ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
2020 yılı Mart ayında ölümcül vaka artışları ile ülkemizi de olumsuz etkileyen salgın süreci, eğitim sisteminde de yeni arayışlara neden oldu. Eğitim ve öğretim sistemi; genç kuşağı geleceğe hazırlayan, ülkemizin sosyal, siyasi ve ekonomik yaşamına olumlu yansımaları olan alanların başında gelmektedir. Memleketine hizmet aşkıyla yetişen, en iyi hazırlık döneminden geçmiş, çalışkan insan gücü her bakımdan donanımlı eğitim ve öğretim sistemiyle mümkündür. Ülkemizde uygulanan eğitim sistemi, okul öncesinden başlıyor, ilk ve ortaöğrenim sürecinden sonra yükseköğrenimle devam ediyor. Salgının başladığı sürece kadar, öğretmen merkezli öğrenci odaklı eğitim; eğitim ve öğretim kurumlarında ‘yüz yüze, eğitimle devam etmekteydi. Salgın her alanda olduğu gibi eğitimde de yeni arayışlara neden oldu. Yüz yüze eğitim kavramı yerini ‘uzaktan eğitim, kavramına bıraktı. UZAKTAN EĞİTİM Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda kalabalık ortamın doğmasını engellemek ve öğrencileri ölümcül salgın sürecinden uzak tutmak amacıyla ‘uzaktan eğitim, modelini uygulamaya koydu. Uzaktan eğitim modelinde; ‘Eğitim Bilişim Ağı (EBA) yöntemiyle TRT Televizyonu ve çevrim içi bilgisayar teknolojisinden yararlanmak suretiyle öğretmenlerin öğrencileriyle iletişim kurmaları amaçlanıyordu. Salgının azalma eğilimi gösterdiği süreçte vaka sayıları azaldığında ‘seyreltilmiş yüz yüze eğitime, geçildi. Bu eğitimde amaç sınıflarda seyreltilmiş yani sayıca azaltılmış öğrencilerle birlikte derslerin işlenmesi amaçlanmıştı. Özellikle lise ve yükseköğretim öncesi giriş sınavlarına hazırlanma durumunda olan son sınıf öğrencileri 8 ve 12nci sınıflar için ‘yüz yüze, eğitim öncelikli tercih olarak planlandı. Uzaktan eğitim süreci; öğretmen, öğrenci ve veliler üzerinde değişik tepkilerin doğmasına neden oldu. Öğrenciler okul ortamından uzak, öğretmen ve arkadaşlarından yoksun ortamda kendilerini evlerinde dört duvarın içine hapsolmuş gibi hissettiler. Moral motivasyon sağlayan bedensel ve psikolojik gelişmenin yanında, sosyalleşme ortamı olan okulların devre dışı bırakıldığı bir ortam çoğu öğrenciler üzerinde olumsuz bir etki bıraktı. Salgın ortamı, öğretmenleri de değişik arayışlara yöneltti. Finlandiya örneğinde olduğu gibi sadece okul ortamında değil, öğrenciler için gerekli bilginin sağlanabileceği diğer ortamların da eğitim ve öğretimde kullanılabileceği tezi üzerinde duruldu. Araştırma yapmaya uygun ortamlar, müzeler, tarihi mekanlar, şehir içi ve şehir dışı görülebilecek gezi yerleri; bilgi edinilecek, kültürel açıdan zengin mekanlar olarak düşünüldü. Öğrenci velileri ise eğitim ve öğretim olanağından yoksun ev ortamını çocukların geleceği açısından mahzurlu buldu. Velilerin çoğuna göre evlerde uygulanan çevrim içi eğitim verimli olmaktan oldukça uzaktı. Bu nedenle veliler, çocuklarının daha iyi yetişmelerini özellikle lise ve yükseköğretim giriş sınavlarına hazırlanmalarını temin amacıyla özel öğretmen tutma yolunu