ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
1.GİRİŞ Eğitim sistemi, ülkemizin temel sorunları arasında yer almaya devam ediyor. Eğitim ve öğretim sisteminde yaşanan sorunlar geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemini korumaktadır. Temel esasları Anayasamızda ifadesini bulan eğitim ve öğrenim hakkı, Milli Eğitim Kanununda da daha geniş kapsamlı olarak ele alınmış; okul öncesi, ilk ve ortaöğrenim ile yükseköğrenimde belirlenen hedeflere yer verilmiştir. Eğitim Sisteminde yaşanan gelişmeleri yakından izlemek ve gerektiğinde yeni bir yol haritası çizmek açısından 1926 yılından günümüze Eğitim Şurası düzenlenmektedir. En son 20nci Milli Eğitim Şurası 03 Aralık 2021 tarihinde Ankara’da yapıldı ve eğitim öğretim açısından yaşanan sorunlar dile getirildi. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Milli Eğitime ilişkin veriler ilk ve ortaöğrenimde 18 milyon, yükseköğrenimde ise 8.296 bin civarında öğrencinin eğitim hakkından yararlandığını göstermektedir. 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanuna göre her Türk çocuğunun iyi bir vatandaş olması için gerekli bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıklar kazandırılması, milli ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirilmesi esastır. Aynı Kanuna göre ‘her Türk çocuğu, ilgi, istidat ve kabiliyeti yönünde yetiştirilerek hayata ve üst öğrenime hazırlanacaktır. Genel esasların, hedeflerin belirlendiği eğitim sisteminin günümüzdeki durumu ve sistem içinde yaşanan sorunlara değinmek zorunludur. 2. İLK VE ORTAÖĞRENİMDE YAŞANAN SORUNLAR İlk ve ortaöğrenim; öğrencilerin hayata hazırlanması, yeteneklerine göre istedikleri mesleğe yönlendirilmesi açısından yükseliş merdiveninin ilk basamaklarını teşkil etmektedir. Geçtiğimiz yıllarla bir karşılaştırma yapıldığında ilk ve ortaöğrenimde verilen eğitimin günümüzde irtifa kaybettiği görülmektedir. Fazla değil, bundan 40-50 yıl öncesinde Türkiye genelinde markalaşmış liselerde öğrenim gören gençler, okullarından başarıyla mezun oluyor, yükseköğrenimde de başarılı bir dönemin ardından hedeflediği mesleğe sahip olabiliyordu. Günümüzde başarılı bir kariyer planlaması öğrencilerin liselere geçiş sınavından (LGS) başarılı olması, Anadolu veya Fen liselerinden iyi bir derece ile mezun olabilmeleri sayesinde mümkün olabilmektedir. Geçmişten günümüze artan nüfusa paralel olarak öğrenci sayısında artmış, sınıf geçme oldukça kolaylaştırılmış, öğrenciler aldıkları eğitim ve öğretimden umutlarını keser hale gelmiştir. Wold Economic Forum (WEF) raporunda 2008 yılında, Türkiye eğitim kalitesi ölçümünde 91nci sırada iken 2018 raporunda 101nci sıraya düşmüştü. Ayrıca ülkemiz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 3 yılda bir düzenlenen ve 37 ülkeden 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren PISA testi 2018 yılı sonuçlarına göre ‘okuma, matematik ve fen bilimi, alanlarının tamamında OECD ortalamasının altında kalmıştık. Öğrenime başlayan her öğrenciyi mezun etmeye yönelik diploma odaklı eğitimde öğrencilerin çoğu okuma yazmada, matematik ve fen bilgisi derslerini öğrenmede başarılı olamamaktadır. Öğrencileri hayata hazırlamada eğitim olmazsa olmaz koşuldur. Ne var ki eğitimde kalite düşüklüğü, mesleki yönlendirmenin yetersizliği yine binlerce öğrenciyi Yükseköğretim Kurumları Sınavıyla baş başa bırakmaktadır. Yükseköğrenim, hayata erken yaşta hazır olmak isteyen bir genç için olmazsa olmaz değildir. Toplumsal yaşam içinde yükseköğrenimden geçmemiş, fakat hayat sınavında başarılı olmuş, girişimci binlerce gencin başarı hikayesini okumaktayız. Üretim ve istihdama odaklı; mesleki yönlendirme, genç nesil için yeniden yapılandırmak suretiyle gençler gelecekte var olacak mesleklere hazırlanmalıdır. Öğrenciler sınav odaklı eğitimin tahribatından kurtarılmalı, müfredatta gereksiz dersler ayıklanmalı, eğitim ve öğretim geleceğe yönelik bir bütün olarak ele alınmalıdır. 