ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Değerli okurlarım, insan olarak kendimizi iyi hissetmek amacıyla sağlığımızı korumak, ihmal etmememiz gereken önemli görevlerimiz arasında yer alır. Daha da önemlisi ruh sağlığımızı korumakta sağlıklı hareket etmemizi sağlayan önemli bir husustur. Doğru düşünmek, öfkemizi kontrol edebilmek, diğer insanlarla sağlıklı iletişim kurabilmek açısından ruh sağlığımıza gereken önemi vermek zorundayız. Bu yazımda günlük basında çıkan ve basının güncel haberler kısmında yer alan, ülkemizde uzun yıllardır devam edegelen sıra dışı cinayetleri değerlendirmeye çalıştım. Bir bakıma kanıksadığımız sıra dışı cinayetlerin toplumsal yapımızı içten içe çürüttüğünü, insanlar arası iletişimi neredeyse kopma noktasını getirdiğini gözlemledim. Bir anonim sözde ‘insanların aynı şekilde doğup farklı farklı şekillerde öldüğünden, söz edilir. Bir hiç uğruna çok basit nedenlerden ötürü bazı insanların cinayet işleyerek ölümlü olaylara neden olmasını akıl ve mantıkla izah etmek oldukça güçtür. ‘Sen Ölünce Kim Ağlar?, kitabının yazarı Robin Sharma kitabında okuyucusu ile şu anısını paylaşıyor: "Gençlik yıllarımda, babam bana asla unutmayacağım bir şey söylemişti: ‘ Oğlum, doğduğunda bütün dünya sevinirken sen ağlıyordun. Öyle bir yaşam sür ki, öldüğünde sen sevinirken bütün dünya ağlasın." Türk şiirinin önde gelen şairlerinden Cahit Sıtkı Tarancı’da (1910-1956) ‘ Memleket İsterim, adıyla bilinen şiirinde duygularını şöyle ifade ediyor: Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun/ Olursa bir şikayet ölümden olsun. Şairimiz burada şüphesiz normal karşılanan veya beklenen ölümlerden söz ediyor. Beklenmedik sıra dışı ölümler söz konusu olsaydı kim bilir ne diyecekti ?!! SIRA DIŞI CİNAYETLER Cinayetler, şüphesiz adli vakalar arasında yer alır. Öldürülen insan için yaşamını kaybettiğinden, öldüren insan için ise ‘katil, sıfatıyla cezaevinde ömür tüketeceğinden söz ederiz. Diğer bir ifadeyle ölen insan için bir yaşam noktalanmış, öldüren insan için ise vicdan azabı ile demir parmaklılar arkasında dört duvarın içinde yaşayacağı bir mahkumiyet dönemi başlamıştır. İnsan hayatı elbette çok değerlidir. Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de insan için eşref-i mahlukat yani yaratılmışların en şereflisi olduğunu buyurur Cenabı Allah. İnsan hayatı çok değerli ve insan yaratılmışların en şereflisi iken nasıl oluyor da normal ölümün dışında bir cinayete kurban ediliyor insan? Bu soruya cinayeti işleyen insanlar kendilerince makul, fakat başkalarınca makul karşılanmayan cevaplar veriyorlar. Sıra dışı cinayetler konusunda basında yer alan haberler; cinayete yol açan nedenlerin insan yaşamına değmeyen basit nedenlerden kaynaklandığı ortaya koymaktadır. Aile içinde öz anne ve babasını ya da evladını öldürenler, yıllarca aynı yastığa baş koydukları eşlerine kıyanlar, çok az miktardaki para yüzünden cana kıyanlar, aldatma bahanesinin arkasına sığınanlar, en yakın arkadaşının şakasına dayanamayanlar, park ve yol verme kavgası yüzünden katil olan insanlar var. Bu bahanelerin dışında şu örneklerde cinayete nedenleri arasında yer alıyor. Komşu gürültüsüne silahla tepki gösterenler, söndürülmeyen lambadan rahatsız olanlar, lokantada önlerine gelen hesaba