmeyen, ya da eşiyle boşandığı halde kendisini takip edip öldüren cani ruhlu bazı erkeklerin varlığı endişe verici bir durumdur. Bazı erkekler boşanma sonrası eşini ve çocuklarını da katletmekte sonra da kendi canına kıymaktadır. Bu ve benzeri haberler basında sık sık rastlanan haberler arasında yer almaktadır. Evlilikleri üzerinden yıllar geçmiş, çocuklarının annesi olmuş eşini; acımasızca bıçak, satır veya pompalı tüfek kullanarak öldürmek veya sakat bırakmak insanlık dışı acımasız bir cinayet yöntemidir. Bu tür haberleri daha sık duymamız ise insan yüreğini kanatan bir durumdur. Boşanma, şiddete eğilimli bazı erkekler için evliliğin bittiği anlamına gelmiyor. Ayrıldığı eşini takip edip cinayet planını yaptığı bir safhaya dönüşüyor. Bu potansiyele sahip erkeklerin kontrol altına alınması emniyetçe gerekli önlemlerin zamanında alınmasını zorunlu kılıyor. Boşanmaların temelinde yatan husus aile içinde kadınlara yönelik şiddettir. Kadir Has Üniversitesi ‘Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezince, yapılan ‘Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması, 2019 yılı sonuçlarına göre kadınların toplumda yaşadığı en büyük sorun şiddettir. Araştırmaya katılanların % 72 si aile içi şiddetin boşanmak için yeterli bir sebep olduğunu düşünmektedir. Bu düşünceye katılanların oranı 2016 yılında % 52 iken günümüzde % 72 ye yükselmiş olması şiddetin insan üzerindeki olumsuz etkisini ortaya koymaktadır. Eşinden gördüğü şiddet üzerine boşanmış, buna rağmen devam eden şiddetten kaçınmak için mahkemeden ‘Koruma Kararı, aldırmış kadınların hayati tehlikesinin devam ettiğini gösteren ve günlük basına yansıyan örnekler yaşanmaktadır. Mahkemenin aldığı koruma kararını dinlemeyen, boşandığı eşini takip edip acımasızca öldüren erkeklerin bulunduğu bir toplum sağlıklı bir toplum değildir. 6284 Sayılı Kanunun 13ncü Maddesi, koruyucu tedbir kararlarına aykırı hareket halinde şiddet uygulayan eşe mahkemelerce ‘Zorlama Hapis, cezasını öngörmekte ise de; bu cezanın umurunda olmayan erkeklerin olması durumun vahametini gözler önüne seriyor. AİLE BİRLİKTELİĞİ SEVGİ ÜZERİNE KURULMALI Ailenin temeli ‘şiddet, üzerine değil ‘sevgi, üzerine kurulmalıdır. Aile birlikteliği, temeli kuvvetlendiren sevgi, saygı hoşgörü ve sabırla inşa edilmelidir. Günümüzde yeterince tanışmadan, sağlam bir temele dayanmadan kurulan evlilikler çoğu kez boşanma ile sonlanmaktadır. Türk toplumunda aile birlikteliği, toplumun geleceği, çocukların sağlıklı ortamda yetişmesi ve dışımızdaki dünyaya örnek bir nesli yetiştirmek açısından korunması zorunlu bir birlikteliktir. Aile birlikteliği basit nedenlerle yıpranmamalı, eşlerin her biri şiddetten uzak bir yaklaşım sergilemeli, aile içi bağ sevgi ile örülmelidir. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Evlilik kurumu, toplumsal yapıyı oluşturan temel kurumlardan biridir. Evliliğin sağlam bir temel üzerine oturmuş olması, evlilikte arzu edilen beklentileri karşılamak açısından elzem bir durumdur.
Ne var ki; evlilik ve boşanmalara ilişkin özellikle son on yıldaki veriler, evlilik kurumunun toplumsal yapımızda büyük bir sarsıntı geçirdiğini ortaya koyuyor.
