ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Küresel ısınmanın etkisini giderek daha fazla hissettirdiği bir dönemi yaşıyor insanlık. Dünya genelinde tüm insanlığın ortak sorunları arasında ve ilk sıralarda yer alan küresel ısınmaya karşı ortak bir dayanışma sergilenmesi artık zorunlu… Sorunun çözümü yolunda uluslararası alanda şimdiye kadar atılan adımların müşahhas bir sonuç verdiğini söylemek mümkün değil ne yazık ki… Etkileri çok boyutlu olarak yaşanan küresel ısınmaya karşı, ülkemizde de duyarlı çevreler bu konuda acilen harekete geçmenin önemi ve alınması zorunlu önlemler üzerinde duruyorlar. İnsan sağlığından, tarımsal üretime, sofradaki yiyeceklerimize, biyolojik çeşitliliğe ve göç politikasına kadar önemli sorunları bünyesinde taşıyan küresel ısınmanın nedenleri, etkileri ile çözüm önerileri üzerinde durmak gerekiyor. Özellikle küresel ısınmanın yol açtığı iklim krizi tabiattaki doğal dengeyi büyük ölçüde tehdit ediyor. 2. KÜRESEL ISINMANIN NEDENLERİ Tüm insanlığı ilgilendiren küresel çaptaki ısınmanın önlenmesinde soruna yol açan nedenlerin bilinmesi ve bu nedenlerin mercek altına alınarak çözümü konusunda gayret gösterilmesi gerekir. Dünyanın en prestijli ve etkili hakemli tıp dergilerinden olan Lancet’de yayımlanan ‘Sağlık ve İklim Değişikliği 2019, Raporuna göre dünya genelinde her bir saniyede 171 bin kg kömür, 11.600 bin litre doğal gaz ve 186 bin litre petrol tüketilmekteydi. Rapora göre; Türkiye’de yeni doğan bir çocuk, fosil yakıt tüketimi ve artan sıcaklıklar nedeniyle ergenlik ve yetişkinlik dönemleri boyunca daha fazla kirli hava soluma zorunda kalacaktır. Bu hava kirliliğine bağlı olarak; astım, kalp krizi, felç ve bulaşıcı hastalıklardan en çok çocuklar etkilenecektir. Küresel Karbon Bütçesi 2019 Raporuna göre de Türkiye dünyada en çok karbon emisyonuna sahip 15nci ülke konumundaydı. ‘ Lancet Countdown’un ‘ Sağlık ve İklim Değişikliği 2020 Raporu’na göre de küresel iklim değişikliğinin sağlığımızı giderek tehdit etmesi yönünden Türkiye, ikinci derece tehlikeli bölgede bulunmaktaydı. Aynı Rapora göre 2000-2018 yılları arasındaki 18 yılda aşırı sıcaklara bağlı olarak yaşamını kaybeden yaşlı nüfus % 54 oranında arttı. Türkiye, sıcak hava dalgasına bağlı 65 yaş üstü ölümlerin en fazla görüldüğü 2. Bölge kategorisinde yer aldı.,( Hürriyet, 04.12.2020, S.6) Dünya genelinde Avustralya ve Amerika’da büyük çaplı olmak üzere ülkemizde de özellikle yaz döneminde çıkan orman yangınları ormanlık alanlarda yaşayan canlıları yok etmekle kalmıyor aynı zamanda ısı artışına da neden oluyor. Deniz, göl ve nehirlerde görülen kimyasal ve plastik atıklar denizlerde yaşayan canlıları öldürdü. Hint Okyanusundaki Cocos Adaları ile Pasifik Okyanusundaki Henderson Adasındaki sahillerde inceleme yapan bilim insanları milyonlarca plastik atık buldu. Deniz, hava ve üzerinde yaşadığımız toprağın büyük ölçüde kirletildiği ortam ile orman yangınları ve atıklar aynı zamanda küresel ısınmaya yol açan elverişli bir ortamı sağlamış oldu. Sera gazı artışı, karbon salınımı, yoğun beton yapılar ve asfalt yüzeyler gündüzleri sıcaklığı hapsedip geceleri yayıyor. Çevre dostu olmayan beton yapılar ve bu yapıların iklim değişikliğine etkileri konusunda İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. İlhan Talınlı’nın görüşü şöyle: ‘’ Dünyada çevre dostu binalar yapılıyor. Bu binanın kendi suyunu kendisinin karşılaması, yağmurları tutup ondan yararlanması sağlanıyor. Binaya esen rüzgardan enerji