ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Ülkemizde yaşanan kadınlara yönelik şiddetin önemli bir boyutunu, boşanma aşamasında ya da boşanma sonrası yaşanan şiddet olayları oluşturmaktadır. Aile içindeki birlikteliği sona erdiren boşanma, toplumsal yaşamın bir gerçeği olarak karşımıza çıkmaktadır. Aile, Türk toplumunun temelini oluşturmakla birlikte aile içinde yaşanan muhtelif sorunların değişik boyutları bulunmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, ülkemizde son yıllarda evlenen çift sayısında azalma olmasına karşın, boşanan çiftlerin sayısında ise artış görülmektedir. Bu veriler bir bakıma ülkemizde evliliklerin sağlam bir temel üzerine kurulmadığını göstermektedir. Günümüzde aile içinde yaşanan boşanma olaylarının mercek altına alınması zorunlu bir hal almıştır. Mevcut Anayasa’mız aileyi Türk toplumunun temeli olarak nitelendirmekle beraber; aile içinde yaşanan bazı olaylar, aile kavramına bakışı yeniden sorgulama gereğini hissettirmektedir. Aile, mutlu bir birliktelik sağlamak ve bu mutluluğu ömür boyu sürdürmek amacıyla kurulan temel bir yapıdır. Bu temel yapı aşınmışsa, özellikle bazı erkeklerin akıl dışı bir davranışla şiddete başvurması sonucu çekilemez bir duruma dönüşmüş ise bu aile birlikteliğini sürdürmenin bir anlamı kalmamış demektir. Aile içinde yaşanan şiddet, aldatma, cana kast ve şiddetli geçimsizlik gibi nedenler yasalarımıza göre de boşanmayı meşru gören sebepler arasında yer almaktadır. Boşanma sorununun dikkati çeken önemli yanlarından biri de şiddete dönüşen boyutuyla kronikleşmiş bir hal almış olmasıdır. Boşanma gerçeği, her toplumda görülen bir aile içi sorunun sonucu olarak karşımıza çıkmakta ise de, alınan boşanma kararının evlilik aşamasında ve sonrasında şiddet boyutuna dönüşmesi konunun üzücü yanını teşkil etmektedir. HUKUKİ SÜRECE TAHAMMÜLSÜZLÜK… Evli çiftlerin medeni birer birey olarak karşılıklı sağlanan anlaşma sonucu boşanma kararı alması, saygıyla karşılanması gereken bir durumdur. Ne var ki; toplumsal yapıda yaşanan boşanma olayları, boşanma ile biten bazı evliliklerin, şiddete yönelim sonucu cinayetlerin işlendiği yeni bir safhaya dönüştüğünü gösteriyor. Boşanma sonrası ayrıldığı eşini takip edip yapılan tartışmanın ardından işlenen cinayetlerin giderek yoğunlaştığı olayları günlük basında okuyor veya TV kanallarından izliyoruz. Yıllardır birlikte yaşadığı eşinin boşanma kararına saygı göstermeyen, hukuken ayrıldığı eşini ömür boyu kendisine bağlı kölesi olarak gören anlayış sonuçta cinayet işlemeyi kendince makul görebiliyor. Günlük basının güncel haberler kısmına her yeni günde boşanma sonucu işlenen cinayetlerin girmesi, sorunun dikkate alınması zorunlu bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Basında sık sık boşandığı eşi tarafından bıçaklanarak ya da kurşunlanarak öldürülen kadınlara yönelik cinayet haberlerini okumamız, tahammül sınırının aşıldığını gösteren olaylar arasında yer almaktadır. Bu olayların arasında boşandığı gün eşini katleden veya sonradan iz sürüp cinayet işleyen cani ruhlu bazı erkeklerin varlığı dikkatlerden kaçmıyor. Özellikle çocuk sahibi ailelerde alınan boşanma kararı, çocuklar üzerinde ömür boyu sürecek olumsuz etkilenmelere neden olmaktadır. Evliliği yıllarca sürdürmüş olmakla beraber, çocukların gözü önünde eşine şiddet uygulayan veya cinayet işleyen erkeklerin olması sorunun önemli bir boyutunu daha ortaya çıkarmaktadır. Şartlı salıverme ya da Kovid-19 izniyle cezaevlerinden çıkan hükümlülerde bu pandemi sürecinde birçok kadın hayatının kaybedilmesine neden oldu. Sadece son 1,5 yılda en az 10 kadın ve 3 çocuğun cezaevinden izinli çıkan hükümlü erkekler tarafından katledildiği ifade edilmektedir. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4ncü Ulusal Eylem Planı 2021-2025 yılları kapsamında hükümet; kadın cinayetlerini önlemek amacıyla; ısrarlı takip, siber şiddet ve zorla evlendirme gibi konuları yeniden değerlendirileceğini açıklamış bulunuyor. Bilindiği gibi kadına yönelik şiddet konusunda caydırıcı hükümler getiren İstanbul Sözleşmesi kapsamından Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Mart 2021 tarihinde hükümetimiz çekilmişti. Halbuki, Türkiye 12 Mart 2012 tarihinde sözleşmeyi ilk onaylayan ülke olmuştu. Alınan bu Kararın kadın derneklerince protesto edildiği hatırlardadır. Şüphesiz kronikleşmiş bu soruna planlanan yeni önlemlerin çözüm olup olmayacağını önümüzdeki zaman sürecinde belli olacaktır. TAHAMMÜLSÜZLÜK VE HOŞGÖRÜ YOKSUNLUĞU Boşanma sonucu yaşanan şiddet olaylarının önlemede yasal tedbirlerin alınması yoluna gidilmesi elbette zorunlu bir durumdur. Ne var ki boşanma bahanesiyle uygulanan şiddetin veya gerçekleşen cinayetlerin temeline inme zarureti bulunmaktadır. Son yıllarda insan olarak bizi ‘biz, yapan insani ve manevi değerlerimizden uzaklaşma ile birlikte birde yozlaşma ve yabancılaşma kültürünün etkisi altına girmiş bulunmaktayız. Tahammüllü olma, sabırlı davranma ve hoşgörülü yaklaşım gibi temel değerlerden uzaklaşmanın bedelini toplumsal olarak çok ağır ödemekteyiz. Aile içinde yaşanan bir sorunun hoşgörü ve sabır süzgecinden geçirilerek çözümü mümkün iken şiddete yönelmek insani bir davranış tarzı olamaz. Boşanma sonucu yaşanan şiddet olaylarının önüne geçilmesinde evli çiftlerin önceden ‘Sabırlı ve Hoşgörülü, olma eğitimi almaları gerekiyor. Nasıl ki ‘Öfke Kontrolü, eğitimi varsa temel insani değerleri yaşamanın da eğitimi olmalıdır. Sonuç olarak, aile birlikteliğine büyük darbe vuran, cinayetlere yol açan kadına ve çocuklara yönelik şiddet olaylarının cezai önlemler dışında eğitici yöntemlerle önlemenin yollarını araştırmalıyız. Bu amaçla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile diğer ilgili kuruluşlara önemli yükümlülükler düşmektedir. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Ülkemizde yaşanan kadınlara yönelik şiddetin önemli bir boyutunu, boşanma aşamasında ya da boşanma sonrası yaşanan şiddet olayları oluşturmaktadır.
Aile içindeki birlikteliği sona erdiren boşanma, toplumsal yaşamın bir gerçeği olarak karşımıza çıkmaktadır.
Aile, Türk toplumunun temelini oluşturmakla birlikte aile içinde yaşanan muhtelif sorunların değişik boyutları bulunmaktadır.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, ülkemizde son yıllarda evlenen çift sayısında azalma olmasına karşın, boşanan çiftlerin sayısında ise artış görülmektedir. Bu veriler bir bakıma ülkemizde evliliklerin sağlam bir temel üzerine kurulmadığını göstermektedir.
Günümüzde aile içinde yaşanan boşanma olaylarının mercek altına alınması zorunlu bir hal almıştır.
Mevcut Anayasa’mız aileyi Türk toplumunun temeli olarak nitelendirmekle beraber; aile içinde yaşanan bazı olaylar, aile kavramına bakışı yeniden sorgulama gereğini hissettirmektedir.
Aile, mutlu bir birliktelik sağlamak ve bu mutluluğu ömür boyu sürdürmek amacıyla kurulan temel bir yapıdır.
Bu temel yapı aşınmışsa, özellikle bazı erkeklerin akıl dışı bir davranışla şiddete başvurması sonucu çekilemez bir duruma dönüşmüş ise bu aile birlikteliğini sürdürmenin bir anlamı kalmamış demektir.
Aile içinde yaşanan şiddet, aldatma, cana kast ve şiddetli geçimsizlik gibi nedenler yasalarımıza göre de boşanmayı meşru gören sebepler arasında yer almaktadır.
Boşanma sorununun dikkati çeken önemli yanlarından biri de şiddete dönüşen boyutuyla kronikleşmiş bir hal almış olmasıdır.
Boşanma gerçeği, her toplumda görülen bir aile içi sorunun sonucu olarak karşımıza çıkmakta ise de, alınan boşanma kararının evlilik aşamasında ve sonrasında şiddet boyutuna dönüşmesi konunun üzücü yanını teşkil etmektedir.
HUKUKİ SÜRECE TAHAMMÜLSÜZLÜK…
Evli çiftlerin medeni birer birey olarak karşılıklı sağlanan anlaşma sonucu boşanma kararı alması, saygıyla karşılanması gereken bir durumdur.
