ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Değerli okurlarım, bu yazımda geçmişte yapılan Anayasa tartışmalarına ilişkin Vakfımızda yapılan konferans özetlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Günümüzde olduğu gibi yakın geçmişte de Anayasa değişikliği siyaset dünyasının tartıştığı konular arasında bulunmaktaydı. Mevcut Anayasa’mızın 12 Eylül askeri darbe döneminden izler taşıması, sivil anayasaya dönük beklentileri uzun süre gündemde tuttu. Günümüzde de 12 Eylül darbe döneminde hazırlanıp halktan %92 oranında kabul gören anayasanın siyasi partiler arasında tam bir mutabakat ile yeniden hazırlanması halk indinde beklentisini muhafaza etmektedir. Anayasa değişimi konusunda Demokraside Birlik Vakfı yönetimi tarafından gerçekleştirilen konferanslara konunun içinde olan siyasiler, bürokratlar ve akademisyenler katılmaktaydı. Aradan uzun yılların geçmiş olması anayasada yapılması zorunlu değişiklikler açısından özellikle siyasi parti yetkilileri açısından köklü bir düşünce değişikliğine yol açmış gözükmemektedir. 05.02.2011 tarihinde Vakfımız Onursal Başkanı, kendisini rahmet ve saygıyla andığım, TBMM eski başkanlarından merhum Ferruh BOZBEYLİ (1927-2019) konferans salonumuzda yaptığı “Türkiye’nin Demokratikleşmesi ve Yeni Anayasa” başlıklı sohbetinde şu hususlarda görüş beyan etmişti: “Dokunulmaz olan milletvekili değil, Anayasadır, suç işleyen bir milletvekilini saklamamak gerekir. Bir kuralı milletin ihtiyacına göre değil de başka amaçla getirirseniz orada adalet olmaz. Mevcut Anayasa Türk insanının ve toplumun ihtiyaçlarına uygun bir Anayasa değildir. 1961 anayasasına oy veren Nihat Erim, bu anayasa lükstür dedi, buna rağmen 80 maddesi değiştirildi. Anayasanın temeline insanı koymak gerekir. Anayasa’da evrensel hukuk açısından bazı maddeler değiştirilemez hükmünün konulması yanlıştır. Sonuçta ihtilal yapanlar, cumhuriyetin vasfını değiştirdi.” Gazi Üniversitesi emekli öğretim üyesi Anayasa Hukukçusu Pof. Dr. Atilla ÖZER 16.04.2011 tarihinde vakfımızda verdiği “Yeni Anayasa Nasıl Olmalı?” konulu konferansında aşağıya bir kısmını aldığım düşüncelerini paylaşmıştı: “İnsan hak ve hürriyetlerinin esas alındığı bir Anayasa istiyoruz. Yeni Anayasa toplumun ihtiyaçlarına karşılık vermelidir. Anayasa, toplumda konsensüs sağlayan bir metin olmalı ve Kurucu Meclis tarafından hazırlanmalıdır. Başkanlık Sistemi, yasama yürütmeye müdahale etmez, bu sistem sadece ABD de demokratik sonuç verdi, Türkiye’de beklenen sonucu vermez. 1961 Anayasası en fazla hürriyet sağlayan anayasalardan biridir. Hiç kimse hürriyetlerden istifade ederek hürriyeti yok etme hürriyeti kuramaz. Yargıya siyasetin karışması çok tehlikelidir, bu durumda olan devlet uzun yaşamaz. Adalete siyaset bulaştırılmamalıdır. Demokratik hürriyet kültürü kısa sürede gelişmez, 50-100 yılı bulabilir.” Yeni Anayasa tartışmaları okurun da dikkatini çektiği gibi Başkanlık Sistemi eleştirilerini de beraberinde getirmişti. 28.05.2011 tarihinde konuğumuz olan Anayasa Mahkemesi eski üyelerinde devlet adamı, araştırmacı emekli Prof. Dr. Sacit ADALI da vakfımızda “Yeni Anayasa Nasıl Olmalı” konferansında aşağıda yer alan hususlara değinmişti: “Hukuku anayasadan başlatacaksınız. Gerçek demokraside herkesin insan olduğu, şeref ve haysiyet yönünden cumhurbaşkanı ile bir temizlik işçisinin arasında fark olmadığı bir anlayış esastır. Gerçek devrim hukuk devrimidir. Hukuk devletinde yasaklamalarla sorunlar çözülmez. Yapılan anayasalar maalesef belirli güçleri koruyan manipülasyon anayasası olmuştur. Anayasayı güdümlü olmaktan çıkarmak