ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Sevgili okurlarım, insan yaratılışı itibarıyla değerli bir varlıktır. Cenabı Allah, insanı eşref-i mahlûkat yani yaratılmışların en şereflisi olarak dünyaya gönderdi. İnsanın bu gerçeği fark etmesi onu diğer canlılar arasında seçkin kılar. Bu gerçekten yoksun bir yaşam sergileyen insanlar için hayatın anlamı, amacı ve hedefinden söz etmek güçtür. İnsan manevi yapısı itibarıyla; evrensellik, milliyet ve inanç gibi üç boyuta sahip olan bir canlı varlıktır. Öncelikle insanı sahip olduğu bu üç boyutu ile kavramak gerekir. İnsanın evrensel boyuta sahip olması demek; sevgi, adalet, insan hak ve özgürlükleri açısından diğer insanlarla bu ortak değerleri paylaşması demektir. Her insan bir millete mensuptur. Mensubu olduğu milliyet boyutunda; dil, tarih, örf, adet ve geleneklere sahip olma gerçeği vardır. İnsanın sahip olduğu ‘inanç boyutu, ise inandığı bir dine veya inanca bağlı olarak hareket etmesi demektir. Ülkemizde ve dünya genelinde insanı odağına alan bir yönetim yapısı olmaması, insani değerlerin aşınmasına bir bakıma unutulmasına neden olmuştur. BUNALIMDAKİ İNSANLIK VE İNSANİ DEĞERLER İnsanlığın yaşaması, insani değerlerin yaşanmasıyla mümkündür. Bu değerlerden uzak bir yaşam tarzı insanlığı çıkmaza dolayısıyla bunalıma sürüklemiştir. 2009 yılında faaliyete geçen İnsani Değerler Derneği; insanların hızla kaybetmeye başladığı, evrensel, milli ve insani değerleri yeniden ihya etme amacını güden bir sivil toplum hareketi olarak doğdu. Derneğin kuruluşu vesilesiyle ülkemizin seçkin bürokrat ve bilim insanlarının yer aldığı açılış toplantısında “Toplumsal Uzlaşma, Barış ve Demokrasinin Güçlenmesinde İnsani Değerler” konulu bir panel düzenlenmişti. Panelistler arasında yer alan TBMM eski başkanlarından merhum Ferruh Bozbeyli, ‘Demokrasi Siyaset ve İnsani Değerler, Prof. Dr. Nevzat Tarhan ‘ Ruh Sağlığı ve İnsani Değerler, Prof. Hayrani Altıntaş ‘Din ve İnsani Değerler, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ‘Tarihte Türklerde İnsani Değerler, konularında sunum yapmışlardı. Aşağıda aradan geçen 14 yıla rağmen panelistlerin güncelliğini koruyan düşüncelerinden birer demet sunuyorum: DEĞİŞİK BOYUTLARIYLA İNSANİ DEĞERLER İnsani Değerler Derneği ve Oturum Başkanı Mehmet Bozdemir, açılışta panelistleri izleyicilere tanıtmış; insani değerlerin değişik boyutlarını aktarmak üzere sözü panelistlere bırakmıştı. Tebliğini sunmak üzere kürsüye gelen ilk panelist Prof. Dr. Nevzat Tarhan izleyicilere insani değerler penceresinden şu düşüncelerini paylaşmıştı: “İnsani değerler genlerle geçmiyor. İnsani değerler öğrenilmesi gereken değerlerdir. Bu artık anlaşıldı. İnsani değerlerin zayıflaması, empatinin, merhamet duygusunun zayıflamasının sonuçlarıdır bu gördüklerimiz. Bu değerleri kazanırsak ancak gelecek kuşakları kurtarabiliriz sosyal patlamadan. Şu anda elimizde çok güzel bilimsel metodolojiler var. Bunları kullanarak bu kaybedilen değerleri hayata geçirmek mümkündür. Nefis terbiyesinde yazılan bütün değerler, yöntemler, duygusal