ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Sevgili okurlarım; aile yapımızı temelden sarsan ve değişik boyutlarıyla günümüzde sürekli gündemde kalan aile içi cinayetlerin nedenleri ile ortaya çıkan sonuçları üzerinde durmakta yarar bulunmaktadır. Bilimsel açıdan toplumun temel taşı olarak görülen aile yapısının sarsıntı geçirmesi geleceğimiz açısından endişe vericidir. 2017 yılını tamamlamak üzere olduğumuz şu günlerde Umut Vakfı’nın ulusal basından derlediği verilere göre, 2016 yılında 317 si silahla olmak üzere 397 kadın aile içi cinayet sonucu yaşamını kaybetmişti. 2017 yılı süresince de aile içi kadın ve çocuk cinayetleri devam etti. Ekim ayı sonu itibarıyla da ülkemizde 337 kadın yaşamını kaybetmişti. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre de ülkemizde on kadından dördü erkek şiddetine maruz kalmaktadır. Aile, mutlu ve huzurlu bir gelecek kurma amacıyla oluşturulan toplumsal bir yapıdır. Bu yapının temeli atılırken dikkate alınmasında yarar umulan hususlar bulunmaktadır. Öncelikle bu hususların neler olması gerektiği üzerinde duralım. EVLİLİK ÖNCESİ DURUM DEĞERLENDİRMESİ Evlilik, evlenme arzusunda olan çiftler açısından aceleyle verilebilecek bir karar değildir. Tanışma, sözlenme ve nişanlanma evlilik yolunda birer geçiş dönemidir. Evlilik kararı almadan önce bu geçiş döneminin iyi değerlendirilmesi gerekir. Geleneksel yapı içinde oluşmuş ‘görücü usulü, çoğu kez çiftlerin birbirlerini yeterince tanıması açısından olumlu sonuçlar vermemektedir. Çiftlerin evlenme öncesi birbirini sadece görmesi, birbirlerini tanımaları açısından yeterli değildir. İnsan kapalı bir kutudur! İnsanı tanımak; davranışları, hayatı bakışı ve belirgin bir yaşam tecrübesine sahip olup olmadığı hakkında bilgi edinmekle mümkün olabilir. Günümüzde ‘görücü usulü, ile birlikte diğer tanışma ve flört edinme döneminde beklenmedik durumlarla karşılaşılmaktadır. Özellikle genç kızlarımızın evlenme arzusunda olduğu erkeği çok iyi tanıması şarttır. Bu konuda medyaya yansıyan haberler, kızlarımızın acele hareket etmesi ve karşısındaki erkeğe güvenmesi sonucu tehdit veya şantajla karşı karşıya kaldıklarını ortaya koyuyor. Genç kızlarımızı geçici heves uğruna tuzağa düşürüp daha başlangıçta aldatma yoluna giden bazı erkekler; karanlık ve sabıkalı geçmişlerini saklamayı başarabilmektedir. Genç kızlarımızın; kendilerine gelecek vaat etmekten uzak, karşısındakini bir insan olarak değil de cinsel bir meta olarak gören erkeklerden uzak durmaları gerekir. Bilhassa adli kovuşturma geçirmiş, emniyette sabıkası olan erkekler konusunda çok dikkatli olunmalıdır. Evlilik bir gelecek inşa etmektir. İnşa edilmesi istenen yapının temeli sağlam atılmaz ise sonu hüsranla bitebilir. Şimdi de evlilik sonrası oluşan aile içinde yaşanan ve cinayetle sonuçlanan olaylara yol açan nedenler üzerinde durmaya çalışalım. AİLE İÇİ CİNAYETLERE YOL AÇAN NEDENLER Aile içi cinayetler sadece kadınlara yönelik değildir. Bazı cinayetlerde tüm aile bireyleri yanında kardeşlerden biri ya da birkaçı da hedef olabilmektedir. Aile bireyleri arasında çoğu kez bir tartışma ile başlayan ve aniden gelişen öfke sonucu işlenen cinayetlerin temel nedenleri üzerinde durmak gerekir. Ailedeki bireylerden birinin akıl sağlığının yerinde olmaması, psikolojik rahatsızlık veya cinnet geçirme gibi nedenlerle tüm aile bireylerini yaşamını kaybedebilmektedir. Evde babanın yaşadığı ekonomik sıkıntı