ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Siyasi istikrarsızlığın, iç savaşların, askeri darbelerin ve terörist yapılanmaların devam ettiği bir ortamda dünya genelinde göçleri önlemek mümkün gözükmemektedir. Bunların yanında insanları göçe zorlayan; salgın hastalıklar, kuraklık, susuzluk ve küresel ısınmanın yol açtığı zorlu yaşam koşulları da göç nedenleri arasında yer almaktadır. Birleşmiş Milletlerce ‘Uluslararası Mülteci Sözleşmesi’nin, kabul edilişinden günümüze 70 yıl geçmiş olmasına rağmen, dünya genelinde mülteci sayısındaki artış devam ediyor. Günümüzde dünya genelinde yerlerinden edilen insan sayısının 90 milyona yaklaştığı, mülteci sayısının ise 26 milyon civarında olduğu ifade ediliyor. Uluslararası Mülteci Sözleşmesi 149 ülke tarafından kabul edilerek imzalanmıştı. Önceleri, komünist rejimlere başkaldırı şeklinde Macaristan’da başlayan mülteci akını sonra Çin’de ve askeri ihtilallerle, iç savaşların yaşandığı diğer ülkelerde devam etti. Amerika, Meksika’dan gelen göçmen dalgasına karşı duvar örerken, Afrika’da ve Uzakdoğu Asya’da iç terörün ve din düşmanlığının yaşandığı ülkelerden diğerlerine göç dalgası günümüzde de devam etmektedir. 2011 yılında Suriye iç savaşı nedeniyle ülke nüfusunun yarısına yakınının başta komşu ülkeler olmak üzere Avrupa’ya göç ettiği bu konuda bilinen diğer bir gerçektir. AFGAN GÖÇÜ VE TÜRKİYE 1979 yılında Sovyet Rusya, Afganistan’ı işgal etmiş ve bu işgal 9 yıl sürmüştü. İşgal süresince sivil halktan 1 milyona yakın insan ölmüş, 3 milyona yakını da yaralanmış ya da sakat kalmıştı. Sovyet işgalinin ardından Afganistan, 11 Eylül El Kaide İkiz Kuleler saldırısına misilleme olarak Amerika’nın işgaline maruz kalmış, bu işgalde 20 yılı bulmuştu. Gerek Sovyet, gerekse Amerika’ya karşı direniş hareketinin öncülüğünü yapan Taliban güçleri; gösterdikleri mücadeleden başarı ile çıkmış bulunuyor. ABD, 20 yıldır Taliban’a karşı yürüttüğü savaştan kesin bir sonuca ulaşmadan bu ülkeden çekilmeyi kararlaştırdı. Taliban güçlerinin Amerika’nın çekilmesinin ardından, ülkenin büyük bir bölümünde hakimiyeti sağladığı ifade edilmektedir. Ne var ki Taliban’ın Afganistan’da uygulamaya çalıştığı rejim, Afgan halkı arasında büyük bir huzursuzluğa neden olmuş durumda. ABD nin Afganistan’ı terk etmesinin ardından, rejimden kaçan çok sayıda insanın Pakistan ve İran sınırından hareketle Türkiye’ye ulaşıp mülteci statüsüne girmek istemeleri; ülkemiz açısından yeni bir mülteci krizinin doğmasına neden olmuş durumdadır. Ülkemize yönelik Afgan göç hareketi, Taliban’ın hakim olmaya başladığı 2000 li yıllardan beri devam etmektedir. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı veriler 2014 yılından itibaren Türkiye’ye yönelik Afgan göçmen sayısını giderek artış gösteriyor. Bir yandan Suriyeli mülteciler diğer yandan Afganlı göçmenler, ülkemizi dış politikada yeni arayışlara yöneltmiş durumdadır. Özellikle Afgan göçmenlerin gençlerden oluşması, Taliban’la mücadele etmek yerine ülkelerinden kaçma yolunu tercih etmeleri düşündürücüdür. Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin de ülkesinde kalıp Taliban’la mücadelede örnek davranış sergilemesi gerekirken kaçmayı tercih etmesi de ülkesinde huzursuzluğu artırmanın yanında sivil halkın da kaçışını artırmıştır. Yeni Afganlı göçmenlerin, mülteci statüsü kazanmak amacıyla; ABD, Afganistan’da iken Amerika’nın yanında yer alması, Amerika’nın da bunları doğrudan kendi ülkesine almak yerine Türkiye ve Pakistan gibi ülkelere yönlendirmek istemesi; ABD ile Türkiye arasında yeni bir mülteci krizine yol açacağı ihtimalini kuvvetlendirmiştir. YENİ GÖÇ POLİTİKASI Göç hareketi, sığınmacı ve mülteciler konusu ülkemizde Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce izlenmektedir. Hükümetin bu konuda attığı adımların yetersiz ve etkisiz olduğu muhalefet