ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Sevgili okurlarım, yazımızda başlık olarak kullandığımız ifade aslında sosyal medya uzmanlarının ortak bir tespiti. Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmaya başladığı dönemde, New York’taki Cornell Üniversitesinde bilgisayar bilimleri profesörü olan ve sosyal medya üzerine çalışmaları bulunan John Kleinberg’in şöyle bir açıklaması olmuştu: ‘ İnternette bir şeyler yaparken, herkes sizi izliyormuş gibi davranın. Çünkü gittikçe böyle oluyor., Akıllı telefonlar günlük yaşamımıza girdi. İnternet ve sosyal medya kullanımı hızla artıyor. Bir araştırmaya göre Türkiye, sosyal medyayı online kullanan ilk on, bilinçsiz olarak kullanan ilk üç ülke arasında. Teknolojik gelişim ve değişim yaşamımızı tümüyle etkiliyor. Bu etkileşimden olumlu dersler çıkarabilmek için teknolojinin önümüze serdiği fırsatları bilinçli değerlendirmek zorundayız. Biliyoruz ki; cep telefonları bireyler arasında bir iletişim aracı, sosyal medya ise bir kitle iletişim aracı olarak kullanılıyor. Yapılan bir araştırmaya göre; 1 internet dakikası içinde, Google de 3.5 milyon arama, 16 milyon mesaj iletimi, Youtube de 4.1 milyon izleme, 452 bin Twett atma, 900 bine yakın Facebook’a giriş, 156 milyon e-posta gönderimi gerçekleşiyormuş. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ‘ Dünya Ülkeleri Sosyal Medya ve İnternet Kullanımı, başlıklı araştırması; dünya nüfusunun yaklaşık yarısının internet kullandığını ortaya koydu. Dünya genelinde en yaygın kullanılan sosyal medya ağı ise 2.05 milyar aktif kullanıcı sayısı ile Facebook. Ülkemizde de internet, sosyal medya ve cep telefonu yaygın olarak kullanılıyor. Nüfusumuzun % 60 nı oluşturan 48 milyon kişinin interneti ve aktif olarak sosyal medyayı kullandığı ifade ediliyor. İnternetin ve buna bağlı sosyal medyanın giderek yaygın kullanımı; bu alanı nasıl algılamamız gerektiğini; sosyal medyanın gerçek yaşama olumlu ve olumsuz yansımalarını gündeme getirmektedir. SOSYAL MEDYAYI ALGILAMA VE YAŞAMA OLUMLU YANSITMA Sanal alem diye etiketlediğimiz internet, artık gerçek yaşamın paralel bir uzantısı durumunda. İnternet, sosyal medya kullanımı kısaca basın yayın ve diğer iletişim araçlarının konumu; günümüzde sivil toplum kuruluşları ile birlikte demokratik toplumlarda Yasama, Yürütme ve Yargıdan sonra önemli bir güç olarak değerlendirilmektedir. İnternet kullanımı zaman kazanma, bilgiye anında ulaşma, iletişim kurma, e devlet üzerinden yükümlülüklerimizi yerine getirme, yol tarifi alma, alış veriş yapma ve fotoğraf çekme gibi konularda bireye büyük kolaylıklar sağlamaktadır. İnternetin yaşamımıza getirdiği yenilikleri bu kadarla sınırlamak mümkün değil. Sağlık, ekonomi, çalışma hayatı ve sosyal iletişim gibi alanlarda da teknolojinin sağladığı internet ortamından yararlanıyoruz. Asıl sorun internetin insanlara sağladığı olanaklardan yararlanırken; doğru algılama yapmadan, sosyal medyayı çevremizle iletişimde yanlış biçimde kullanmakla başlamaktadır. İnternet büyük bir mecra, içine tüm insanları çekebiliyor. Sosyal medya uygulamalarının önemli bir kısmı insan yaşamına olumsuz yansıyor. Şimdi bu olumsuz yansımalar ve getirdiği sonuçlar üzerinde duralım. SOSYAL MEDYANIN YAŞAMA OLUMSUZ YANSIMALARI Sosyal medya uzmanlarınca ifade edilen bir görüşe göre; sosyal medyanın en tehlikeli tarafı, bizi kendi hayal ettiğimiz dünyaya kendimizi mutlu hissettiren insanların içine hapsetmesi. Uzmanların ifade ettiği diğer bir gerçekte; internet varsa yüzde yüz güvenilirlik hiçbir zaman