ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Eğitim ve öğretim; yetişmekte olan yeni nesil için ‘olmazsa olmaz, temel alanların başında yer alan ve içinde yaşattığı toplumu yükselten çok değerli bir hazinedir. Ne var ki 2020 yılı başından itibaren dünya genelinde etkisini gösteren koronavirüs salgını; her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de insan yaşamı için vazgeçilmez alanların içini boşalttı! Kalabalık ortamlarda daha hızlı etkisini gösteren virüs, çalışma hayatında olduğu gibi öğrenci ve öğretmenlerin bir arada bulunduğu okul ortamında da eğitim ve öğretimin yeni esaslara göre düzenlenmesini zorunlu kıldı. Salgının ölümcül etkileri karşısında bilim insanları salgından korunma yöntemlerini geliştirmeye çalıştı. Özellikle virüse karşı aşı geliştirme çalışmaları bu yazının kaleme alındığı tarihte de devam etmekteydi. Salgının etkilediği çalışma hayatı içinde yer alan değişik sektörler, salgının yol açtığı açmazdan kurtulma amacıyla çözüm üretme gayreti içinde hareket etme ihtiyacı hissettiler. Yeni eğitim yılı için hazırlıkların sürdüğü ülkemizde, salgının etkisini sürdürmeye devam etmesi, eğitim ve öğretimde birçok soruya neden oldu. Bu konuda en önemli sorunda eğitimde belirsizlik ortamının nasıl aşılacağıdır. 2020- 2021 EĞİTİM YILI 2019-2020 Eğitim yılının ikinci yarısı, öğrenciler açısından uzaktan eğitimle değerlendirilmeye çalışıldı. Salgının etkisini göstermeye devam ettiği yaz dönemi sonunda da yeni eğitim yılına 31 Ağustos 2020 pazartesi günü yine uzaktan eğitimle başlandı. Online adı verilen ‘uzaktan eğitim, modelinde öğrencilerin ev ortamında teknolojinin sağladığı kolaylıklardan yararlanmak suretiyle eğitimlerine devam etmeleri amacı güdülüyor. Ancak bu modele uyum sağlayamayan; televizyon, bilgisayar ve internet olanağı bulunmayan 3 milyon civarında dezavantajlı öğrenci olduğu hesaplanıyor. 18 milyona yakın öğrenci ve 1 milyonu aşkın öğretmenin yer aldığı ilk ve ortaöğretimde; Milli Eğitim Bakanlığınca eğitim sistemini 2020-2021 Eğitim Yılı için yeni bir düzene kavuşturma yolunda yürütülen çalışmalar devam etmekte, ortamın belirsiz olması yetkilileri değişik arayışlara yöneltmekteydi. 31 Ağustos tarihinde başlatılan uzaktan eğitim, öğrencilerin bir üst sınıfa hazır olma düzeyini yükseltmek ve görülen eksiklikleri gidermek amacıyla ‘ Telafi Eğitimi, yapılmasını da öngörmekteydi. Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülen çalışmalar; Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunca yapılan tavsiyeler, eğitim ve öğretimde; sistemi yeniden işler kılmak için kademeli geçişin planlandığını ortaya koymaktadır. Hibrit Eğitim Modeli adıyla ifade edilen yeni eğitim modeli; TRT EBA (Eğitim Bilişim Ağı), EBA İnternet ve Canlı Ders uygulamalarını içermektedir. 21 Eylül 2020 tarihinde başlayacak olan yeni eğitim ve öğretim yılında; Bilim Kurulu tavsiyelerine uygun olarak düzenlenecek sınıflarda öğrenci sayısı azaltılarak, diğer bir ifadeyle seyreltilerek ‘yüz yüze, eğitime başlanabileceği planlanmaktaydı. Seyreltilmiş Eğitim Modeline göre önceden belirlenmiş sınavlarda katsayısı yüksek olan Fen Bilgisi, Matematik ve Türkçe gibi dersler ‘yüz yüze, eğitimle verilirken; sınav katsayısı düşük Tarih, Coğrafya, Beden Eğitimi ve Hayat Bilgisi gibi derslerin ise uzaktan eğitimle işlenmesi öngörülmekteydi. Haftalık 40 saat olan ders verme süresinin bu yeni modelle 20 saate düşürülmesi de planlanan hususlar arasında yer almaktaydı. UZAKTAN EĞİTİM MODELİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER Eğitim sistemi içinde yer alan ikili, tekli, yüz yüze, uzaktan ve telafi eğitimi gibi modeller, zaman zaman içinde yaşanılan ortamın getirdiği koşullara uygun olarak gündeme gelebilmektedir. Şüphesiz eğitim sistemi içinde esas olan ‘yüz yüze, eğitimle öğrencilerin yaşamlarına dokunmak, okul ve sınıf ruhunu yaşatmak, arkadaşlarla bir arada olmayı