seçtiler. Bu yöntem maddi açıdan durumu elverişli olan aileler için tercih edilen bir yöntem oldu. Yeni eğitim yılının başladığı tarihten itibaren okula yardımcı onlineözel ders taleplerinde artış yaşandı. Özellikle giriş sınavlarında etkisi yüksek olan fen bilgisi dersleri için özel öğretmenlerden yararlanma talebi salgına yol açan bu bulaşıcı virüs döneminde arttı. Pandemi sürecinin uzaması eğitim sisteminin diğer paydaşları olan sivil toplum kuruluşları üzerinde de etkileşimlere neden oldu. Özellikle eğitim sisteminin yükünü paylaşan özel eğitim ve öğretim kurumlarının bu süreçte tasarladıkları uygulamalar üzerinde de durmak gerekiyor. ÖZEL EĞİTİM KURUMLARI VE HARMANLANMIŞ ÖĞRENME MODELİ Koronavirüs salgınının yol açtığı ortamı, öğrencilerine olumlu yansıtma amacı güden özel öğretim kurumları; yeni okul tasarımları ve öğrenme modelleri önermek suretiyle mevcut durumu bir fırsata dönüştürme çabasına girdiler. Ne var ki salgın dönemi özel okulları da olumsuz etkiledi. Milli Eğitim Bakanlığınca açıklanan verilere göre, salgının etkili olduğu 2020 ve 2021 yıllarında toplam 938 özel okul kapandı. 882 özel okul devir işlemi yaptı. 50 bin öğrenci devlet okullarına geçerken, 5 bine yakın öğretmende işsiz kaldı. Öğrencilerini geleceğe en iyi şekilde hazırlamak amacıyla tasarlanan değişik öğrenme modelleri arasında yer alan ‘Hayat Boyu Öğrenme,ile ‘Harmanlanmış Öğrenme, özel öğretim kurumlarının uygulamaya koyduğu modeller arasında yer alıyor. Türkiye’de ilk kez 1994 yılında uygulanan Uluslararası Bakalorya Programı (IB) ise çeşitli özel öğretim kurumlarının uyguladığı programlar arasında yer almaktadır. Bu programla öğrencilerin yükseköğretime bir adım önde başlaması amaçlanıyor. Uluslararası Bakalorya programının eğitim kriterleri içinde kültür ve dil farklılığı olsa da bir dünya vatandaşı yetiştirmek, gençlerin evrensel insani değerleri tanıyıp geliştirmesine yardımcı olmak, merak ve araştırma duygusunu teşvik etmek, kültürel farkındalık sağlamak gibi hususlar yer almaktadır. Harmanlanmış Öğrenme modeli ise bazı özel öğretim kurumları tarafından tasarlanmış; öğrenci, öğretmen, veli ve yönetim ihtiyaçları göz önünde tutularak hazırlanmış bir model olarak sunuluyor. Bu öğrenme modelinde salgının yol açtığı ortamdan uzaklaşarak ‘yüz yüze, etkileşimin yanında çevrimiçi ortamlarında kullanıldığı bir model uygulanmaktadır. Öğrencilerin bir kısmının sınıftan, diğer kısmının evden öğrenme sürecine katıldığı ortamda yarınlara yönelik teknolojik gelişmelerden yararlanma amacı güdülmektedir. Özel öğretim kurumlarınca tasarlanan yeni eğitim ve öğretim modelleri sonuçta Türkiye genelinde sınırlı sayıda öğrenci kitlesine hitap etmektedir. EĞİTİMDE GELECEK PLANLAMASI Eğitim sistemi; öğretmen, öğrenci ve velileri bir arada uyumlu şekilde tutan, gençliğin geleceğe güvenilir şekilde hazırlandığı bir sistemdir. Türkiye eğitime erişim ve eğitim kalitesini etkileyen göstergeler açısından OECD ülkelerinin ortalamasını yakalayabilmiş değildir. OECD ortalamasında eğitim