üretiliyor. Dünyada böyle şehirleşmeler yapılırken, biz plazalar dikiyoruz. İnşaat sektörü ile ekonomi gelişiyor zannediyoruz. Bu yapılaşma iklim değişikliğine neden olacak.,, Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi münasebetiyle Eylül 2019 da bir araya gelen 66 ülke aldığı kararla 2030 yılına kadar karbon salınımının % 45 azaltılması, 2050 ye kadar ise sıfıra indirilmesi konusunda anlaştı. Alınan bu karara rağmen küresel ısınmaya yol açan çevresel faktörler, iklim krizi ile birlikte olumsuz etkilerini sürdürmeye devam ediyor. 3. KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİ Küresel ısınmanın etkisini gösterdiği alanların başında iklim değişikliği gelmektedir. Türkiye küresel ısınma sonucu mevsimsel değişikliğe sahne oldu. Bu konuda çapıcı bir tespitte bulunan İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Şen ‘ Türkiye artık 2 mevsimli bir ülke oluyor, sıcak bir yaz ılık bir kış, dedi. Prof. Şen ‘ artık kurak bir iklime gidiyoruz, yeni bir takım düzenlemelerin bu gerçeğe göre yapılması gerekiyor, uyarısında bulundu. Kışın geç gelmesi, yaz mevsiminin etkisini daha uzun sürdürmesi insanlar üzerinde tatil yapma, güneşli güzel havalardan yararlanıp daha az yakıt kullanma açısından olumlu etki bırakabilir ancak ülkemizin dört mevsimin yaşadığı bir ülke olmaktan çıkması, yağışların azalması ve ardından kuraklık daha üzüntü verici bir durumun doğmasına neden olmaktadır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan iklim analizine göre ülkemizde ekim ayı sıcaklık ortalaması 15.2 derece iken ekim2020 de bu sıcaklık 18.4 derece ölçüldü. Böylece son 50 yılın en sıcak ekim ayını yaşamış olduk. Küresel ısınma yalnızca iklim değişikliği ile sınırlı kalmıyor. İnsan sağlığı, biyolojik çeşitlilikte azalma, büyük çaplı göçler, göl ve nehirlerde kuraklık, buzulların erimesi ve artan yüksek sıcaklıklara da neden oluyor. Isınmadan kaynaklanan ‘Isı stresinin, milyonlarca kişide bazı hayati organların durmasına yol açabileceği İngiltere Meteoroloji Ofisince yürütülen bir araştırma sonucu açıklandı. Sigorta şirketlerince yapılan bir başka araştırmaya göre de 2050 ye kadar dünya üzerinde 200 milyon insan göç etmek zorunda kalacak, Türkiye’de su fakiri olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor. Yapay zeka kullanılarak yapılan bir araştırmaya göre, küresel ısınma sonucu deniz ve okyanus seviyesinin yükselmesi 2050 ye kadar 300 milyon civarında insanın yaşadığı kıyıları sular altında bırakacak. Kıyıların sular altında kalması sonucu çıkacak yıkımdan özellikle Çin, Bangladeş, Hindistan ve Vietnam gibi Asya ülkeleri yakından etkilenecek. UNESCO Dünya Mirası Daimi Listesi’ne alınması için çalışmaların yapıldığı ülkemizdeki Kızılırmak Deltası’nda bulunan kuş türlerinden 18’nin neslinin tehdit altında olduğu açıklandı. Yükselen sıcaklıkların etkilediği bir başka canlı türü de kutup ayıları. Nature Climate Change, dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre iklim değişikliğine bağlı olarak kutup ayılarının sayılarının azalması ve krizin devamı sonucu bu ayı neslinin yok olması tehlikesi devam ediyor. Sıcaklık artışı ile ilgili ABD Ohio Eyalet Üniversitesinden bilim insanları, yüzölçümü açısından dünyanın en büyük adası konumunda olan ve % 81 i buzla kaplı Grönland’daki erimenin artık geri döndürülemez bir seviyeye ulaştığını açıkladı. Küresel ısınma, ülkemizdeki gölleri de etkiledi. Eğirdir Gölünün tabandan bağlı olduğu Beyşehir Gölü’nün yüzeyinde