sağlamak; öğrencinin öğretmenini yanında hissettiği bir ortamı sağlayabilmektir. Salgın döneminde yaşanan uzaktan eğitim sürecinde öğrenciler değişik sorunlarla karşı karşıya kaldılar. Bu dönmede internete erişim ve bilgisayar donanımında yetersizlikler görüldü. Çok sayıda öğrenci teknik donanıma sahip olmadığı için ‘Uzaktan Eğitim, modelinden yararlanamadı. Eğitimci-Sosyolog, Psikolog ve konunun diğer uzmanlarına göre öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinde yaşadıkları sorunlar şöyle: Okuldan ve arkadaş ortamından uzak kalan öğrenciler sosyalleşme problemi yaşadı. Evde kalınan süre içinde aktif fiziksel hayattan kopan öğrenciler; kaygı, stres ve uyku bozuklukları ile karşılaştı. Belirsizlik ortamı öğrencilerde gelecek kaygısına ve düşük akademik benlik duygusu yaşamalarına neden oldu. Öğrenciler ev ortamında internet, telefon ve televizyon başında çok fazla zaman geçirdikleri için dijital bağımlılık oluştu. Konsantrasyon bozukluğu öğrencilerin ders çalışma ve sınavlara hazırlanma sürecini güçleştirdi. EĞİTİMDE TOPARLANMA SÜRECİ Mevcut koşullar, salgın ortamının belirsiz bir süre daha devam edeceğini ortaya koymaktadır. Bu süreçte okulların kapısına kilit vurulmayacağına göre; salgının devam ettiği bu koşullarda olumsuzlukları en aza indirmek suretiyle eğitim ve öğretimin devam ettirmenin yollarını araştırmak gerekiyor. Basına intikal eden haberler bazı Avrupa ülkelerinin yeni eğitim ve öğretim yılı için okulları eğitim ve öğretime açtığını gösteriyor. Almanya, okulların kapatılması yerine salgına yol açan virüsün tespit edildiği okullarda ya da sınıflarda öğretmen ve öğrencilerin karantinaya alınması kararlaştırılmış. Belçika’da, normal döneme geçiş amacıyla eğitimde sarı, turuncu ve kırmızı planlar yapılması öngörülmüş. Şu anki durum sarı seviye olarak isimlendirilmiş. 1 Eylül’de okulların açıldığı Fransa’da sınıflar küçültülüyor, havalandırma ve hijyen kuralları artırılmak suretiyle eğitimin devamı sağlanmaya çalışılıyor. Eğitimin başladığı bir diğer ülke olan İngiltere’de çocuklarını okula yollamayan velilere para cezası verilmesi öngörülüyor. Bir Asya ülkesi olan İran’da ise okullar açıldıktan sonra koronavirüs vakalarında artış gözlendi. Vaka sayısı ile birlikte vefat eden insan sayısı da arttı. Bu artışlar İran’da tepkilere neden oldu. İran Meclisi Sağlık Komisyonu Başkanı Şehriyar ‘Öğrencilerin sağlık önlemlerine uyacaklarını düşünmemiz daha çok şaka gibi duruyor., ifadesini kullandı. (Karar Gazetesi, 08.09.2020, S.16) Salgının kontrol altına alınması, virüsü önleyici aşının bulunması ya da virüsün mutasyona uğraması dünya genelinde eğitim alanında toparlanmayı mümkün kılan bir süreci başlatabilir. Virüsün ortaya çıktığı Çin’in Vuhan kenti başta olmak üzere diğer birçok ülkede ders zilinin çaldığı ve eğitime başlandığı görülüyor. Bu ülkelerin hepsinde öğrencilerin açık ve kapalı alanlarda maske takma, sosyal mesafeye uyma ve sınıflarda öğrenci sayısını azaltma ile hijyen kurallarına uyum alınan önlemler arasında yer alıyor. TÜRKİYE’DE DURUM Milli Eğitim Bakanlığı 21 Eylül 2020 pazartesi günü okulları yeni eğitim ve öğretim yılına açmayı planlıyor. Salgının devam etmesi okullarda yüz yüze eğitime geçişin Kademeli olarak, Seyreltilmiş eğitimle geçilmesini öngörmektedir. Öğretmen, öğrenci ve velilerin içinde yer aldığı eğitim sisteminde; sistemin içinde yer alan kesimlerin görüşlerine başvurmak, evlerde teknolojik alt yapıyı güçlendirmek, bu konuda yapılan anketleri yakından takip etmek büyük önem kazanmış durumdadır. Okulların açılmasına kısa bir sürenin kaldığı bugünlerde yaşanan uzaktan eğitim süreci bazı velileri yeni arayışlara yöneltti. Özel okullarda yüksek ücret ödemek istemeyen velilerin çocuklarını devlet okullarına aldırma çabası içinde oldukları, bazı velilerin bulundukları bölgeden ayrılmak istemedikleri, bir grup başka bir velinin de küçük gruplar oluşturup