ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Göçler günümüzde olduğu gibi, geçmişte de tarihsel süreçte insanlığın önemli sorunları arasında yer almıştır. Coğrafi şartların kötü olması, kuraklık veya susuzluk, içte ve dışta yaşanan savaş ortamı insanlığı göç etmeye zorlamıştır. İnsanların çok uzun yolları göze alarak daha iyi bir yaşam kurmak amacıyla yaşadıkları anavatanından yabancı bir vatana göç etmesi kolay değildir. Tarihsel gerçekler bize insanların salgın hastalıklar, savaş ortamı, siyasi çekişmeler, yoksulluk, yetersiz sağlık koşulları gibi nedenlerle göç etmek zorunda kaldıklarını gösteriyor. Yakın tarihte ülkemize yönelik önemli göç hareketleri oldu. Osmanlı’nın son dönemleri ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan göçler ile son yıllarda gerçekleşen göçler bu göçler arasında yer almaktadır. 1912 yılında yaşanan Balkan Savaşı sonrası, ülkemize Balkan ülkelerinden çok sayıda soydaşımız olan göçmen Türkler gelmişti. İstiklal harbi sonrası Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte İstanbul ilimiz başta olmak üzere diğer büyük kentlere iç göç hareketi başlamıştı. Türk sinemasında çok sayıda filme konu olan ‘Köyden Kente Göç, günümüzde de tartışılan sorunlar arasında yer alıyor. Günümüzde de bu göç salgın koronavirüs ortamının olumsuz etkileri nedeniyle tersine dönerek ‘Kentten Köye Göçe, dönüşme eğilimi gösteriyor. 1960 lı yıllarda Avrupa ülkelerine özellikle Almanya’ya yapılan iş gücü göçü ülkemizden dışarıya yapılan dış göç olarak ifade edilmektedir. Bulgaristan komünist partisinin iktidarının sallandığı 1989 yılında rejimin başında olan Todor Jivkov’da Türk kökenli Müslüman halkın kimliğini değiştirmek istemiş ve Asimilasyon politikası uygulamıştı. O dönemde de 360 bine yakın soydaşımız Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştı. Zaman zaman Afrika’da iç savaş veya terör yaşayan ülkelerden göçler olmakla beraber, 2011 yılında Suriye’deki iç savaştan kaçan mültecilerin göçü, Türk toplumunda tartışılan konular arasında yer almaya devam etmektedir. SURİYELİ MÜLTECİLER 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş, milyonlarca Suriyeliyi yerlerinden etti. Bu ülkeye komşu olan Ürdün, Lübnan ve Türkiye gibi ülkeler iç savaşın doğurduğu göçmen hareketinden oldukça etkilendi. Suriyeli mülteciler sorununun günümüzde de tartışılmaya devam etmesi, bu sorunun ulaştığı boyut nedeniyledir. Başlangıçta sınırlı sayıda alınacağı açıklanan (100 bin mültecinin aşılması kırmızı çizgimiz olarak ifade edilmişti) mültecilerin sayısının resmi rakamlara göre 4 milyon sınırına dayanması ve geçen süreçte Türkiye’deki illerin tamamına yayılmış olmaları birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Suriyeli göçmenlerden doğan çocukların 600 bin civarında ifade edilmesi, eğitim ve öğretim çağında olanların okullaşması, bu kalabalık nüfusu entegre etme çabaları henüz istenilen sonucu verebilmiş değildir. Mültecilerin çocuklarının gelişiminde yaşanan eksiklikler, değişik sonuçların doğmasına neden oldu. Bu konuya ilişkin yapılan araştırmalar; Suriyeli mülteci çocuklarının gelişim geriliği yaşadığını, kendilerinde en çok dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, travma sonrası stres ve depresyon yaşadıklarını ortaya koydu. Ülkemiz nüfusunun % 4,40 na denk gelen Suriyeli mülteci nüfusun içinde yer alan çocukların eğitiminde de önemli sorunlar yaşanmaktadır. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, ülkemizde eğitim çağında 1 milyonu aşkın Suriyeli çocuk bulunmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı verileri de bu çocuklardan 650 bine yakınının okullarda kayıtlı, 400 bini aşkın çocuğun da eğitim sisteminde yer almadığını göstermektedir. TÜRKİYE’YE UYUM VE SOSYAL SORUNLAR Suriyeli mültecilerin sayıca giderek artış göstermesi, Türkiye’ye uyum ve sosyal kırılma bakımından sorunlar yaşanacağının işaretini verdi. Bu konuda araştırmaları olan Türk-Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi Başkanı olan Prof. Dr. Murat Erdoğan; Türkiye’deki Suriyelilere yönelik korku ve nefretin geliştiğini ifade ederek, sosyal ayrışma ve mesafenin gittikçe açıldığını belirterek sosyal kırılma uyarısında bulunmaktadır. Nitekim toplumsal yapıda sosyal kırılmayı destekleyici mahiyette olaylar yaşanması, bazı illerimizde görülen vakalar Türk toplumunda endişeyi artırmaktadır. Suriyeli çocukları dilendiren çeteciler ile uyuşturucu satışında kullanan zehir tacirlerinin olduğunun bizzat yetkili Cumhuriyet savcılarımızla açıklanması sosyal yaşamda görülen kırılmanın boyutunu ortaya koymaktadır. Ayrıca emniyet teşkilatınca yapılan uyarılara rağmen bazı Suriyeli dolandırıcıların kendilerini polis ve savcı olarak tanıtıp soygun yapmaları da dikkatten kaçmamaktadır. Küçük çapta da olsa bazı illerimizde, sağlık çalışanlarına saldırı, ya da kahvehaneleri basan Suriyelilerin olması toplumsal uyum noktasında önemli sorunlar yaşandığını gösteriyor. 10 Ağustos 2021 tarihinde Ankara ilimizin Altındağ semtinde bir vatandaşımızın tartıştığı Suriyeliler tarafından öldürülmesi, Türk toplumunda infiale yol açtı. Tansiyonun düşmesine yönelik sağ duyulu yaklaşım sonrası 27 saat sonra olaylar yatışabildi. Bu ve benzeri olayların sıkça yaşanıyor olması toplumsal açıdan Suriyelilerin ilerde bir ‘Kürt Sorunu, doğurup doğurmayacağını şimdiden gündeme getirmiş gözükmektedir. Suriyelilerden bir kısmının ülkemize sığınma talebinde bulunurken başlangıçta aralarında terör örgütleri içinden gelen teröristlerin olduğu yaptıkları terör eylemleri ile kanıtlanmıştı. Bu nedenle teröre hizmet eden grupların, sivil halktan ayrıştırılması büyük önem taşımaktadır. Yabancı düşmanlığı elbette olumsuz sonuçlar veren ırkçılıkla bağdaşan bir olgudur. Ancak eğitim, sosyal yaşama uyum ve entegre olma konularında başarısız sonuçlar alınması mevcut sorunların daha da büyümesine yol açabilecektir. Bu bakımdan daha fazla geç kalınmadan değişik boyutları içinde barındıran Suriyeli mülteciler konusunda ileriye yönelik isabetli adımların atılması zorunluluk haline gelmiştir. SURİYELİ MÜLTECİLERİN GERİ DÖNÜŞÜ Suriyeli mültecilerin ülkemize akın ettiği 2011 yılından günümüze 10 yıl geçmiş bulunuyor. Bu 10 yılı bulan süreçte Suriyeli mülteciler açısından birçok sorunu beraberinde getirdi. Ülkemize sığınma zorunda kalan Suriyeliler konusunda günümüzde kamuoyu araştırmaları yapılmaktadır. Yapılan araştırmalarda çoğunlukla % 80 i aşan bir kesimin Suriyelilerle komşu olmak istemediğini anlaşılıyor. Aynı şekilde yerli halk Suriyelilerle iş