itiraz edenler, gözlüğümü yere fırlattın diyenler, başına atılan leblebiye tahammül edemeyenler, evlenme teklifine olumsuz verilen cevaba sinirlenenler, yanlış tuvalete girmeyi kabullenmeyenler, eğlence yerlerinde, sokakta veya trafikte ‘yan baktın, suçlaması ile cinayet işleyen insanlar var ülkemizde. Öğrenci olup bir arada dijital ortamda oynadıkları oyun sonrası en yakın arkadaşının canına kıyan genç kuşak insanlar ile fındık tarlasında yardım bekleyen anne ve babasına silahla karşılık veren çocukların olması da dikkatlerden kaçmıyor. CİNAYETLERİN ARDINDA YATAN GERÇEKLER Cinayetler genellikle adliyede ağır ceza mahkemelerinde görülen davalar arasında yer almaktadır. Cinayet işleyenlerin çoğu kez pişman oldukları görülüyor; ne var ki geriye dönüşün olmadığı bu olaylarda son pişmanlık fayda vermiyor. İnsan hayatının kıymetini bilmeyen, kendilerini geçici öfkelerine kaptıran, hayatın gerçeklerinden habersiz bazı insanların cinayet işlemeye yönelmesi şüphesiz cahilce ve bilinçsizce gerçekleşen bir davranışın sonucudur. Cehaletin dışında kendini kaybeden, ruh sağlığı yerinde olmayan bazı insanların da cinayet işledikleri gözleniyor. Sıra dışı cinayetlerin temel sebepleri arasında insan yaşamına hak ettiği değerin verilmemesinin yanı sıra; tahammülsüzlük, hoşgörüden uzak yaklaşım, muhatabını dinlememe, şu fani dünyada mal, para sevdası ile alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi insanı hatalı davranışlara yönelten etkenlerde rol oynamaktadır. Cinayete giden yol çoğu kez basit bir tartışma ile başlıyor. Üstün ve güçlü olma duygusuna, öfkesine yenik düşme davranışı eklenince ‘cinayet, işlemek kaçınılmaz oluyor. Maalesef toplumumuzda tartışma kültürünün yerleşmemiş olması sadece sıra dışı cinayetlerde değil aile içinde veya dışında kadınlarımıza yönelik cinayetlerin de nedenleri arasında yer almaktadır. Toplumsal olarak ruh sağlığımızın ıslah edilmesi gereken bir dönemi yaşıyoruz. Bu gerçeği fark eden televizyon kanallarında bugünlerde ruh sağlımızı mercek altına alan dizilere yer verilmesi üzerinde ciddiyetle durulması gerekli bir özellik arz etmektedir. Kişilerarası ilişkilerde hoşgörülü davranış eğitimi aileden başlamak üzere eğitim kurumlarında da ısrarla sürdürülmelidir. Sıra dışı cinayetleri toplumsal yapıda olağan adliye olayları olarak görmeye devam edersek, daha büyük çapta gerçekleşebilecek cinayetlerin önünü alamayız. Esas olan insan yaşamını korumak ve insanlar arası ilişkilerde hoşgörülü ve nazik yaklaşımı yaşanır kılmak olmalıdır. İnsan; öfkesine hakim olabilmeli, sinirlenince kendini kontrol etmesini bilmeli, tartışma adabına riayet edebilmeli ve tartışmayı kavgaya dönüştürmemek için gerekli çabayı gösterebilmelidir. Maalesef Türk toplumunun bireyleri olarak bu ifade ettiğimiz önlemler konusunda zorunlu olan hassasiyeti göstermekten uzak davranış sergiliyoruz. Bu sorunun çözümüne katkıda bulunmak amacıyla radyo, televizyon ve basın organlarında gereken özen gösterilmeli özellikle insani değerleri esas alan eğitim programlarına ağırlık verilmelidir. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Değerli okurlarım, insan olarak kendimizi iyi hissetmek amacıyla sağlığımızı korumak, ihmal etmememiz gereken önemli görevlerimiz arasında yer alır.
