ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
İnsan hayatının tek bir gerçeği yok, çoğu zaman karşımıza çıkan birçok gerçekle yüz yüze kalırız.. Ölüm, hastalık, yaşlılık, sevmek, sevilmek, kazanmak, kaybetmek,, üzülmek, sevinmek, fakirlik, zenginlik ve hayatta karşılaşabileceğimiz birçok şey hayatın gerçekleri olarak yüzleşmemizi zorunlu kılar. Gerçekleri önceden öngörüp hazırlıklı olmak, ruhsal yapımızda olabilecek travmayı önlemek açısından faydalıdır. Çoğu insan hayatın gerçeklerine hazırlıksız yakalanıyor ve bu gerçeklerin yaşamında yol açtığı travmaları yenmekte zorluklarla karşılaşıyor. Bireysel açıdan yaşamımızı etkileyen gerçekler yanında yönetici konumunda olan yetkililerin de yüzleşmesi zorunlu gerçekler var. Bu gerçekler yöneticileri, yönettikleri insanlara veya topluma karşı sorumlu kılar. Sorumluluktan kaçmak, gerçeklerle yüzleşmekten de kaçmak demektir. Gerçeklerin üzerini kapatmak veya yok saymak, yönetim makamında olan insanları yeri ve zamanı geldiğinde içinden çıkılamaz bir duruma sokabilir. Olası bir tehlikeyi toplumdan saklamak, insan sağlığına zarar veren bir eylem veya davranış karşısında tedbir almamak, popülist davranmaya yönelik gerçeklere karşı göz yummak anlamına gelir. ÜLKEMİZDE YAŞANAN DEPREM GERÇEĞİ Deprem gerçeği de üzerinde yaşadığımız Anadolu’muzun zaman zaman karşımıza çıkardığı, her defasında gerektiği gibi yüzleşemediğimiz gerçeklerinden biridir. Bu gerçek 06.02.2023 günü yeniden karşımıza çıktı. Şiddetleri 7,6 ve 7,7 olarak ölçülen 2 büyük deprem Güneydoğu Bölgemizde yer alan 10 ilimizde çok büyük tahribata yol açtı. Her büyük deprem maddi ve manevi açıdan, depremi yaşayan insanların yanında ülkemiz genelinde de onarılması güç acılara neden oluyor. Depremin yol açtığı maddi tahribat, gelecek zaman sürecinde bir şekilde telafi edilebilirse de kaybettiğimiz vatandaşların tekrar geri gelmesi mümkün değil… 6 Şubat günü yaşanan depremin olumsuz izleri kolay kolay silinmeyecek ve hafızalarımızdaki yerini uzun yıllar korumaya devam edecek. Halbuki deprem gerçeğini millet olarak daha öncede yaşamıştık. 1939 yılında gerçekleşen Erzincan depremi ile 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan Gölcük merkezli deprem hafızalarımızdaki yerini koruyor. 1939 Erzincan depreminde 33 bin, 1999 Gölcük depreminde ise 18 bin civarında vatandaşımızı kaybetmiştik. Bu iki büyük deprem arasında ülkemizin değişik yörelerinde yaşanan depremlerde de binlerce insanımızı kaybettik. Yaşanan her deprem ülke çapında acıları tazelemenin yanında haklı olarak sorgulamaya ve sert eleştirilere neden oluyor. 6 Şubat 2023 günü gerçekleşen son depremde bu sorgulamalardan nasibini aldı. Tabidir ki depremin nerede ne zaman meydana geleceği ve büyüklüğü konusunda önceden tahminde bulunmak oldukça güçtür. Konu üzerinde çalışan deprem uzmanları bilimsel açıdan depremin yeri ve şiddeti konusundaki tahminde bulunma çalışmalarını sürdürmekteler. Deprem fay hattı üzerinde yaşanan bölgelerde depreme hazırlıksız yakalanmak eleştirilerin başında yer alıyor. Bilinen bir tehlikeye karşı önceden önlem almamak aklın ve bilimin kabul edebileceği bir şey değil… Nehir yatağına bina dikmek, fay hattı üzerinde yerleşim birimleri kurmak ta bu konuda yapılan diğer önemli eleştiriler arasında bulunuyor. Üzerinde ciddiyetle durulması gereken önemli bir eleştiri de deprem gerçeğini bile bile depreme dayanıksız binaların yapılmasına onay verilmesi. Özellikle büyük acı yaşadığımız 1999 Gölcük depreminden sonra, 6 Şubat depremi dahil gerçekleşen diğer depremlerde dayanıksız çürük binaların yapılmasına izin verilmesi; müteahhitler, inşaat mühendisleri ve yapımına onay veren makamları sorumluluktan kurtaramaz. Depremin yeri, oluş şekli ve alınması zorunlu önlemler konusunda, konunun uzmanı olan bilim insanlarının önerilerini dikkate almak zorunludur.. 