ortaklığına da yanaşmamaktadır. Suriyelilerin ülkesine geri dönmesi konusunda yapılan diğer araştırmalarda; Türkiye’de doğan çocukların artık ülkemizi anavatanları olarak görüp geri dönmek istemedikleri, ülkemizde iş kuran yetişkinlerin de aynı düşüncede oldukları anlaşılmaktadır. Siyaset dünyası, bilim insanları ve konuyu köşelerine taşıyan yazarlar da Suriyelilerin geri dönüşü ile ilgili olarak yorumda bulunmaya devam ediyorlar. Bu konuda sergilenen ortak tavır, Suriyelilerin ebedi nihayet ülkemizde kalamayacakları ve artık yıkıcı savaşın yaşanmadığı ülkelerine dönmenin daha isabetli olacağı şeklindedir. Hükümetimizin mevcut Suriye hükümetiyle görüşme yapmak suretiyle, uygun ortamda geriye dönüşün sağlanması beklentisi bu konuda dillendirilmeye çalışılan bir görüştür. Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal bu konuda görüşünü şöyle ifade ediyor: "Suriyelilerin mutlaka geri gönderilmesi gerekiyor. Şayet beka sorunundan bahsedilecekse en büyük tehlike sığınmacılar meselesidir. Suriye politikasını gözden geçirmemiz gerekiyor. Şayet Suriyeli ve Afgan sığınmacılar belli bir zaman aralığında ülkelerine gönderilmezse sosyal, siyasal, ekonomik ve güvenlik açısından korkunç sorunlar yaşayabiliriz." ( Milliyet, 02.08.2021, S.15) NOT:Suriyeli mültecilerin ardından Taliban rejiminden kaçarak ülkemize sığınmak isteyen Afganlılara ilişkin ‘Afgan Göçü, bir sonraki yazımızda ele alınacaktır. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Göçler günümüzde olduğu gibi, geçmişte de tarihsel süreçte insanlığın önemli sorunları arasında yer almıştır.
Coğrafi şartların kötü olması, kuraklık veya susuzluk, içte ve dışta yaşanan savaş ortamı insanlığı göç etmeye zorlamıştır.
İnsanların çok uzun yolları göze alarak daha iyi bir yaşam kurmak amacıyla yaşadıkları anavatanından yabancı bir vatana göç etmesi kolay değildir.
Tarihsel gerçekler bize insanların salgın hastalıklar, savaş ortamı, siyasi çekişmeler, yoksulluk, yetersiz sağlık koşulları gibi nedenlerle göç etmek zorunda kaldıklarını gösteriyor.
Yakın tarihte ülkemize yönelik önemli göç hareketleri oldu. Osmanlı’nın son dönemleri ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan göçler ile son yıllarda gerçekleşen göçler bu göçler arasında yer almaktadır.
1912 yılında yaşanan Balkan Savaşı sonrası, ülkemize Balkan ülkelerinden çok sayıda soydaşımız olan göçmen Türkler gelmişti.
İstiklal harbi sonrası Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte İstanbul ilimiz başta olmak üzere diğer büyük kentlere iç göç hareketi başlamıştı.
Türk sinemasında çok sayıda filme konu olan ‘Köyden Kente Göç, günümüzde de tartışılan sorunlar arasında yer alıyor. Günümüzde de bu göç salgın koronavirüs ortamının olumsuz etkileri nedeniyle tersine dönerek ‘Kentten Köye Göçe, dönüşme eğilimi gösteriyor.
1960 lı yıllarda Avrupa ülkelerine özellikle Almanya’ya yapılan iş gücü göçü ülkemizden dışarıya yapılan dış göç olarak ifade edilmektedir.
Bulgaristan komünist partisinin iktidarının sallandığı 1989 yılında rejimin başında olan Todor Jivkov’da Türk kökenli Müslüman halkın kimliğini değiştirmek istemiş ve Asimilasyon politikası uygulamıştı. O dönemde de 360 bine yakın soydaşımız Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştı.