özel öğretmen tutularak çocuklarına ders verilmesini sağladıkları basına yansıyan haberler arasında yer alıyor. Bu arada eğitim alanında hizmet veren sivil toplum kuruluşları da yeni eğitim yılı ile ilgili olarak endişelerini dile getiriyorlar. Bu endişelerin başında; okulların tümünde hijyen kurallarının yerine getirilip getirilmediği, öğrencilere ve tüm eğitim emekçilerine düzenli ve ücretsiz test yapılıp yapılmayacağı, her eğitim kurumu için temizlik ve sağlık görevlisi ihtiyacının tespit edilip atamaların gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ile Kovid-19 tanısı konulan eğitim görevlilerin bulunduğu kurumlarda hangi önlemlerin alındığı gibi hususlar yer almaktadır. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın karşı karşıya kaldığı sorunların üstesinden gelebilmesi için bakanlığa ek bütçe ayrılması gerektiği üzerinde de durulmaktadır. Yüz yüze eğitim için sınıflarla birlikte ortak kullanım alanlarının fiziksel mesafeye dikkat edilerek hazırlanması da önerilmektedir. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, eğitim ve öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kala kamuoyunda beliren endişeleri gidermek amacıyla alınan kararları açıkladı. Basın organlarında yer alan açıklamaya göre: Ülkemizde eğitim ve öğretime daha kontrollü ve aşamalı bir başlangıç yapılacak. Yüz yüze eğitim ve öğretime mevcut durumda açık olan okul öncesi öğrenciler ile okulla duygusal bir bağ kurma ihtiyacında olan ilkokul birinci sınıf olan öğrencilerle başlanacak. Bu öğrenciler uyum haftasında 1 gün, daha sonraki haftalarda ise haftada 2 gün okullarında olacaklar. Diğer sınıf ve kademeler için 21 Eylül 2020 tarihinden itibaren geçecek 3 haftanın ardından yeni bir değerlendirme yapılacak. Veliler isterlerse öğrenciyi yüz yüze eğitime göndermeme konusunda mazeret beyan edebilecekler ve bu öğrenciler devamsız sayılmayacak. Sınıf mevcutları yüz yüze eğitim için gruplara ayrılarak azaltılacak ve öğrencilerin okulda kalış süreleri kısaltılacak. Eğitim yüz yüze eğitime ek olarak uzaktan eğitim yoluyla da devam edecek. Uzaktan eğitimde canlı derslere öncelik verilecek. Veliler çocuklarını okula gönderirken bir taahhütname imzalayacak. Bu taahhütnamede ailede vaka görüldüğünde ilgili veli durumu okula bildirilecek. Ailede korona vakası tespit edildiğinde Sağlık Bakanlığı tarafından okullara bildirim yapılmasına yönelik bir çalışma olduğundan da söz edilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülen ve Sayın Bakan tarafından yapılan açıklamalar; yeni eğitim yılının kontrollü başlayacağını, eğitim her kademesinde yüz yüze eğitime başlamanın tüm ülke genelinde normal yaşama geçildiği ve salgının tamamen son bulduğu bir ortamda gerçekleşebileceğini göstermektedir. Bu durumda öğrencilerin eğitim ve öğretimde eksikliklerini gidermek ve hayata hazırlamak amacıyla, okul dışı olanaklardan da yararlanılması zorunlu gözükmektedir. Özellikle ortaöğretim aşamasında olan öğrenciler bilgi donanımı sağlama açısından diğer kaynaklardan kendilerini bizzat yetiştirmeyi görev bilmelidir, aksi durumda kaybolan bir eğitim yılını telafi etmek çok güç olacaktır. Günümüzde bilgi kaynaklarına erişim kolaylaştı. Dijital ortamda bilgisayar, kütüphane ve kitaplardan yararlanmak suretiyle bilgiye ulaşmak mümkündür ancak öğrencileri hayata hazırlamak ve kimlik kazanmalarını sağlamak öğretmenlerin çabasıyla gerçekleşebilir. Eğitim, öğrencilerin yaşamına dokunmakla okul ve arkadaşlık ruhu vermekle sağlanabilir. Dolayısıyla mevcut sancılı sürecin bir an önce bitip, öğrencilerimizin normal koşullar ve okul ortamında bilgiyle donanıp eğitilerek hayata hazırlanması esas dileğimizdir. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Eğitim ve öğretim; yetişmekte olan yeni nesil için ‘olmazsa olmaz, temel alanların başında yer alan ve içinde yaşattığı toplumu yükselten çok değerli bir hazinedir.