yok. Güvenli olmayan internet ortamında kredi kartı bilgileri, şahısların kimlik fotokopisi görüntüleri çalınıyor. Çalınan bilgileri yeraltı dünyasında satılıyor. Sosyal medyanın gerçek yaşamımız üzerindeki diğer olumsuz etkileri ise şöyle sıralanabilir: 1. ÇOCUKLAR DİJİTAL DÜNYANIN TEHLİKELERİNDEN KORUNMALI UNICEF’ in 11 Aralık 2017 tarihinde açıkladığı yıllık Rapora göre; çocukları dijital dünyanın tehlikelerinden korumak ve online içeriğe erişimlerini artırmak için çok az şey yapıldığı belirtildi. Rapora göre; dijital politikaların, pratiklerin ve ürünlerin çocukların ihtiyaçlarını, bakış açılarını ve seslerini daha fazla yansıtması gerekir. Konunun uzmanlarınca ifade edilen diğer bir görüşe göre, sosyal medyanın bilinçsiz kullanımı yetişkinler kadar çocuklarında sağlığını olumsuz etkilemekte. Ayrıca aşırı sosyal medya kullanımı özellikle uzun süreli tatillerde çocuklar üzerinde yüz yüze iletişim kurma, okuma anlama ve yorumlama becerilerinde gerilemeye, okul başarısının düşmesine neden oluyor. Özellikle İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünce yapılan bir araştırma sonucuna göre; internet bağımlılığı çocuklarda ve gençlerde sağlık açısından solunum hastalıklarının çıkmasına yol açabiliyor. Büyük şehirlerde çoğu kez annelerin çalışma hayatında olması, çocukların güvensiz bir ortamda kalmasına neden oluyor. Çocuklar böylece odasında yalnızlığa itiliyor, bu yalnızlık ortamını da internette bağlantıya geçtikleri bireyler ile paylaşıyorlar. Güvensiz internet ortamında çocukların kendilerine zarar vermesini içeren, onları anti sosyal davranışlara özendiren ve nihayetinde intihara sürükleyen Mavi Balina ve benzeri oyunların bulunması çocuklarımızın yaşamsal varlığını tehlikeye sokmaktadır. Bir sosyal medya uzmanının görüşüne göre, internet ortamında yer alan fotoğraf ve videoları sildirmek için ileri tarihlerde çocuklar mahkemelere başvurabilir. Çocukların ve gençlerin sağlığını olumsuz etkileyen durumlar karşısında veliler bilinçli davranmalı, gerekirse bir uzman desteğinden yararlanma yoluna gidilmeli. 2. SOSYAL MEDYA ORTAMINDA BİLGİ KİRLİLİĞİ VE POPÜLERLİK Sosyal medyada oluşturulan hesaplara veya siyasilerin açıklamalarına bakarak doğru bilgiye ulaşmak yanıltıcıdır. Zira, sosyal medya gerçek yakınlığın hiç yaşanmadığı sanal bir ortamdır. Medya hemen her ülkede, iktidar yanlısı ve iktidar karşıtı olarak ikiye ayrılmış durumda. Ülke halkı genelde gerçek bilgiye ulaşma yerine kendi tarafını tutan medyanın ne dediğine bakıyor. Ülkelerin siyasi liderleri de çoğu zaman sosyal medyada birbirlerini yalan haber üretmekle suçluyorlar. Sosyal medya ortamında bilgi kirliliğine yol açan diğer önemli bir durum ise; terör örgütü ve yandaşlarının yaptıkları paylaşımlarla ilgili. Çoğu kez Cumhuriyet savcılıklarınca soruşturmaya yol açan paylaşımlarda ülkemiz aleyhine, terör örgütü lehine yapılan paylaşımlar konusunda dikkatli ve uyanık bir davranış sergilemek gerekiyor. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun işlenmesi, ülkemizin dış dünyada küçük gösterilmeye çalışılmak istenmesi; milli menfaatlerimiz ve geleceğimiz açısından sosyal medya hesaplarını gözlem altına alma gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Sosyal medya hesaplarında ortaya çıkan diğer bir ortamda, bazı meslek mensuplarının aşırı ilgi görmesi sonucu, takipçilerinin hızla artarak popüler bir konuma dönüşmeleri durumudur. Bu meslek mensupları arasında yer alan sağlık hekimleri, bir basın mensubuna verdikleri röportaj ile şu gerçekleri dile getirdiler: Instagramdan her gün birçok ahlaksız teklif geliyor, bu durumu artık normal karşılıyorum. Muayeneye gelen bazı genç kızların hasta olmadıklarını hal ve hareketlerinden anlıyorum. Bulgu olmasa da yine ‘hastayım, diye geliyorlar. Sosyal medyayı aktif olarak kullanmaya başlayıp, internet siteleri fotoğraflarımı haber yapınca popülerliğim arttı. Hastalarımla mesleğime dair paylaşım yaparak dikkat çektim. Fark ettim ki, ameliyatlarım değil, özel hayatım merak ediliyor. Sosyal medya paylaşımlarında diğer meslek mensupları içinde benzeri durumlarla karşılaşmak mümkün oluyor. Neticede bu tür popülerlik, sosyal medyadan çalınan resimlerle sahte hesap açılmasına, gerçek hastaların güven duyduğu hekimlere ulaşamamasına, yanlış anlaşılma sonucu kavga ve şiddet ortamının doğmasına neden oluyor. 3. SOSYAL MEDYADA DİL BOZUKLUĞU Sosyal medya ortamı ne yazık ki gençlerimizin yaşam tarzlarını, tercihlerini, hatta konuşulan dili bile değiştirebiliyor. Gençler mesaj atarken sesli harflerin kullanılmadığı bir iletişim dili geliştirdiler. Üsküdar Üniversitesinden Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abulfez Süleymanov’a göre, sosyal medya günlük konuşma dilini yazılı dile aktararak yeni bir ara dil ortaya çıkardı. Günümüzde insanlar zamandan ve hızdan tasarruf etmek için kullandıkları bu dil kültürel yozlaşmayı da beraberinde getiriyor. Sayın Süleymanov’a göre; ‘ Dil düşüncenin evidir. Kelime dağarcığınız ne kadar zenginse düşünce hayatımızda o kadar zengindir., Sanal alemde dil konusunda doğru olanı yapmanın yanlış olduğuna dair bir algı oluşmuş. Gerçekte bu durumun süratle önlenmesi gerekir. 4. SANAL ORTAMDA ZORBALIK Sosyal medya kullanımı, kötü niyetli bazı bireylerin zorbalık kültürünü açığa çıkardı. İnsanlar, dini inanışları, siyasi görüşleri, cinsel yönelimleri ve fiziksel görüntüleri bahane edilerek tehdit edilip, hedef gösteriliyor, hakarete maruz bırakılıyor. Özellikle bu kötü niyetli kişiler, sahte profil açma yoluyla sevmedikleri insanları üzüp intihar etmesine bile yol açabiliyorlar. ABD’ de siber zorbalıkla mücadele etmek zorunda kalanların % 20 sinin intiharı düşündüğü ifade ediliyor. Sosyal medyada bir kız çocuğunun cinsel amaçlı olmasa bile etiketlenmesi, hak ihlali açısından önemli sonuçlar doğurabiliyor. Bu ve benzeri olumsuz sosyal medya gelişmeleri karşısında çok uyanık ve dikkatli olmak gerekiyor. Teknolojik değişim ve gelişim, insan yaşamını kolaylaştırma yolunda önemli yenilikler sağlamış olsa da; her yeni keşfin kötü niyetli bireylerce insanlığın zararına kullanılabileceği gerçeğini hafızamızda saklı tutmak gerekiyor. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi ozgenatif@gmail.com
Sevgili okurlarım, yazımızda başlık olarak kullandığımız ifade aslında sosyal medya uzmanlarının ortak bir tespiti.
Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmaya başladığı dönemde, New York’taki Cornell Üniversitesinde bilgisayar bilimleri profesörü olan ve sosyal medya üzerine çalışmaları bulunan John Kleinberg’in şöyle bir açıklaması olmuştu:
‘ İnternette bir şeyler yaparken, herkes sizi izliyormuş gibi davranın. Çünkü gittikçe böyle oluyor.,
Akıllı telefonlar günlük yaşamımıza girdi. İnternet ve sosyal medya kullanımı hızla artıyor.
Bir araştırmaya göre Türkiye, sosyal medyayı online kullanan ilk on, bilinçsiz olarak kullanan ilk üç ülke arasında.
Teknolojik gelişim ve değişim yaşamımızı tümüyle etkiliyor. Bu etkileşimden olumlu dersler çıkarabilmek için teknolojinin önümüze serdiği fırsatları bilinçli değerlendirmek zorundayız.