veya çocuklardan birinin uyuşturucu bağımlılığı diğer aile fertleri üzerinde psikolojik baskıya neden olabilmektedir. Uyuşturucu almaya para bulamadığı için anne veya babasını öldüren veya yaşadığı ekonomik sıkıntı nedeniyle borcunu zamanında ödemeyip cinnet geçirerek eşini ve çocuklarını öldüren babaların varlığını duymakta ve görsel medyada izlemekteyiz. Aile içinde işlenen ve çoğu kez kadınları hedef alan cinayetlerde boşanma ya da evi terk etme önemli bir neden olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı erkekler boşanan veya boşanmak isteyen eşine karşı tahammüllü olamamakta boşanmayı medenice kabul etme yerine şiddete başvurup eşinin canına kıymaktadır. Bu düşünce yapısındaki erkeklere göre kadın boşanmış olsa bile ayrıldığı erkekten habersiz hiçbir davranışta bulunamaz! Eşinden gördüğü şiddet nedeniyle evini terk edip baba evine ya da sığınma evine yerleşen bazı kadınlarımız da koruyucu güvenlik önlemlerine rağmen eşi tarafından takip edilip canice işlenen cinayete kurban gitmektedir. Aile içi cinayetlerde kıskançlık ve aldatma da önemli bir yer tutmaktadır. Medyaya yansıyan haberlerden öğrendiğimize göre eşlerden birinin telefon görüşmesi, mesajlaşma veya eşi bir başkasının yanında görme cinayete neden olabilmektedir. Kadınlarımızın işlemek zorunda kaldığı cinayetler ise erkeklere göre oldukça az olup nedeni ise eşinden uzun süre gördüğü şiddet ve işkence sonucu kendini veya çocuklarını koruma amacına dayanmaktadır. Eşlerden birinin diğerini aldatması, boşanma yolunda hukuki açıdan önemli bir nedendir. Ailenin devamı açısından eşlerden birinin diğerini aldatması asla mazur görülemez. Ancak bu durumda hukuki yollara başvurma yerine cinayetle intikam almak bir insanın yaşamını kaybetmesinin yanı sıra işleyeni de ömür boyu mahkum etmekten başka bir sonuç vermez. Geride kalan çocuklar için ise hayat tam bir kabus olacaktır. Aile içinde işlenen bir başka cinayet türü de; takıntı, kumar ya da zararlı alışkanlıkların neden olduğu cinayetlerdir. Sürekli alkol kullanımı veya uyuşturucu bağımlılığı hiç beklenmedik bir anda cinayet nedeni olabilmektedir. Çok azda olsa da eşi bulaşık yıkamadı veya yemeği zamanında pişirmedi, evi temizlemedi diye şiddet ve işkence uygulayan çıkan tartışma sonucu eşini katleden erkeklerin varlığını da duyup sosyal medyada görüp basında okumaktayız. Alkol, kumar ve benzeri alışkanlık ise aile içinde büyük tahribata yol açmaktadır. Ailede yetişen çocuklar bu tür alışkanlıklardan olumsuz etkilenmekte bu tür alışkanlıkların neden olduğu tartışma yüzünden cinayet işlenmektedir. Aile içinde işlenen cinayetlerin eşlerin eğitim düzeyi ile de yakın ilgisi vardır. Eğitim düzeyi yükseldikçe aile içi cinayetler azalmakla beraber yine de anlık öfke ve tahammülsüzlük sonucu eğitimli-eğitimsiz fark etmeksizin cinayet işlendiği görülmektedir. AİLE İÇİ SORUNLAR CİNAYETLE DEĞİL ANLAŞARAK ÇÖZÜLMELİ Sorunlardan uzak bir aile yapısı oluşturabilmek genelde arzu edilen bir durum olmakla beraber bunu tesis edebilmek sanıldığı kadar kolay değildir. Yaşam koşulları insanları değişik sorunlarla karşı karşıya bırakabilir. Ekonomik sıkıntı, hastalıklar ve gelecek kaygısı aile içinde sorun yaşanmasına neden olabilir. Güzel olan, çözülebilir sorunlar karşısında ailece dik durmak ve güçlüklere karşı hep birlikte göğüs gerebilmektir. Aile içinde olabilecek sorunlara karşı kullanılabilecek en etkili yöntemlerin başında