En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

KÜLTÜREL YOZLAŞMA VE İNSANİ DEĞERLER

Kültürel yozlaşma; toplumu ayakta tutan ahlaki, manevi ve insani değerlerin yabancı kültürlerin etkisinde kalarak tahrip olması bir bakıma aşınmaya uğramasıdır.

Kültür; toplumsal yapıda tecrübe ve deneyimlerle ortaya çıkan, insani ve ahlaki değerlerle beslenen yerli ve milli kökenli bir olgudur.

Kültürel emperyalizm, topluma güç veren, değer katan, yüceltenunsurları yok etmek suretiyle önce yozlaşmaya ardından kültürelyıkıma neden olur.

Yaşam biçimini milli kültürün sağladığı değerlerle zenginleştiren toplumlar; yaşam kalitesini yükselten, içinde yaşattığı bireylere mutluluk aşılayan toplumlardır.

Yozlaşmayan, aslını ve özünü koruyan toplumlar, yaşam standardı yüksek ahlaki ve insani gelişimini sürdüren, kültürel yabancılaşmaya kapalı olan bir tutum sergiler.

Ne var ki teknolojik alanda yaşanan gelişmeler, kültürel alanda da toplumları ‘açık topluma, dönüştürmüş, kültürel emperyalizmin avcıları özellikle sosyal yaşamda yeni yetişen genç kuşağı etkilemenin yollarını artırmıştır.

Toplumsal yaşamda yozlaşmanın etkilerini müşahede ettiğimiz değişik alanlar bulunmaktadır. Bu alanlarda yaşanan olumsuz gelişmeler bireyi kendine olduğu kadar içinde yaşadığı topluma da yabancılaştırmaktadır.

KÜLTÜREL YOZLAŞMA ALANLARI

Günümüzde yozlaşmanın etkisini gösterdiği alanlar içinde mesleki, politik, sanatsal, ahlaki ve bilimsel alanlar yer almaktadır.

Bu alanlarda görülen yozlaşma toplumsal yapının tamamına sirayet etmekte, bir bakıma toplumun içten içe çürümesine neden olmaktadır.

Toplumsal yozlaşma denildiği zaman, toplumun geneline temayüz etmiş, özünden uzaklaşmış, dış etkenlerle olumlu niteliklerinden soyutlanmış bir toplum anlıyoruz.

Mesleki alanda yozlaşma; meslek ahlakının gerektirdiği ilkelerden uzaklaşma, görev bilincinden uzak davranış sergileme, insanlar arası olan iletişimde kopukluğa neden olma şeklinde tezahür etmektedir.

Mesleki yozlaşma, işyeri isimlerinin yabancı kelimelerden seçilmesinin de nedeni olmakta; öyle ki özellikle büyük kentlerimizde işyerlerinin yoğunlukta olduğu bir caddeden geçerken adeta kendimizi yabancı bir ülkedeymişiz hissini vermektedir.

Politika alanındaki yozlaşma; popülist kültürü ortaya çıkarmakta, politikacıları gerçekleştirmesi mümkün olmayan vaatler vermeye yöneltmekte, politik arenada birbirlerine düşman gözüyle bakan politikacı tiplerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Politik yozlaşmanın yönetici kademesine sirayet etmesi; yönetsel yozlaşmanın yolunu açmakta, yönetici makamında oturan bireyler çelişkili açıklamalarda bulunmakta adeta bir gün önce söylediklerini ertesi gün yalanlama yoluna gitmektedirler.

Sanat alanındaki yozlaşma ise asırlar sonucu biriken; sanatsal hoşgörü, tevazu, sanat eserlerine olması gereken ilginin azalması, sanat eserlerinin kaçırılması veya izinsiz kullanılması gibi sonuçların çıkmasına neden olmaktadır.

Kendi öz diline, musikisine, resmine, yerli unsurlar içeren mimari yapılaşmaya ve çevre düzenlemesine yabancılaşma sanat alanında görülen kültürel yozlaşmanın bir başka yanını oluşturmaktadır.

Özellikle kendini yetiştiren ve destek olan halkına karşı sorumsuz davranan, tepeden bakan, halkının değerlerini küçümseyen daha da ileri giderek vatandaşa insani davranıştan uzak bir yaklaşım sergileyen böylelikle karanlık yüzlerini ortaya çıkaran sanatçıların olması sanat alanındaki yozlaşmanın belirgin örnekleri arasında yer alır.

Ahlaki yozlaşma ise toplumu oluşturan bireyleri etkisi altına alan ve toplumsal çözülmeye neden olan bir yozlaşma türüdür. Ahlaki ilkelerden uzak davranışlar, ikiyüzlülük, yalan ve aldatma ahlak alanında görülen yozlaşma örnekleridir.

Ünlü düşünür ve devlet adamı Aristo’nun söylediği ifade edilen şu söz kültürel ahlaki dejenerasyona işaret etmektedir:

 En bedbaht millet, kaleleri ayakta iken kültürü ve ahlakı harabe olan millettir.,

İNSANİ DEĞERLER

Bize insan olduğumuzu hatırlatan çevremizle olan ilişkilerimize yön veren, insan olarak özümüze dönmemizi sağlayan değerler insani değerlerdir.

Ne var ki sevgi, saygı, hoşgörü, adalet ve merhamet gibi insani değerlerimize yabancılaşmak; toplumsal yapıda olması yararlı olan birlik ve beraberliğimize darbe vurmaktadır. 

Aslında insani değerlerimize sahip çıkmak ve bu değerleri yaşatmak demek; özümüze dönmemizi toplum olarak manevi alanda güçlenmemizi sağlamak demektir.

Yozlaşmanın etkilerini gösterdiği diğer alanlardaki bozulma ve çözülme bir bakıma insani değerlerimize olan yabancılaşmanın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Kültürel emperyalizme dur demek ve kültürel yozlaşmanın önüne geçmek istiyorsak yaşamın her alanında insani değerlerimizi yeniden canlandırmalıyız.

Bu amaçla, böyle gelmiş böyle gider, felsefesi bırakılmalı, kötülüğü çağrıştıran davranışlara karşı sessiz kalmamalı, ‘iyiliği emredin kötülükten sakının, ilahi düsturunu kendimize ilke edinmeliyiz.

(*) İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

e-mail: ozgenatif@gmail.com

 

3


 Okunma Sayısı : 146

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 478524

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.