partilerince zaman zaman dile getirilmektedir. Sınırlarımızın güvenliği, insan kaçakçılığı, düzensiz göçün ülkemize olumsuz etkileri açılarından sorunun etkili çözümü amacıyla ‘Göç ve Entegrasyon Bakanlığı, kurulmasının önemi üzerinde durulmaktadır. Komşu ülkeler, Uzakdoğu Asya ve bazı Afrika ülkelerinde yaşanan darbe ve terör eylemleri sonucu ülkemiz düzensiz göçmenler için bir çekim merkezine dönüşmüş; Türkiye adeta üzerinden başka bir ülkeye atlama bölgesi haline dönmüştür. Binlerce kilometre uzaktan gelen göçmenlerin Türkiye’yi hedef ülke olarak görmesi, sorunun önemini ve çok boyutlu olarak ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Sağlıklı bir ‘göç politikası, oluşturmak, ülkemizi üzerinden kalkamayacağı bir yükten kurtarmak amacıyla muhalefet partilerinin yanı sıra konunun diğer uzmanları ile bilim insanlarının önerilerini dikkate almakta yarar bulunmaktadır. Ülkemizdeki mevcut siyasi yönetim iç politikada yaşanan sorunların yanında; koronavirüs salgını, ekonomik sorunlar, küresel ısınma sonucu orman yangınları ile aşırı yağış sonucu oluşan sel felaketleri, işsizlik ve eğitim sistemi sorunları ile karşı karşıya bulunmaktadır. Yeni göçlere karşı açık kapı politikasından vazgeçilerek, Suriyeli ve Afgan sığınmacı ve mültecileri belli zaman aralığında ülkelerine geri gönderilmesi üzerinde çalışma yapılmalıdır. Afganistan’da yaşanan kaos ortamı; binlerce insanın ülkelerinden kaçarak özgürce yaşamak istedikleri başka ülkelere kaçışları artırmaya yol açmıştır. Taliban’ın Afganistan’a hakimiyetinin ardından rejimin sosyal yaşama ve kadınlara yönelik baskıcı yaşam tarzını ikame etme faaliyetleri, çok sayıda Afganlıyı öz vatanından koparıp kaçmaya mecbur bırakmış durumdadır. Taliban yönetiminin ülkede uygulamaya başladığı yönetim tarzının üzerinden daha uzun bir süre geçmeden, değişik gruplarca terör saldırıları başlamış, tahliyelerin sürdüğü Kabil Havalimanı yakınındaki iki ayrı noktadan DEAŞ tarafından bombalı intihar saldırısı sonucu 100 ü aşkın insan hayatını kaybetmiş, onlarca insanda yaralanmıştır. Sadece DEAŞ tarafından değil, El Kaide ve benzeri örgütlerde Afganistan’da yeni eylemler peşindedir. Bu örgütler Taliban’ın uyguladığı rejimi daha liberal bir rejim olarak görmektedir. Afganistan’daki mevcut durum Amerika’nın yanında diğer ülke temsilciliklerinin de elçi ve askerlerini geri çekmeye yöneltmiştir. Kabil havaalanında 6 yıldır görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri birliğinin de Türkiye’ye dönme kararı almış olması atılması zorunlu bir adım olarak nitelenmiştir. Afganistan’da yaşanan kaos ortamını Türkiye’ye taşımak isteyen terör örgütlerine karşı uyanık davranma zarureti vardır. Yeni göç dalgasına karşı Van ilimizin İran’la komşu olan ilçelerinde duvar örülüp hendek kazanılması isabetli bir uygulama olmuştur. Suriyeli mültecilerin ardından Afganlı sığınmacılar içinde ülkemizde huzur ortamının sağlanması ve terörist yapılanmalara meydan verilmemesi açılarından köklü politikalar geliştirme zarureti vardır, bu amaçla ülkemize karanlık emellerini gerçekleştirme arzusunda olan sığınmacıların geri gönderilmesi gerekmektedir. Şayet sığınmacı ve düzensiz göçmenler geri gönderilmez ise bunun ülkemiz sosyal, siyasal, ekonomik ve güvenlik açılarından yol açabileceği korkunç sonuçları ülke olarak yaşamak kaçınılmaz olacaktır. Sığınmacı olarak gelip, mülteci statüsüne geçmek isteyenlerin arasında terörist gruplarından gelenlerin olduğu, geçmişte yaşanan bir gerçektir. Bunlar arasında ülkemizde karışıklık çıkarmak isteyen, başka ülkelerin siyasi amaçları için çalışanların olduğu da unutulmamalıdır. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Siyasi istikrarsızlığın, iç savaşların, askeri darbelerin ve terörist yapılanmaların devam ettiği bir ortamda dünya genelinde göçleri önlemek mümkün gözükmemektedir.