sevginin sağladığı güçle birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla hareket etmek gelir. Sevgi, aile bireylerini birbirlerine yaklaştırır ve bireyler arasında güçlü bir bağ oluşturur. Nitekim Cenabı Allah Rum Suresi 21nci Ayette şöyle buyurmaktadır: ‘ Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhameti var etmesi de O’nun ( varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır., (Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim Meali, 2009, S.405) Sevgi, saygı ve merhametin kapıdan içeri giremediği evlerde bu değerlerin yerini öfke, kin ve intikam gibi insanlık dışı değerlere bırakmakta ardından cinayetler peşi sıra gelmektedir. Eşinde oluşan kin ve intikam sonucu bir anlık öfkenin kurbanı olmak istemeyen kadınlarımız da adaletin gücüne sığınma gereksinimi hissetmektedir. Sığınma evi, mahkemelerce verilen koruma kararı, boşanan eşler için eşlerin birbirinin yüzünü görmeden çocuklarını alıp görebilecekleri ‘ Çocuk Teslim Merkezleri, kadın cinayetlerini durdurmak için hükümetimizce alınan hukuki önlemlerdir. Ancak sorunun temel çözümünü insan yaşamına bakış açımızı değiştirecek düşünce yapısında aramak gerekiyor. Ne zaman ki insanı eşref-i mahlukat ( yaratılmışların en şereflisi ) olarak yaratan Cenabı Allah’ın buyruğunu kendimize rehber edinir; sevgi, saygı ve merhamet gibi değerlerimizi baş tacı eder, insanı yaşatmayı temel ilke edinirsek cinayetlere karşı önemli bir kalkanı kendimize siper edinmiş oluruz. Dileriz 2018 yılı aile içi cinayetlerin önlenmesinde önemli adımların atıldığı, insan yaşamına gereken değerin verildiği bir yıl olsun. Atıf ÖZGEN (*) İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Sevgili okurlarım; aile yapımızı temelden sarsan ve değişik boyutlarıyla günümüzde sürekli gündemde kalan aile içi cinayetlerin nedenleri ile ortaya çıkan sonuçları üzerinde durmakta yarar bulunmaktadır.
Bilimsel açıdan toplumun temel taşı olarak görülen aile yapısının sarsıntı geçirmesi geleceğimiz açısından endişe vericidir.
2017 yılını tamamlamak üzere olduğumuz şu günlerde Umut Vakfı’nın ulusal basından derlediği verilere göre, 2016 yılında 317 si silahla olmak üzere 397 kadın aile içi cinayet sonucu yaşamını kaybetmişti.
2017 yılı süresince de aile içi kadın ve çocuk cinayetleri devam etti. Ekim ayı sonu itibarıyla da ülkemizde 337 kadın yaşamını kaybetmişti. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre de ülkemizde on kadından dördü erkek şiddetine maruz kalmaktadır.
Aile, mutlu ve huzurlu bir gelecek kurma amacıyla oluşturulan toplumsal bir yapıdır. Bu yapının temeli atılırken dikkate alınmasında yarar umulan hususlar bulunmaktadır.
Öncelikle bu hususların neler olması gerektiği üzerinde duralım.
EVLİLİK ÖNCESİ DURUM DEĞERLENDİRMESİ
Evlilik, evlenme arzusunda olan çiftler açısından aceleyle verilebilecek bir karar değildir. Tanışma, sözlenme ve nişanlanma evlilik yolunda birer geçiş dönemidir.
Evlilik kararı almadan önce bu geçiş döneminin iyi değerlendirilmesi gerekir. Geleneksel yapı içinde oluşmuş ‘görücü usulü, çoğu kez çiftlerin birbirlerini yeterince tanıması açısından olumlu sonuçlar vermemektedir.
Çiftlerin evlenme öncesi birbirini sadece görmesi, birbirlerini tanımaları açısından yeterli değildir. İnsan kapalı bir kutudur! İnsanı tanımak; davranışları, hayatı bakışı ve belirgin bir yaşam tecrübesine sahip olup olmadığı hakkında bilgi edinmekle mümkün olabilir.
