En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

DÜNYADA GÖÇ DALGASI VE AFGAN GÖÇÜ

Siyasi istikrarsızlığın, iç savaşların, askeri darbelerin ve terörist yapılanmaların devam ettiği bir ortamda dünya genelinde göçleri önlemek mümkün gözükmemektedir.

Bunların yanında insanları göçe zorlayan; salgın hastalıklar, kuraklık, susuzluk ve küresel ısınmanın yol açtığı zorlu yaşam koşulları da göç nedenleri arasında yer almaktadır.

Birleşmiş Milletlerce ‘Uluslararası Mülteci Sözleşmesi’nin, kabul edilişinden günümüze 70 yıl geçmiş olmasına rağmen, dünya genelinde mülteci sayısındaki artış devam ediyor. Günümüzde dünya genelinde yerlerinden edilen insan sayısının 90 milyona yaklaştığı, mülteci sayısının ise 26 milyon civarında olduğu ifade ediliyor.

Uluslararası Mülteci Sözleşmesi 149 ülke tarafından kabul edilerek imzalanmıştı. Önceleri, komünist rejimlere başkaldırı şeklinde Macaristan’da başlayan mülteci akını sonra Çin’de ve askeri ihtilallerle, iç savaşların yaşandığı diğer ülkelerde devam etti.

Amerika, Meksika’dan gelen göçmen dalgasına karşı duvar örerken, Afrika’da ve Uzakdoğu Asya’da iç terörün ve din düşmanlığının yaşandığı ülkelerden diğerlerine göç dalgası günümüzde de devam etmektedir.

2011 yılında Suriye iç savaşı nedeniyle ülke nüfusunun yarısına yakınının başta komşu ülkeler olmak üzere Avrupa’ya göç ettiği bu konuda bilinen diğer bir gerçektir.

AFGAN GÖÇÜ VE TÜRKİYE

1979 yılında Sovyet Rusya, Afganistan’ı işgal etmiş ve bu işgal 9 yıl sürmüştü. İşgal süresince sivil halktan 1 milyona yakın insan ölmüş, 3 milyona yakını da yaralanmış ya da sakat kalmıştı. Sovyet işgalinin ardından Afganistan, 11 Eylül El Kaide İkiz Kuleler saldırısına misilleme olarak Amerika’nın işgaline maruz kalmış, bu işgalde 20 yılı bulmuştu.

Gerek Sovyet, gerekse Amerika’ya karşı direniş hareketinin öncülüğünü yapan Taliban güçleri; gösterdikleri mücadeleden başarı ile çıkmış bulunuyor. ABD, 20 yıldır Taliban’a karşı yürüttüğü savaştan kesin bir sonuca ulaşmadan bu ülkeden çekilmeyi kararlaştırdı.

Taliban güçlerinin Amerika’nın çekilmesinin ardından, ülkenin büyük bir bölümünde hakimiyeti sağladığı ifade edilmektedir. Ne var ki Taliban’ın Afganistan’da uygulamaya çalıştığı rejim, Afgan halkı arasında büyük bir huzursuzluğa neden olmuş durumda.

ABD nin Afganistan’ı terk etmesinin ardından, rejimden kaçan çok sayıda insanın Pakistan ve İran sınırından hareketle Türkiye’ye ulaşıp mülteci statüsüne girmek istemeleri; ülkemiz açısından yeni bir mülteci krizinin doğmasına neden olmuş durumdadır.

Ülkemize yönelik Afgan göç hareketi, Taliban’ın hakim olmaya başladığı 2000 li yıllardan beri devam etmektedir. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı veriler 2014 yılından itibaren Türkiye’ye yönelik Afgan göçmen sayısını giderek artış gösteriyor.

Bir yandan Suriyeli mülteciler diğer yandan Afganlı göçmenler, ülkemizi dış politikada yeni arayışlara yöneltmiş durumdadır. Özellikle Afgan göçmenlerin gençlerden oluşması, Taliban’la mücadele etmek yerine ülkelerinden kaçma yolunu tercih etmeleri düşündürücüdür.

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin de ülkesinde kalıp Taliban’la mücadelede örnek davranış sergilemesi gerekirken kaçmayı tercih etmesi de ülkesinde huzursuzluğu artırmanın yanında sivil halkın da kaçışını artırmıştır.

Yeni Afganlı göçmenlerin, mülteci statüsü kazanmak amacıyla; ABD, Afganistan’da iken Amerika’nın yanında yer alması, Amerika’nın da bunları doğrudan kendi ülkesine almak yerine Türkiye ve Pakistan gibi ülkelere yönlendirmek istemesi; ABD ile Türkiye arasında yeni bir mülteci krizine yol açacağı ihtimalini kuvvetlendirmiştir.