Zaman zaman Afrika’da iç savaş veya terör yaşayan ülkelerden göçler olmakla beraber, 2011 yılında Suriye’deki iç savaştan kaçan mültecilerin göçü, Türk toplumunda tartışılan konular arasında yer almaya devam etmektedir.
SURİYELİ MÜLTECİLER
2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş, milyonlarca Suriyeliyi yerlerinden etti. Bu ülkeye komşu olan Ürdün, Lübnan ve Türkiye gibi ülkeler iç savaşın doğurduğu göçmen hareketinden oldukça etkilendi.
Suriyeli mülteciler sorununun günümüzde de tartışılmaya devam etmesi, bu sorunun ulaştığı boyut nedeniyledir.
Başlangıçta sınırlı sayıda alınacağı açıklanan (100 bin mültecinin aşılması kırmızı çizgimiz olarak ifade edilmişti) mültecilerin sayısının resmi rakamlara göre 4 milyon sınırına dayanması ve geçen süreçte Türkiye’deki illerin tamamına yayılmış olmaları birçok sorunu beraberinde getirmiştir.
Suriyeli göçmenlerden doğan çocukların 600 bin civarında ifade edilmesi, eğitim ve öğretim çağında olanların okullaşması, bu kalabalık nüfusu entegre etme çabaları henüz istenilen sonucu verebilmiş değildir.
Mültecilerin çocuklarının gelişiminde yaşanan eksiklikler, değişik sonuçların doğmasına neden oldu. Bu konuya ilişkin yapılan araştırmalar; Suriyeli mülteci çocuklarının gelişim geriliği yaşadığını, kendilerinde en çok dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, travma sonrası stres ve depresyon yaşadıklarını ortaya koydu.
Ülkemiz nüfusunun % 4,40 na denk gelen Suriyeli mülteci nüfusun içinde yer alan çocukların eğitiminde de önemli sorunlar yaşanmaktadır.
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, ülkemizde eğitim çağında 1 milyonu aşkın Suriyeli çocuk bulunmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı verileri de bu çocuklardan 650 bine yakınının okullarda kayıtlı, 400 bini aşkın çocuğun da eğitim sisteminde yer almadığını göstermektedir.
TÜRKİYE’YE UYUM VE SOSYAL SORUNLAR
Suriyeli mültecilerin sayıca giderek artış göstermesi, Türkiye’ye uyum ve sosyal kırılma bakımından sorunlar yaşanacağının işaretini verdi.
Bu konuda araştırmaları olan Türk-Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi Başkanı olan Prof. Dr. Murat Erdoğan; Türkiye’deki Suriyelilere yönelik korku ve nefretin geliştiğini ifade ederek, sosyal ayrışma ve mesafenin gittikçe açıldığını belirterek sosyal kırılma uyarısında bulunmaktadır.
Nitekim toplumsal yapıda sosyal kırılmayı destekleyici mahiyette olaylar yaşanması, bazı illerimizde görülen vakalar Türk toplumunda endişeyi artırmaktadır.
Suriyeli çocukları dilendiren çeteciler ile uyuşturucu satışında kullanan zehir tacirlerinin olduğunun bizzat yetkili Cumhuriyet savcılarımızla açıklanması sosyal yaşamda görülen kırılmanın boyutunu ortaya koymaktadır.
Ayrıca emniyet teşkilatınca yapılan uyarılara rağmen bazı Suriyeli dolandırıcıların kendilerini polis ve savcı olarak tanıtıp soygun yapmaları da dikkatten kaçmamaktadır.
Küçük çapta da olsa bazı illerimizde, sağlık çalışanlarına saldırı, ya da kahvehaneleri basan Suriyelilerin olması toplumsal uyum noktasında önemli sorunlar yaşandığını gösteriyor. 10 Ağustos 2021 tarihinde Ankara ilimizin Altındağ semtinde bir vatandaşımızın tartıştığı Suriyeliler tarafından öldürülmesi, Türk toplumunda infiale yol açtı. Tansiyonun düşmesine yönelik sağ duyulu yaklaşım sonrası 27 saat sonra olaylar yatışabildi.