gerekir. Bir anayasa belirli mihraklara şans vermemelidir.” Anayasa tartışmaları uzun süre devam etti, 5 yıllık bir aradan sonra vakfımıza konuk olan Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından emekli Haşim KILIÇ da 16.04.2016 tarihinde “Nefret Söylemi Bağlamında Yeni Anayasa Süreci” başlıklı bir konferans vermişti. Konferansın açılışı Demokraside Birlik Vakfı Başkanı Mehmet Bozdemir tarafından yapılmıştı. Sayın BOZDEMİR, konuklara Haşim KILIÇ’ı tanıttıktan sonra, demokrasi insani değerler ve hukuk kavramının birbirine bağlı olduğunu söylemiş, yeni anayasanın nasıl olması gerektiği konusunda hazırladıkları Raporu eski Meclis başkanlarından Cemil ÇİÇEK beye verdiklerini ifade etmiş, sonra sözü Sayın KILIÇ’a bırakmıştı. Aşağıda Sayın Haşim KILIÇ’ın vakıf konferans salonunda Yeni Anayasa konusunda yaptığı konuşmanın kısaltılmış özetini okuyacaksınız: “Konuşacağımız Anayasa konusunu bir sohbet doğrultusunda karşılıklı olarak ele alacağız. Anayasanın, maddi ve manevi unsurları var. Yapılacak bir Anayasa değişikliğidir aslında. Anayasa’nın yeniden yapımı farklıdır. Siyasetin gerginleştiği ortamda keşke bir Kurucu Meclis olsaydı da anayasayı bu meclis yapsaydı. Bu Anayasanın gergin, nefret ve kutuplaşma ortamında ele alınması üzücüdür. Böyle bir kavga ortamında nasıl bir anayasa hazırlanabilir? Meclisin iktidar partisi, anayasayı ben hazırlayacağım diyor, bunun tarafı yok, ne hazırlanıyor bilmiyoruz doğrusu. Nasıl bir iklimde yeni anayasa hazırlanıyor? İç hukukumuzdaki değerler hayatımıza yansımıyor. Anayasa ve ideolojilerin temelinde onurlu insan projesi vardır. Toplumun temeline oturtulan ana kolonlar var. Bunlardan biri insani değerler. Bu değerler yerli yerine oturmalıdır. İleri anayasalara bakıldığında en önemli değer, insan onurunun teminat altına alınmış olmasıdır. Onurlu insan projesine karşı çıkan bir devlet düşünülemez. Onurlu insan projesi hayata geçirilirse, sorun daha rahat çözülecektir. Şimdi bu değerlerin hayata geçirilemediği bir dönem yaşıyoruz. Adalet ve eğitim sisteminde çok ciddi eksiklerimiz var. Ahlakı, dürüstlüğü üretemedik, bu yapılamayınca pozitif hukuk kaldı. Bizdeki kanun dünyada yok, durmadan kanun yapıyoruz. Toplumda yargıya güven yok, adil yargılanmayı sağlayan bir Yargı Sistemi şart. Her ilde Adalet Sarayı yapıldı, ancak adalete güven yok. Devlet, insanların inandıkları ve sevdikleriyle uğraşırsa özgürlük ve laiklik anlayışı gelişmez ve gelişemedi. 141,142, 143 gibi ceza kanununda sopa olarak kullanılan maddelerle toplum hizaya getirilmeye çalışıldı. Yargı Sistemi toplumda güveni tesis edemedi. Hukuk güvenliğinin olmadığı yerde ekonomi gelişmez, normalleşme olmaz. Hukuk devleti anlayışı acilen tesis edilmelidir. Kanun gücü intikam aracı olmaktan kurtarılmalıdır. Siyasi partiler, reyonlarında kendilerine göre satacak şeyler koydular. Dini değerler, ırk, mezhep getirisi yüksek şeyler olarak düşünülüyor. Bu değerlerin bulundukları yerlerde, bireylerin iç dünyasında olması gerekir. Böyle olmazda, siyasetin kullandığı değerler olursa kutuplaşma olur kavga başlar. Anayasada 2 bölüm var. Temel hak ve özgürlükler, diğeri devletin yasama, yargı ve yürütme yapısı. Temel hak ve özgürlükler evrensel değerlerdir, burada bir problem söz konusu değildir. Sorun 2nci bölümde. Yasama, Yürütme ve Yargıda kırmızıçizgi oluşturuldu. Bu ortamda sağlıklı bir Anayasa yapılacağı kanaatinde değilim. Siyasi Partiler Kanunu ile Seçim Kanunu hayati öneme sahip. Başkanlık veya Parlamenter sistemin başarı ile uygulandığı ülkeler var. Türk tipi bir Başkanlık Sistemi oluşturmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanına inanılmaz yetkiler verildi, toplum etkin bir denetime alındı. Parlamenter sistemden sapmalar olması problemleri artırdı. Sistem ciddi anlamda saptırıldı. Bu toplum Başkanlık Sistemine hazır değil. Marjinal düşünceler hayatiyette değildir, her şey normal ekseni üzerinde yürür.” Yeni Anayasa veya anayasanın bazı maddelerinde değişiklik konusu zaman zaman gündeme gelmeye devam ediyor. 