son 20 yılda 112 km su kaybı yaşandığı Türkiye Tabiatını Koruma Derneği tarafından açıklandı. Ayrıca İznik Gölünde sular çekiliyor. İç Anadolu’nun en önemli su kaynaklarından Seyfe Gölü kuraklık ve acımasızca su çekilmesi sonucu kurumaya terk edilmiş durumda. Değişen iklim koşulları Van Gölünde su kaybına neden oldu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu; ‘Gölde eskisi gibi yükselme olmayacağını, su kaybının devam ettiğini ve gölün tehlike altında olduğunu, ifade etti. Eriyen buzullar, kuruyan göller ve giderek azalan su kaynakları bizim ülkemiz dahil olmak üzere tüm insanlığı susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır. 4. KÜRESEL ISINMAYA KARŞI ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Küresel ısınma, dünya genelinde yaşanan etkileriyle gözle görülen bir gerçek olarak bilim insanlarınca teşhis edilmiş bir felakete doğru yol almaktadır. Isınmanın önüne geçmek amacıyla başta İsveçli genç iklim aktivistiGreta Thunberg olmak üzere diğer genç kuşaktan aktivistler zaman zaman bir araya gelmek suretiyle insanlığı uyarılarını sürdürmekteler. Farklı ülkelerin siyaset, iş ve bilim insanları tarafından oluşturulan ‘Küresel Adaptasyon Komisyonu, Raporuna göre yapılan ‘Küresel Maliyet Kar Analizi, gelecek 10 yıl içinde iklim değişikliği ile mücadelede alınacak önlemler için 1,8 trilyon dolar yatırım yapılması gerektiğini ortaya koydu. ABD, Paris iklim Anlaşmasından ilk çekilen ülke olmuştu. Trump, bu anlaşmaya karşı soğuk bir tavır takınmıştı. Yeni Başkan seçilen Joe Biden ise küresel iklim krizine karşı daha duyarlı davranarak ABD’nin resmi olarak çekildiği Paris İklim Anlaşmasına yeniden katılmayı taahhüt ediyor. İklim değişikliği sınır tanımayan bir sorun. Bu nedenle insanlık sınırları aşarak uluslararası çapta işbirliğine gidilerek çözüm yolunda çaba gösterilmeli. Sorunun çözümü amacıyla uluslararası işbirliğinin yanı sıra, merkezi hükümetlerin çevreci kuruluşların ve bireysel olarak her insanın alması zorunlu önlemleri hayata geçirilmesi gerekmektedir. Üzerinde yaşadığımız gezegeni kurtarmak adına her insan bu konuda bilinçli davranmak zorundadır. Çevreyi kirletmemek, su kaynaklarını tasarruflu kullanmak, yangınlara sebebiyet vermemek, evlerimizdeki teknolojik cihazları zorunlu olmadıkça kullanmamak gibi önlemler insan olarak alabileceğimiz önlemler arasındadır. Merkezi hükümetlerde küresel ısınma konusunda uluslararası anlaşma yükümlülüklerine uymalıdır. Özellikle betona dayalı yapılaşmanın önüne geçmek, yerel yönetimler yoluyla dere yataklarına bina yapılmasını önlemek, su kaynaklarını korumak alınacak önlemler arasında yer almalıdır. Çevreci kuruluşlarında sorunu canlı tutmak suretiyle, küresel ısınmaya yol açan çevre felaketlerine karşı toplumu uyarma görevini ısrarla sürdürmelidir. İklim krizinin önüne geçmek, sadece bizim ülkemizde alınacak önlemlerle sağlanamaz. Dünya genelinde bir dayanışmaya gidilmesi zorunludur. Artık insanlığın bugünkü koşullarda başka bir gezegene taşınması söz konusu olmayacağına göre, üzerinde yaşadığımız dünyanın bize sağladığı olanakları en doğru şekilde kullanabilmeliyiz. Aksi takdirde giderek büyüyen küresel ısınma sorunu, şu anda yaşanan afetlerle birlikte daha büyük çaplı afetlere neden olacak ve insanlığın geleceği ve yeni yetişen kuşak tehlikelerle karşı karşıya kalacaktır. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Küresel ısınmanın etkisini giderek daha fazla hissettirdiği bir dönemi yaşıyor insanlık.
