ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Sağlık çalışanları; sağlığımızı emanet ettiğimiz, kendilerinden sağlık hizmeti aldığımız; hekim, hemşire, hasta bakıcı, sağlık memuru veya sağlık yöneticisi gibi mesleklerin değerli temsilcileridir. Şiddet ise toplumsal yaşamda dışlanan ne var ki; insan yaşamının her alanında olumsuz etkilerini gösteren, medyada ve yazılı basında her gün bir yenisini okuyup izlediğimiz önemli bir sorunumuzdur. Öyle ki; kadınlara, çocuklara ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin yaşanmadığı bir gün olsun diye adeta dua eden bir topluma dönüştük!.. Şiddetin değişik boyutları var. Fiziki, psikolojik, duygusal şiddet türleri, ilgili bilim insanlarının mercek altına aldığı önemli sorunlar arasında yer alıyor. Empatinin olmadığı, saygı, hoşgörü ve sabır gibi insani değerlerin yaşanmadığı toplumlarda şiddetin önüne geçmek neredeyse imkansız gibi… Sağlık çalışanları da Türkiye Büyük Millet Meclisinde 15 Nisan 2020 günü kabul edilen Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddeti düzenleyen yasaya rağmen, kendilerine yönelik şiddetin devam etmesinden haklı olarak şikayetçiler. PANDEMİ SÜRECİNDE SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET Koronavirüs salgını başlamış ve 11 Mart 2020 günü ilk vefat haberini Sağlık Bakanımız duyurmuştu. Bu tarihten sonra salgına yakalanan ve vefat eden vatandaş sayılarında artış gözlenmeye başlandı. Sağlık ordumuzu oluşturan hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanları, özverili ve oldukça zor koşullar altında gösterdikleri gayret nedeniyle o günlerde milletimizin haklı takdirini kazandılar. Hatırlanacağı gibi vatandaşlarımız sağlık çalışanlarının bu gayretini desteksiz bırakmadı; akşamları aynı saatte balkon ışıkları yakılarak ve hep birlikte alkışlanarak teşvik edildiler. Aradan geçen 6 aylık süreçte maalesef tablonun değiştiğini gözlemliyoruz. Yürütülen yoğun çalışmaların ardından tükenmişlik sendromu yaşayan ve 27 Eylül 2020 tarihi itibarıylakoronavirüs nedeniyle 100 e yakın sağlık elemanın yaşamını kaybettiği (virüse yakalanıp vefat eden vatandaş sayısı ise 8 bine yaklaşmıştı) sağlık çalışanlarımızın haklı şikayetlerinin dile getirildiği bir sürece geçmiş bulunuyoruz. Empati yapmayan sadece kendi varlığını düşünen, bilinçsiz davranışları sonucu sağlık çalışanlarına şiddet uygulayan bazı hasta yakınlarının tutumu endişeli bir ortamın doğmasına yol açmaktadır.Çoğu kez şiddeti uygulayanlar; sağlık kurallarına uymayan, yapılan ikazları dikkate almayan veya hasta yakını olup; hastasına tedavi uygulayan hekime karşı beklenmedik tepki gösteren bireyler arasından çıkmaktadır. Gelinen bu noktada yaşanan şiddet nedeniyle bir cinayete kurban gideceğini düşünen ya da tükenmişlik sendromu sonucu hekimlik ve hemşirelik gibi kutsal mesleğini bırakmak isteyen sağlık çalışanlarımızın olması üzüntü verici bir durumdur. Hekiminden hemşiresine kadar olağanüstü koşullarda hekimlik ve hemşirelik yeminine sadık kalarak salgın sürecinde evinden ve çocuklarından uzak hastane ortamında uzun süren nöbet ve salgının gerektirdiği yorucu ve terletici giysiler içinde insanlarımıza hizmet veren sağlık çalışanlarımıza maddi ve manevi açıdan destek olunması şarttır. Karşılaştığımız sağlık sorunu dünya genelinde etkisini gösteren ve sorunun giderilmesi noktasında milletçe seferber olmamız gereken her birimizin Maske- Mesafe-Temizlik kurallarına uymamız zorunlu olan küresel çapta bir sorundur. Salgının bulaşıcı nitelikte olması, insandan insana yüz yüze yakın temasla geçmesi, kalabalık ve kapalı ortamların virüsün yayılmasına imkan vermesi gibi nedenlerle insanlarımızın asıl büyük sorumluluğun kendilerinde olduğunu fark etmeleri gerekiyor. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet koronavirüs salgını çıkmadan öncede vardı. Salgının ortaya çıktığı ortamda görülen şiddetin sağlık çalışanlarını çok daha olumsuz etkilediği gözlemleniyor. Hasta ve yakınlarının sağlık personelinden sağlıklarına kavuşma ve ilgi görme açısından beklenti içinde olması normaldir. Ancak bu beklenti, sağlık çalışanlarına değer vermemiz, onlarında bir insan olarak yaşam hakkı olduğunu düşünmemiz durumunda anlam kazanır. Hekimlerin elinde her hastayı % 100 iyileştirecek sihirli bir değnek yoktur! Tedavi mevcut teknolojik olanakların imkanverdiği ölçüde, hastaya müdahalenin sağlıklı ortamda gerçekleştiği, hastalığın tam teşhis edildiği koşullarda olumlu netice verebilir. Sağlık alanında daha olumlu sonuçları alabilmemiz ve salgını önleyebilmemiz için tam bir dayanışma içinde karşılıklı empatiyaparak, iyi niyet çerçevesinde, soğukkanlı olarak hareket etmeli ve sağlık çalışanlarının uyarılarına kulak vermeliyiz. SAĞLIKTA GÜVEN ORTAMI İnsan olarak her birimiz ciddi bir sınavdan geçmekteyiz. Koronavirüs salgını ülkemize giriş yaptığı günden bu yana yaşamımızın her alanında olumsuz etkilerini göstermiş; eğitim, ekonomi ve çalışma hayatı salgının olumsuz etkilerine maruz kalmıştır. Sorunun sağlıkla ilgili olması, sağlık çalışanlarımızın yükünü artırmış; hastanelere başvuran ve yoğun bakımda tedavi gören hasta sayılarında artış gözlenmiştir. Salgına karşı aşı bulma çalışmalarının da yoğunlaştığı şu günlerde sağlık çalışanları her birimizden kurallara uymamızı ve böylelikle sağlık tesislerine başvuran hasta sayısının azalmasını istemekte olup bu istek haklı bir istektir. Hastanelerin kapasitesi sınırlıdır; üstelik sağlık kuruluşlarında sadece koronavirüs vakalarına değil diğer sağlık sorunları olan hastalara da hizmet verilmektedir. Sağlık çalışanlarımızın isteklerinin en önde geleni kendilerine güvenli bir çalışma ortamının sağlanmasıdır. Sadece sağlıkçılar değil her meslek mensubu güvenli bir ortam tesis edilmeden mesleğinde başarılı olamaz. Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddet karşısında; sağlık kuruluşları ile siyasi partilerin temsilcileri caydırıcı önlemlerin alınmasını, ‘ Sağlıkta Şiddeti Önleme Daire Başkanlığı, kurulmasını, olayların faillerine ‘sıfır tolerans, gösterilmesini, şiddet uygulayanın SGK priminin kesilmesini ve ‘Hükmün açıklamasının geri bırakılmamasını, önermekte, sağlıkta hukuki boşluğun doldurulmasını istemekteler. Karşılaştığımız devasa boyuttaki salgın sorununu hep birlikte, tam bir dayanışma içinde ve karşılıklı anlayış ve hoşgörü çerçevesinde çözebiliriz. Bu dönemde, sahip olduğumuz insani değerlerimize her zamankinden fazla sahip çıkmamız gerekiyor. Salgınla mücadele etmenin bir yolu da soğukkanlı hareket edip, sabır ve karşılıklı hoşgörü sınırları içinde önerilen sağlık kurallarına tam bir uyum içinde hareket etme bilincine sahip olmaktan geçmektedir. Unutmayalım ki bu virüs; insan azmi, dayanışması ve alacağımız koruyucu önlemlerden daha güçlü değildir. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Sağlık çalışanları; sağlığımızı emanet ettiğimiz, kendilerinden sağlık hizmeti aldığımız; hekim, hemşire, hasta bakıcı, sağlık memuru veya sağlık yöneticisi gibi mesleklerin değerli temsilcileridir.