2022 yılı kasım ayında Millet İttifakı tarafından hazırlanan; yasama, yürütme, yargı ile temel hak ve özgürlükler içeren 84 madde ve 9 başlıktan oluşan Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme dönüşü öngören anayasa değişikliğine Cumhur İttifakını oluşturan siyasi partiler sert tepki göstermişti. Özü itibarıyla cumhurbaşkanına en fazla iki dönem seçilme hakkı veren, başörtüsüne yasal güvence getiren, siyasi partilere getirilen seçim barajını %7 den %3 e düşüren anayasa değişikliği ve diğer öneriler Cumhur İttifakını oluşturan partilerin tepki göstermesine neden olmuştu. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de anayasa değişikliği konusunun kavgaya yol açan gergin bir ortamda gündeme gelmesi Sayın Haşim KILIÇ’ın 2016 yılındaki konferansında ifade ettiği gibi üzücü bir durumun doğmasına neden olmaktadır. Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı Mayıs ayında yapılacak seçim öncesi sivil Anayasaya dönüşü ifade eden önerilerini seçim paketinde açıkladılar. Yeni Anayasa konusunda olabilecek gelişmelerin ne şekilde ilerleyeceği muhtemelen 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçiminden sonra netleşebilecektir. Atıf ÖZGEN Demokraside Birlik Vakfı Üyesi, İDD Denetleme Kurulu Başkanı e-mail: ozgenatif@gmail.com
Değerli okurlarım, bu yazımda geçmişte yapılan Anayasa tartışmalarına ilişkin Vakfımızda yapılan konferans özetlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Günümüzde olduğu gibi yakın geçmişte de Anayasa değişikliği siyaset dünyasının tartıştığı konular arasında bulunmaktaydı.
Mevcut Anayasa’mızın 12 Eylül askeri darbe döneminden izler taşıması, sivil anayasaya dönük beklentileri uzun süre gündemde tuttu. Günümüzde de 12 Eylül darbe döneminde hazırlanıp halktan %92 oranında kabul gören anayasanın siyasi partiler arasında tam bir mutabakat ile yeniden hazırlanması halk indinde beklentisini muhafaza etmektedir.
Anayasa değişimi konusunda Demokraside Birlik Vakfı yönetimi tarafından gerçekleştirilen konferanslara konunun içinde olan siyasiler, bürokratlar ve akademisyenler katılmaktaydı. Aradan uzun yılların geçmiş olması anayasada yapılması zorunlu değişiklikler açısından özellikle siyasi parti yetkilileri açısından köklü bir düşünce değişikliğine yol açmış gözükmemektedir.
05.02.2011 tarihinde Vakfımız Onursal Başkanı, kendisini rahmet ve saygıyla andığım, TBMM eski başkanlarından merhum Ferruh BOZBEYLİ (1927-2019) konferans salonumuzda yaptığı “Türkiye’nin Demokratikleşmesi ve Yeni Anayasa” başlıklı sohbetinde şu hususlarda görüş beyan etmişti:
“Dokunulmaz olan milletvekili değil, Anayasadır, suç işleyen bir milletvekilini saklamamak gerekir. Bir kuralı milletin ihtiyacına göre değil de başka amaçla getirirseniz orada adalet olmaz.
Mevcut Anayasa Türk insanının ve toplumun ihtiyaçlarına uygun bir Anayasa değildir. 1961 anayasasına oy veren Nihat Erim, bu anayasa lükstür dedi, buna rağmen 80 maddesi değiştirildi.
Anayasanın temeline insanı koymak gerekir. Anayasa’da evrensel hukuk açısından bazı maddeler değiştirilemez hükmünün konulması yanlıştır. Sonuçta ihtilal yapanlar, cumhuriyetin vasfını değiştirdi.”