Dünya genelinde tüm insanlığın ortak sorunları arasında ve ilk sıralarda yer alan küresel ısınmaya karşı ortak bir dayanışma sergilenmesi artık zorunlu…
Sorunun çözümü yolunda uluslararası alanda şimdiye kadar atılan adımların müşahhas bir sonuç verdiğini söylemek mümkün değil ne yazık ki…
Etkileri çok boyutlu olarak yaşanan küresel ısınmaya karşı, ülkemizde de duyarlı çevreler bu konuda acilen harekete geçmenin önemi ve alınması zorunlu önlemler üzerinde duruyorlar.
İnsan sağlığından, tarımsal üretime, sofradaki yiyeceklerimize, biyolojik çeşitliliğe ve göç politikasına kadar önemli sorunları bünyesinde taşıyan küresel ısınmanın nedenleri, etkileri ile çözüm önerileri üzerinde durmak gerekiyor.
Özellikle küresel ısınmanın yol açtığı iklim krizi tabiattaki doğal dengeyi büyük ölçüde tehdit ediyor.
2. KÜRESEL ISINMANIN NEDENLERİ
Tüm insanlığı ilgilendiren küresel çaptaki ısınmanın önlenmesinde soruna yol açan nedenlerin bilinmesi ve bu nedenlerin mercek altına alınarak çözümü konusunda gayret gösterilmesi gerekir.
Dünyanın en prestijli ve etkili hakemli tıp dergilerinden olan Lancet’de yayımlanan ‘Sağlık ve İklim Değişikliği 2019, Raporuna göre dünya genelinde her bir saniyede 171 bin kg kömür, 11.600 bin litre doğal gaz ve 186 bin litre petrol tüketilmekteydi.
Rapora göre; Türkiye’de yeni doğan bir çocuk, fosil yakıt tüketimi ve artan sıcaklıklar nedeniyle ergenlik ve yetişkinlik dönemleri boyunca daha fazla kirli hava soluma zorunda kalacaktır.
Bu hava kirliliğine bağlı olarak; astım, kalp krizi, felç ve bulaşıcı hastalıklardan en çok çocuklar etkilenecektir.
Küresel Karbon Bütçesi 2019 Raporuna göre de Türkiye dünyada en çok karbon emisyonuna sahip 15nci ülke konumundaydı.
‘ Lancet Countdown’un ‘ Sağlık ve İklim Değişikliği 2020 Raporu’na göre de küresel iklim değişikliğinin sağlığımızı giderek tehdit etmesi yönünden Türkiye, ikinci derece tehlikeli bölgede bulunmaktaydı.
Aynı Rapora göre 2000-2018 yılları arasındaki 18 yılda aşırı sıcaklara bağlı olarak yaşamını kaybeden yaşlı nüfus % 54 oranında arttı. Türkiye, sıcak hava dalgasına bağlı 65 yaş üstü ölümlerin en fazla görüldüğü 2. Bölge kategorisinde yer aldı.,( Hürriyet, 04.12.2020, S.6)
Dünya genelinde Avustralya ve Amerika’da büyük çaplı olmak üzere ülkemizde de özellikle yaz döneminde çıkan orman yangınları ormanlık alanlarda yaşayan canlıları yok etmekle kalmıyor aynı zamanda ısı artışına da neden oluyor.
Deniz, göl ve nehirlerde görülen kimyasal ve plastik atıklar denizlerde yaşayan canlıları öldürdü.
Hint Okyanusundaki Cocos Adaları ile Pasifik Okyanusundaki Henderson Adasındaki sahillerde inceleme yapan bilim insanları milyonlarca plastik atık buldu.
Deniz, hava ve üzerinde yaşadığımız toprağın büyük ölçüde kirletildiği ortam ile orman yangınları ve atıklar aynı zamanda küresel ısınmaya yol açan elverişli bir ortamı sağlamış oldu.