Şiddet ise toplumsal yaşamda dışlanan ne var ki; insan yaşamının her alanında olumsuz etkilerini gösteren, medyada ve yazılı basında her gün bir yenisini okuyup izlediğimiz önemli bir sorunumuzdur.
Öyle ki; kadınlara, çocuklara ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin yaşanmadığı bir gün olsun diye adeta dua eden bir topluma dönüştük!..
Şiddetin değişik boyutları var. Fiziki, psikolojik, duygusal şiddet türleri, ilgili bilim insanlarının mercek altına aldığı önemli sorunlar arasında yer alıyor.
Empatinin olmadığı, saygı, hoşgörü ve sabır gibi insani değerlerin yaşanmadığı toplumlarda şiddetin önüne geçmek neredeyse imkansız gibi…
Sağlık çalışanları da Türkiye Büyük Millet Meclisinde 15 Nisan 2020 günü kabul edilen Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddeti düzenleyen yasaya rağmen, kendilerine yönelik şiddetin devam etmesinden haklı olarak şikayetçiler.
PANDEMİ SÜRECİNDE SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET
Koronavirüs salgını başlamış ve 11 Mart 2020 günü ilk vefat haberini Sağlık Bakanımız duyurmuştu. Bu tarihten sonra salgına yakalanan ve vefat eden vatandaş sayılarında artış gözlenmeye başlandı.
Sağlık ordumuzu oluşturan hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanları, özverili ve oldukça zor koşullar altında gösterdikleri gayret nedeniyle o günlerde milletimizin haklı takdirini kazandılar.
Hatırlanacağı gibi vatandaşlarımız sağlık çalışanlarının bu gayretini desteksiz bırakmadı; akşamları aynı saatte balkon ışıkları yakılarak ve hep birlikte alkışlanarak teşvik edildiler.
Aradan geçen 6 aylık süreçte maalesef tablonun değiştiğini gözlemliyoruz. Yürütülen yoğun çalışmaların ardından tükenmişlik sendromu yaşayan ve 27 Eylül 2020 tarihi itibarıylakoronavirüs nedeniyle 100 e yakın sağlık elemanın yaşamını kaybettiği (virüse yakalanıp vefat eden vatandaş sayısı ise 8 bine yaklaşmıştı) sağlık çalışanlarımızın haklı şikayetlerinin dile getirildiği bir sürece geçmiş bulunuyoruz.
Empati yapmayan sadece kendi varlığını düşünen, bilinçsiz davranışları sonucu sağlık çalışanlarına şiddet uygulayan bazı hasta yakınlarının tutumu endişeli bir ortamın doğmasına yol açmaktadır.Çoğu kez şiddeti uygulayanlar; sağlık kurallarına uymayan, yapılan ikazları dikkate almayan veya hasta yakını olup; hastasına tedavi uygulayan hekime karşı beklenmedik tepki gösteren bireyler arasından çıkmaktadır.
Gelinen bu noktada yaşanan şiddet nedeniyle bir cinayete kurban gideceğini düşünen ya da tükenmişlik sendromu sonucu hekimlik ve hemşirelik gibi kutsal mesleğini bırakmak isteyen sağlık çalışanlarımızın olması üzüntü verici bir durumdur.
Hekiminden hemşiresine kadar olağanüstü koşullarda hekimlik ve hemşirelik yeminine sadık kalarak salgın sürecinde evinden ve çocuklarından uzak hastane ortamında uzun süren nöbet ve salgının gerektirdiği yorucu ve terletici giysiler içinde insanlarımıza hizmet veren sağlık çalışanlarımıza maddi ve manevi açıdan destek olunması şarttır.
Karşılaştığımız sağlık sorunu dünya genelinde etkisini gösteren ve sorunun giderilmesi noktasında milletçe seferber olmamız gereken her birimizin Maske- Mesafe-Temizlik kurallarına uymamız zorunlu olan küresel çapta bir sorundur.
