ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
1.GİRİŞ Demokrasisi gelişmiş, refah toplumu oluşturma yolunda önemli mesafe almış bir ülke konumunda olmak, siyasilerimizin her fırsatta ifade ettiği ama henüz gerçekleşmemiş bir özlem olma idealini korumaktadır. Kurtuluş Savaşımızın devam ettiği, yeni Türkiye Cumhuriyetinin kurulması aşamasında Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk açılışında farklı görüşlerden insanların olması planlanan rejimin özünde demokrasi idealini barındırmasından kaynaklanıyordu. İstiklal Savaşı sonrası Mustafa Kemal Paşanın önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ardından milli iradenin tecellisi yönünde atılan adımlar demokratik rejime yönelişin işareti olmuştu. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkenin içinde bulunduğu ortam, Avrupa’da yaşanan olumsuz gelişmelere rağmen Atatürk, Serbest Fırka ve yeni partiler kurdurmak suretiyle çok partili demokratik rejime geçme arzusunda olduğunu beyan etmişti. Soğuk savaş döneminin olumsuz etkileri, Türkiye’yi 27 yıl gibi uzun diyebileceğimiz bir dönemde tek parti rejimiyle karşı karşıya bıraktı. Ancak 2nci Dünya Savaşı sonrası İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye kendi iradesiyle çok partili düzene geçme başarısını gösterdi. 2. ÇOK PARTİLİ DÖNEMDE DEMOKRASİ Çok partili döneme geçiş ülkemiz açısından tam demokrasiyi gerçekleştirme yönünde özü itibarıyla önemli bir fırsat içermekteydi. Ne var ki yaşanan olumsuz gelişmeler çoğulcu ve katılımcı demokratikleşme seviyesine yükselmemizi engelledi. 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan seçimleri kazanan Demokrat Partinin 10 yılı bulan iktidarının 27 Mayıs 1960 günü askeri darbeyle son bulması, demokratik gelişime yönelik silahlı darbenin ilk halkasını oluşturdu. Sonraki yıllarda ülkemiz, 12 Mart 1071 askeri muhtırasını, 12 Eylül 1980 ihtilalini, 28 Şubat 1997 post modern darbe bildirisi ile en son 15-16 Temmuz 2016 yılında FETÖ kaynaklı hain darbe girişimini yaşadı. Demokrasinin gelişimini engelleyen, insan haklarının kısıtlanmasına yol açan bu askeri kaynaklı darbe girişimleri de tam demokrasiye açılan yolu kapadı. Askeri darbeler özü itibarıyla ülkemizde idamlara yol açmış, basın organlarına ve sivil toplum kuruluşlarına kısıtlama getirmiş, anayasal demokratik eylemlere izin vermemiş, insan hak ve hürriyetlerinin yaşanmasını da engellemiştir. Gerçekte tam demokrasiye yönelik yolun açılması; evrensel normlarda temel hak ve özgürlüklerin anayasal teminat altına alınması, hukukun üstünlüğünün sağlanması, kuvvetler ayrılığının işler olması, özgür, adil ve eşit şartlarda seçimlerin yapılması, bası özgürlüğü ile mümkün olabilir. 3. GÜNÜMÜZDE DEMOKRASİ Tam demokrasi ideali günümüzde de gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, gelişmekte olan ülkeler içinde üzerinde ciddiyetle durulan konuların başında gelmektedir. Dünya genelinde ülkelerin demokrasiye yönelimi artık günümüzde ölçülebilen ve izlenen bir değerlendirmeyle açıklanabilir olmuştur. Özellikle Batı’da araştırma kuruluşları ile üniversiteler tarafından yapılan Demokrasi Endeksi, ülkelerin evrensel demokrasi standartlarına uygun icraatta bulunup bulunmadıkları konusunda fikir verici özelliktedir. Bu endekslerde ülkeler, seçim süreci ve çoğulculuk, hükümetin işleyişi, siyasi katılım ve kültür ile sivil özgürlükler yönünden 10 puan üzerinden değerlendirilmektedir. Puanı 8-10 arasında olan ülkeler Tam