En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNDE YENİ ARAYIŞLAR

2020 yılı Mart ayında ölümcül vaka artışları ile ülkemizi de olumsuz etkileyen salgın süreci, eğitim sisteminde de yeni arayışlara neden oldu.

Eğitim ve öğretim sistemi; genç kuşağı geleceğe hazırlayan, ülkemizin sosyal, siyasi ve ekonomik yaşamına olumlu yansımaları olan alanların başında gelmektedir.

Memleketine hizmet aşkıyla yetişen, en iyi hazırlık döneminden geçmiş, çalışkan insan gücü her bakımdan donanımlı eğitim ve öğretim sistemiyle mümkündür.

Ülkemizde uygulanan eğitim sistemi, okul öncesinden başlıyor, ilk ve ortaöğrenim sürecinden sonra yükseköğrenimle devam ediyor.

Salgının başladığı sürece kadar, öğretmen merkezli öğrenci odaklı eğitim; eğitim ve öğretim kurumlarında ‘yüz yüze, eğitimle devam etmekteydi.

Salgın her alanda olduğu gibi eğitimde de yeni arayışlara neden oldu. Yüz yüze eğitim kavramı yerini ‘uzaktan eğitim, kavramına bıraktı.

UZAKTAN EĞİTİM

Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda kalabalık ortamın doğmasını engellemek ve öğrencileri ölümcül salgın sürecinden uzak tutmak amacıyla ‘uzaktan eğitim, modelini uygulamaya koydu.

Uzaktan eğitim modelinde; ‘Eğitim Bilişim Ağı (EBA) yöntemiyle TRT Televizyonu ve çevrim içi bilgisayar teknolojisinden yararlanmak suretiyle öğretmenlerin öğrencileriyle iletişim kurmaları amaçlanıyordu.

Salgının azalma eğilimi gösterdiği süreçte vaka sayıları azaldığında ‘seyreltilmiş yüz yüze eğitime, geçildi. Bu eğitimde amaç sınıflarda seyreltilmiş yani sayıca azaltılmış öğrencilerle birlikte derslerin işlenmesi amaçlanmıştı.

Özellikle lise ve yükseköğretim öncesi giriş sınavlarına hazırlanma durumunda olan son sınıf öğrencileri 8 ve 12nci sınıflar için ‘yüz yüze, eğitim öncelikli tercih olarak planlandı.

Uzaktan eğitim süreci; öğretmen, öğrenci ve veliler üzerinde değişik tepkilerin doğmasına neden oldu.

Öğrenciler okul ortamından uzak, öğretmen ve arkadaşlarından yoksun ortamda kendilerini evlerinde dört duvarın içine hapsolmuş gibi hissettiler.

Moral motivasyon sağlayan bedensel ve psikolojik gelişmenin yanında, sosyalleşme ortamı olan okulların devre dışı bırakıldığı bir ortam çoğu öğrenciler üzerinde olumsuz bir etki bıraktı.

Salgın ortamı, öğretmenleri de değişik arayışlara yöneltti. Finlandiya örneğinde olduğu gibi sadece okul ortamında değil, öğrenciler için gerekli bilginin sağlanabileceği diğer ortamların da eğitim ve öğretimde kullanılabileceği tezi üzerinde duruldu.

Araştırma yapmaya uygun ortamlar, müzeler, tarihi mekanlar, şehir içi ve şehir dışı görülebilecek gezi yerleri; bilgi edinilecek, kültürel açıdan zengin mekanlar olarak düşünüldü.

Öğrenci velileri ise eğitim ve öğretim olanağından yoksun ev ortamını çocukların geleceği açısından mahzurlu buldu. Velilerin çoğuna göre evlerde uygulanan çevrim içi eğitim verimli olmaktan oldukça uzaktı.

Bu nedenle veliler, çocuklarının daha iyi yetişmelerini özellikle lise ve yükseköğretim giriş sınavlarına hazırlanmalarını temin amacıyla özel öğretmen tutma yolunu seçtiler. Bu yöntem maddi açıdan durumu elverişli olan aileler için tercih edilen bir yöntem oldu.

Yeni eğitim yılının başladığı tarihten itibaren okula yardımcı onlineözel ders taleplerinde artış yaşandı. Özellikle giriş sınavlarında etkisi yüksek olan fen bilgisi dersleri için özel öğretmenlerden yararlanma talebi salgına yol açan bu bulaşıcı virüs döneminde arttı.

Pandemi sürecinin uzaması eğitim sisteminin diğer paydaşları olan sivil toplum kuruluşları üzerinde de etkileşimlere neden oldu.

Özellikle eğitim sisteminin yükünü paylaşan özel eğitim ve öğretim kurumlarının bu süreçte tasarladıkları uygulamalar üzerinde de durmak gerekiyor.