eğitime tam katılım aralığı 4-17 yaş aralığı iken, bizde ise bu aralık 6-15 yaş aralığına karşılık gelmekte ve zorunlu eğitim sürecinin altında kalmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı; geleceğe yönelik ‘Yeni Eğitim Vizyonu, ile liselerde köklü değişikliğe gidiyor, ders sayıları azaltılıyor, kariyer ofisleri kuruluyor ve öğrencileri geleceğe hazırlayan tasarılar üzerinde çalışıyordu. Eğitim sistemi içinde değişik kronikleşmiş sorunları barındırmaktadır. Bu sorunların çözümü üzerinde durulurken devreye koronavirüs salgınının girmesi mevcut durumu biraz daha ağırlaştırmıştır. Eğitimde fırsat eşitsizliği, mesleki eğitimin değişik istihdam alanlarının ihtiyaçlarına göre planlanmaması, atama bekleyen öğretmenler, hayata göre değil sınavlara göre planlanmış eğitim, devlet okullarında görülen itibar kaybı gibi sorunlar kronikleşmiş eğitim sorunları arasında yer almaktadır. Bulaşıcı salgın hastalık sürecinde geleceğe yönelik sağlıklı adımlar atılması; öğretmen, öğrenci ve velilerin ortak arzusudur. Genç kuşağı salgının olumsuz etkilerinden korumanın yanında, yaşanan dijital çağa ve beklentilere uyumlu bir eğitim öğretim modeli kaçınılmazdır. Özellikle hayat boyu öğrenme modelinin yanında, insani evrensel değerlerin müfredata alındığı, bilgiye erişimle beraber öğrencilerin eğitiminin de ihmal edilmediği bir sistem, mevcut uygulanan sisteme canlılık katacaktır. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi (e-mail: ozgenatif@gmail.com)
2020 yılı Mart ayında ölümcül vaka artışları ile ülkemizi de olumsuz etkileyen salgın süreci, eğitim sisteminde de yeni arayışlara neden oldu.
Eğitim ve öğretim sistemi; genç kuşağı geleceğe hazırlayan, ülkemizin sosyal, siyasi ve ekonomik yaşamına olumlu yansımaları olan alanların başında gelmektedir.
Memleketine hizmet aşkıyla yetişen, en iyi hazırlık döneminden geçmiş, çalışkan insan gücü her bakımdan donanımlı eğitim ve öğretim sistemiyle mümkündür.
Ülkemizde uygulanan eğitim sistemi, okul öncesinden başlıyor, ilk ve ortaöğrenim sürecinden sonra yükseköğrenimle devam ediyor.
Salgının başladığı sürece kadar, öğretmen merkezli öğrenci odaklı eğitim; eğitim ve öğretim kurumlarında ‘yüz yüze, eğitimle devam etmekteydi.
Salgın her alanda olduğu gibi eğitimde de yeni arayışlara neden oldu. Yüz yüze eğitim kavramı yerini ‘uzaktan eğitim, kavramına bıraktı.
UZAKTAN EĞİTİM
Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda kalabalık ortamın doğmasını engellemek ve öğrencileri ölümcül salgın sürecinden uzak tutmak amacıyla ‘uzaktan eğitim, modelini uygulamaya koydu.
Uzaktan eğitim modelinde; ‘Eğitim Bilişim Ağı (EBA) yöntemiyle TRT Televizyonu ve çevrim içi bilgisayar teknolojisinden yararlanmak suretiyle öğretmenlerin öğrencileriyle iletişim kurmaları amaçlanıyordu.
Salgının azalma eğilimi gösterdiği süreçte vaka sayıları azaldığında ‘seyreltilmiş yüz yüze eğitime, geçildi. Bu eğitimde amaç sınıflarda seyreltilmiş yani sayıca azaltılmış öğrencilerle birlikte derslerin işlenmesi amaçlanmıştı.
