En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

SIRA DIŞI CİNAYETLER VE RUH SAĞLIĞIMIZ

Değerli okurlarım, insan olarak kendimizi iyi hissetmek amacıyla sağlığımızı korumak, ihmal etmememiz gereken önemli görevlerimiz arasında yer alır.
Daha da önemlisi ruh sağlığımızı korumakta sağlıklı hareket etmemizi sağlayan önemli bir husustur. Doğru düşünmek, öfkemizi kontrol edebilmek, diğer insanlarla sağlıklı iletişim kurabilmek açısından ruh sağlığımıza gereken önemi vermek zorundayız.
Bu yazımda günlük basında çıkan ve basının güncel haberler kısmında yer alan, ülkemizde uzun yıllardır devam edegelen sıra dışı cinayetleri değerlendirmeye çalıştım. Bir bakıma kanıksadığımız sıra dışı cinayetlerin toplumsal yapımızı içten içe çürüttüğünü, insanlar arası iletişimi neredeyse kopma noktasını getirdiğini gözlemledim.
Bir anonim sözde ‘insanların aynı şekilde doğup farklı farklı şekillerde öldüğünden, söz edilir. Bir hiç uğruna çok basit nedenlerden ötürü bazı insanların cinayet işleyerek ölümlü olaylara neden olmasını akıl ve mantıkla izah etmek oldukça güçtür.
‘Sen Ölünce Kim Ağlar?, kitabının yazarı Robin Sharma kitabında okuyucusu ile şu anısını paylaşıyor:
‘ Gençlik yıllarımda, babam bana asla unutmayacağım bir şey söylemişti: ‘ Oğlum, doğduğunda bütün dünya sevinirken sen ağlıyordun. Öyle bir yaşam sür ki, öldüğünde sen sevinirken bütün dünya ağlasın.,
Türk şiirinin önde gelen şairlerinden Cahit Sıtkı Tarancı’da (1910-1956) ‘ Memleket İsterim, adıyla bilinen şiirinde duygularını şöyle ifade ediyor: Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun/ Olursa bir şikayet ölümden olsun.

Şairimiz burada şüphesiz normal karşılanan veya beklenen ölümlerden söz ediyor. Beklenmedik sıra dışı ölümler söz konusu olsaydı kim bilir ne diyecekti ?!!


SIRA DIŞI CİNAYETLER
Cinayetler, şüphesiz adli vakalar arasında yer alır. Öldürülen insan için yaşamını kaybettiğinden, öldüren insan için ise ‘katil, sıfatıyla cezaevinde ömür tüketeceğinden söz ederiz.
Diğer bir ifadeyle ölen insan için bir yaşam noktalanmış, öldüren insan için ise vicdan azabı ile demir parmaklılar arkasında dört duvarın içinde yaşayacağı bir mahkumiyet dönemi başlamıştır.
İnsan hayatı elbette çok değerlidir. Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de insan için eşref-i mahlukat yani yaratılmışların en şereflisi olduğunu buyurur Cenabı Allah.
İnsan hayatı çok değerli ve insan yaratılmışların en şereflisi iken nasıl oluyor da normal ölümün dışında bir cinayete kurban ediliyor insan?
Bu soruya cinayeti işleyen insanlar kendilerince makul, fakat başkalarınca makul karşılanmayan cevaplar veriyorlar.
Sıra dışı cinayetler konusunda basında yer alan haberler; cinayete yol açan nedenlerin insan yaşamına değmeyen basit nedenlerden kaynaklandığı ortaya koymaktadır.
Aile içinde öz anne ve babasını ya da evladını öldürenler, yıllarca aynı yastığa baş koydukları eşlerine kıyanlar, çok az miktardaki para yüzünden cana kıyanlar, aldatma bahanesinin arkasına sığınanlar, en yakın arkadaşının şakasına dayanamayanlar, park ve yol verme kavgası yüzünden katil olan insanlar var.
Bu bahanelerin dışında şu örneklerde cinayete nedenleri arasında yer alıyor. Komşu gürültüsüne silahla tepki gösterenler, söndürülmeyen lambadan rahatsız olanlar, lokantada önlerine gelen hesaba itiraz edenler, gözlüğümü yere fırlattın diyenler, başına atılan leblebiye tahammül edemeyenler, evlenme teklifine olumsuz verilen cevaba sinirlenenler, yanlış tuvalete girmeyi kabullenmeyenler, eğlence yerlerinde, sokakta veya trafikte ‘yan baktın, suçlaması ile cinayet işleyen insanlar var ülkemizde.