3. YÜKSEKÖĞRENİMDE DURUM Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi uzun yıllardır lise mezunu adayların yükseköğrenime geçiş sınavını yapmaktadır. Bu sınavda başarılı olan ve ülkemizin özellikle büyük kentlerinde bulunan köklü, kendi alanında başarılı okulları kazanan adaylar istidam edilebilir bir bölümden mezun olup meslek sahibi olabilmekteydi. Geçen yıllardan günümüze lise ve dengi okul mezunu adayların yükseköğrenime talebi arttı. Başvuru sayısının giderek artması devlet okullarının yanında vakıf veya özel üniversite sayısında da artmasına neden oldu. Milli Eğitim Bakanlığı artan talebi karşılamak amacıyla yurt genelinde yükseköğrenim kurumlarının sayısını artırdı. Bu üniversitelerin öğretim elemanı, yurt ve diğer alt yapı bakımından yetersiz olması, yükseköğrenimde kalitenin düşmesine neden oldu. 2022 Yılı Yükseköğrenim Kurumları Sınavına 3.200 bin aday başvurdu, verilere göre bu adaylardan 120 bini sınava girmedi, 773 bin civarındaki adayın puanı hesaplanmasına rağmen tercih hakkını kullanmadı. Sınavı kazanan 838 bin adayın 220 bini halen üniversitede okuyan, mezun olan ya da ayrılan adaylardan oluşuyor. Bilindiği gibi 2022 Yükseköğrenim Kurumları Sınavında daha çok adayın kazanması için Temel Yeterlilik Testinde 150, Alan Yeterlilik Testinde 180 baraj puan uygulamasına son verilmişti. Geçmiş yıllarda özellikle Vakıf üniversitelerinde kontenjanların boş kalması, Yüksek Öğretim Kurulu yetkililerini böyle bir karar almaya sevk etmişti. Sıralamada baraj puanının kaldırılması, tercih yapabilecek aday sayısını artırdı. Böylelikle Vakıf üniversitelerinin kontenjanları kolayca doldurulabilecek ve bu kontenjanlara daha başarılı öğrencilerin kaydı mümkün olabilecektir. En iyi öğrencilerin Vakıf üniversiteleri tarafından kabul görmesi, yükseköğrenimde yaşanan sorunları çözmüyor. Yükseköğrenime başlayacak adayların yurt sorunu, ulaşımı, burs almayanların maddi sorunu, yeterli donanıma sahip olmayan okullarda mezun olacakların istihdam sorunu yine tartışılan sorunların başında gelmektedir. 4. SONUÇ Gerekli donanımdan yoksun üniversite sayısını artırıp, lise ve dengi okullardan mezun olan adayların yükseköğrenime geçişini kolaylaştıran uygulamalar ile sorunlar çözülmüyor maalesef… Eğitim sisteminden yararlanan aday sayısını, yükseköğrenime yönlendirmeden, zamanında bir meslek sahibi olmaya yönlendirmek, okullarda eğitimin kalitesini yükseltmek, daha donanımlı kılmak, alınması zorunlu önlemlerin başında gelmelidir. İlk ve ortaöğrenim ile yükseköğrenimde eğitim politikalarının esasları yeniden belirlenmelidir. Gençleri üniversite aşkıyla besleyip, mezun olduklarında işsiz bırakmak, yabancı ülkelere yönelik eğitim turizmine fırsat vermek gerçekçi bir eğitim politikası değildir. Yükseköğrenim gençliğinin zamanını ve hayallerini çalmak, popülist politikacıların işidir. Eğitim sisteminin gerçekleriyle kısa sürede yüzleşip, gençlerimizi kazanıp geleceğe en iyi şekilde hazırlamak esas olmalıdır. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu Üyesi ve Denetleme Kurulu Başkanı e-mail: ozgenatif@gmail.com
1.GİRİŞ
Eğitim sistemi, ülkemizin temel sorunları arasında yer almaya devam ediyor. Eğitim ve öğretim sisteminde yaşanan sorunlar geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemini korumaktadır.