Özellikle lise ve yükseköğretim öncesi giriş sınavlarına hazırlanma durumunda olan son sınıf öğrencileri 8 ve 12nci sınıflar için ‘yüz yüze, eğitim öncelikli tercih olarak planlandı.
Uzaktan eğitim süreci; öğretmen, öğrenci ve veliler üzerinde değişik tepkilerin doğmasına neden oldu.
Öğrenciler okul ortamından uzak, öğretmen ve arkadaşlarından yoksun ortamda kendilerini evlerinde dört duvarın içine hapsolmuş gibi hissettiler.
Moral motivasyon sağlayan bedensel ve psikolojik gelişmenin yanında, sosyalleşme ortamı olan okulların devre dışı bırakıldığı bir ortam çoğu öğrenciler üzerinde olumsuz bir etki bıraktı.
Salgın ortamı, öğretmenleri de değişik arayışlara yöneltti. Finlandiya örneğinde olduğu gibi sadece okul ortamında değil, öğrenciler için gerekli bilginin sağlanabileceği diğer ortamların da eğitim ve öğretimde kullanılabileceği tezi üzerinde duruldu.
Araştırma yapmaya uygun ortamlar, müzeler, tarihi mekanlar, şehir içi ve şehir dışı görülebilecek gezi yerleri; bilgi edinilecek, kültürel açıdan zengin mekanlar olarak düşünüldü.
Öğrenci velileri ise eğitim ve öğretim olanağından yoksun ev ortamını çocukların geleceği açısından mahzurlu buldu. Velilerin çoğuna göre evlerde uygulanan çevrim içi eğitim verimli olmaktan oldukça uzaktı.
Bu nedenle veliler, çocuklarının daha iyi yetişmelerini özellikle lise ve yükseköğretim giriş sınavlarına hazırlanmalarını temin amacıyla özel öğretmen tutma yolunu seçtiler. Bu yöntem maddi açıdan durumu elverişli olan aileler için tercih edilen bir yöntem oldu.
Yeni eğitim yılının başladığı tarihten itibaren okula yardımcı onlineözel ders taleplerinde artış yaşandı. Özellikle giriş sınavlarında etkisi yüksek olan fen bilgisi dersleri için özel öğretmenlerden yararlanma talebi salgına yol açan bu bulaşıcı virüs döneminde arttı.
Pandemi sürecinin uzaması eğitim sisteminin diğer paydaşları olan sivil toplum kuruluşları üzerinde de etkileşimlere neden oldu.
Özellikle eğitim sisteminin yükünü paylaşan özel eğitim ve öğretim kurumlarının bu süreçte tasarladıkları uygulamalar üzerinde de durmak gerekiyor.
ÖZEL EĞİTİM KURUMLARI VE HARMANLANMIŞ ÖĞRENME MODELİ
Koronavirüs salgınının yol açtığı ortamı, öğrencilerine olumlu yansıtma amacı güden özel öğretim kurumları; yeni okul tasarımları ve öğrenme modelleri önermek suretiyle mevcut durumu bir fırsata dönüştürme çabasına girdiler.
Ne var ki salgın dönemi özel okulları da olumsuz etkiledi. Milli Eğitim Bakanlığınca açıklanan verilere göre, salgının etkili olduğu 2020 ve 2021 yıllarında toplam 938 özel okul kapandı. 882 özel okul devir işlemi yaptı. 50 bin öğrenci devlet okullarına geçerken, 5 bine yakın öğretmende işsiz kaldı.
Öğrencilerini geleceğe en iyi şekilde hazırlamak amacıyla tasarlanan değişik öğrenme modelleri arasında yer alan ‘Hayat Boyu Öğrenme,ile ‘Harmanlanmış Öğrenme, özel öğretim kurumlarının uygulamaya koyduğu modeller arasında yer alıyor.