Salgının bulaşıcı nitelikte olması, insandan insana yüz yüze yakın temasla geçmesi, kalabalık ve kapalı ortamların virüsün yayılmasına imkan vermesi gibi nedenlerle insanlarımızın asıl büyük sorumluluğun kendilerinde olduğunu fark etmeleri gerekiyor.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet koronavirüs salgını çıkmadan öncede vardı. Salgının ortaya çıktığı ortamda görülen şiddetin sağlık çalışanlarını çok daha olumsuz etkilediği gözlemleniyor.
Hasta ve yakınlarının sağlık personelinden sağlıklarına kavuşma ve ilgi görme açısından beklenti içinde olması normaldir. Ancak bu beklenti, sağlık çalışanlarına değer vermemiz, onlarında bir insan olarak yaşam hakkı olduğunu düşünmemiz durumunda anlam kazanır.
Hekimlerin elinde her hastayı % 100 iyileştirecek sihirli bir değnek yoktur! Tedavi mevcut teknolojik olanakların imkanverdiği ölçüde, hastaya müdahalenin sağlıklı ortamda gerçekleştiği, hastalığın tam teşhis edildiği koşullarda olumlu netice verebilir.
Sağlık alanında daha olumlu sonuçları alabilmemiz ve salgını önleyebilmemiz için tam bir dayanışma içinde karşılıklı empatiyaparak, iyi niyet çerçevesinde, soğukkanlı olarak hareket etmeli ve sağlık çalışanlarının uyarılarına kulak vermeliyiz.
SAĞLIKTA GÜVEN ORTAMI
İnsan olarak her birimiz ciddi bir sınavdan geçmekteyiz. Koronavirüs salgını ülkemize giriş yaptığı günden bu yana yaşamımızın her alanında olumsuz etkilerini göstermiş; eğitim, ekonomi ve çalışma hayatı salgının olumsuz etkilerine maruz kalmıştır.
Sorunun sağlıkla ilgili olması, sağlık çalışanlarımızın yükünü artırmış; hastanelere başvuran ve yoğun bakımda tedavi gören hasta sayılarında artış gözlenmiştir.
Salgına karşı aşı bulma çalışmalarının da yoğunlaştığı şu günlerde sağlık çalışanları her birimizden kurallara uymamızı ve böylelikle sağlık tesislerine başvuran hasta sayısının azalmasını istemekte olup bu istek haklı bir istektir.
Hastanelerin kapasitesi sınırlıdır; üstelik sağlık kuruluşlarında sadece koronavirüs vakalarına değil diğer sağlık sorunları olan hastalara da hizmet verilmektedir.
Sağlık çalışanlarımızın isteklerinin en önde geleni kendilerine güvenli bir çalışma ortamının sağlanmasıdır. Sadece sağlıkçılar değil her meslek mensubu güvenli bir ortam tesis edilmeden mesleğinde başarılı olamaz.
Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddet karşısında; sağlık kuruluşları ile siyasi partilerin temsilcileri caydırıcı önlemlerin alınmasını, ‘ Sağlıkta Şiddeti Önleme Daire Başkanlığı, kurulmasını, olayların faillerine ‘sıfır tolerans, gösterilmesini, şiddet uygulayanın SGK priminin kesilmesini ve ‘Hükmün açıklamasının geri bırakılmamasını, önermekte, sağlıkta hukuki boşluğun doldurulmasını istemekteler.
Karşılaştığımız devasa boyuttaki salgın sorununu hep birlikte, tam bir dayanışma içinde ve karşılıklı anlayış ve hoşgörü çerçevesinde çözebiliriz.
Bu dönemde, sahip olduğumuz insani değerlerimize her zamankinden fazla sahip çıkmamız gerekiyor.
Salgınla mücadele etmenin bir yolu da soğukkanlı hareket edip, sabır ve karşılıklı hoşgörü sınırları içinde önerilen sağlık kurallarına tam bir uyum içinde hareket etme bilincine sahip olmaktan geçmektedir.
Unutmayalım ki bu virüs; insan azmi, dayanışması ve alacağımız koruyucu önlemlerden daha güçlü değildir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 735495
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.