Bunların yanında insanları göçe zorlayan; salgın hastalıklar, kuraklık, susuzluk ve küresel ısınmanın yol açtığı zorlu yaşam koşulları da göç nedenleri arasında yer almaktadır.
Birleşmiş Milletlerce ‘Uluslararası Mülteci Sözleşmesi’nin, kabul edilişinden günümüze 70 yıl geçmiş olmasına rağmen, dünya genelinde mülteci sayısındaki artış devam ediyor. Günümüzde dünya genelinde yerlerinden edilen insan sayısının 90 milyona yaklaştığı, mülteci sayısının ise 26 milyon civarında olduğu ifade ediliyor.
Uluslararası Mülteci Sözleşmesi 149 ülke tarafından kabul edilerek imzalanmıştı. Önceleri, komünist rejimlere başkaldırı şeklinde Macaristan’da başlayan mülteci akını sonra Çin’de ve askeri ihtilallerle, iç savaşların yaşandığı diğer ülkelerde devam etti.
Amerika, Meksika’dan gelen göçmen dalgasına karşı duvar örerken, Afrika’da ve Uzakdoğu Asya’da iç terörün ve din düşmanlığının yaşandığı ülkelerden diğerlerine göç dalgası günümüzde de devam etmektedir.
2011 yılında Suriye iç savaşı nedeniyle ülke nüfusunun yarısına yakınının başta komşu ülkeler olmak üzere Avrupa’ya göç ettiği bu konuda bilinen diğer bir gerçektir.
AFGAN GÖÇÜ VE TÜRKİYE
1979 yılında Sovyet Rusya, Afganistan’ı işgal etmiş ve bu işgal 9 yıl sürmüştü. İşgal süresince sivil halktan 1 milyona yakın insan ölmüş, 3 milyona yakını da yaralanmış ya da sakat kalmıştı. Sovyet işgalinin ardından Afganistan, 11 Eylül El Kaide İkiz Kuleler saldırısına misilleme olarak Amerika’nın işgaline maruz kalmış, bu işgalde 20 yılı bulmuştu.
Gerek Sovyet, gerekse Amerika’ya karşı direniş hareketinin öncülüğünü yapan Taliban güçleri; gösterdikleri mücadeleden başarı ile çıkmış bulunuyor. ABD, 20 yıldır Taliban’a karşı yürüttüğü savaştan kesin bir sonuca ulaşmadan bu ülkeden çekilmeyi kararlaştırdı.
Taliban güçlerinin Amerika’nın çekilmesinin ardından, ülkenin büyük bir bölümünde hakimiyeti sağladığı ifade edilmektedir. Ne var ki Taliban’ın Afganistan’da uygulamaya çalıştığı rejim, Afgan halkı arasında büyük bir huzursuzluğa neden olmuş durumda.
ABD nin Afganistan’ı terk etmesinin ardından, rejimden kaçan çok sayıda insanın Pakistan ve İran sınırından hareketle Türkiye’ye ulaşıp mülteci statüsüne girmek istemeleri; ülkemiz açısından yeni bir mülteci krizinin doğmasına neden olmuş durumdadır.
Ülkemize yönelik Afgan göç hareketi, Taliban’ın hakim olmaya başladığı 2000 li yıllardan beri devam etmektedir. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı veriler 2014 yılından itibaren Türkiye’ye yönelik Afgan göçmen sayısını giderek artış gösteriyor.
Bir yandan Suriyeli mülteciler diğer yandan Afganlı göçmenler, ülkemizi dış politikada yeni arayışlara yöneltmiş durumdadır. Özellikle Afgan göçmenlerin gençlerden oluşması, Taliban’la mücadele etmek yerine ülkelerinden kaçma yolunu tercih etmeleri düşündürücüdür.
Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin de ülkesinde kalıp Taliban’la mücadelede örnek davranış sergilemesi gerekirken kaçmayı tercih etmesi de ülkesinde huzursuzluğu artırmanın yanında sivil halkın da kaçışını artırmıştır.
Yeni Afganlı göçmenlerin, mülteci statüsü kazanmak amacıyla; ABD, Afganistan’da iken Amerika’nın yanında yer alması, Amerika’nın da bunları doğrudan kendi ülkesine almak yerine Türkiye ve Pakistan gibi ülkelere yönlendirmek istemesi; ABD ile Türkiye arasında yeni bir mülteci krizine yol açacağı ihtimalini kuvvetlendirmiştir.