Ne var ki 2020 yılı başından itibaren dünya genelinde etkisini gösteren koronavirüs salgını; her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de insan yaşamı için vazgeçilmez alanların içini boşalttı!
Kalabalık ortamlarda daha hızlı etkisini gösteren virüs, çalışma hayatında olduğu gibi öğrenci ve öğretmenlerin bir arada bulunduğu okul ortamında da eğitim ve öğretimin yeni esaslara göre düzenlenmesini zorunlu kıldı.
Salgının ölümcül etkileri karşısında bilim insanları salgından korunma yöntemlerini geliştirmeye çalıştı. Özellikle virüse karşı aşı geliştirme çalışmaları bu yazının kaleme alındığı tarihte de devam etmekteydi.
Salgının etkilediği çalışma hayatı içinde yer alan değişik sektörler, salgının yol açtığı açmazdan kurtulma amacıyla çözüm üretme gayreti içinde hareket etme ihtiyacı hissettiler.
Yeni eğitim yılı için hazırlıkların sürdüğü ülkemizde, salgının etkisini sürdürmeye devam etmesi, eğitim ve öğretimde birçok soruya neden oldu. Bu konuda en önemli sorunda eğitimde belirsizlik ortamının nasıl aşılacağıdır.
2020- 2021 EĞİTİM YILI
2019-2020 Eğitim yılının ikinci yarısı, öğrenciler açısından uzaktan eğitimle değerlendirilmeye çalışıldı. Salgının etkisini göstermeye devam ettiği yaz dönemi sonunda da yeni eğitim yılına 31 Ağustos 2020 pazartesi günü yine uzaktan eğitimle başlandı.
Online adı verilen ‘uzaktan eğitim, modelinde öğrencilerin ev ortamında teknolojinin sağladığı kolaylıklardan yararlanmak suretiyle eğitimlerine devam etmeleri amacı güdülüyor. Ancak bu modele uyum sağlayamayan; televizyon, bilgisayar ve internet olanağı bulunmayan 3 milyon civarında dezavantajlı öğrenci olduğu hesaplanıyor.
18 milyona yakın öğrenci ve 1 milyonu aşkın öğretmenin yer aldığı ilk ve ortaöğretimde; Milli Eğitim Bakanlığınca eğitim sistemini 2020-2021 Eğitim Yılı için yeni bir düzene kavuşturma yolunda yürütülen çalışmalar devam etmekte, ortamın belirsiz olması yetkilileri değişik arayışlara yöneltmekteydi.
31 Ağustos tarihinde başlatılan uzaktan eğitim, öğrencilerin bir üst sınıfa hazır olma düzeyini yükseltmek ve görülen eksiklikleri gidermek amacıyla ‘ Telafi Eğitimi, yapılmasını da öngörmekteydi.
Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülen çalışmalar; Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunca yapılan tavsiyeler, eğitim ve öğretimde; sistemi yeniden işler kılmak için kademeli geçişin planlandığını ortaya koymaktadır.
Hibrit Eğitim Modeli adıyla ifade edilen yeni eğitim modeli; TRT EBA (Eğitim Bilişim Ağı), EBA İnternet ve Canlı Ders uygulamalarını içermektedir.