Günümüzde ‘görücü usulü, ile birlikte diğer tanışma ve flört edinme döneminde beklenmedik durumlarla karşılaşılmaktadır.
Özellikle genç kızlarımızın evlenme arzusunda olduğu erkeği çok iyi tanıması şarttır. Bu konuda medyaya yansıyan haberler, kızlarımızın acele hareket etmesi ve karşısındaki erkeğe güvenmesi sonucu tehdit veya şantajla karşı karşıya kaldıklarını ortaya koyuyor.
Genç kızlarımızı geçici heves uğruna tuzağa düşürüp daha başlangıçta aldatma yoluna giden bazı erkekler; karanlık ve sabıkalı geçmişlerini saklamayı başarabilmektedir.
Genç kızlarımızın; kendilerine gelecek vaat etmekten uzak, karşısındakini bir insan olarak değil de cinsel bir meta olarak gören erkeklerden uzak durmaları gerekir.
Bilhassa adli kovuşturma geçirmiş, emniyette sabıkası olan erkekler konusunda çok dikkatli olunmalıdır.
Evlilik bir gelecek inşa etmektir. İnşa edilmesi istenen yapının temeli sağlam atılmaz ise sonu hüsranla bitebilir.
Şimdi de evlilik sonrası oluşan aile içinde yaşanan ve cinayetle sonuçlanan olaylara yol açan nedenler üzerinde durmaya çalışalım.
AİLE İÇİ CİNAYETLERE YOL AÇAN NEDENLER
Aile içi cinayetler sadece kadınlara yönelik değildir. Bazı cinayetlerde tüm aile bireyleri yanında kardeşlerden biri ya da birkaçı da hedef olabilmektedir.
Aile bireyleri arasında çoğu kez bir tartışma ile başlayan ve aniden gelişen öfke sonucu işlenen cinayetlerin temel nedenleri üzerinde durmak gerekir.
Ailedeki bireylerden birinin akıl sağlığının yerinde olmaması, psikolojik rahatsızlık veya cinnet geçirme gibi nedenlerle tüm aile bireylerini yaşamını kaybedebilmektedir.
Evde babanın yaşadığı ekonomik sıkıntı veya çocuklardan birinin uyuşturucu bağımlılığı diğer aile fertleri üzerinde psikolojik baskıya neden olabilmektedir.
Uyuşturucu almaya para bulamadığı için anne veya babasını öldüren veya yaşadığı ekonomik sıkıntı nedeniyle borcunu zamanında ödemeyip cinnet geçirerek eşini ve çocuklarını öldüren babaların varlığını duymakta ve görsel medyada izlemekteyiz.
Aile içinde işlenen ve çoğu kez kadınları hedef alan cinayetlerde boşanma ya da evi terk etme önemli bir neden olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bazı erkekler boşanan veya boşanmak isteyen eşine karşı tahammüllü olamamakta boşanmayı medenice kabul etme yerine şiddete başvurup eşinin canına kıymaktadır. Bu düşünce yapısındaki erkeklere göre kadın boşanmış olsa bile ayrıldığı erkekten habersiz hiçbir davranışta bulunamaz!
Eşinden gördüğü şiddet nedeniyle evini terk edip baba evine ya da sığınma evine yerleşen bazı kadınlarımız da koruyucu güvenlik önlemlerine rağmen eşi tarafından takip edilip canice işlenen cinayete kurban gitmektedir.
Aile içi cinayetlerde kıskançlık ve aldatma da önemli bir yer tutmaktadır. Medyaya yansıyan haberlerden öğrendiğimize göre eşlerden birinin telefon görüşmesi, mesajlaşma veya eşi bir başkasının yanında görme cinayete neden olabilmektedir.
Kadınlarımızın işlemek zorunda kaldığı cinayetler ise erkeklere göre oldukça az olup nedeni ise eşinden uzun süre gördüğü şiddet ve işkence sonucu kendini veya çocuklarını koruma amacına dayanmaktadır.
