En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET

Atıf ÖZGEN(*)

Sağlık çalışanları; sağlığımızı emanet ettiğimiz, kendilerinden sağlık hizmeti aldığımız; hekim, hemşire, hasta bakıcı, sağlık memuru veya sağlık yöneticisi gibi mesleklerin değerli temsilcileridir.

Şiddet ise toplumsal yaşamda dışlanan ne var ki; insan yaşamının her alanında olumsuz etkilerini gösteren, medyada ve yazılı basında her gün bir yenisini okuyup izlediğimiz önemli bir sorunumuzdur.

Öyle ki; kadınlara, çocuklara ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin yaşanmadığı bir gün olsun diye adeta dua eden bir topluma dönüştük!..

Şiddetin değişik boyutları var. Fiziki, psikolojik, duygusal şiddet türleri, ilgili bilim insanlarının mercek altına aldığı önemli sorunlar arasında yer alıyor.

Empatinin olmadığı, saygı, hoşgörü ve sabır gibi insani değerlerin yaşanmadığı toplumlarda şiddetin önüne geçmek neredeyse imkansız gibi…

Sağlık çalışanları da Türkiye Büyük Millet Meclisinde 15 Nisan 2020 günü kabul edilen Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddeti düzenleyen yasaya rağmen, kendilerine yönelik şiddetin devam etmesinden haklı olarak şikayetçiler.

PANDEMİ SÜRECİNDE SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET

Koronavirüs salgını başlamış ve 11 Mart 2020 günü ilk vefat haberini Sağlık Bakanımız duyurmuştu. Bu tarihten sonra salgına yakalanan ve vefat eden vatandaş sayılarında artış gözlenmeye başlandı.

Sağlık ordumuzu oluşturan hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanları, özverili ve oldukça zor koşullar altında gösterdikleri gayret nedeniyle o günlerde milletimizin haklı takdirini kazandılar.

Hatırlanacağı gibi vatandaşlarımız sağlık çalışanlarının bu gayretini desteksiz bırakmadı; akşamları aynı saatte balkon ışıkları yakılarak ve hep birlikte alkışlanarak teşvik edildiler.

Aradan geçen 6 aylık süreçte maalesef tablonun değiştiğini gözlemliyoruz. Yürütülen yoğun çalışmaların ardından tükenmişlik sendromu yaşayan ve 27 Eylül 2020 tarihi itibarıylakoronavirüs nedeniyle 100 e yakın sağlık elemanın yaşamını kaybettiği (virüse yakalanıp vefat eden vatandaş sayısı ise 8 bine yaklaşmıştı) sağlık çalışanlarımızın haklı şikayetlerinin dile getirildiği bir sürece geçmiş bulunuyoruz.

Empati yapmayan sadece kendi varlığını düşünen, bilinçsiz davranışları sonucu sağlık çalışanlarına şiddet uygulayan bazı hasta yakınlarının tutumu endişeli bir ortamın doğmasına yol açmaktadır.Çoğu kez şiddeti uygulayanlar; sağlık kurallarına uymayan, yapılan ikazları dikkate almayan veya hasta yakını olup; hastasına tedavi uygulayan hekime karşı beklenmedik tepki gösteren bireyler arasından çıkmaktadır.

Gelinen bu noktada yaşanan şiddet nedeniyle bir cinayete kurban gideceğini düşünen ya da tükenmişlik sendromu sonucu hekimlik ve hemşirelik gibi kutsal mesleğini bırakmak isteyen sağlık çalışanlarımızın olması üzüntü verici bir durumdur.

Hekiminden hemşiresine kadar olağanüstü koşullarda hekimlik ve hemşirelik yeminine sadık kalarak salgın sürecinde evinden ve çocuklarından uzak hastane ortamında uzun süren nöbet ve salgının gerektirdiği yorucu ve terletici giysiler içinde insanlarımıza hizmet veren sağlık çalışanlarımıza maddi ve manevi açıdan destek olunması şarttır.

Karşılaştığımız sağlık sorunu dünya genelinde etkisini gösteren ve sorunun giderilmesi noktasında milletçe seferber olmamız gereken her birimizin Maske- Mesafe-Temizlik kurallarına uymamız zorunlu olan küresel çapta bir sorundur.