21 Eylül 2020 tarihinde başlayacak olan yeni eğitim ve öğretim yılında; Bilim Kurulu tavsiyelerine uygun olarak düzenlenecek sınıflarda öğrenci sayısı azaltılarak, diğer bir ifadeyle seyreltilerek ‘yüz yüze, eğitime başlanabileceği planlanmaktaydı.
Seyreltilmiş Eğitim Modeline göre önceden belirlenmiş sınavlarda katsayısı yüksek olan Fen Bilgisi, Matematik ve Türkçe gibi dersler ‘yüz yüze, eğitimle verilirken; sınav katsayısı düşük Tarih, Coğrafya, Beden Eğitimi ve Hayat Bilgisi gibi derslerin ise uzaktan eğitimle işlenmesi öngörülmekteydi.
Haftalık 40 saat olan ders verme süresinin bu yeni modelle 20 saate düşürülmesi de planlanan hususlar arasında yer almaktaydı.
UZAKTAN EĞİTİM MODELİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER
Eğitim sistemi içinde yer alan ikili, tekli, yüz yüze, uzaktan ve telafi eğitimi gibi modeller, zaman zaman içinde yaşanılan ortamın getirdiği koşullara uygun olarak gündeme gelebilmektedir.
Şüphesiz eğitim sistemi içinde esas olan ‘yüz yüze, eğitimle öğrencilerin yaşamlarına dokunmak, okul ve sınıf ruhunu yaşatmak, arkadaşlarla bir arada olmayı sağlamak; öğrencinin öğretmenini yanında hissettiği bir ortamı sağlayabilmektir.
Salgın döneminde yaşanan uzaktan eğitim sürecinde öğrenciler değişik sorunlarla karşı karşıya kaldılar. Bu dönmede internete erişim ve bilgisayar donanımında yetersizlikler görüldü. Çok sayıda öğrenci teknik donanıma sahip olmadığı için ‘Uzaktan Eğitim, modelinden yararlanamadı.
Eğitimci-Sosyolog, Psikolog ve konunun diğer uzmanlarına göre öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinde yaşadıkları sorunlar şöyle:
EĞİTİMDE TOPARLANMA SÜRECİ
Mevcut koşullar, salgın ortamının belirsiz bir süre daha devam edeceğini ortaya koymaktadır. Bu süreçte okulların kapısına kilit vurulmayacağına göre; salgının devam ettiği bu koşullarda olumsuzlukları en aza indirmek suretiyle eğitim ve öğretimin devam ettirmenin yollarını araştırmak gerekiyor.
Basına intikal eden haberler bazı Avrupa ülkelerinin yeni eğitim ve öğretim yılı için okulları eğitim ve öğretime açtığını gösteriyor.
Almanya, okulların kapatılması yerine salgına yol açan virüsün tespit edildiği okullarda ya da sınıflarda öğretmen ve öğrencilerin karantinaya alınması kararlaştırılmış.
Belçika’da, normal döneme geçiş amacıyla eğitimde sarı, turuncu ve kırmızı planlar yapılması öngörülmüş. Şu anki durum sarı seviye olarak isimlendirilmiş.
1 Eylül’de okulların açıldığı Fransa’da sınıflar küçültülüyor, havalandırma ve hijyen kuralları artırılmak suretiyle eğitimin devamı sağlanmaya çalışılıyor.
Eğitimin başladığı bir diğer ülke olan İngiltere’de çocuklarını okula yollamayan velilere para cezası verilmesi öngörülüyor.
Bir Asya ülkesi olan İran’da ise okullar açıldıktan sonra koronavirüs vakalarında artış gözlendi. Vaka sayısı ile birlikte vefat eden insan sayısı da arttı. Bu artışlar İran’da tepkilere neden oldu. İran Meclisi Sağlık Komisyonu Başkanı Şehriyar ‘Öğrencilerin sağlık önlemlerine uyacaklarını düşünmemiz daha çok şaka gibi duruyor., ifadesini kullandı. (Karar Gazetesi, 08.09.2020, S.16)
Salgının kontrol altına alınması, virüsü önleyici aşının bulunması ya da virüsün mutasyona uğraması dünya genelinde eğitim alanında toparlanmayı mümkün kılan bir süreci başlatabilir. Virüsün ortaya çıktığı Çin’in Vuhan kenti başta olmak üzere diğer birçok ülkede ders zilinin çaldığı ve eğitime başlandığı görülüyor.
