ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Duygu yüklü olduğu kadar duyarlı davranışlarda da bulunabilen insan, duygu- davranış yönetimini bir arada başarıyla yönetebilen insandır. Duygusal olmak; bir bakıma yaşadığımız ve karşımıza çıkan olaylar karşısında duygularımızın harekete geçmesi demektir. Duyarlı insan ise aklını kullanmak suretiyle yaşadığı duygusallığı yönetmeyi becerebilen insandır. Bazı insanlar duygularının etkisinden kurtulamazlar. Hırs, kin ve nefret gibi duygular bu gruba giren insanları tehlikeli bir maceraya sürükleyebilir. Kötümserliğe yol açan duygularını kontrol etmesini bilen insanlar ise kendilerini tehlikeye sürükleyebilecek davranışlardan uzak durma gücünü kendinde bulan insanlardır. Duygusal davranışlarda bulunmanın olumsuz yanları olduğu kadar, olumlu sonuçlar veren yanları da vardır. İnsanı kötümser yapan duyguların yanı sıra; yaratılışımızdan gelen merhametli olma, sevebilme ve vicdanlı hareket edebilme gibi duygularımızda bize insanlığımızı hatırlatan ve yücelten değerler bütünüdür. İnsanda iyimserliğe ve iyi davranışlarda bulunmaya yol açan bu tür duyguları canlı tutarak insani değerlerimizi de yüceltmiş oluruz. HASSAS VE DUYGUSAL İNSAN Hassas, düşünceli ve duyarlı insanların özellikleri 1990 yılında ilk kez psikolog ve yazar olan Elaine N. Aron tarafından araştırılmış… Araştırma sonucuna göre her beş insandan birinin fazlasıyla hassas olduğu ve bu gruba giren insanların bazı ortak özelliklere sahip oldukları tespit edilmiş… Fazlasıyla düşünce ve duygu yüklü olan insanların ortak özellikleri de şöyle sıralanmış: Duygularını daha derinden hissederler. Diğer insanlara göre daha fazla duygusal tepki verirler. Yaşadıkları olayları ciddiye alırlar. Bireysel olarak sporu tercih ederler. Hassas ve duyarlı insanın bir konu hakkında karar vermesi uzun zaman alabilir. Yanlış ya da kötü bir kararın sonuçları bu insanları diğer insanlara göre daha fazla üzer. Fazlasıyla hassas insan aşırı detaycıdır. Her hassas insan içine kapanık değildir. Hassas ve duygusal insanlar kaygı bozukluğu ve depresyon durumlarına eğilimlidir. Şiddet içeren filmler onlar için kötüdür. Duygusal insanlar iyi davranışlarda bulunma eğilimindedir. Duygusal insanların yaşanan olaylardan etkilenip gözyaşı dökme eğilimi diğer insanlara göre daha kolaydır. Hassas ve duygusal insanlar ekip çalışmasında başarılı sonuçlar alabilen insanlardır. Görülüyor ki; duygusal olma insan açısından olumsuz davranışlardan ziyade olumlu yanları daha fazla ağır basan bir durumdur. Mühim olan duygusallığın olumlu yanlarını kontrollü ve canlı tutabilmektir. TÜRK İNSANI DUYGUSAL MI? Uluslararası Araştırma Şirketi Gallup’un 2016 yılında yaptığı ‘Dünya Duygusallık Araştırması, sonuçları 150 ülkeyi içine alan kapsamlı bir araştırma. Yapılan araştırmada; ‘ Dün Güldünüz mü ?, ‘ Stres, kaygı, kızgınlık hissediyor musunuz ? gibi insanlara sorular yönetilmiş. Değerlendirme sonuçlarına bakıldığında; Singapur dünyanın en duygusuz ülkesi olurken Filipinler ise dünyanın en duygusal ülkesi olarak açıklanmış. Singapur’un ardından bir dönem Sovyetler Birliğine dahil olmuş eski ülkelerin insanları da duygu yoksunluğu yaşayan ülkelerin insanları arasında yer almış. Bu toplumlarda sigara ve alkol tüketiminin çok olduğu da tespit edilmiş. Türkiye ise bu duygusallık araştırmasında % 45 düzeyindeki bir oran ile orta derecede duygusallık yaşayan insanların olduğu bir ülke kapsamında yerini almış. Araştırmadan çıkan sonuçlar bir bakıma; insanlığı yalnızlığa iten, dış dünyadan tecrit eden kapalı rejimlerde insanların duygusallıktan uzaklaştığını ortaya