Salgının bulaşıcı nitelikte olması, insandan insana yüz yüze yakın temasla geçmesi, kalabalık ve kapalı ortamların virüsün yayılmasına imkan vermesi gibi nedenlerle insanlarımızın asıl büyük sorumluluğun kendilerinde olduğunu fark etmeleri gerekiyor.

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet koronavirüs salgını çıkmadan öncede vardı. Salgının ortaya çıktığı ortamda görülen şiddetin sağlık çalışanlarını çok daha olumsuz etkilediği gözlemleniyor.

Hasta ve yakınlarının sağlık personelinden sağlıklarına kavuşma ve ilgi görme açısından beklenti içinde olması normaldir. Ancak bu beklenti, sağlık çalışanlarına değer vermemiz, onlarında bir insan olarak yaşam hakkı olduğunu düşünmemiz durumunda anlam kazanır.

Hekimlerin elinde her hastayı % 100 iyileştirecek sihirli bir değnek yoktur! Tedavi mevcut teknolojik olanakların imkanverdiği ölçüde, hastaya müdahalenin sağlıklı ortamda gerçekleştiği, hastalığın tam teşhis edildiği koşullarda olumlu netice verebilir.

Sağlık alanında daha olumlu sonuçları alabilmemiz ve salgını önleyebilmemiz için tam bir dayanışma içinde karşılıklı empatiyaparak, iyi niyet çerçevesinde, soğukkanlı olarak hareket etmeli ve sağlık çalışanlarının uyarılarına kulak vermeliyiz.

SAĞLIKTA GÜVEN ORTAMI

İnsan olarak her birimiz ciddi bir sınavdan geçmekteyiz. Koronavirüs salgını ülkemize giriş yaptığı günden bu yana yaşamımızın her alanında olumsuz etkilerini göstermiş; eğitim, ekonomi ve çalışma hayatı salgının olumsuz etkilerine maruz kalmıştır.

Sorunun sağlıkla ilgili olması, sağlık çalışanlarımızın yükünü artırmış; hastanelere başvuran ve yoğun bakımda tedavi gören hasta sayılarında artış gözlenmiştir.

Salgına karşı aşı bulma çalışmalarının da yoğunlaştığı şu günlerde sağlık çalışanları her birimizden kurallara uymamızı ve böylelikle sağlık tesislerine başvuran hasta sayısının azalmasını istemekte olup bu istek haklı bir istektir.

Hastanelerin kapasitesi sınırlıdır; üstelik sağlık kuruluşlarında sadece koronavirüs vakalarına değil diğer sağlık sorunları olan hastalara da hizmet verilmektedir.

Sağlık çalışanlarımızın isteklerinin en önde geleni kendilerine güvenli bir çalışma ortamının sağlanmasıdır. Sadece sağlıkçılar değil her meslek mensubu güvenli bir ortam tesis edilmeden mesleğinde başarılı olamaz.

Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddet karşısında; sağlık kuruluşları ile siyasi partilerin temsilcileri caydırıcı önlemlerin alınmasını, ‘ Sağlıkta Şiddeti Önleme Daire Başkanlığı, kurulmasını, olayların faillerine ‘sıfır tolerans, gösterilmesini, şiddet uygulayanın SGK priminin kesilmesini ve ‘Hükmün açıklamasının geri bırakılmamasını, önermekte, sağlıkta hukuki boşluğun doldurulmasını istemekteler.

Karşılaştığımız devasa boyuttaki salgın sorununu hep birlikte, tam bir dayanışma içinde ve karşılıklı anlayış ve hoşgörü çerçevesinde çözebiliriz.

Bu dönemde, sahip olduğumuz insani değerlerimize her zamankinden fazla sahip çıkmamız gerekiyor.

Salgınla mücadele etmenin bir yolu da soğukkanlı hareket edip, sabır ve karşılıklı hoşgörü sınırları içinde önerilen sağlık kurallarına tam bir uyum içinde hareket etme bilincine sahip olmaktan geçmektedir.

Unutmayalım ki bu virüs; insan azmi, dayanışması ve alacağımız koruyucu önlemlerden daha güçlü değildir.

(*) İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

e-mail: ozgenatif@gmail.com


 Okunma Sayısı : 155

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 514182

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.