En Son Haberler



Metin ÇINAR

cinarmetin06@hotmail.com
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

UHULETLE VE SUHULETLE

Boğaziçi Rektörü protestolarında yanlış yerden çıkış yapıyorlar. Boğaziçili öğrencilerin demokratik haklarını kullanmada (Anayasa'nın 34. Maddesi:“Herkes önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”)anayasal haklardan istifade ediyor, kaynağını yasalardan alıyor. Nihayetinde atanan kişi, kamu görevini üstlenmiş olan bir akademisyen. Cumhurbaşkanının kararname yetkisiyle şartlara uyan ve ataması yapılan değerli bir akademisyen. Muhalefetin Bulu Hoca üzerinden siyaset yapmasınınsiyasi polemiğe malzeme edilmesinin hiç kimseye bir yararı olduğunu zannetmiyorum. Eleştirilerinizi, kararnameyle ve tek imzayla atama yetkisini elinde bulunduran Cumhurbaşkanına yöneltmelisiniz. Sizin rakibiniz konumunda olan ve aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanlığını da yürüten Sayın Cumhurbaşkanıdır. Siyasetçilerin rakipleri yine aynı kulvarda hareket eden siyasetçiler olmalıdır. Yasalara uygun bir şekilde ataması gerçekleştirilen kamu görevlilerini kimse hedefe koymamalıdır. Devlette bu yolun açılmasının sıkıntılarının giderilme faturası ağır olabilir. Yıpranan siyaset değil, devlet olacaktır. Kimse de Sayın Ulu’dan istifa etmesi için mahalle baskısı yapmaya kalkışmasın. Mücadele vereceğiniz alan, yazılı hukuk kurallarının değiştirilmesi doğrultusunda olmalıdır.”Hayalimdeki makamdı” diyen BULU Hocaya da saygı duyulmalıdır. Demokratik haklarını kullanan üniversiteli gençlere de lütfen nezaketli davranalım. Nihayetinde onlar, büyüklerinin yanlışlarının kurbanı olmaktadır. Bu gençlerin terör üyesi olabileceklerine de ihtimal veremiyorum. Böyle olduğunu düşünsek bile, o gençler, bizim akıllı, en parlak, en yetenekli, en başarılı, ince mizahla dertlerini anlatan müthiş çocuklarımızdır. Nerede görülmüş bu yapıdaki gençlerin terör örgütlerine hizmet ettikleri, teröristler bu kadar akıllı insanlar mı?”.

BİR BİLENİN FARKI

Bir grup üniversite öğrencisi bir bölgeye kamp kurar. Kampın yakınlarında ilk ışıkla beraber bir kayaya tüneyip, önce dikleniyor, sonrada avazı çıktığınca ötüp, kampı rahatsız etmekteymiş. Kampta ne uyku ne de huzur kalmış. Bu işe son vermek isteyen öğrencilerden birkaçı horoz yakalayıp, sesini kesmek için horozun peşine düşmüşler. Horoz önde, gençler peşinde, mahalle arasına dalmışlar. Kovalamacayı gören, fakat bir anlam veremeyen yaşlı dede, seslenmiş:
- “Hey, evlatlar! Bu zavallı horozu niye ürkütüyorsunuz?”
- “Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor. O yüzden başını keseceğiz!”
- “Yazıktır evladım yapmayın”, demiş ihtiyar, bırakın, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsız etmez sizi...
Gençler bunun üzerine kovalamayı bırakmışlar.
Ertesi sabah, hafif "gak - guk" sesleri dışında horozdan kayda değer hiçbir ses çıkmadığını görünce de şaşırıp dedeye koşmuşlar:
- “Yahu dede, ne yaptın da bu horozun sesini kestin?”
İhtiyar gülmüş:
- “Kıçına zeytinyağı sürdüm. Horoz kabararak ötmeye yeltendiğinde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsın...” Ancak "gak - guk" edebiliyor.

Bir bilenimiz muhakkak vardır. Olayları “uhuletle ve suhuletle” çözmeliyiz. Baskı, şiddet gençliğe zarar verir. Gelecek, gençlerdedir. Dün bizler de, sizler de gençtiniz ve aynı yollardan geçtik, gururla anlatıyoruz. Vatanımız ve Devletimizin varlığına, birliğine bir zarar mı verdik?

 

 


 Okunma Sayısı : 167

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 918343

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.