YENİ GÖÇ POLİTİKASI
Göç hareketi, sığınmacı ve mülteciler konusu ülkemizde Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce izlenmektedir. Hükümetin bu konuda attığı adımların yetersiz ve etkisiz olduğu muhalefet partilerince zaman zaman dile getirilmektedir.
Sınırlarımızın güvenliği, insan kaçakçılığı, düzensiz göçün ülkemize olumsuz etkileri açılarından sorunun etkili çözümü amacıyla ‘Göç ve Entegrasyon Bakanlığı, kurulmasının önemi üzerinde durulmaktadır.
Komşu ülkeler, Uzakdoğu Asya ve bazı Afrika ülkelerinde yaşanan darbe ve terör eylemleri sonucu ülkemiz düzensiz göçmenler için bir çekim merkezine dönüşmüş; Türkiye adeta üzerinden başka bir ülkeye atlama bölgesi haline dönmüştür.
Binlerce kilometre uzaktan gelen göçmenlerin Türkiye’yi hedef ülke olarak görmesi, sorunun önemini ve çok boyutlu olarak ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Sağlıklı bir ‘göç politikası, oluşturmak, ülkemizi üzerinden kalkamayacağı bir yükten kurtarmak amacıyla muhalefet partilerinin yanı sıra konunun diğer uzmanları ile bilim insanlarının önerilerini dikkate almakta yarar bulunmaktadır.
Ülkemizdeki mevcut siyasi yönetim iç politikada yaşanan sorunların yanında; koronavirüs salgını, ekonomik sorunlar, küresel ısınma sonucu orman yangınları ile aşırı yağış sonucu oluşan sel felaketleri, işsizlik ve eğitim sistemi sorunları ile karşı karşıya bulunmaktadır.
Yeni göçlere karşı açık kapı politikasından vazgeçilerek, Suriyeli ve Afgan sığınmacı ve mültecileri belli zaman aralığında ülkelerine geri gönderilmesi üzerinde çalışma yapılmalıdır.
Afganistan’da yaşanan kaos ortamı; binlerce insanın ülkelerinden kaçarak özgürce yaşamak istedikleri başka ülkelere kaçışları artırmaya yol açmıştır. Taliban’ın Afganistan’a hakimiyetinin ardından rejimin sosyal yaşama ve kadınlara yönelik baskıcı yaşam tarzını ikame etme faaliyetleri, çok sayıda Afganlıyı öz vatanından koparıp kaçmaya mecbur bırakmış durumdadır.
Taliban yönetiminin ülkede uygulamaya başladığı yönetim tarzının üzerinden daha uzun bir süre geçmeden, değişik gruplarca terör saldırıları başlamış, tahliyelerin sürdüğü Kabil Havalimanı yakınındaki iki ayrı noktadan DEAŞ tarafından bombalı intihar saldırısı sonucu 100 ü aşkın insan hayatını kaybetmiş, onlarca insanda yaralanmıştır.
Sadece DEAŞ tarafından değil, El Kaide ve benzeri örgütlerde Afganistan’da yeni eylemler peşindedir. Bu örgütler Taliban’ın uyguladığı rejimi daha liberal bir rejim olarak görmektedir.
Afganistan’daki mevcut durum Amerika’nın yanında diğer ülke temsilciliklerinin de elçi ve askerlerini geri çekmeye yöneltmiştir. Kabil havaalanında 6 yıldır görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri birliğinin de Türkiye’ye dönme kararı almış olması atılması zorunlu bir adım olarak nitelenmiştir.
Afganistan’da yaşanan kaos ortamını Türkiye’ye taşımak isteyen terör örgütlerine karşı uyanık davranma zarureti vardır. Yeni göç dalgasına karşı Van ilimizin İran’la komşu olan ilçelerinde duvar örülüp hendek kazanılması isabetli bir uygulama olmuştur.
Suriyeli mültecilerin ardından Afganlı sığınmacılar içinde ülkemizde huzur ortamının sağlanması ve terörist yapılanmalara meydan verilmemesi açılarından köklü politikalar geliştirme zarureti vardır, bu amaçla ülkemize karanlık emellerini gerçekleştirme arzusunda olan sığınmacıların geri gönderilmesi gerekmektedir.
Şayet sığınmacı ve düzensiz göçmenler geri gönderilmez ise bunun ülkemiz sosyal, siyasal, ekonomik ve güvenlik açılarından yol açabileceği korkunç sonuçları ülke olarak yaşamak kaçınılmaz olacaktır.
Sığınmacı olarak gelip, mülteci statüsüne geçmek isteyenlerin arasında terörist gruplarından gelenlerin olduğu, geçmişte yaşanan bir gerçektir. Bunlar arasında ülkemizde karışıklık çıkarmak isteyen, başka ülkelerin siyasi amaçları için çalışanların olduğu da unutulmamalıdır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 25892
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.