zekâ kitabında konulmuştur. Bunun için insani değerlerin hayata geçirilmesi için bu değerlerin önemli olduğuna insanların inanması gerekiyor.” “Tarihte Türklerde İnsani Değerler” konusunda düşüncelerini paylaşan Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ise tarihte Türklerin insani değerlerle barışık olduğunu ifade eden söyleminde şu hususlara yer vermişti: “Nitekim Bilge Kağan’ın ‘ Yukarıda mavi gök, aşağıda yağız yer yaratıldıkta, ikisinin arasında kişioğlu yaratıldı, şeklindeki Orhun Abidelerinde vücut bulan ve insanı etnisitesine bakılmaksızın insan olarak değerlendiren ve kıymet veren anlayış, sonraki Türk devletlerinde de devam etmiştir. İnsana ve insani değerlere verilen önem, yine kurucuları Türk olan Osmanlı Devleti tarafından da devam ettirilmiştir. İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet camiye çevirdiği Ayasofya’nın vakfiyesinin hemen başına: ‘Kâinatın özü insandır. Bu vakfım insanlar içindir, demek ve Osmanlı tebaası olan gayri Müslimlere patrikhanelerini kurma imkânı vermek suretiyle, bu anlayışın en önemli tatbikatçısı olmuştur. Geçmişte böyle değerlere sahip olan bir toplum olarak biz Türkler, bugün, modern kelimesini oluşturan çarkın içinde ezilen ve insani, sadece yaratandan dolayı seven ve saygı gösteren ulvi anlayışı büyük ölçüde terk etmiş olmanın sancılarını çekmekteyiz.” ‘Demokrasi, Siyaset ve İnsani Değerler, konusunda tebliğini sunan TBMM eski başkanlarından merhum Ferruh Bozbeyli (1927-2019) ise insani değerlere ilişkin olarak izleyicilere İstanbul Ataköy’de otururken yaşadığı bir anısını anlatmaya başlayarak düşüncelerini paylaşmıştı: “Apartmanımızın bahçesine geçen sene su kıtlığı dolayısıyla bir kuyu kazılıyordu, kuyuyu kazanlar kan ter içinde, sıcakta, sıkıntılar içindeydiler. Bazı insanlarda seyrediyordu. O arada genç bir adam itina ile giyinmiş, temiz bir kıyafetle kalabalığı merak etti, geldi, başını uzattı, baktı, anladı ve gitti. Kuyucu dedi ki “Bu adam kim yahu ?” dedi, bizim kapıcı dedi ki “o adam komşunun oğlu” dedi, “dört dili anadili gibi bilir” dedi. Kuyucu dedi ki ‘’isterse yüz dil bilsin” dedi, “bir dilden bile” merhaba, demedi dedi. Bu anısının ardından merhum Bozbeyli insani değerlere ilişkin görüşlerini aktarmaya devam ederek şunları söyledi: “Sevgi, saygı, hoşgörü ve merhamet gibi insani değerler, insanların kendi değerleridir. Etraftan kibarlık ve sevgi bekleyen insanlar; kendilerinde de kibarlık ve hoşgörü beklendiğini bazen unuturlar. Onlara hatırlatılmalıdır. Saygı gören insan kadar, saygı gösteren insanda yücelir. Saygılı davranış, saygılı davranışı davet eder. Kanunların tayin ettiği (hak arama) yolları yerine şiddet, saldırı ve tehdit yoluyla sonuca ulaşma olayları yaygın hale geldi. Konuşamıyoruz, dövüşüyoruz. Anlaşamıyoruz, vuruşuyoruz. Ellerimizi birbirimize dostça uzatmak için, önce barış, hoşgörü ve insani değerlerin desteklediği sağlam bir zemin kurulmalıdır. Bizler birbirimizden uzaklaşıp, birbirimizi kaybetmeden kaybolan insani değerlerimize sahip çıkalım ve Yunus’la birlikte