10 ilimizi etkileyen 6 Şubat tarihli son yaşadığımız depremde de bir gerçek daha su yüzüne çıktı. Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür yaklaşık 9 ay öncesi 11 Nisan 2022 tarihinde yaptığı aşağıda yer alan uyarısı dikkate alınmış olsaydı belki son yaşanan depremin tahribatı çok büyük boyutta olmayabilirdi: ‘ Anadolu fayı üzerinde Erkenek, Çelikhan, Maraş Türkoğlu’na dikkat. Bundan sonraki depremlerin o yörede olacağını düşünüyorum.,, ( Milliyet, Güneri Cıvaoğlu, 08.02.2023, S.15) Bir ülke için yetişmiş insan gücü çok önemlidir. Elbette kaybettiğimiz her can bizim canımızdır, Cenabı Allah insanlara her koşulda aklını kullanma feraseti vermiştir. Yalnızca deprem felaketinde değil, milletçe çektiğimiz her sıkıntıda bilimin ve aklın rehberliğinde hareket etmek zorundayız. Özellikle Japonya gibi deprem kuşağında yer alan ülkelerin yaşadıklarından ders çıkarmak zorundayız. Aksi takdirde her deprem sonrası gözyaşı dökmek acılarımızı tazelemekten başka bir işe yaramaz! Sonuçta beklenen oldu ve ülkemiz büyük bir felaket yaşadı. Şimdi kanayan yaraları sarma zamanıdır. Yurt dışından gelen kurtarma ekipleri dahil olmak üzere AFAD, Kızılay, diğer sivil toplum kuruluşları ile birlikte devletimizin diğer yardım kuruluşları deprem bölgesinde acıları dindirmeye çalışıyor. Ben de bu vesileyle bu büyük depremde yaşamını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, metanet ve başsağlığı, yaralı olanlara da acil şifalar diliyorum. Dilerim milletçe yaşadığımız acılar bir son bulsun. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu Üyesi ve Denetleme Kurulu Başkanı e-mail: ozgenatif@gmail.com
İnsan hayatının tek bir gerçeği yok, çoğu zaman karşımıza çıkan birçok gerçekle yüz yüze kalırız..
Ölüm, hastalık, yaşlılık, sevmek, sevilmek, kazanmak, kaybetmek,, üzülmek, sevinmek, fakirlik, zenginlik ve hayatta karşılaşabileceğimiz birçok şey hayatın gerçekleri olarak yüzleşmemizi zorunlu kılar.
Gerçekleri önceden öngörüp hazırlıklı olmak, ruhsal yapımızda olabilecek travmayı önlemek açısından faydalıdır.
Çoğu insan hayatın gerçeklerine hazırlıksız yakalanıyor ve bu gerçeklerin yaşamında yol açtığı travmaları yenmekte zorluklarla karşılaşıyor.
Bireysel açıdan yaşamımızı etkileyen gerçekler yanında yönetici konumunda olan yetkililerin de yüzleşmesi zorunlu gerçekler var.
Bu gerçekler yöneticileri, yönettikleri insanlara veya topluma karşı sorumlu kılar. Sorumluluktan kaçmak, gerçeklerle yüzleşmekten de kaçmak demektir.
Gerçeklerin üzerini kapatmak veya yok saymak, yönetim makamında olan insanları yeri ve zamanı geldiğinde içinden çıkılamaz bir duruma sokabilir.
Olası bir tehlikeyi toplumdan saklamak, insan sağlığına zarar veren bir eylem veya davranış karşısında tedbir almamak, popülist davranmaya yönelik gerçeklere karşı göz yummak anlamına gelir.
ÜLKEMİZDE YAŞANAN DEPREM GERÇEĞİ
Deprem gerçeği de üzerinde yaşadığımız Anadolu’muzun zaman zaman karşımıza çıkardığı, her defasında gerektiği gibi yüzleşemediğimiz gerçeklerinden biridir.
Bu gerçek 06.02.2023 günü yeniden karşımıza çıktı. Şiddetleri 7,6 ve 7,7 olarak ölçülen 2 büyük deprem Güneydoğu Bölgemizde yer alan 10 ilimizde çok büyük tahribata yol açtı.
Her büyük deprem maddi ve manevi açıdan, depremi yaşayan insanların yanında ülkemiz genelinde de onarılması güç acılara neden oluyor.