ÖZEL EĞİTİM KURUMLARI VE HARMANLANMIŞ ÖĞRENME MODELİ

Koronavirüs salgınının yol açtığı ortamı, öğrencilerine olumlu yansıtma amacı güden özel öğretim kurumları; yeni okul tasarımları ve öğrenme modelleri önermek suretiyle mevcut durumu bir fırsata dönüştürme çabasına girdiler.

Ne var ki salgın dönemi özel okulları da olumsuz etkiledi. Milli Eğitim Bakanlığınca açıklanan verilere göre, salgının etkili olduğu 2020 ve 2021 yıllarında toplam 938 özel okul kapandı. 882 özel okul devir işlemi yaptı. 50 bin öğrenci devlet okullarına geçerken, 5 bine yakın öğretmende işsiz kaldı.

Öğrencilerini geleceğe en iyi şekilde hazırlamak amacıyla tasarlanan değişik öğrenme modelleri arasında yer alan ‘Hayat Boyu Öğrenme,ile ‘Harmanlanmış Öğrenme, özel öğretim kurumlarının uygulamaya koyduğu modeller arasında yer alıyor.

Türkiye’de ilk kez 1994 yılında uygulanan Uluslararası Bakalorya Programı (IB) ise çeşitli özel öğretim kurumlarının uyguladığı programlar arasında yer almaktadır.

Bu programla öğrencilerin yükseköğretime bir adım önde başlaması amaçlanıyor. Uluslararası Bakalorya programının eğitim kriterleri içinde kültür ve dil farklılığı olsa da bir dünya vatandaşı yetiştirmek, gençlerin evrensel insani değerleri tanıyıp geliştirmesine yardımcı olmak, merak ve araştırma duygusunu teşvik etmek, kültürel farkındalık sağlamak gibi hususlar yer almaktadır.

Harmanlanmış Öğrenme modeli ise bazı özel öğretim kurumları tarafından tasarlanmış; öğrenci, öğretmen, veli ve yönetim ihtiyaçları göz önünde tutularak hazırlanmış bir model olarak sunuluyor.

Bu öğrenme modelinde salgının yol açtığı ortamdan uzaklaşarak ‘yüz yüze, etkileşimin yanında çevrimiçi ortamlarında kullanıldığı bir model uygulanmaktadır.

Öğrencilerin bir kısmının sınıftan, diğer kısmının evden öğrenme sürecine katıldığı ortamda yarınlara yönelik teknolojik gelişmelerden yararlanma amacı güdülmektedir.

Özel öğretim kurumlarınca tasarlanan yeni eğitim ve öğretim modelleri sonuçta Türkiye genelinde sınırlı sayıda öğrenci kitlesine hitap etmektedir.

EĞİTİMDE GELECEK PLANLAMASI

Eğitim sistemi; öğretmen, öğrenci ve velileri bir arada uyumlu şekilde tutan, gençliğin geleceğe güvenilir şekilde hazırlandığı bir sistemdir.

Türkiye eğitime erişim ve eğitim kalitesini etkileyen göstergeler açısından OECD ülkelerinin ortalamasını yakalayabilmiş değildir.

OECD ortalamasında eğitim eğitime tam katılım aralığı 4-17 yaş aralığı iken, bizde ise bu aralık 6-15 yaş aralığına karşılık gelmekte ve zorunlu eğitim sürecinin altında kalmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı; geleceğe yönelik ‘Yeni Eğitim Vizyonu, ile liselerde köklü değişikliğe gidiyor, ders sayıları azaltılıyor, kariyer ofisleri kuruluyor ve öğrencileri geleceğe hazırlayan tasarılar üzerinde çalışıyordu.

Eğitim sistemi içinde değişik kronikleşmiş sorunları barındırmaktadır. Bu sorunların çözümü üzerinde durulurken devreye koronavirüs salgınının girmesi mevcut durumu biraz daha ağırlaştırmıştır.

Eğitimde fırsat eşitsizliği, mesleki eğitimin değişik istihdam alanlarının ihtiyaçlarına göre planlanmaması, atama bekleyen öğretmenler, hayata göre değil sınavlara göre planlanmış eğitim, devlet okullarında görülen itibar kaybı gibi sorunlar kronikleşmiş eğitim sorunları arasında yer almaktadır.

Bulaşıcı salgın hastalık sürecinde geleceğe yönelik sağlıklı adımlar atılması; öğretmen, öğrenci ve velilerin ortak arzusudur.

Genç kuşağı salgının olumsuz etkilerinden korumanın yanında, yaşanan dijital çağa ve beklentilere uyumlu bir eğitim öğretim modeli kaçınılmazdır.

Özellikle hayat boyu öğrenme modelinin yanında, insani evrensel değerlerin müfredata alındığı, bilgiye erişimle beraber öğrencilerin eğitiminin de ihmal edilmediği bir sistem, mevcut uygulanan sisteme canlılık katacaktır.

(*) İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi(e-mail: ozgenatif@gmail.com)

 

 

4

 


 Okunma Sayısı : 91

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 449986

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.