Bu ve benzeri olayların sıkça yaşanıyor olması toplumsal açıdan Suriyelilerin ilerde bir ‘Kürt Sorunu, doğurup doğurmayacağını şimdiden gündeme getirmiş gözükmektedir. Suriyelilerden bir kısmının ülkemize sığınma talebinde bulunurken başlangıçta aralarında terör örgütleri içinden gelen teröristlerin olduğu yaptıkları terör eylemleri ile kanıtlanmıştı. Bu nedenle teröre hizmet eden grupların, sivil halktan ayrıştırılması büyük önem taşımaktadır.
Yabancı düşmanlığı elbette olumsuz sonuçlar veren ırkçılıkla bağdaşan bir olgudur. Ancak eğitim, sosyal yaşama uyum ve entegre olma konularında başarısız sonuçlar alınması mevcut sorunların daha da büyümesine yol açabilecektir.
Bu bakımdan daha fazla geç kalınmadan değişik boyutları içinde barındıran Suriyeli mülteciler konusunda ileriye yönelik isabetli adımların atılması zorunluluk haline gelmiştir.
SURİYELİ MÜLTECİLERİN GERİ DÖNÜŞÜ
Suriyeli mültecilerin ülkemize akın ettiği 2011 yılından günümüze 10 yıl geçmiş bulunuyor. Bu 10 yılı bulan süreçte Suriyeli mülteciler açısından birçok sorunu beraberinde getirdi.
Ülkemize sığınma zorunda kalan Suriyeliler konusunda günümüzde kamuoyu araştırmaları yapılmaktadır. Yapılan araştırmalarda çoğunlukla % 80 i aşan bir kesimin Suriyelilerle komşu olmak istemediğini anlaşılıyor. Aynı şekilde yerli halk Suriyelilerle iş ortaklığına da yanaşmamaktadır.
Suriyelilerin ülkesine geri dönmesi konusunda yapılan diğer araştırmalarda; Türkiye’de doğan çocukların artık ülkemizi anavatanları olarak görüp geri dönmek istemedikleri, ülkemizde iş kuran yetişkinlerin de aynı düşüncede oldukları anlaşılmaktadır.
Siyaset dünyası, bilim insanları ve konuyu köşelerine taşıyan yazarlar da Suriyelilerin geri dönüşü ile ilgili olarak yorumda bulunmaya devam ediyorlar. Bu konuda sergilenen ortak tavır, Suriyelilerin ebedi nihayet ülkemizde kalamayacakları ve artık yıkıcı savaşın yaşanmadığı ülkelerine dönmenin daha isabetli olacağı şeklindedir.
Hükümetimizin mevcut Suriye hükümetiyle görüşme yapmak suretiyle, uygun ortamda geriye dönüşün sağlanması beklentisi bu konuda dillendirilmeye çalışılan bir görüştür.
Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal bu konuda görüşünü şöyle ifade ediyor:
"Suriyelilerin mutlaka geri gönderilmesi gerekiyor. Şayet beka sorunundan bahsedilecekse en büyük tehlike sığınmacılar meselesidir. Suriye politikasını gözden geçirmemiz gerekiyor.
Şayet Suriyeli ve Afgan sığınmacılar belli bir zaman aralığında ülkelerine gönderilmezse sosyal, siyasal, ekonomik ve güvenlik açısından korkunç sorunlar yaşayabiliriz." ( Milliyet, 02.08.2021, S.15)
NOT:Suriyeli mültecilerin ardından Taliban rejiminden kaçarak ülkemize sığınmak isteyen Afganlılara ilişkin ‘Afgan Göçü, bir sonraki yazımızda ele alınacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 323578
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.