söyleyelim. Gelin tanış olalım/ İşi kolay kılalım Sevelim sevilelim/ Dünya kimseye kalmaz.” “Din ve İnsani Değerler” konulu sunum yapan panelistlerden Prof. Dr. Hayrani Altıntaş’ın izleyicilerle paylaştığı görüşlerinden bir kısmında şunları ifade etmişti: “O halde hayr-ı ala dediğimiz mutluluğu temin eden kaideler, kurallar veya ahlak dediğimiz kurallar manzumesidir, bundan başka bir şey değildir. İnsanın kendisinin değer olduğunu Kur’an-ı Kerim söylüyor, Allah’u Teâlâ söylüyor, ‘Ben insanı kendime yeryüzünde halife yarattım, diyor. Kur’an’ın muhatabı insandır. Ama şimdi mesele şu: insani değerlerin ihlali kim tarafından yapılıyor, insani değerleri ihlal eden bir başka insandır. Evrensel insan, insan haklarına dolayısıyla da insani değerlere riayet eden insandır. Bundan dolayı evrenseldir, bencil insanı kimse sevmez ama evrensel insanı herkes sever. Bizim dil birliğimizi kültür birliğimizi ve milli birliğimizi temin edecek olan şey insani değerlerimizdir, yani Kur’an-i değerlerimizdir yani Peygamberi değerlerimizdir.” SONUÇ Değerli okurlarım, sonuçta insani değerlerle yüzleşmemiz ve yaşatmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. İnsani değerleri yaşamak ve yaşatmak insanlar arasındaki iletişimi kuvvetlendirir, insanlığı da yüceltir. İnsanlık, insani değerlerin yaşanmasıyla daha güçlü olacak, bunalımdan çıkacaktır. İnsanlığın insani değerlerle yüceldiği, insanların barış ve sevgi ortamında mutlu olduğu günler diliyorum. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu Üyesi ve Denetleme Kurulu Başkanı e-mail: ozgenatif@gmail.com
Sevgili okurlarım, insan yaratılışı itibarıyla değerli bir varlıktır. Cenabı Allah, insanı eşref-i mahlûkat yani yaratılmışların en şereflisi olarak dünyaya gönderdi.
İnsanın bu gerçeği fark etmesi onu diğer canlılar arasında seçkin kılar. Bu gerçekten yoksun bir yaşam sergileyen insanlar için hayatın anlamı, amacı ve hedefinden söz etmek güçtür.
İnsan manevi yapısı itibarıyla; evrensellik, milliyet ve inanç gibi üç boyuta sahip olan bir canlı varlıktır. Öncelikle insanı sahip olduğu bu üç boyutu ile kavramak gerekir.
İnsanın evrensel boyuta sahip olması demek; sevgi, adalet, insan hak ve özgürlükleri açısından diğer insanlarla bu ortak değerleri paylaşması demektir.
Her insan bir millete mensuptur. Mensubu olduğu milliyet boyutunda; dil, tarih, örf, adet ve geleneklere sahip olma gerçeği vardır.
İnsanın sahip olduğu ‘inanç boyutu, ise inandığı bir dine veya inanca bağlı olarak hareket etmesi demektir.
Ülkemizde ve dünya genelinde insanı odağına alan bir yönetim yapısı olmaması, insani değerlerin aşınmasına bir bakıma unutulmasına neden olmuştur.
BUNALIMDAKİ İNSANLIK VE İNSANİ DEĞERLER
İnsanlığın yaşaması, insani değerlerin yaşanmasıyla mümkündür. Bu değerlerden uzak bir yaşam tarzı insanlığı çıkmaza dolayısıyla bunalıma sürüklemiştir.
2009 yılında faaliyete geçen İnsani Değerler Derneği; insanların hızla kaybetmeye başladığı, evrensel, milli ve insani değerleri yeniden ihya etme amacını güden bir sivil toplum hareketi olarak doğdu.