koyuyor. DUYGUSUZ VE DUYARSIZ İNSAN Bazı insanlar sevinç, üzüntü gibi duygulardan yoksun, çevresinde gelişen olaylar karşısında duyarsız bir davranış sergileyebiliyor. Yapılan araştırmalar büyüme çağında ailesinden ilgi, sevgi veya yakınlık görmeyen çocuklarda beynin duyguları işleyen bölümünün daha az geliştiğini ortaya koymuş. Bu bakımdan çocuklarımızda duygu gelişimi, kendilerinde doğuştan var olan duyguları canlı tutma çabasıyla mümkün olabilir. Bilimsel açıdan duygusal davranışlarda bulunamama durumu ‘duygu körlüğü, olarak ifade edilmektedir. Tıbbın geliştirdiği yöntemlerle bu duygu körlüğü insanda teşhis edilebiliyor. Toplumda duygu körlüğü yaşayan bireylerden ziyade, duygusal ve duyarlı insanların çoğunlukta olması insani davranışlarımızı yüceltme açısından daha anlamlıdır. Duygularımızı yaşamak, insan olarak sahip olduğumuz en anlamlı özelliklerimizden biridir. Yeter ki yaşadığımız duyguların farkında olup kontrol etmesini bilelim. Duygularımızı açığa çıkarmak bir bakıma içimizden gelen sese kulak vermek demektir. Duygular, insani davranışlarda bulunma yolunda bize yön göstericidir. Duyarlı davranışlarla desteklenen duygusallık insanı yanlarımızı ön plana çıkaran anlamlı bir duygusallıktır. Yazımızı insanda duygusallığın önemini vurgulayan aşağıdaki özlü sözlerle tamamlayalım: ‘ Duyabileceğimiz en güzel duygu, bilinmeyen karşısındaki heyecandır., ( Albert Einstein) ‘Akla karşı koyabilen tek şey duygulardır., ( Ömer Seyfettin ) ‘ Resimler solarken, duygular yeşerir., (Fransız Atasözü) ‘Duygularınızı kontrol edin, yoksa onlar sizi kontrol eder., (Çin Atasözü) ‘Duygular varlığım değil, varlığım duygulardır., ( Özdemir Asaf ) ‘Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşır., ( Turgenyev) Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi ozgenatif@gmail.com
Duygu yüklü olduğu kadar duyarlı davranışlarda da bulunabilen insan, duygu- davranış yönetimini bir arada başarıyla yönetebilen insandır.
Duygusal olmak; bir bakıma yaşadığımız ve karşımıza çıkan olaylar karşısında duygularımızın harekete geçmesi demektir.
Duyarlı insan ise aklını kullanmak suretiyle yaşadığı duygusallığı yönetmeyi becerebilen insandır.
Bazı insanlar duygularının etkisinden kurtulamazlar. Hırs, kin ve nefret gibi duygular bu gruba giren insanları tehlikeli bir maceraya sürükleyebilir.
Kötümserliğe yol açan duygularını kontrol etmesini bilen insanlar ise kendilerini tehlikeye sürükleyebilecek davranışlardan uzak durma gücünü kendinde bulan insanlardır.
Duygusal davranışlarda bulunmanın olumsuz yanları olduğu kadar, olumlu sonuçlar veren yanları da vardır.
İnsanı kötümser yapan duyguların yanı sıra; yaratılışımızdan gelen merhametli olma, sevebilme ve vicdanlı hareket edebilme gibi duygularımızda bize insanlığımızı hatırlatan ve yücelten değerler bütünüdür.
İnsanda iyimserliğe ve iyi davranışlarda bulunmaya yol açan bu tür duyguları canlı tutarak insani değerlerimizi de yüceltmiş oluruz.
HASSAS VE DUYGUSAL İNSAN
Hassas, düşünceli ve duyarlı insanların özellikleri 1990 yılında ilk kez psikolog ve yazar olan Elaine N. Aron tarafından araştırılmış…
Araştırma sonucuna göre her beş insandan birinin fazlasıyla hassas olduğu ve bu gruba giren insanların bazı ortak özelliklere sahip oldukları tespit edilmiş…
Fazlasıyla düşünce ve duygu yüklü olan insanların ortak özellikleri de şöyle sıralanmış:
Duygularını daha derinden hissederler.
Diğer insanlara göre daha fazla duygusal tepki verirler.
Yaşadıkları olayları ciddiye alırlar.
Bireysel olarak sporu tercih ederler.
Hassas ve duyarlı insanın bir konu hakkında karar vermesi uzun zaman alabilir.