Sağlıklı bir hazırlık döneminden geçmeyen, çiftlerin birbirlerini yeterince tanımadığı, evlilik öncesi dönemin yeterince araştırılmadığı, aceleye getirilen, mutlu olmak yerine geçici menfaat ilişkisine dayanan ve içinde şiddet barındıran evlilikler çoğu kez boşanma ile sonuçlanıyor.
Evliliğe ilişkin istatistiki veriler son 10 yılda 6 milyon civarında çiftin evlendiğini, 1 milyona yakın çiftin ise boşandığını ortaya koydu.
Verilerin dikkati çeken bir yönü de yakın geçmişte evlilikler artıp boşanmalar azalırken, günümüzde bu tablonun tersine çevrilmiş olması. Artık günümüzde evlilikler azalırken boşanmalar artmaya başladı.
NEDEN BOŞANIYORLAR ?
Boşanma gerekçelerine baktığımızda, nedenlerin başında % 90 ı aşan bir oranda şiddetli geçimsizlik geliyor. Geçimsizliğin ardından terk, zina, aldatma, akıl ve ruh sağlığı bozukluğu ve cana kast gibi diğer nedenler gelmektedir. Evliliğin ilk 5 yılı sağlam bir temel kurma açısından önemli bir zaman dilimi. Ne var ki boşanmaların % 40’ a yakını ilk 5 yılda gerçekleşiyor.
Boşanmayı yasal açıdan meşru kılan gerekçeler içinde yer alan geçimsizliğin nedenleri üzerinde ciddiyetle durmak gerekiyor. Geçimsizliğe neden olan davranış bozuklukları, evliliğin devamı açısından önemli bir sorun. Evlilikler geçen zaman sürecinde yıpranıyor. Çiftlerin sevgi ve saygı ortamı içinde aile birlikteliğini koruması daha doğru bir yaklaşım olmakla beraber, bu birlikteliği bozan davranışlara yönelmek boşanmaları tetikliyor.
Özellikle çocuklu çiftlerin, çocukların aile ortamına en çok ihtiyaç hissettikleri bir dönemde şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanması tam bir aile dramına yol açıyor.
Çocuk sahibi çiftlerin boşanmaya karar vermeden önce çocukların geleceği açısından, aldıkları boşanma kararını bir kez daha gözden geçirmeleri gerekiyor.
Boşanma aşamasında bir uzman desteği almak; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığınca yürütülen evlilikte iletişim hatalarını ortadan kaldırmayı amaçlayan arabuluculuk hizmetlerinden yararlanmak; zorda olan evliliği kurtarmak açısından dikkate alınmasında yarar görülen önemli bir hizmettir.
Boşanma kararı öncesi evli çiftlerin yakınları da devreye girmek suretiyle müşterek bir zeminde anlaşma yoluna gidilebilir. Aile hukuku açısından da yıllarca sürebilecek ağır husumetlerin ve düşmanlıkların doğmasına neden olmamak, eşler arasında olabilecek psikolojik yıkıntıların önüne geçmek amacıyla arabulucu hizmetinden yararlanmak önerilmektedir.
Ancak, aile içinde şiddet sonucu alınan boşanma kararı ardından veya boşanma gerçekleştikten sonra arayı bulma gayretleri istenilen sonucu vermediği gibi özellikle bazı erkekler bu aşamada amacına ulaşamayınca şiddetin dozunu artırmakta sonu cinayete giden bir durum ortaya çıkabilmektedir.
Boşanma kararı sonrası kadınların çoğu arabuluculuk yoluna gidilmesini uygun görmemekte, bu durumun şiddete eğilimli eş üzerinde olumlu bir geri dönüşün olmadığı tezini ileri sürmektedirler. Henüz gündemde olan İkinci Yargı Paketinde boşanma süreci sonunda bağlanan nafakayla ilgili olarak herkes için kabul edilebilir bir düzenleme yapılması ilgili çevrelerce beklenen hakim bir diğer görüştür.
BOŞANMA SÜRECİ VEYA SONRASINDA YAŞANAN ŞİDDET OLAYLARI
Boşanma; çiftlerin karşılıklı anlaşması sonucu hukuki açıdan uygun koşullarda gerçekleşmiş, ailede var olan çocukların ruhsal durumu ve geleceği gözetilmiş ise sorun bir anlamda çözülmüş demektir.