Demokrasi, 6-8 arasında olanlar Kusurlu, 4-6 arası puanı olanlar Melez ve 0-4 arasında puan almış olan ülkeler ise otoriter rejime sahip ülkeler konumunda sınıflandırılmaktadır. Göteburg Üniversitesi bünyesinde yer alan Demokrasinin Çeşitleri Enstitüsünce yapılan bir Demokrasi Endeksi Raporunda ise ülkeler kapalı otoriterlik ve seçimli otoriterlik sistemleri açısından değerlendirmeye tabi tutulmuştur. The Economist İntelligence Unit tarafından yapılan Demokrasi Endeksinde Türkiye’nin durumu incelendiğinde 2006-2020 yılları arasında demokrasimizin irtifa kaybettiği dünya sıralamasındaki yerimizin önce 45nci sırada iken 110ncu sıraya kadar gerilediğimiz anlaşılmaktadır. Bu sıralamaya göre ülkemiz dünya ortalamasının altında kalmış, demokratik rejim açısından otokratik öğeler barındıran ‘Hibrit Rejim, kategorisinde yer almıştır. Göteburg Üniversitesi bünyesinde yer alan Enstitü tarafından 179 ülkenin değerlendirildiği Liberal Demokrasi Endeksi Raporunda ise Türkiye seçimli otoriterlik kategorisinde 147nci sırada yer almaktaydı. Bu sıralamalarda ülke olarak gerilerde yer almamızın ortaya koyduğu gerçek; seçimlerin adil veya özgür olmasının önüne geçen düzensizlik, muhalefet üzerinde baskı, siyasi kültür zayıflığı ve hükümetin işleyişine ve siyasal katılımda aksaklık olarak ifade edilmektedir. 4. BAŞKANLIK SİSTEMİ VE SONUÇ Başkanlık Sistemi, ülkemizde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adıyla bilinmektedir. Bu sistem 2017 yılında yapılan referandumla kabul edildi ve 9 Temmuz 2018 tarihinden itibaren uygulanmaya başladı. Bu sisteme göre, yürütme yetkisi ve görevi cumhurbaşkanı tarafından, anayasaya ve yasalara uygun olarak kullanılıp yerine getirilmektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin uygulamaya konulmasının üzerinden 5 yıla yakın bir zaman geçmiş bulunuyor. Bu geçen sürede sisteme yönelik eleştiriler söz konusudur. Avrupa Birliği Komisyonu 2022 yılı Genişleme Raporunda Sistemin işleyişindeki aksaklıklar olarak şu hususlara yer verilmişti: Türkiye’de demokratik kurumların işleyişinde ciddi sorunlar var, demokratik gerileme devam ediyor. Anayasal mimari; yasama, yürütme ve yargı arasında sağlam ve etkili bir kuvvetler ayrılığı sağlanmadan yetkiler cumhurbaşkanlığında merkezileştirmeye devam ediyor. OHAL’ in kısıtlayıcı unsurlarından bazılarını muhafaza eden bazı yasal hükümler yürürlükte kalmış. Hükümetin, muhalif partilere mensup belediye başkanları üzerindeki baskısı yerel demokrasiyi zayıflatıyor, seçilenin yerine kayyum atanıyor. Sivil topluma ilişkin konularda ciddi gerileme devam ediyor. Sivil toplum kuruluşları artan baskıyla karşı karşıya bulunuyor. İfade özgürlüğü ve yargıda gerileme var. Yolsuzluklarla mücadele stratejisi ve eylem planı yok. Türkiye’nin Avrupa Birliği müktesebatına uyumu çok sınırlı kalmaya devam etmiş ve plansız bir temelde sürdürülmüş. Avrupa Birliği Genişleme Raporuna ilişkin olarak ülkemizde muhalif siyasi parti mensuplarının yaptıkları değerlendirmelerde, Raporda ifade edilen eleştirilerin sürpriz olmadığı, mevcut sistemin demokrasinin en temel standartlarından dahi uzak olduğu görüşüne yer verilmiştir. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine ilişkin olarak basında yer alan bazı eleştirel yaklaşımlara da aşağıya sıralanmıştır: Mevcut uygulamalar güç tekelinin yargılama erkinde olmadığı düşüncesini egemen kılmakta, demokrasiyi yaralamaktadır. ‘Güçler Birliği, anlamına gelen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, ülkeleri ve toplumları zayıflatmakta hatta çürütmektedir. Kötü ekonomi yönetimi, yüksek enflasyon neticesi pahalılık ve ekonomik ve siyasi kriz bu sistemde daha net ortaya çıkmıştır. Tarihsel süreçte değişik tarihlerde insanlık farklı yönetim modelleri denemiş artık bugünkü dünyada devlet demokrasi üzerinden tanımlanmıştır. Devlet başkanı mülkün sahibi değil emanetçisidir. Mevcut sistemin felsefesi hatalı çünkü karar alma süreçleri çok hızlanınca, mecliste ve kamuoyu nezdinde tartışılmadan yanlış kararlar alınabiliyor. Sistemin temel sorununun başında popülizmle bağlantılı olması gelmektedir. Cumhurbaşkanının siyasetin içinde olması, hem siyaset hem de devlet temsilinde büyük karmaşa yaratıyor, sistemi zehirliyor. Sonuçta demokrasi ve insan haklarının geliştiği, hürriyetçi bir ortamın hakim olduğu, refah toplumu olmayı ilke edinen tam demokrasiyi gerçekleştirmek gelecek nesil açısından siyaset ehlinin hedefi olmalıdır. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu Üyesi ve Denetleme Kurulu Başkanı e-mail: ozgenatif@gmail.com
1.GİRİŞ
Demokrasisi gelişmiş, refah toplumu oluşturma yolunda önemli mesafe almış bir ülke konumunda olmak, siyasilerimizin her fırsatta ifade ettiği ama henüz gerçekleşmemiş bir özlem olma idealini korumaktadır.
Kurtuluş Savaşımızın devam ettiği, yeni Türkiye Cumhuriyetinin kurulması aşamasında Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk açılışında farklı görüşlerden insanların olması planlanan rejimin özünde demokrasi idealini barındırmasından kaynaklanıyordu.
İstiklal Savaşı sonrası Mustafa Kemal Paşanın önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ardından milli iradenin tecellisi yönünde atılan adımlar demokratik rejime yönelişin işareti olmuştu.
Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkenin içinde bulunduğu ortam, Avrupa’da yaşanan olumsuz gelişmelere rağmen Atatürk, Serbest Fırka ve yeni partiler kurdurmak suretiyle çok partili demokratik rejime geçme arzusunda olduğunu beyan etmişti.
Soğuk savaş döneminin olumsuz etkileri, Türkiye’yi 27 yıl gibi uzun diyebileceğimiz bir dönemde tek parti rejimiyle karşı karşıya bıraktı. Ancak 2nci Dünya Savaşı sonrası İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye kendi iradesiyle çok partili düzene geçme başarısını gösterdi.
2. ÇOK PARTİLİ DÖNEMDE DEMOKRASİ
Çok partili döneme geçiş ülkemiz açısından tam demokrasiyi gerçekleştirme yönünde özü itibarıyla önemli bir fırsat içermekteydi. Ne var ki yaşanan olumsuz gelişmeler çoğulcu ve katılımcı demokratikleşme seviyesine yükselmemizi engelledi.
14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan seçimleri kazanan Demokrat Partinin 10 yılı bulan iktidarının 27 Mayıs 1960 günü askeri darbeyle son bulması, demokratik gelişime yönelik silahlı darbenin ilk halkasını oluşturdu.
Sonraki yıllarda ülkemiz, 12 Mart 1071 askeri muhtırasını, 12 Eylül 1980 ihtilalini, 28 Şubat 1997 post modern darbe bildirisi ile en son 15-16 Temmuz 2016 yılında FETÖ kaynaklı hain darbe girişimini yaşadı.
Demokrasinin gelişimini engelleyen, insan haklarının kısıtlanmasına yol açan bu askeri kaynaklı darbe girişimleri de tam demokrasiye açılan yolu kapadı.
Askeri darbeler özü itibarıyla ülkemizde idamlara yol açmış, basın organlarına ve sivil toplum kuruluşlarına kısıtlama getirmiş, anayasal demokratik eylemlere izin vermemiş, insan hak ve hürriyetlerinin yaşanmasını da engellemiştir.