Gazi Üniversitesi emekli öğretim üyesi Anayasa Hukukçusu Pof. Dr. Atilla ÖZER 16.04.2011 tarihinde vakfımızda verdiği “Yeni Anayasa Nasıl Olmalı?” konulu konferansında aşağıya bir kısmını aldığım düşüncelerini paylaşmıştı:
“İnsan hak ve hürriyetlerinin esas alındığı bir Anayasa istiyoruz. Yeni Anayasa toplumun ihtiyaçlarına karşılık vermelidir. Anayasa, toplumda konsensüs sağlayan bir metin olmalı ve Kurucu Meclis tarafından hazırlanmalıdır.
Başkanlık Sistemi, yasama yürütmeye müdahale etmez, bu sistem sadece ABD de demokratik sonuç verdi, Türkiye’de beklenen sonucu vermez.
1961 Anayasası en fazla hürriyet sağlayan anayasalardan biridir. Hiç kimse hürriyetlerden istifade ederek hürriyeti yok etme hürriyeti kuramaz.
Yargıya siyasetin karışması çok tehlikelidir, bu durumda olan devlet uzun yaşamaz. Adalete siyaset bulaştırılmamalıdır. Demokratik hürriyet kültürü kısa sürede gelişmez, 50-100 yılı bulabilir.”
Yeni Anayasa tartışmaları okurun da dikkatini çektiği gibi Başkanlık Sistemi eleştirilerini de beraberinde getirmişti. 28.05.2011 tarihinde konuğumuz olan Anayasa Mahkemesi eski üyelerinde devlet adamı, araştırmacı emekli Prof. Dr. Sacit ADALI da vakfımızda “Yeni Anayasa Nasıl Olmalı” konferansında aşağıda yer alan hususlara değinmişti:
“Hukuku anayasadan başlatacaksınız. Gerçek demokraside herkesin insan olduğu, şeref ve haysiyet yönünden cumhurbaşkanı ile bir temizlik işçisinin arasında fark olmadığı bir anlayış esastır.
Gerçek devrim hukuk devrimidir. Hukuk devletinde yasaklamalarla sorunlar çözülmez. Yapılan anayasalar maalesef belirli güçleri koruyan manipülasyon anayasası olmuştur. Anayasayı güdümlü olmaktan çıkarmak gerekir. Bir anayasa belirli mihraklara şans vermemelidir.”
Anayasa tartışmaları uzun süre devam etti, 5 yıllık bir aradan sonra vakfımıza konuk olan Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından emekli Haşim KILIÇ da 16.04.2016 tarihinde “Nefret Söylemi Bağlamında Yeni Anayasa Süreci” başlıklı bir konferans vermişti.
Konferansın açılışı Demokraside Birlik Vakfı Başkanı Mehmet Bozdemir tarafından yapılmıştı. Sayın BOZDEMİR, konuklara Haşim KILIÇ’ı tanıttıktan sonra, demokrasi insani değerler ve hukuk kavramının birbirine bağlı olduğunu söylemiş, yeni anayasanın nasıl olması gerektiği konusunda hazırladıkları Raporu eski Meclis başkanlarından Cemil ÇİÇEK beye verdiklerini ifade etmiş, sonra sözü Sayın KILIÇ’a bırakmıştı.
Aşağıda Sayın Haşim KILIÇ’ın vakıf konferans salonunda Yeni Anayasa konusunda yaptığı konuşmanın kısaltılmış özetini okuyacaksınız:
“Konuşacağımız Anayasa konusunu bir sohbet doğrultusunda karşılıklı olarak ele alacağız. Anayasanın, maddi ve manevi unsurları var. Yapılacak bir Anayasa değişikliğidir aslında. Anayasa’nın yeniden yapımı farklıdır. Siyasetin gerginleştiği ortamda keşke bir Kurucu Meclis olsaydı da anayasayı bu meclis yapsaydı.
Bu Anayasanın gergin, nefret ve kutuplaşma ortamında ele alınması üzücüdür. Böyle bir kavga ortamında nasıl bir anayasa hazırlanabilir? Meclisin iktidar partisi, anayasayı ben hazırlayacağım diyor, bunun tarafı yok, ne hazırlanıyor bilmiyoruz doğrusu. Nasıl bir iklimde yeni anayasa hazırlanıyor?