Öğrenci olup bir arada dijital ortamda oynadıkları oyun sonrası en yakın arkadaşının canına kıyan genç kuşak insanlar ile fındık tarlasında yardım bekleyen anne ve babasına silahla karşılık veren çocukların olması da dikkatlerden kaçmıyor.


CİNAYETLERİN ARDINDA YATAN GERÇEKLER
Cinayetler genellikle adliyede ağır ceza mahkemelerinde görülen davalar arasında yer almaktadır.
Cinayet işleyenlerin çoğu kez pişman oldukları görülüyor; ne var ki geriye dönüşün olmadığı bu olaylarda son pişmanlık fayda vermiyor.
İnsan hayatının kıymetini bilmeyen, kendilerini geçici öfkelerine kaptıran, hayatın gerçeklerinden habersiz bazı insanların cinayet işlemeye yönelmesi şüphesiz cahilce ve bilinçsizce gerçekleşen bir davranışın sonucudur.
Cehaletin dışında kendini kaybeden, ruh sağlığı yerinde olmayan bazı insanların da cinayet işledikleri gözleniyor.
Sıra dışı cinayetlerin temel sebepleri arasında insan yaşamına hak ettiği değerin verilmemesinin yanı sıra; tahammülsüzlük, hoşgörüden uzak yaklaşım, muhatabını dinlememe, şu fani dünyada mal, para sevdası ile alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi insanı hatalı davranışlara yönelten etkenlerde rol oynamaktadır.
Cinayete giden yol çoğu kez basit bir tartışma ile başlıyor. Üstün ve güçlü olma duygusuna, öfkesine yenik düşme davranışı eklenince ‘cinayet, işlemek kaçınılmaz oluyor.

Maalesef toplumumuzda tartışma kültürünün yerleşmemiş olması sadece sıra dışı cinayetlerde değil aile içinde veya dışında kadınlarımıza yönelik cinayetlerin de nedenleri arasında yer almaktadır.
Toplumsal olarak ruh sağlığımızın ıslah edilmesi gereken bir dönemi yaşıyoruz. Bu gerçeği fark eden televizyon kanallarında bugünlerde ruh sağlımızı mercek altına alan dizilere yer verilmesi üzerinde ciddiyetle durulması gerekli bir özellik arz etmektedir.
Kişilerarası ilişkilerde hoşgörülü davranış eğitimi aileden başlamak üzere eğitim kurumlarında da ısrarla sürdürülmelidir.
Sıra dışı cinayetleri toplumsal yapıda olağan adliye olayları olarak görmeye devam edersek, daha büyük çapta gerçekleşebilecek cinayetlerin önünü alamayız.
Esas olan insan yaşamını korumak ve insanlar arası ilişkilerde hoşgörülü ve nazik yaklaşımı yaşanır kılmak olmalıdır.
İnsan; öfkesine hakim olabilmeli, sinirlenince kendini kontrol etmesini bilmeli, tartışma adabına riayet edebilmeli ve tartışmayı kavgaya dönüştürmemek için gerekli çabayı gösterebilmelidir.

Maalesef Türk toplumunun bireyleri olarak bu ifade ettiğimiz önlemler konusunda zorunlu olan hassasiyeti göstermekten uzak davranış sergiliyoruz. Bu sorunun çözümüne katkıda bulunmak amacıyla radyo, televizyon ve basın organlarında gereken özen gösterilmeli özellikle insani değerleri esas alan eğitim programlarına ağırlık verilmelidir.

(*) İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi
e-mail: ozgenatif@gmail.com


 Okunma Sayısı : 119

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 905665

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.