Sera gazı artışı, karbon salınımı, yoğun beton yapılar ve asfalt yüzeyler gündüzleri sıcaklığı hapsedip geceleri yayıyor. Çevre dostu olmayan beton yapılar ve bu yapıların iklim değişikliğine etkileri konusunda İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. İlhan Talınlı’nın görüşü şöyle:
‘’ Dünyada çevre dostu binalar yapılıyor. Bu binanın kendi suyunu kendisinin karşılaması, yağmurları tutup ondan yararlanması sağlanıyor. Binaya esen rüzgardan enerji üretiliyor. Dünyada böyle şehirleşmeler yapılırken, biz plazalar dikiyoruz. İnşaat sektörü ile ekonomi gelişiyor zannediyoruz. Bu yapılaşma iklim değişikliğine neden olacak.,,
Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi münasebetiyle Eylül 2019 da bir araya gelen 66 ülke aldığı kararla 2030 yılına kadar karbon salınımının % 45 azaltılması, 2050 ye kadar ise sıfıra indirilmesi konusunda anlaştı.
Alınan bu karara rağmen küresel ısınmaya yol açan çevresel faktörler, iklim krizi ile birlikte olumsuz etkilerini sürdürmeye devam ediyor.
3. KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİ
Küresel ısınmanın etkisini gösterdiği alanların başında iklim değişikliği gelmektedir.
Türkiye küresel ısınma sonucu mevsimsel değişikliğe sahne oldu. Bu konuda çapıcı bir tespitte bulunan İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Şen ‘ Türkiye artık 2 mevsimli bir ülke oluyor, sıcak bir yaz ılık bir kış, dedi.
Prof. Şen ‘ artık kurak bir iklime gidiyoruz, yeni bir takım düzenlemelerin bu gerçeğe göre yapılması gerekiyor, uyarısında bulundu.
Kışın geç gelmesi, yaz mevsiminin etkisini daha uzun sürdürmesi insanlar üzerinde tatil yapma, güneşli güzel havalardan yararlanıp daha az yakıt kullanma açısından olumlu etki bırakabilir ancak ülkemizin dört mevsimin yaşadığı bir ülke olmaktan çıkması, yağışların azalması ve ardından kuraklık daha üzüntü verici bir durumun doğmasına neden olmaktadır.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan iklim analizine göre ülkemizde ekim ayı sıcaklık ortalaması 15.2 derece iken ekim2020 de bu sıcaklık 18.4 derece ölçüldü. Böylece son 50 yılın en sıcak ekim ayını yaşamış olduk.
Küresel ısınma yalnızca iklim değişikliği ile sınırlı kalmıyor. İnsan sağlığı, biyolojik çeşitlilikte azalma, büyük çaplı göçler, göl ve nehirlerde kuraklık, buzulların erimesi ve artan yüksek sıcaklıklara da neden oluyor.
Isınmadan kaynaklanan ‘Isı stresinin, milyonlarca kişide bazı hayati organların durmasına yol açabileceği İngiltere Meteoroloji Ofisince yürütülen bir araştırma sonucu açıklandı.
Sigorta şirketlerince yapılan bir başka araştırmaya göre de 2050 ye kadar dünya üzerinde 200 milyon insan göç etmek zorunda kalacak, Türkiye’de su fakiri olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor.
Yapay zeka kullanılarak yapılan bir araştırmaya göre, küresel ısınma sonucu deniz ve okyanus seviyesinin yükselmesi 2050 ye kadar 300 milyon civarında insanın yaşadığı kıyıları sular altında bırakacak.
Kıyıların sular altında kalması sonucu çıkacak yıkımdan özellikle Çin, Bangladeş, Hindistan ve Vietnam gibi Asya ülkeleri yakından etkilenecek.
UNESCO Dünya Mirası Daimi Listesi’ne alınması için çalışmaların yapıldığı ülkemizdeki Kızılırmak Deltası’nda bulunan kuş türlerinden 18’nin neslinin tehdit altında olduğu açıklandı.
Yükselen sıcaklıkların etkilediği bir başka canlı türü de kutup ayıları. Nature Climate Change, dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre iklim değişikliğine bağlı olarak kutup ayılarının sayılarının azalması ve krizin devamı sonucu bu ayı neslinin yok olması tehlikesi devam ediyor.
Sıcaklık artışı ile ilgili ABD Ohio Eyalet Üniversitesinden bilim insanları, yüzölçümü açısından dünyanın en büyük adası konumunda olan ve % 81 i buzla kaplı Grönland’daki erimenin artık geri döndürülemez bir seviyeye ulaştığını açıkladı.