Daha da önemlisi ruh sağlığımızı korumakta sağlıklı hareket etmemizi sağlayan önemli bir husustur. Doğru düşünmek, öfkemizi kontrol edebilmek, diğer insanlarla sağlıklı iletişim kurabilmek açısından ruh sağlığımıza gereken önemi vermek zorundayız.
Bu yazımda günlük basında çıkan ve basının güncel haberler kısmında yer alan, ülkemizde uzun yıllardır devam edegelen sıra dışı cinayetleri değerlendirmeye çalıştım. Bir bakıma kanıksadığımız sıra dışı cinayetlerin toplumsal yapımızı içten içe çürüttüğünü, insanlar arası iletişimi neredeyse kopma noktasını getirdiğini gözlemledim.
Bir anonim sözde ‘insanların aynı şekilde doğup farklı farklı şekillerde öldüğünden, söz edilir. Bir hiç uğruna çok basit nedenlerden ötürü bazı insanların cinayet işleyerek ölümlü olaylara neden olmasını akıl ve mantıkla izah etmek oldukça güçtür.
‘Sen Ölünce Kim Ağlar?, kitabının yazarı Robin Sharma kitabında okuyucusu ile şu anısını paylaşıyor: "Gençlik yıllarımda, babam bana asla unutmayacağım bir şey söylemişti: ‘ Oğlum, doğduğunda bütün dünya sevinirken sen ağlıyordun. Öyle bir yaşam sür ki, öldüğünde sen sevinirken bütün dünya ağlasın."
Türk şiirinin önde gelen şairlerinden Cahit Sıtkı Tarancı’da (1910-1956) ‘ Memleket İsterim, adıyla bilinen şiirinde duygularını şöyle ifade ediyor: Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun/ Olursa bir şikayet ölümden olsun. Şairimiz burada şüphesiz normal karşılanan veya beklenen ölümlerden söz ediyor. Beklenmedik sıra dışı ölümler söz konusu olsaydı kim bilir ne diyecekti ?!!
SIRA DIŞI CİNAYETLER
Cinayetler, şüphesiz adli vakalar arasında yer alır. Öldürülen insan için yaşamını kaybettiğinden, öldüren insan için ise ‘katil, sıfatıyla cezaevinde ömür tüketeceğinden söz ederiz.
Diğer bir ifadeyle ölen insan için bir yaşam noktalanmış, öldüren insan için ise vicdan azabı ile demir parmaklılar arkasında dört duvarın içinde yaşayacağı bir mahkumiyet dönemi başlamıştır.
İnsan hayatı elbette çok değerlidir. Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de insan için eşref-i mahlukat yani yaratılmışların en şereflisi olduğunu buyurur Cenabı Allah.
İnsan hayatı çok değerli ve insan yaratılmışların en şereflisi iken nasıl oluyor da normal ölümün dışında bir cinayete kurban ediliyor insan?
Bu soruya cinayeti işleyen insanlar kendilerince makul, fakat başkalarınca makul karşılanmayan cevaplar veriyorlar. Sıra dışı cinayetler konusunda basında yer alan haberler; cinayete yol açan nedenlerin insan yaşamına değmeyen basit nedenlerden kaynaklandığı ortaya koymaktadır.
Aile içinde öz anne ve babasını ya da evladını öldürenler, yıllarca aynı yastığa baş koydukları eşlerine kıyanlar, çok az miktardaki para yüzünden cana kıyanlar, aldatma bahanesinin arkasına sığınanlar, en yakın arkadaşının şakasına dayanamayanlar, park ve yol verme kavgası yüzünden katil olan insanlar var.