Temel esasları Anayasamızda ifadesini bulan eğitim ve öğrenim hakkı, Milli Eğitim Kanununda da daha geniş kapsamlı olarak ele alınmış; okul öncesi, ilk ve ortaöğrenim ile yükseköğrenimde belirlenen hedeflere yer verilmiştir.
Eğitim Sisteminde yaşanan gelişmeleri yakından izlemek ve gerektiğinde yeni bir yol haritası çizmek açısından 1926 yılından günümüze Eğitim Şurası düzenlenmektedir.
En son 20nci Milli Eğitim Şurası 03 Aralık 2021 tarihinde Ankara’da yapıldı ve eğitim öğretim açısından yaşanan sorunlar dile getirildi.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Milli Eğitime ilişkin veriler ilk ve ortaöğrenimde 18 milyon, yükseköğrenimde ise 8.296 bin civarında öğrencinin eğitim hakkından yararlandığını göstermektedir.
1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanuna göre her Türk çocuğunun iyi bir vatandaş olması için gerekli bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıklar kazandırılması, milli ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirilmesi esastır.
Aynı Kanuna göre ‘her Türk çocuğu, ilgi, istidat ve kabiliyeti yönünde yetiştirilerek hayata ve üst öğrenime hazırlanacaktır.
Genel esasların, hedeflerin belirlendiği eğitim sisteminin günümüzdeki durumu ve sistem içinde yaşanan sorunlara değinmek zorunludur.
2. İLK VE ORTAÖĞRENİMDE YAŞANAN SORUNLAR
İlk ve ortaöğrenim; öğrencilerin hayata hazırlanması, yeteneklerine göre istedikleri mesleğe yönlendirilmesi açısından yükseliş merdiveninin ilk basamaklarını teşkil etmektedir.
Geçtiğimiz yıllarla bir karşılaştırma yapıldığında ilk ve ortaöğrenimde verilen eğitimin günümüzde irtifa kaybettiği görülmektedir.
Fazla değil, bundan 40-50 yıl öncesinde Türkiye genelinde markalaşmış liselerde öğrenim gören gençler, okullarından başarıyla mezun oluyor, yükseköğrenimde de başarılı bir dönemin ardından hedeflediği mesleğe sahip olabiliyordu.
Günümüzde başarılı bir kariyer planlaması öğrencilerin liselere geçiş sınavından (LGS) başarılı olması, Anadolu veya Fen liselerinden iyi bir derece ile mezun olabilmeleri sayesinde mümkün olabilmektedir.
Geçmişten günümüze artan nüfusa paralel olarak öğrenci sayısında artmış, sınıf geçme oldukça kolaylaştırılmış, öğrenciler aldıkları eğitim ve öğretimden umutlarını keser hale gelmiştir.
Wold Economic Forum (WEF) raporunda 2008 yılında, Türkiye eğitim kalitesi ölçümünde 91nci sırada iken 2018 raporunda 101nci sıraya düşmüştü.
Ayrıca ülkemiz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 3 yılda bir düzenlenen ve 37 ülkeden 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren PISA testi 2018 yılı sonuçlarına göre ‘okuma, matematik ve fen bilimi, alanlarının tamamında OECD ortalamasının altında kalmıştık.
Öğrenime başlayan her öğrenciyi mezun etmeye yönelik diploma odaklı eğitimde öğrencilerin çoğu okuma yazmada, matematik ve fen bilgisi derslerini öğrenmede başarılı olamamaktadır.
Öğrencileri hayata hazırlamada eğitim olmazsa olmaz koşuldur. Ne var ki eğitimde kalite düşüklüğü, mesleki yönlendirmenin yetersizliği yine binlerce öğrenciyi Yükseköğretim Kurumları Sınavıyla baş başa bırakmaktadır.
Yükseköğrenim, hayata erken yaşta hazır olmak isteyen bir genç için olmazsa olmaz değildir. Toplumsal yaşam içinde yükseköğrenimden geçmemiş, fakat hayat sınavında başarılı olmuş, girişimci binlerce gencin başarı hikayesini okumaktayız.