YENİ GÖÇ POLİTİKASI

Göç hareketi, sığınmacı ve mülteciler konusu ülkemizde Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce izlenmektedir. Hükümetin bu konuda attığı adımların yetersiz ve etkisiz olduğu muhalefet partilerince zaman zaman dile getirilmektedir.

Sınırlarımızın güvenliği, insan kaçakçılığı, düzensiz göçün ülkemize olumsuz etkileri açılarından sorunun etkili çözümü amacıyla ‘Göç ve Entegrasyon Bakanlığı, kurulmasının önemi üzerinde durulmaktadır.

Komşu ülkeler, Uzakdoğu Asya ve bazı Afrika ülkelerinde yaşanan darbe ve terör eylemleri sonucu ülkemiz düzensiz göçmenler için bir çekim merkezine dönüşmüş; Türkiye adeta üzerinden başka bir ülkeye atlama bölgesi haline dönmüştür.

Binlerce kilometre uzaktan gelen göçmenlerin Türkiye’yi hedef ülke olarak görmesi, sorunun önemini ve çok boyutlu olarak ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Sağlıklı bir ‘göç politikası, oluşturmak, ülkemizi üzerinden kalkamayacağı bir yükten kurtarmak amacıyla muhalefet partilerinin yanı sıra konunun diğer uzmanları ile bilim insanlarının önerilerini dikkate almakta yarar bulunmaktadır.

Ülkemizdeki mevcut siyasi yönetim iç politikada yaşanan sorunların yanında; koronavirüs salgını, ekonomik sorunlar, küresel ısınma sonucu orman yangınları ile aşırı yağış sonucu oluşan sel felaketleri, işsizlik ve eğitim sistemi sorunları ile karşı karşıya bulunmaktadır.

Yeni göçlere karşı açık kapı politikasından vazgeçilerek, Suriyeli ve Afgan sığınmacı ve mültecileri belli zaman aralığında ülkelerine geri gönderilmesi üzerinde çalışma yapılmalıdır.

Afganistan’da yaşanan kaos ortamı; binlerce insanın ülkelerinden kaçarak özgürce yaşamak istedikleri başka ülkelere kaçışları artırmaya yol açmıştır. Taliban’ın Afganistan’a hakimiyetinin ardından rejimin sosyal yaşama ve kadınlara yönelik baskıcı yaşam tarzını ikame etme faaliyetleri, çok sayıda Afganlıyı öz vatanından koparıp kaçmaya mecbur bırakmış durumdadır.

Taliban yönetiminin ülkede uygulamaya başladığı yönetim tarzının üzerinden daha uzun bir süre geçmeden, değişik gruplarca terör saldırıları başlamış, tahliyelerin sürdüğü Kabil Havalimanı yakınındaki iki ayrı noktadan DEAŞ tarafından bombalı intihar saldırısı sonucu 100 ü aşkın insan hayatını kaybetmiş, onlarca insanda yaralanmıştır.

Sadece DEAŞ tarafından değil, El Kaide ve benzeri örgütlerde Afganistan’da yeni eylemler peşindedir. Bu örgütler Taliban’ın uyguladığı rejimi daha liberal bir rejim olarak görmektedir.

Afganistan’daki mevcut durum Amerika’nın yanında diğer ülke temsilciliklerinin de elçi ve askerlerini geri çekmeye yöneltmiştir. Kabil havaalanında 6 yıldır görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri birliğinin de Türkiye’ye dönme kararı almış olması atılması zorunlu bir adım olarak nitelenmiştir.

Afganistan’da yaşanan kaos ortamını Türkiye’ye taşımak isteyen terör örgütlerine karşı uyanık davranma zarureti vardır. Yeni göç dalgasına karşı Van ilimizin İran’la komşu olan ilçelerinde duvar örülüp hendek kazanılması isabetli bir uygulama olmuştur.

Suriyeli mültecilerin ardından Afganlı sığınmacılar içinde ülkemizde huzur ortamının sağlanması ve terörist yapılanmalara meydan verilmemesi açılarından köklü politikalar geliştirme zarureti vardır, bu amaçla ülkemize karanlık emellerini gerçekleştirme arzusunda olan sığınmacıların geri gönderilmesi gerekmektedir.

Şayet sığınmacı ve düzensiz göçmenler geri gönderilmez ise bunun ülkemiz sosyal, siyasal, ekonomik ve güvenlik açılarından yol açabileceği korkunç sonuçları ülke olarak yaşamak kaçınılmaz olacaktır.

Sığınmacı olarak gelip, mülteci statüsüne geçmek isteyenlerin arasında terörist gruplarından gelenlerin olduğu, geçmişte yaşanan bir gerçektir. Bunlar arasında ülkemizde karışıklık çıkarmak isteyen, başka ülkelerin siyasi amaçları için çalışanların olduğu da unutulmamalıdır.

 

Atıf ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 1580

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 25892

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.