Küresel ısınma, ülkemizdeki gölleri de etkiledi. Eğirdir Gölünün tabandan bağlı olduğu Beyşehir Gölü’nün yüzeyinde son 20 yılda 112 km su kaybı yaşandığı Türkiye Tabiatını Koruma Derneği tarafından açıklandı.
Ayrıca İznik Gölünde sular çekiliyor. İç Anadolu’nun en önemli su kaynaklarından Seyfe Gölü kuraklık ve acımasızca su çekilmesi sonucu kurumaya terk edilmiş durumda.
Değişen iklim koşulları Van Gölünde su kaybına neden oldu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu; ‘Gölde eskisi gibi yükselme olmayacağını, su kaybının devam ettiğini ve gölün tehlike altında olduğunu, ifade etti.
Eriyen buzullar, kuruyan göller ve giderek azalan su kaynakları bizim ülkemiz dahil olmak üzere tüm insanlığı susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır.
4. KÜRESEL ISINMAYA KARŞI ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Küresel ısınma, dünya genelinde yaşanan etkileriyle gözle görülen bir gerçek olarak bilim insanlarınca teşhis edilmiş bir felakete doğru yol almaktadır.
Isınmanın önüne geçmek amacıyla başta İsveçli genç iklim aktivistiGreta Thunberg olmak üzere diğer genç kuşaktan aktivistler zaman zaman bir araya gelmek suretiyle insanlığı uyarılarını sürdürmekteler.
Farklı ülkelerin siyaset, iş ve bilim insanları tarafından oluşturulan ‘Küresel Adaptasyon Komisyonu, Raporuna göre yapılan ‘Küresel Maliyet Kar Analizi, gelecek 10 yıl içinde iklim değişikliği ile mücadelede alınacak önlemler için 1,8 trilyon dolar yatırım yapılması gerektiğini ortaya koydu.
ABD, Paris iklim Anlaşmasından ilk çekilen ülke olmuştu. Trump, bu anlaşmaya karşı soğuk bir tavır takınmıştı. Yeni Başkan seçilen Joe Biden ise küresel iklim krizine karşı daha duyarlı davranarak ABD’nin resmi olarak çekildiği Paris İklim Anlaşmasına yeniden katılmayı taahhüt ediyor.
İklim değişikliği sınır tanımayan bir sorun. Bu nedenle insanlık sınırları aşarak uluslararası çapta işbirliğine gidilerek çözüm yolunda çaba gösterilmeli.
Sorunun çözümü amacıyla uluslararası işbirliğinin yanı sıra, merkezi hükümetlerin çevreci kuruluşların ve bireysel olarak her insanın alması zorunlu önlemleri hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Üzerinde yaşadığımız gezegeni kurtarmak adına her insan bu konuda bilinçli davranmak zorundadır. Çevreyi kirletmemek, su kaynaklarını tasarruflu kullanmak, yangınlara sebebiyet vermemek, evlerimizdeki teknolojik cihazları zorunlu olmadıkça kullanmamak gibi önlemler insan olarak alabileceğimiz önlemler arasındadır.
Merkezi hükümetlerde küresel ısınma konusunda uluslararası anlaşma yükümlülüklerine uymalıdır. Özellikle betona dayalı yapılaşmanın önüne geçmek, yerel yönetimler yoluyla dere yataklarına bina yapılmasını önlemek, su kaynaklarını korumak alınacak önlemler arasında yer almalıdır.
Çevreci kuruluşlarında sorunu canlı tutmak suretiyle, küresel ısınmaya yol açan çevre felaketlerine karşı toplumu uyarma görevini ısrarla sürdürmelidir.
İklim krizinin önüne geçmek, sadece bizim ülkemizde alınacak önlemlerle sağlanamaz. Dünya genelinde bir dayanışmaya gidilmesi zorunludur. Artık insanlığın bugünkü koşullarda başka bir gezegene taşınması söz konusu olmayacağına göre, üzerinde yaşadığımız dünyanın bize sağladığı olanakları en doğru şekilde kullanabilmeliyiz.
Aksi takdirde giderek büyüyen küresel ısınma sorunu, şu anda yaşanan afetlerle birlikte daha büyük çaplı afetlere neden olacak ve insanlığın geleceği ve yeni yetişen kuşak tehlikelerle karşı karşıya kalacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 466124
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.