Gerçekte tam demokrasiye yönelik yolun açılması; evrensel normlarda temel hak ve özgürlüklerin anayasal teminat altına alınması, hukukun üstünlüğünün sağlanması, kuvvetler ayrılığının işler olması, özgür, adil ve eşit şartlarda seçimlerin yapılması, bası özgürlüğü ile mümkün olabilir.
3. GÜNÜMÜZDE DEMOKRASİ
Tam demokrasi ideali günümüzde de gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, gelişmekte olan ülkeler içinde üzerinde ciddiyetle durulan konuların başında gelmektedir.
Dünya genelinde ülkelerin demokrasiye yönelimi artık günümüzde ölçülebilen ve izlenen bir değerlendirmeyle açıklanabilir olmuştur.
Özellikle Batı’da araştırma kuruluşları ile üniversiteler tarafından yapılan Demokrasi Endeksi, ülkelerin evrensel demokrasi standartlarına uygun icraatta bulunup bulunmadıkları konusunda fikir verici özelliktedir.
Bu endekslerde ülkeler, seçim süreci ve çoğulculuk, hükümetin işleyişi, siyasi katılım ve kültür ile sivil özgürlükler yönünden 10 puan üzerinden değerlendirilmektedir.
Puanı 8-10 arasında olan ülkeler Tam Demokrasi, 6-8 arasında olanlar Kusurlu, 4-6 arası puanı olanlar Melez ve 0-4 arasında puan almış olan ülkeler ise otoriter rejime sahip ülkeler konumunda sınıflandırılmaktadır.
Göteburg Üniversitesi bünyesinde yer alan Demokrasinin Çeşitleri Enstitüsünce yapılan bir Demokrasi Endeksi Raporunda ise ülkeler kapalı otoriterlik ve seçimli otoriterlik sistemleri açısından değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
The Economist İntelligence Unit tarafından yapılan Demokrasi Endeksinde Türkiye’nin durumu incelendiğinde 2006-2020 yılları arasında demokrasimizin irtifa kaybettiği dünya sıralamasındaki yerimizin önce 45nci sırada iken 110ncu sıraya kadar gerilediğimiz anlaşılmaktadır.
Bu sıralamaya göre ülkemiz dünya ortalamasının altında kalmış, demokratik rejim açısından otokratik öğeler barındıran ‘Hibrit Rejim, kategorisinde yer almıştır.
Göteburg Üniversitesi bünyesinde yer alan Enstitü tarafından 179 ülkenin değerlendirildiği Liberal Demokrasi Endeksi Raporunda ise Türkiye seçimli otoriterlik kategorisinde 147nci sırada yer almaktaydı.
Bu sıralamalarda ülke olarak gerilerde yer almamızın ortaya koyduğu gerçek; seçimlerin adil veya özgür olmasının önüne geçen düzensizlik, muhalefet üzerinde baskı, siyasi kültür zayıflığı ve hükümetin işleyişine ve siyasal katılımda aksaklık olarak ifade edilmektedir.
4. BAŞKANLIK SİSTEMİ VE SONUÇ
Başkanlık Sistemi, ülkemizde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adıyla bilinmektedir. Bu sistem 2017 yılında yapılan referandumla kabul edildi ve 9 Temmuz 2018 tarihinden itibaren uygulanmaya başladı.
Bu sisteme göre, yürütme yetkisi ve görevi cumhurbaşkanı tarafından, anayasaya ve yasalara uygun olarak kullanılıp yerine getirilmektedir.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin uygulamaya konulmasının üzerinden 5 yıla yakın bir zaman geçmiş bulunuyor. Bu geçen sürede sisteme yönelik eleştiriler söz konusudur.
Avrupa Birliği Komisyonu 2022 yılı Genişleme Raporunda Sistemin işleyişindeki aksaklıklar olarak şu hususlara yer verilmişti:
Sonuçta demokrasi ve insan haklarının geliştiği, hürriyetçi bir ortamın hakim olduğu, refah toplumu olmayı ilke edinen tam demokrasiyi gerçekleştirmek gelecek nesil açısından siyaset ehlinin hedefi olmalıdır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 420130
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.