Bu bahanelerin dışında şu örneklerde cinayete nedenleri arasında yer alıyor. Komşu gürültüsüne silahla tepki gösterenler, söndürülmeyen lambadan rahatsız olanlar, lokantada önlerine gelen hesaba itiraz edenler, gözlüğümü yere fırlattın diyenler, başına atılan leblebiye tahammül edemeyenler, evlenme teklifine olumsuz verilen cevaba sinirlenenler, yanlış tuvalete girmeyi kabullenmeyenler, eğlence yerlerinde, sokakta veya trafikte ‘yan baktın, suçlaması ile cinayet işleyen insanlar var ülkemizde.
Öğrenci olup bir arada dijital ortamda oynadıkları oyun sonrası en yakın arkadaşının canına kıyan genç kuşak insanlar ile fındık tarlasında yardım bekleyen anne ve babasına silahla karşılık veren çocukların olması da dikkatlerden kaçmıyor.
CİNAYETLERİN ARDINDA YATAN GERÇEKLER
Cinayetler genellikle adliyede ağır ceza mahkemelerinde görülen davalar arasında yer almaktadır. Cinayet işleyenlerin çoğu kez pişman oldukları görülüyor; ne var ki geriye dönüşün olmadığı bu olaylarda son pişmanlık fayda vermiyor.
İnsan hayatının kıymetini bilmeyen, kendilerini geçici öfkelerine kaptıran, hayatın gerçeklerinden habersiz bazı insanların cinayet işlemeye yönelmesi şüphesiz cahilce ve bilinçsizce gerçekleşen bir davranışın sonucudur.
Cehaletin dışında kendini kaybeden, ruh sağlığı yerinde olmayan bazı insanların da cinayet işledikleri gözleniyor.
Sıra dışı cinayetlerin temel sebepleri arasında insan yaşamına hak ettiği değerin verilmemesinin yanı sıra; tahammülsüzlük, hoşgörüden uzak yaklaşım, muhatabını dinlememe, şu fani dünyada mal, para sevdası ile alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi insanı hatalı davranışlara yönelten etkenlerde rol oynamaktadır.
Cinayete giden yol çoğu kez basit bir tartışma ile başlıyor. Üstün ve güçlü olma duygusuna, öfkesine yenik düşme davranışı eklenince ‘cinayet, işlemek kaçınılmaz oluyor.
Maalesef toplumumuzda tartışma kültürünün yerleşmemiş olması sadece sıra dışı cinayetlerde değil aile içinde veya dışında kadınlarımıza yönelik cinayetlerin de nedenleri arasında yer almaktadır.
Toplumsal olarak ruh sağlığımızın ıslah edilmesi gereken bir dönemi yaşıyoruz. Bu gerçeği fark eden televizyon kanallarında bugünlerde ruh sağlımızı mercek altına alan dizilere yer verilmesi üzerinde ciddiyetle durulması gerekli bir özellik arz etmektedir.
Kişilerarası ilişkilerde hoşgörülü davranış eğitimi aileden başlamak üzere eğitim kurumlarında da ısrarla sürdürülmelidir. Sıra dışı cinayetleri toplumsal yapıda olağan adliye olayları olarak görmeye devam edersek, daha büyük çapta gerçekleşebilecek cinayetlerin önünü alamayız.
Esas olan insan yaşamını korumak ve insanlar arası ilişkilerde hoşgörülü ve nazik yaklaşımı yaşanır kılmak olmalıdır. İnsan; öfkesine hakim olabilmeli, sinirlenince kendini kontrol etmesini bilmeli, tartışma adabına riayet edebilmeli ve tartışmayı kavgaya dönüştürmemek için gerekli çabayı gösterebilmelidir.
Maalesef Türk toplumunun bireyleri olarak bu ifade ettiğimiz önlemler konusunda zorunlu olan hassasiyeti göstermekten uzak davranış sergiliyoruz. Bu sorunun çözümüne katkıda bulunmak amacıyla radyo, televizyon ve basın organlarında gereken özen gösterilmeli özellikle insani değerleri esas alan eğitim programlarına ağırlık verilmelidir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 239522
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.