Derneğin kuruluşu vesilesiyle ülkemizin seçkin bürokrat ve bilim insanlarının yer aldığı açılış toplantısında “Toplumsal Uzlaşma, Barış ve Demokrasinin Güçlenmesinde İnsani Değerler” konulu bir panel düzenlenmişti.
Panelistler arasında yer alan TBMM eski başkanlarından merhum Ferruh Bozbeyli, ‘Demokrasi Siyaset ve İnsani Değerler, Prof. Dr. Nevzat Tarhan ‘ Ruh Sağlığı ve İnsani Değerler, Prof. Hayrani Altıntaş ‘Din ve İnsani Değerler, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ‘Tarihte Türklerde İnsani Değerler, konularında sunum yapmışlardı.
Aşağıda aradan geçen 14 yıla rağmen panelistlerin güncelliğini koruyan düşüncelerinden birer demet sunuyorum:
DEĞİŞİK BOYUTLARIYLA İNSANİ DEĞERLER
İnsani Değerler Derneği ve Oturum Başkanı Mehmet Bozdemir, açılışta panelistleri izleyicilere tanıtmış; insani değerlerin değişik boyutlarını aktarmak üzere sözü panelistlere bırakmıştı.
Tebliğini sunmak üzere kürsüye gelen ilk panelist Prof. Dr. Nevzat Tarhan izleyicilere insani değerler penceresinden şu düşüncelerini paylaşmıştı:
“İnsani değerler genlerle geçmiyor. İnsani değerler öğrenilmesi gereken değerlerdir. Bu artık anlaşıldı.
İnsani değerlerin zayıflaması, empatinin, merhamet duygusunun zayıflamasının sonuçlarıdır bu gördüklerimiz. Bu değerleri kazanırsak ancak gelecek kuşakları kurtarabiliriz sosyal patlamadan.
Şu anda elimizde çok güzel bilimsel metodolojiler var. Bunları kullanarak bu kaybedilen değerleri hayata geçirmek mümkündür.
Nefis terbiyesinde yazılan bütün değerler, yöntemler, duygusal zekâ kitabında konulmuştur. Bunun için insani değerlerin hayata geçirilmesi için bu değerlerin önemli olduğuna insanların inanması gerekiyor.”
“Tarihte Türklerde İnsani Değerler” konusunda düşüncelerini paylaşan Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ise tarihte Türklerin insani değerlerle barışık olduğunu ifade eden söyleminde şu hususlara yer vermişti:
“Nitekim Bilge Kağan’ın ‘ Yukarıda mavi gök, aşağıda yağız yer yaratıldıkta, ikisinin arasında kişioğlu yaratıldı, şeklindeki Orhun Abidelerinde vücut bulan ve insanı etnisitesine bakılmaksızın insan olarak değerlendiren ve kıymet veren anlayış, sonraki Türk devletlerinde de devam etmiştir.
İnsana ve insani değerlere verilen önem, yine kurucuları Türk olan Osmanlı Devleti tarafından da devam ettirilmiştir.
İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet camiye çevirdiği Ayasofya’nın vakfiyesinin hemen başına: ‘Kâinatın özü insandır. Bu vakfım insanlar içindir, demek ve Osmanlı tebaası olan gayri Müslimlere patrikhanelerini kurma imkânı vermek suretiyle, bu anlayışın en önemli tatbikatçısı olmuştur.
Geçmişte böyle değerlere sahip olan bir toplum olarak biz Türkler, bugün, modern kelimesini oluşturan çarkın içinde ezilen ve insani, sadece yaratandan dolayı seven ve saygı gösteren ulvi anlayışı büyük ölçüde terk etmiş olmanın sancılarını çekmekteyiz.”