Eşlerden birinin diğerini aldatması, boşanma yolunda hukuki açıdan önemli bir nedendir. Ailenin devamı açısından eşlerden birinin diğerini aldatması asla mazur görülemez. Ancak bu durumda hukuki yollara başvurma yerine cinayetle intikam almak bir insanın yaşamını kaybetmesinin yanı sıra işleyeni de ömür boyu mahkum etmekten başka bir sonuç vermez. Geride kalan çocuklar için ise hayat tam bir kabus olacaktır.
Aile içinde işlenen bir başka cinayet türü de; takıntı, kumar ya da zararlı alışkanlıkların neden olduğu cinayetlerdir. Sürekli alkol kullanımı veya uyuşturucu bağımlılığı hiç beklenmedik bir anda cinayet nedeni olabilmektedir.
Çok azda olsa da eşi bulaşık yıkamadı veya yemeği zamanında pişirmedi, evi temizlemedi diye şiddet ve işkence uygulayan çıkan tartışma sonucu eşini katleden erkeklerin varlığını da duyup sosyal medyada görüp basında okumaktayız.
Alkol, kumar ve benzeri alışkanlık ise aile içinde büyük tahribata yol açmaktadır. Ailede yetişen çocuklar bu tür alışkanlıklardan olumsuz etkilenmekte bu tür alışkanlıkların neden olduğu tartışma yüzünden cinayet işlenmektedir.
Aile içinde işlenen cinayetlerin eşlerin eğitim düzeyi ile de yakın ilgisi vardır. Eğitim düzeyi yükseldikçe aile içi cinayetler azalmakla beraber yine de anlık öfke ve tahammülsüzlük sonucu eğitimli-eğitimsiz fark etmeksizin cinayet işlendiği görülmektedir.
AİLE İÇİ SORUNLAR CİNAYETLE DEĞİL ANLAŞARAK ÇÖZÜLMELİ
Sorunlardan uzak bir aile yapısı oluşturabilmek genelde arzu edilen bir durum olmakla beraber bunu tesis edebilmek sanıldığı kadar kolay değildir.
Yaşam koşulları insanları değişik sorunlarla karşı karşıya bırakabilir. Ekonomik sıkıntı, hastalıklar ve gelecek kaygısı aile içinde sorun yaşanmasına neden olabilir.
Güzel olan, çözülebilir sorunlar karşısında ailece dik durmak ve güçlüklere karşı hep birlikte göğüs gerebilmektir.
Aile içinde olabilecek sorunlara karşı kullanılabilecek en etkili yöntemlerin başında sevginin sağladığı güçle birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla hareket etmek gelir. Sevgi, aile bireylerini birbirlerine yaklaştırır ve bireyler arasında güçlü bir bağ oluşturur.
Nitekim Cenabı Allah Rum Suresi 21nci Ayette şöyle buyurmaktadır:
‘ Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhameti var etmesi de O’nun ( varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır., (Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim Meali, 2009, S.405)
Sevgi, saygı ve merhametin kapıdan içeri giremediği evlerde bu değerlerin yerini öfke, kin ve intikam gibi insanlık dışı değerlere bırakmakta ardından cinayetler peşi sıra gelmektedir.
Eşinde oluşan kin ve intikam sonucu bir anlık öfkenin kurbanı olmak istemeyen kadınlarımız da adaletin gücüne sığınma gereksinimi hissetmektedir.
Sığınma evi, mahkemelerce verilen koruma kararı, boşanan eşler için eşlerin birbirinin yüzünü görmeden çocuklarını alıp görebilecekleri ‘ Çocuk Teslim Merkezleri, kadın cinayetlerini durdurmak için hükümetimizce alınan hukuki önlemlerdir.
Ancak sorunun temel çözümünü insan yaşamına bakış açımızı değiştirecek düşünce yapısında aramak gerekiyor.
Ne zaman ki insanı eşref-i mahlukat ( yaratılmışların en şereflisi ) olarak yaratan Cenabı Allah’ın buyruğunu kendimize rehber edinir; sevgi, saygı ve merhamet gibi değerlerimizi baş tacı eder, insanı yaşatmayı temel ilke edinirsek cinayetlere karşı önemli bir kalkanı kendimize siper edinmiş oluruz.
Dileriz 2018 yılı aile içi cinayetlerin önlenmesinde önemli adımların atıldığı, insan yaşamına gereken değerin verildiği bir yıl olsun.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 595007
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.