Üretim ve istihdama odaklı; mesleki yönlendirme, genç nesil için yeniden yapılandırmak suretiyle gençler gelecekte var olacak mesleklere hazırlanmalıdır.
Öğrenciler sınav odaklı eğitimin tahribatından kurtarılmalı, müfredatta gereksiz dersler ayıklanmalı, eğitim ve öğretim geleceğe yönelik bir bütün olarak ele alınmalıdır.
3. YÜKSEKÖĞRENİMDE DURUM
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi uzun yıllardır lise mezunu adayların yükseköğrenime geçiş sınavını yapmaktadır.
Bu sınavda başarılı olan ve ülkemizin özellikle büyük kentlerinde bulunan köklü, kendi alanında başarılı okulları kazanan adaylar istidam edilebilir bir bölümden mezun olup meslek sahibi olabilmekteydi.
Geçen yıllardan günümüze lise ve dengi okul mezunu adayların yükseköğrenime talebi arttı. Başvuru sayısının giderek artması devlet okullarının yanında vakıf veya özel üniversite sayısında da artmasına neden oldu.
Milli Eğitim Bakanlığı artan talebi karşılamak amacıyla yurt genelinde yükseköğrenim kurumlarının sayısını artırdı. Bu üniversitelerin öğretim elemanı, yurt ve diğer alt yapı bakımından yetersiz olması, yükseköğrenimde kalitenin düşmesine neden oldu.
2022 Yılı Yükseköğrenim Kurumları Sınavına 3.200 bin aday başvurdu, verilere göre bu adaylardan 120 bini sınava girmedi, 773 bin civarındaki adayın puanı hesaplanmasına rağmen tercih hakkını kullanmadı.
Sınavı kazanan 838 bin adayın 220 bini halen üniversitede okuyan, mezun olan ya da ayrılan adaylardan oluşuyor.
Bilindiği gibi 2022 Yükseköğrenim Kurumları Sınavında daha çok adayın kazanması için Temel Yeterlilik Testinde 150, Alan Yeterlilik Testinde 180 baraj puan uygulamasına son verilmişti.
Geçmiş yıllarda özellikle Vakıf üniversitelerinde kontenjanların boş kalması, Yüksek Öğretim Kurulu yetkililerini böyle bir karar almaya sevk etmişti.
Sıralamada baraj puanının kaldırılması, tercih yapabilecek aday sayısını artırdı. Böylelikle Vakıf üniversitelerinin kontenjanları kolayca doldurulabilecek ve bu kontenjanlara daha başarılı öğrencilerin kaydı mümkün olabilecektir.
En iyi öğrencilerin Vakıf üniversiteleri tarafından kabul görmesi, yükseköğrenimde yaşanan sorunları çözmüyor.
Yükseköğrenime başlayacak adayların yurt sorunu, ulaşımı, burs almayanların maddi sorunu, yeterli donanıma sahip olmayan okullarda mezun olacakların istihdam sorunu yine tartışılan sorunların başında gelmektedir.
4. SONUÇ
Gerekli donanımdan yoksun üniversite sayısını artırıp, lise ve dengi okullardan mezun olan adayların yükseköğrenime geçişini kolaylaştıran uygulamalar ile sorunlar çözülmüyor maalesef…
Eğitim sisteminden yararlanan aday sayısını, yükseköğrenime yönlendirmeden, zamanında bir meslek sahibi olmaya yönlendirmek, okullarda eğitimin kalitesini yükseltmek, daha donanımlı kılmak, alınması zorunlu önlemlerin başında gelmelidir.
İlk ve ortaöğrenim ile yükseköğrenimde eğitim politikalarının esasları yeniden belirlenmelidir.
Gençleri üniversite aşkıyla besleyip, mezun olduklarında işsiz bırakmak, yabancı ülkelere yönelik eğitim turizmine fırsat vermek gerçekçi bir eğitim politikası değildir.
Yükseköğrenim gençliğinin zamanını ve hayallerini çalmak, popülist politikacıların işidir.
Eğitim sisteminin gerçekleriyle kısa sürede yüzleşip, gençlerimizi kazanıp geleceğe en iyi şekilde hazırlamak esas olmalıdır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 375903
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.