Ne var ki; toplumsal yapıda yaşanan boşanma olayları, boşanma ile biten bazı evliliklerin, şiddete yönelim sonucu cinayetlerin işlendiği yeni bir safhaya dönüştüğünü gösteriyor. Boşanma sonrası ayrıldığı eşini takip edip yapılan tartışmanın ardından işlenen cinayetlerin giderek yoğunlaştığı olayları günlük basında okuyor veya TV kanallarından izliyoruz.
Yıllardır birlikte yaşadığı eşinin boşanma kararına saygı göstermeyen, hukuken ayrıldığı eşini ömür boyu kendisine bağlı kölesi olarak gören anlayış sonuçta cinayet işlemeyi kendince makul görebiliyor.
Günlük basının güncel haberler kısmına her yeni günde boşanma sonucu işlenen cinayetlerin girmesi, sorunun dikkate alınması zorunlu bir boyuta ulaştığını gösteriyor.
Basında sık sık boşandığı eşi tarafından bıçaklanarak ya da kurşunlanarak öldürülen kadınlara yönelik cinayet haberlerini okumamız, tahammül sınırının aşıldığını gösteren olaylar arasında yer almaktadır.
Bu olayların arasında boşandığı gün eşini katleden veya sonradan iz sürüp cinayet işleyen cani ruhlu bazı erkeklerin varlığı dikkatlerden kaçmıyor.
Özellikle çocuk sahibi ailelerde alınan boşanma kararı, çocuklar üzerinde ömür boyu sürecek olumsuz etkilenmelere neden olmaktadır.
Evliliği yıllarca sürdürmüş olmakla beraber, çocukların gözü önünde eşine şiddet uygulayan veya cinayet işleyen erkeklerin olması sorunun önemli bir boyutunu daha ortaya çıkarmaktadır.
Şartlı salıverme ya da Kovid-19 izniyle cezaevlerinden çıkan hükümlülerde bu pandemi sürecinde birçok kadın hayatının kaybedilmesine neden oldu.
Sadece son 1,5 yılda en az 10 kadın ve 3 çocuğun cezaevinden izinli çıkan hükümlü erkekler tarafından katledildiği ifade edilmektedir.
Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4ncü Ulusal Eylem Planı 2021-2025 yılları kapsamında hükümet; kadın cinayetlerini önlemek amacıyla; ısrarlı takip, siber şiddet ve zorla evlendirme gibi konuları yeniden değerlendirileceğini açıklamış bulunuyor.
Bilindiği gibi kadına yönelik şiddet konusunda caydırıcı hükümler getiren İstanbul Sözleşmesi kapsamından Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Mart 2021 tarihinde hükümetimiz çekilmişti. Halbuki, Türkiye 12 Mart 2012 tarihinde sözleşmeyi ilk onaylayan ülke olmuştu. Alınan bu Kararın kadın derneklerince protesto edildiği hatırlardadır.
Şüphesiz kronikleşmiş bu soruna planlanan yeni önlemlerin çözüm olup olmayacağını önümüzdeki zaman sürecinde belli olacaktır.
TAHAMMÜLSÜZLÜK VE HOŞGÖRÜ YOKSUNLUĞU
Boşanma sonucu yaşanan şiddet olaylarının önlemede yasal tedbirlerin alınması yoluna gidilmesi elbette zorunlu bir durumdur.
Ne var ki boşanma bahanesiyle uygulanan şiddetin veya gerçekleşen cinayetlerin temeline inme zarureti bulunmaktadır.
Son yıllarda insan olarak bizi ‘biz, yapan insani ve manevi değerlerimizden uzaklaşma ile birlikte birde yozlaşma ve yabancılaşma kültürünün etkisi altına girmiş bulunmaktayız. Tahammüllü olma, sabırlı davranma ve hoşgörülü yaklaşım gibi temel değerlerden uzaklaşmanın bedelini toplumsal olarak çok ağır ödemekteyiz.
Aile içinde yaşanan bir sorunun hoşgörü ve sabır süzgecinden geçirilerek çözümü mümkün iken şiddete yönelmek insani bir davranış tarzı olamaz.
Boşanma sonucu yaşanan şiddet olaylarının önüne geçilmesinde evli çiftlerin önceden ‘Sabırlı ve Hoşgörülü, olma eğitimi almaları gerekiyor. Nasıl ki ‘Öfke Kontrolü, eğitimi varsa temel insani değerleri yaşamanın da eğitimi olmalıdır.
Sonuç olarak, aile birlikteliğine büyük darbe vuran, cinayetlere yol açan kadına ve çocuklara yönelik şiddet olaylarının cezai önlemler dışında eğitici yöntemlerle önlemenin yollarını araştırmalıyız.
Bu amaçla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile diğer ilgili kuruluşlara önemli yükümlülükler düşmektedir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 318429
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.