İç hukukumuzdaki değerler hayatımıza yansımıyor. Anayasa ve ideolojilerin temelinde onurlu insan projesi vardır. Toplumun temeline oturtulan ana kolonlar var. Bunlardan biri insani değerler. Bu değerler yerli yerine oturmalıdır. İleri anayasalara bakıldığında en önemli değer, insan onurunun teminat altına alınmış olmasıdır. Onurlu insan projesine karşı çıkan bir devlet düşünülemez. Onurlu insan projesi hayata geçirilirse, sorun daha rahat çözülecektir. Şimdi bu değerlerin hayata geçirilemediği bir dönem yaşıyoruz.
Adalet ve eğitim sisteminde çok ciddi eksiklerimiz var. Ahlakı, dürüstlüğü üretemedik, bu yapılamayınca pozitif hukuk kaldı. Bizdeki kanun dünyada yok, durmadan kanun yapıyoruz.
Toplumda yargıya güven yok, adil yargılanmayı sağlayan bir Yargı Sistemi şart. Her ilde Adalet Sarayı yapıldı, ancak adalete güven yok.
Devlet, insanların inandıkları ve sevdikleriyle uğraşırsa özgürlük ve laiklik anlayışı gelişmez ve gelişemedi. 141,142, 143 gibi ceza kanununda sopa olarak kullanılan maddelerle toplum hizaya getirilmeye çalışıldı. Yargı Sistemi toplumda güveni tesis edemedi. Hukuk güvenliğinin olmadığı yerde ekonomi gelişmez, normalleşme olmaz. Hukuk devleti anlayışı acilen tesis edilmelidir.
Kanun gücü intikam aracı olmaktan kurtarılmalıdır. Siyasi partiler, reyonlarında kendilerine göre satacak şeyler koydular. Dini değerler, ırk, mezhep getirisi yüksek şeyler olarak düşünülüyor. Bu değerlerin bulundukları yerlerde, bireylerin iç dünyasında olması gerekir. Böyle olmazda, siyasetin kullandığı değerler olursa kutuplaşma olur kavga başlar.
Anayasada 2 bölüm var. Temel hak ve özgürlükler, diğeri devletin yasama, yargı ve yürütme yapısı. Temel hak ve özgürlükler evrensel değerlerdir, burada bir problem söz konusu değildir. Sorun 2nci bölümde. Yasama, Yürütme ve Yargıda kırmızıçizgi oluşturuldu. Bu ortamda sağlıklı bir Anayasa yapılacağı kanaatinde değilim.
Siyasi Partiler Kanunu ile Seçim Kanunu hayati öneme sahip. Başkanlık veya Parlamenter sistemin başarı ile uygulandığı ülkeler var. Türk tipi bir Başkanlık Sistemi oluşturmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanına inanılmaz yetkiler verildi, toplum etkin bir denetime alındı. Parlamenter sistemden sapmalar olması problemleri artırdı. Sistem ciddi anlamda saptırıldı.
Bu toplum Başkanlık Sistemine hazır değil. Marjinal düşünceler hayatiyette değildir, her şey normal ekseni üzerinde yürür.”
Yeni Anayasa veya anayasanın bazı maddelerinde değişiklik konusu zaman zaman gündeme gelmeye devam ediyor. 2022 yılı kasım ayında Millet İttifakı tarafından hazırlanan; yasama, yürütme, yargı ile temel hak ve özgürlükler içeren 84 madde ve 9 başlıktan oluşan Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme dönüşü öngören anayasa değişikliğine Cumhur İttifakını oluşturan siyasi partiler sert tepki göstermişti.
Özü itibarıyla cumhurbaşkanına en fazla iki dönem seçilme hakkı veren, başörtüsüne yasal güvence getiren, siyasi partilere getirilen seçim barajını %7 den %3 e düşüren anayasa değişikliği ve diğer öneriler Cumhur İttifakını oluşturan partilerin tepki göstermesine neden olmuştu.
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de anayasa değişikliği konusunun kavgaya yol açan gergin bir ortamda gündeme gelmesi Sayın Haşim KILIÇ’ın 2016 yılındaki konferansında ifade ettiği gibi üzücü bir durumun doğmasına neden olmaktadır.
Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı Mayıs ayında yapılacak seçim öncesi sivil Anayasaya dönüşü ifade eden önerilerini seçim paketinde açıkladılar. Yeni Anayasa konusunda olabilecek gelişmelerin ne şekilde ilerleyeceği muhtemelen 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçiminden sonra netleşebilecektir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 568554
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.