Türkiye’de ilk kez 1994 yılında uygulanan Uluslararası Bakalorya Programı (IB) ise çeşitli özel öğretim kurumlarının uyguladığı programlar arasında yer almaktadır.
Bu programla öğrencilerin yükseköğretime bir adım önde başlaması amaçlanıyor. Uluslararası Bakalorya programının eğitim kriterleri içinde kültür ve dil farklılığı olsa da bir dünya vatandaşı yetiştirmek, gençlerin evrensel insani değerleri tanıyıp geliştirmesine yardımcı olmak, merak ve araştırma duygusunu teşvik etmek, kültürel farkındalık sağlamak gibi hususlar yer almaktadır.
Harmanlanmış Öğrenme modeli ise bazı özel öğretim kurumları tarafından tasarlanmış; öğrenci, öğretmen, veli ve yönetim ihtiyaçları göz önünde tutularak hazırlanmış bir model olarak sunuluyor.
Bu öğrenme modelinde salgının yol açtığı ortamdan uzaklaşarak ‘yüz yüze, etkileşimin yanında çevrimiçi ortamlarında kullanıldığı bir model uygulanmaktadır.
Öğrencilerin bir kısmının sınıftan, diğer kısmının evden öğrenme sürecine katıldığı ortamda yarınlara yönelik teknolojik gelişmelerden yararlanma amacı güdülmektedir.
Özel öğretim kurumlarınca tasarlanan yeni eğitim ve öğretim modelleri sonuçta Türkiye genelinde sınırlı sayıda öğrenci kitlesine hitap etmektedir.
EĞİTİMDE GELECEK PLANLAMASI
Eğitim sistemi; öğretmen, öğrenci ve velileri bir arada uyumlu şekilde tutan, gençliğin geleceğe güvenilir şekilde hazırlandığı bir sistemdir.
Türkiye eğitime erişim ve eğitim kalitesini etkileyen göstergeler açısından OECD ülkelerinin ortalamasını yakalayabilmiş değildir.
OECD ortalamasında eğitim eğitime tam katılım aralığı 4-17 yaş aralığı iken, bizde ise bu aralık 6-15 yaş aralığına karşılık gelmekte ve zorunlu eğitim sürecinin altında kalmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı; geleceğe yönelik ‘Yeni Eğitim Vizyonu, ile liselerde köklü değişikliğe gidiyor, ders sayıları azaltılıyor, kariyer ofisleri kuruluyor ve öğrencileri geleceğe hazırlayan tasarılar üzerinde çalışıyordu.
Eğitim sistemi içinde değişik kronikleşmiş sorunları barındırmaktadır. Bu sorunların çözümü üzerinde durulurken devreye koronavirüs salgınının girmesi mevcut durumu biraz daha ağırlaştırmıştır.
Eğitimde fırsat eşitsizliği, mesleki eğitimin değişik istihdam alanlarının ihtiyaçlarına göre planlanmaması, atama bekleyen öğretmenler, hayata göre değil sınavlara göre planlanmış eğitim, devlet okullarında görülen itibar kaybı gibi sorunlar kronikleşmiş eğitim sorunları arasında yer almaktadır.
Bulaşıcı salgın hastalık sürecinde geleceğe yönelik sağlıklı adımlar atılması; öğretmen, öğrenci ve velilerin ortak arzusudur.
Genç kuşağı salgının olumsuz etkilerinden korumanın yanında, yaşanan dijital çağa ve beklentilere uyumlu bir eğitim öğretim modeli kaçınılmazdır.
Özellikle hayat boyu öğrenme modelinin yanında, insani evrensel değerlerin müfredata alındığı, bilgiye erişimle beraber öğrencilerin eğitiminin de ihmal edilmediği bir sistem, mevcut uygulanan sisteme canlılık katacaktır.
Simdiki ve gelecek zamani iceren oldukca egitici bir yazi olmus ,tesekkurler
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 482625
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.