En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

GÜLEN VE GÜLDÜREN İNSAN

Gülmek, kendimizi iyi hissetmemizi, gülümsemekte insanlar arasında sağlıklı bir iletişim kurmamızı sağlayan duygusal bir davranış tarzıdır.

Gülümseyen bir insan olmak; çevremizle ilişkilerimize olumlu yansırken, tebessümden uzak soğuk davranışlar ise insanları birbirinden uzaklaştırır.

Ağlamak kadar gülmekte insanın doğasında var olan fizyolojik bir tepki türüdür. Ağlamak, bize üzüntü veren bir durumla karşı karşıya olduğumuzu; gülmekse bizi mutlu kılan bir olaya tepkimizi ifade eder.

İnsan olarak yaşamımıza acı veren olaylarla karşılaşmaktan ziyade gülümsememizi sağlayan olaylarla karşılaşmayı yeğleriz.

Gülmek veya gülümsemek daha ziyade kız çocuklarımızda olmasını istediğimiz bir davranış tarzıdır. Bu nedenle olsa gerek,çoğu durumlarda resmi veya özel kurum ve kuruluşlarda danışmanlık veya sekreterlik gibi makamlarda bayan görevlilerin olması tesadüf değildir.

Gülme kökünden gelen isimleri kız çocuklarımıza vermemizde; onların yaşam boyu gülümser olmasını arzulayan bir anlayışın tezahürüdür.

Gül, Gülümser, Gülse, Gülsüm, Gülben, Gülden, Gülcan ve benzeri isimlerin kız çocuklarına verilmesi; duygusal davranışları ile insanlar arasında olumlu iletişim sağlamaları, üzüntü ve kederden uzak ailede neşe ve mutluluk kaynağı olmaları nedeniyledir.

Gülmek, sağlığımıza iyi gelir. Gülerken kalp atışlarımız hızlanır, kaslarımız gevşer, böylelikle kendimizi daha mutlu ve rahat hissederiz.

Hoşumuza giden espriler, fıkralar veya komik şakalar gülmemize yol açar. Beynimizde gülmeyi kontrol eden bölgenin subkorteks adı verilen bilinçaltı bölgesi olduğu ifade ediliyor.

Gülmek, bulaşıcı bir davranıştır. Amerikalı yazar ve şair EllaWheeler Wilcox (1851-1919) bu gerçeği şöyle ifade ediyor:

‘Gülerseniz, dünyada güler. Ağlarsanız yalnız ağlarsınız.,

Çinli düşünür ve filozof Konfüçyüs de ‘Güler yüzlü olmayan bir insan dükkan açmasın, der.

Danimarkalı komedyen Victor Borge’de (1909-2000) ‘Gülmenin iki insan arasındaki en kısa mesafe, olduğunu söylüyor.

Bir başka düşünür S. Chamfor’da ‘Hiç gülmeden geçen bir günü kaybolan bir gün, olarak niteliyor.

MİZAH KÜLTÜRÜ

Türk toplumu olarak mizah kültürü zengin bir mirasa sahibiz.

Sıcakkanlı, hoşgörülü, sevgi ve muhabbetle beslenen bir kültürün temsilcileriyiz. İnsanlar arasında tatlı dil ve güler yüze dayanan diyaloğumuz mizah kültürümüzün gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Tiyatro kültürümüzün gelişip kökleşmesine katkıda bulunan Karagöz ve Hacivat, dünyayı gülerken düşündüren Nasrettin Hoca, Bektaşi kültürünün gülümseten yansımaları, Karadeniz bölgemizin değişmez öğeleri Temel ve Fadime fıkraları mizah kültürümüzü zenginleştiren temel unsurlar olmuştur.

Mizah, hayatımızın gülümseten yüzünü ortaya çıkaran bir sanat türüdür. İnsanları güldüren resim ve yazı sanatı da mizah kültürünün bir parçasıdır.

İnsan ruhunu karartan, demokratik gelenekten mahrum sert yönetimler, mizah kültürünün bünyesinde gelişmesine izin vermez.

Köklerini tarihimizden alan mizah kültürü, Cumhuriyet döneminde de gelişmeye devam etmiş, sanatın çeşitli dalları arasında yer alan güldürme sanatının temsilcileri de böylelikle ortaya çıkmıştır.

Sinema, tiyatro ve televizyon alanlarında günümüze kadar çok sayıda güldüren sanatçılarımızın yetişmiş olması mizah kültürümüzün de gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Eserleriyle güldüren, eğiten ve düşündüren yazarlarımızdan Rıfat Ilgaz, Muzaffer İzgü, Aziz Nesin, Cevat Fehmi Başkut, Haldun Taner, Sadık Şendil ve diğerleri mizah kültürümüze zenginlik kattılar.

Sanatın değişik dallarında bu ünlü yazarlarımızın eserlerini başarıyla canlandıran sanatçılarımızı gülerek izlemekten mutluluk duyuyoruz.

Sinema ve tiyatro dalında zevkle izlediğimiz sanatçılarımızdan İsmail Dümbüllü, Feridun Karakaya (namı diğer Cilalı İbo), Kemal Sunal, Adile Naşit, Ferhan Şensoy, Münir Özkul, Müjdat Gezen, Gazanfer/Gönül Özcan, Levent Kırca, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Şener Şen, ve 2021 yılının mart ayında kaybettiğimiz ‘SEKSENLER, dizisinin ‘Fehmi Babası, tiyatro ve sinema oyuncusu Rasim Öztekin ile daha yüzlercesi güldürü sanatının temsilcileri olarak mizah kültürümüze renk kattılar.

Güldürü sanatını yaşatmak, insanları duygusal açıdan motive etmek, ruh sağlığımız açısından da iyileşmelerine ve mutlu olmalarına katkıda bulunmak demektir.

Gülmek, insani bir ihtiyaçtır. İnsanları ağlatarak üzmek yerine gülerek eğlendirmek bir yaşam felsefesi olmalıdır.

Dileriz şeffaf bir toplum olma yolunda, insanların gülerek eğlendiği, dert ve kederden uzak mutlu bir nesil oluşturma çabaları hedefine ulaşsın.

 

Atıf ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi
 

 


 Okunma Sayısı : 2704

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 64952

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.