Yanlış ya da kötü bir kararın sonuçları bu insanları diğer insanlara göre daha fazla üzer.
Fazlasıyla hassas insan aşırı detaycıdır.
Her hassas insan içine kapanık değildir.
Hassas ve duygusal insanlar kaygı bozukluğu ve depresyon durumlarına eğilimlidir.
Şiddet içeren filmler onlar için kötüdür.
Duygusal insanlar iyi davranışlarda bulunma eğilimindedir.
Duygusal insanların yaşanan olaylardan etkilenip gözyaşı dökme eğilimi diğer insanlara göre daha kolaydır.
Hassas ve duygusal insanlar ekip çalışmasında başarılı sonuçlar alabilen insanlardır.
Görülüyor ki; duygusal olma insan açısından olumsuz davranışlardan ziyade olumlu yanları daha fazla ağır basan bir durumdur. Mühim olan duygusallığın olumlu yanlarını kontrollü ve canlı tutabilmektir.
TÜRK İNSANI DUYGUSAL MI?
Uluslararası Araştırma Şirketi Gallup’un 2016 yılında yaptığı ‘Dünya Duygusallık Araştırması, sonuçları 150 ülkeyi içine alan kapsamlı bir araştırma.
Yapılan araştırmada; ‘ Dün Güldünüz mü ?, ‘ Stres, kaygı, kızgınlık hissediyor musunuz ? gibi insanlara sorular yönetilmiş.
Değerlendirme sonuçlarına bakıldığında; Singapur dünyanın en duygusuz ülkesi olurken Filipinler ise dünyanın en duygusal ülkesi olarak açıklanmış.
Singapur’un ardından bir dönem Sovyetler Birliğine dahil olmuş eski ülkelerin insanları da duygu yoksunluğu yaşayan ülkelerin insanları arasında yer almış. Bu toplumlarda sigara ve alkol tüketiminin çok olduğu da tespit edilmiş.
Türkiye ise bu duygusallık araştırmasında % 45 düzeyindeki bir oran ile orta derecede duygusallık yaşayan insanların olduğu bir ülke kapsamında yerini almış.
Araştırmadan çıkan sonuçlar bir bakıma; insanlığı yalnızlığa iten, dış dünyadan tecrit eden kapalı rejimlerde insanların duygusallıktan uzaklaştığını ortaya koyuyor.
DUYGUSUZ VE DUYARSIZ İNSAN
Bazı insanlar sevinç, üzüntü gibi duygulardan yoksun, çevresinde gelişen olaylar karşısında duyarsız bir davranış sergileyebiliyor.
Yapılan araştırmalar büyüme çağında ailesinden ilgi, sevgi veya yakınlık görmeyen çocuklarda beynin duyguları işleyen bölümünün daha az geliştiğini ortaya koymuş.
Bu bakımdan çocuklarımızda duygu gelişimi, kendilerinde doğuştan var olan duyguları canlı tutma çabasıyla mümkün olabilir.
Bilimsel açıdan duygusal davranışlarda bulunamama durumu ‘duygu körlüğü, olarak ifade edilmektedir. Tıbbın geliştirdiği yöntemlerle bu duygu körlüğü insanda teşhis edilebiliyor.
Toplumda duygu körlüğü yaşayan bireylerden ziyade, duygusal ve duyarlı insanların çoğunlukta olması insani davranışlarımızı yüceltme açısından daha anlamlıdır.
Duygularımızı yaşamak, insan olarak sahip olduğumuz en anlamlı özelliklerimizden biridir. Yeter ki yaşadığımız duyguların farkında olup kontrol etmesini bilelim.
Duygularımızı açığa çıkarmak bir bakıma içimizden gelen sese kulak vermek demektir. Duygular, insani davranışlarda bulunma yolunda bize yön göstericidir.
Duyarlı davranışlarla desteklenen duygusallık insanı yanlarımızı ön plana çıkaran anlamlı bir duygusallıktır.
Yazımızı insanda duygusallığın önemini vurgulayan aşağıdaki özlü sözlerle tamamlayalım:
‘ Duyabileceğimiz en güzel duygu, bilinmeyen karşısındaki heyecandır., ( Albert Einstein)
‘Akla karşı koyabilen tek şey duygulardır., ( Ömer Seyfettin )
‘ Resimler solarken, duygular yeşerir., (Fransız Atasözü)
‘Duygularınızı kontrol edin, yoksa onlar sizi kontrol eder., (Çin Atasözü)
‘Duygular varlığım değil, varlığım duygulardır., ( Özdemir Asaf )
‘Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşır., ( Turgenyev)
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 311566
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.