Ne var ki ülkemizde özellikle evli çiftlerden kadınların aldığı ‘boşanma kararları, kıskançlık ve hırsının kurbanı olmuş bir kısım erkekler tarafından kabul görmemekte, böylelikle mevcut sorun cinayetlere yol açan bir boyuta ulaşmaktadır.
Kadına yönelik şiddetin bir parçası olan boşanmaların oluşturduğu şiddet sonucu günümüzde çok sayıda kadının yaşamını kaybettiği bir durumla karşı karşıyayız.
Eşinin boşanma kararını kabullenmeyen, ya da eşiyle boşandığı halde kendisini takip edip öldüren cani ruhlu bazı erkeklerin varlığı endişe verici bir durumdur. Bazı erkekler boşanma sonrası eşini ve çocuklarını da katletmekte sonra da kendi canına kıymaktadır. Bu ve benzeri haberler basında sık sık rastlanan haberler arasında yer almaktadır.
Evlilikleri üzerinden yıllar geçmiş, çocuklarının annesi olmuş eşini; acımasızca bıçak, satır veya pompalı tüfek kullanarak öldürmek veya sakat bırakmak insanlık dışı acımasız bir cinayet yöntemidir. Bu tür haberleri daha sık duymamız ise insan yüreğini kanatan bir durumdur.
Boşanma, şiddete eğilimli bazı erkekler için evliliğin bittiği anlamına gelmiyor. Ayrıldığı eşini takip edip cinayet planını yaptığı bir safhaya dönüşüyor. Bu potansiyele sahip erkeklerin kontrol altına alınması emniyetçe gerekli önlemlerin zamanında alınmasını zorunlu kılıyor.
Boşanmaların temelinde yatan husus aile içinde kadınlara yönelik şiddettir. Kadir Has Üniversitesi ‘Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezince, yapılan ‘Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması, 2019 yılı sonuçlarına göre kadınların toplumda yaşadığı en büyük sorun şiddettir.
Araştırmaya katılanların % 72 si aile içi şiddetin boşanmak için yeterli bir sebep olduğunu düşünmektedir. Bu düşünceye katılanların oranı 2016 yılında % 52 iken günümüzde % 72 ye yükselmiş olması şiddetin insan üzerindeki olumsuz etkisini ortaya koymaktadır.
Eşinden gördüğü şiddet üzerine boşanmış, buna rağmen devam eden şiddetten kaçınmak için mahkemeden ‘Koruma Kararı, aldırmış kadınların hayati tehlikesinin devam ettiğini gösteren ve günlük basına yansıyan örnekler yaşanmaktadır. Mahkemenin aldığı koruma kararını dinlemeyen, boşandığı eşini takip edip acımasızca öldüren erkeklerin bulunduğu bir toplum sağlıklı bir toplum değildir.
6284 Sayılı Kanunun 13ncü Maddesi, koruyucu tedbir kararlarına aykırı hareket halinde şiddet uygulayan eşe mahkemelerce ‘Zorlama Hapis, cezasını öngörmekte ise de; bu cezanın umurunda olmayan erkeklerin olması durumun vahametini gözler önüne seriyor.
AİLE BİRLİKTELİĞİ SEVGİ ÜZERİNE KURULMALI
Ailenin temeli ‘şiddet, üzerine değil ‘sevgi, üzerine kurulmalıdır. Aile birlikteliği, temeli kuvvetlendiren sevgi, saygı hoşgörü ve sabırla inşa edilmelidir.
Günümüzde yeterince tanışmadan, sağlam bir temele dayanmadan kurulan evlilikler çoğu kez boşanma ile sonlanmaktadır. Türk toplumunda aile birlikteliği, toplumun geleceği, çocukların sağlıklı ortamda yetişmesi ve dışımızdaki dünyaya örnek bir nesli yetiştirmek açısından korunması zorunlu bir birlikteliktir.
Aile birlikteliği basit nedenlerle yıpranmamalı, eşlerin her biri şiddetten uzak bir yaklaşım sergilemeli, aile içi bağ sevgi ile örülmelidir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 689602
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.