Depremin yol açtığı maddi tahribat, gelecek zaman sürecinde bir şekilde telafi edilebilirse de kaybettiğimiz vatandaşların tekrar geri gelmesi mümkün değil…
6 Şubat günü yaşanan depremin olumsuz izleri kolay kolay silinmeyecek ve hafızalarımızdaki yerini uzun yıllar korumaya devam edecek.
Halbuki deprem gerçeğini millet olarak daha öncede yaşamıştık. 1939 yılında gerçekleşen Erzincan depremi ile 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan Gölcük merkezli deprem hafızalarımızdaki yerini koruyor.
1939 Erzincan depreminde 33 bin, 1999 Gölcük depreminde ise 18 bin civarında vatandaşımızı kaybetmiştik. Bu iki büyük deprem arasında ülkemizin değişik yörelerinde yaşanan depremlerde de binlerce insanımızı kaybettik.
Yaşanan her deprem ülke çapında acıları tazelemenin yanında haklı olarak sorgulamaya ve sert eleştirilere neden oluyor. 6 Şubat 2023 günü gerçekleşen son depremde bu sorgulamalardan nasibini aldı.
Tabidir ki depremin nerede ne zaman meydana geleceği ve büyüklüğü konusunda önceden tahminde bulunmak oldukça güçtür. Konu üzerinde çalışan deprem uzmanları bilimsel açıdan depremin yeri ve şiddeti konusundaki tahminde bulunma çalışmalarını sürdürmekteler.
Deprem fay hattı üzerinde yaşanan bölgelerde depreme hazırlıksız yakalanmak eleştirilerin başında yer alıyor. Bilinen bir tehlikeye karşı önceden önlem almamak aklın ve bilimin kabul edebileceği bir şey değil…
Nehir yatağına bina dikmek, fay hattı üzerinde yerleşim birimleri kurmak ta bu konuda yapılan diğer önemli eleştiriler arasında bulunuyor. Üzerinde ciddiyetle durulması gereken önemli bir eleştiri de deprem gerçeğini bile bile depreme dayanıksız binaların yapılmasına onay verilmesi.
Özellikle büyük acı yaşadığımız 1999 Gölcük depreminden sonra, 6 Şubat depremi dahil gerçekleşen diğer depremlerde dayanıksız çürük binaların yapılmasına izin verilmesi; müteahhitler, inşaat mühendisleri ve yapımına onay veren makamları sorumluluktan kurtaramaz.
Depremin yeri, oluş şekli ve alınması zorunlu önlemler konusunda, konunun uzmanı olan bilim insanlarının önerilerini dikkate almak zorunludur..
10 ilimizi etkileyen 6 Şubat tarihli son yaşadığımız depremde de bir gerçek daha su yüzüne çıktı. Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür yaklaşık 9 ay öncesi 11 Nisan 2022 tarihinde yaptığı aşağıda yer alan uyarısı dikkate alınmış olsaydı belki son yaşanan depremin tahribatı çok büyük boyutta olmayabilirdi:
‘ Anadolu fayı üzerinde Erkenek, Çelikhan, Maraş Türkoğlu’na dikkat. Bundan sonraki depremlerin o yörede olacağını düşünüyorum.,, ( Milliyet, Güneri Cıvaoğlu, 08.02.2023, S.15)
Bir ülke için yetişmiş insan gücü çok önemlidir. Elbette kaybettiğimiz her can bizim canımızdır, Cenabı Allah insanlara her koşulda aklını kullanma feraseti vermiştir.
Yalnızca deprem felaketinde değil, milletçe çektiğimiz her sıkıntıda bilimin ve aklın rehberliğinde hareket etmek zorundayız. Özellikle Japonya gibi deprem kuşağında yer alan ülkelerin yaşadıklarından ders çıkarmak zorundayız. Aksi takdirde her deprem sonrası gözyaşı dökmek acılarımızı tazelemekten başka bir işe yaramaz!
Sonuçta beklenen oldu ve ülkemiz büyük bir felaket yaşadı. Şimdi kanayan yaraları sarma zamanıdır. Yurt dışından gelen kurtarma ekipleri dahil olmak üzere AFAD, Kızılay, diğer sivil toplum kuruluşları ile birlikte devletimizin diğer yardım kuruluşları deprem bölgesinde acıları dindirmeye çalışıyor.
Ben de bu vesileyle bu büyük depremde yaşamını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, metanet ve başsağlığı, yaralı olanlara da acil şifalar diliyorum. Dilerim milletçe yaşadığımız acılar bir son bulsun.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 73776
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.