‘Demokrasi, Siyaset ve İnsani Değerler, konusunda tebliğini sunan TBMM eski başkanlarından merhum Ferruh Bozbeyli (1927-2019) ise insani değerlere ilişkin olarak izleyicilere İstanbul Ataköy’de otururken yaşadığı bir anısını anlatmaya başlayarak düşüncelerini paylaşmıştı:
“Apartmanımızın bahçesine geçen sene su kıtlığı dolayısıyla bir kuyu kazılıyordu, kuyuyu kazanlar kan ter içinde, sıcakta, sıkıntılar içindeydiler. Bazı insanlarda seyrediyordu. O arada genç bir adam itina ile giyinmiş, temiz bir kıyafetle kalabalığı merak etti, geldi, başını uzattı, baktı, anladı ve gitti. Kuyucu dedi ki “Bu adam kim yahu ?” dedi, bizim kapıcı dedi ki “o adam komşunun oğlu” dedi, “dört dili anadili gibi bilir” dedi. Kuyucu dedi ki ‘’isterse yüz dil bilsin” dedi, “bir dilden bile” merhaba, demedi dedi.
Bu anısının ardından merhum Bozbeyli insani değerlere ilişkin görüşlerini aktarmaya devam ederek şunları söyledi:
“Sevgi, saygı, hoşgörü ve merhamet gibi insani değerler, insanların kendi değerleridir. Etraftan kibarlık ve sevgi bekleyen insanlar; kendilerinde de kibarlık ve hoşgörü beklendiğini bazen unuturlar. Onlara hatırlatılmalıdır. Saygı gören insan kadar, saygı gösteren insanda yücelir. Saygılı davranış, saygılı davranışı davet eder.
Kanunların tayin ettiği (hak arama) yolları yerine şiddet, saldırı ve tehdit yoluyla sonuca ulaşma olayları yaygın hale geldi. Konuşamıyoruz, dövüşüyoruz. Anlaşamıyoruz, vuruşuyoruz.
Ellerimizi birbirimize dostça uzatmak için, önce barış, hoşgörü ve insani değerlerin desteklediği sağlam bir zemin kurulmalıdır.
Bizler birbirimizden uzaklaşıp, birbirimizi kaybetmeden kaybolan insani değerlerimize sahip çıkalım ve Yunus’la birlikte söyleyelim.
Gelin tanış olalım/ İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim/ Dünya kimseye kalmaz.”
“Din ve İnsani Değerler” konulu sunum yapan panelistlerden Prof. Dr. Hayrani Altıntaş’ın izleyicilerle paylaştığı görüşlerinden bir kısmında şunları ifade etmişti:
“O halde hayr-ı ala dediğimiz mutluluğu temin eden kaideler, kurallar veya ahlak dediğimiz kurallar manzumesidir, bundan başka bir şey değildir.
İnsanın kendisinin değer olduğunu Kur’an-ı Kerim söylüyor, Allah’u Teâlâ söylüyor, ‘Ben insanı kendime yeryüzünde halife yarattım, diyor. Kur’an’ın muhatabı insandır.
Ama şimdi mesele şu: insani değerlerin ihlali kim tarafından yapılıyor, insani değerleri ihlal eden bir başka insandır.
Evrensel insan, insan haklarına dolayısıyla da insani değerlere riayet eden insandır. Bundan dolayı evrenseldir, bencil insanı kimse sevmez ama evrensel insanı herkes sever.
Bizim dil birliğimizi kültür birliğimizi ve milli birliğimizi temin edecek olan şey insani değerlerimizdir, yani Kur’an-i değerlerimizdir yani Peygamberi değerlerimizdir.”
SONUÇ
Değerli okurlarım, sonuçta insani değerlerle yüzleşmemiz ve yaşatmamız gereken bir dönemden geçiyoruz.
İnsani değerleri yaşamak ve yaşatmak insanlar arasındaki iletişimi kuvvetlendirir, insanlığı da yüceltir.
İnsanlık, insani değerlerin yaşanmasıyla daha güçlü olacak, bunalımdan çıkacaktır.
İnsanlığın insani değerlerle yüceldiği, insanların barış ve sevgi ortamında mutlu olduğu günler diliyorum.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 238681
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.