Bu ülkelerin hepsinde öğrencilerin açık ve kapalı alanlarda maske takma, sosyal mesafeye uyma ve sınıflarda öğrenci sayısını azaltma ile hijyen kurallarına uyum alınan önlemler arasında yer alıyor.
TÜRKİYE’DE DURUM
Milli Eğitim Bakanlığı 21 Eylül 2020 pazartesi günü okulları yeni eğitim ve öğretim yılına açmayı planlıyor. Salgının devam etmesi okullarda yüz yüze eğitime geçişin Kademeli olarak, Seyreltilmiş eğitimle geçilmesini öngörmektedir.
Öğretmen, öğrenci ve velilerin içinde yer aldığı eğitim sisteminde; sistemin içinde yer alan kesimlerin görüşlerine başvurmak, evlerde teknolojik alt yapıyı güçlendirmek, bu konuda yapılan anketleri yakından takip etmek büyük önem kazanmış durumdadır.
Okulların açılmasına kısa bir sürenin kaldığı bugünlerde yaşanan uzaktan eğitim süreci bazı velileri yeni arayışlara yöneltti.
Özel okullarda yüksek ücret ödemek istemeyen velilerin çocuklarını devlet okullarına aldırma çabası içinde oldukları, bazı velilerin bulundukları bölgeden ayrılmak istemedikleri, bir grup başka bir velinin de küçük gruplar oluşturup özel öğretmen tutularak çocuklarına ders verilmesini sağladıkları basına yansıyan haberler arasında yer alıyor.
Bu arada eğitim alanında hizmet veren sivil toplum kuruluşları da yeni eğitim yılı ile ilgili olarak endişelerini dile getiriyorlar. Bu endişelerin başında; okulların tümünde hijyen kurallarının yerine getirilip getirilmediği, öğrencilere ve tüm eğitim emekçilerine düzenli ve ücretsiz test yapılıp yapılmayacağı, her eğitim kurumu için temizlik ve sağlık görevlisi ihtiyacının tespit edilip atamaların gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ile Kovid-19 tanısı konulan eğitim görevlilerin bulunduğu kurumlarda hangi önlemlerin alındığı gibi hususlar yer almaktadır.
Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın karşı karşıya kaldığı sorunların üstesinden gelebilmesi için bakanlığa ek bütçe ayrılması gerektiği üzerinde de durulmaktadır. Yüz yüze eğitim için sınıflarla birlikte ortak kullanım alanlarının fiziksel mesafeye dikkat edilerek hazırlanması da önerilmektedir.
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, eğitim ve öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kala kamuoyunda beliren endişeleri gidermek amacıyla alınan kararları açıkladı. Basın organlarında yer alan açıklamaya göre:
Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülen ve Sayın Bakan tarafından yapılan açıklamalar; yeni eğitim yılının kontrollü başlayacağını, eğitim her kademesinde yüz yüze eğitime başlamanın tüm ülke genelinde normal yaşama geçildiği ve salgının tamamen son bulduğu bir ortamda gerçekleşebileceğini göstermektedir.
Bu durumda öğrencilerin eğitim ve öğretimde eksikliklerini gidermek ve hayata hazırlamak amacıyla, okul dışı olanaklardan da yararlanılması zorunlu gözükmektedir. Özellikle ortaöğretim aşamasında olan öğrenciler bilgi donanımı sağlama açısından diğer kaynaklardan kendilerini bizzat yetiştirmeyi görev bilmelidir, aksi durumda kaybolan bir eğitim yılını telafi etmek çok güç olacaktır.
Günümüzde bilgi kaynaklarına erişim kolaylaştı. Dijital ortamda bilgisayar, kütüphane ve kitaplardan yararlanmak suretiyle bilgiye ulaşmak mümkündür ancak öğrencileri hayata hazırlamak ve kimlik kazanmalarını sağlamak öğretmenlerin çabasıyla gerçekleşebilir. Eğitim, öğrencilerin yaşamına dokunmakla okul ve arkadaşlık ruhu vermekle sağlanabilir.
Dolayısıyla mevcut sancılı sürecin bir an önce bitip, öğrencilerimizin normal koşullar ve okul ortamında bilgiyle donanıp eğitilerek hayata hazırlanması esas dileğimizdir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 683801
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.