Biliyoruz ki; cep telefonları bireyler arasında bir iletişim aracı, sosyal medya ise bir kitle iletişim aracı olarak kullanılıyor.
Yapılan bir araştırmaya göre; 1 internet dakikası içinde, Google de 3.5 milyon arama, 16 milyon mesaj iletimi, Youtube de 4.1 milyon izleme, 452 bin Twett atma, 900 bine yakın Facebook’a giriş, 156 milyon e-posta gönderimi gerçekleşiyormuş.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ‘ Dünya Ülkeleri Sosyal Medya ve İnternet Kullanımı, başlıklı araştırması; dünya nüfusunun yaklaşık yarısının internet kullandığını ortaya koydu. Dünya genelinde en yaygın kullanılan sosyal medya ağı ise 2.05 milyar aktif kullanıcı sayısı ile Facebook.
Ülkemizde de internet, sosyal medya ve cep telefonu yaygın olarak kullanılıyor. Nüfusumuzun % 60 nı oluşturan 48 milyon kişinin interneti ve aktif olarak sosyal medyayı kullandığı ifade ediliyor.
İnternetin ve buna bağlı sosyal medyanın giderek yaygın kullanımı; bu alanı nasıl algılamamız gerektiğini; sosyal medyanın gerçek yaşama olumlu ve olumsuz yansımalarını gündeme getirmektedir.
SOSYAL MEDYAYI ALGILAMA VE YAŞAMA OLUMLU YANSITMA
Sanal alem diye etiketlediğimiz internet, artık gerçek yaşamın paralel bir uzantısı durumunda.
İnternet, sosyal medya kullanımı kısaca basın yayın ve diğer iletişim araçlarının konumu; günümüzde sivil toplum kuruluşları ile birlikte demokratik toplumlarda Yasama, Yürütme ve Yargıdan sonra önemli bir güç olarak değerlendirilmektedir.
İnternet kullanımı zaman kazanma, bilgiye anında ulaşma, iletişim kurma, e devlet üzerinden yükümlülüklerimizi yerine getirme, yol tarifi alma, alış veriş yapma ve fotoğraf çekme gibi konularda bireye büyük kolaylıklar sağlamaktadır.
İnternetin yaşamımıza getirdiği yenilikleri bu kadarla sınırlamak mümkün değil. Sağlık, ekonomi, çalışma hayatı ve sosyal iletişim gibi alanlarda da teknolojinin sağladığı internet ortamından yararlanıyoruz.
Asıl sorun internetin insanlara sağladığı olanaklardan yararlanırken; doğru algılama yapmadan, sosyal medyayı çevremizle iletişimde yanlış biçimde kullanmakla başlamaktadır.
İnternet büyük bir mecra, içine tüm insanları çekebiliyor. Sosyal medya uygulamalarının önemli bir kısmı insan yaşamına olumsuz yansıyor. Şimdi bu olumsuz yansımalar ve getirdiği sonuçlar üzerinde duralım.
SOSYAL MEDYANIN YAŞAMA OLUMSUZ YANSIMALARI
Sosyal medya uzmanlarınca ifade edilen bir görüşe göre; sosyal medyanın en tehlikeli tarafı, bizi kendi hayal ettiğimiz dünyaya kendimizi mutlu hissettiren insanların içine hapsetmesi.
Uzmanların ifade ettiği diğer bir gerçekte; internet varsa yüzde yüz güvenilirlik hiçbir zaman yok.
Güvenli olmayan internet ortamında kredi kartı bilgileri, şahısların kimlik fotokopisi görüntüleri çalınıyor. Çalınan bilgileri yeraltı dünyasında satılıyor.
Sosyal medyanın gerçek yaşamımız üzerindeki diğer olumsuz etkileri ise şöyle sıralanabilir:
1. ÇOCUKLAR DİJİTAL DÜNYANIN TEHLİKELERİNDEN KORUNMALI
UNICEF’ in 11 Aralık 2017 tarihinde açıkladığı yıllık Rapora göre; çocukları dijital dünyanın tehlikelerinden korumak ve online içeriğe erişimlerini artırmak için çok az şey yapıldığı belirtildi.
Rapora göre; dijital politikaların, pratiklerin ve ürünlerin çocukların ihtiyaçlarını, bakış açılarını ve seslerini daha fazla yansıtması gerekir.
Konunun uzmanlarınca ifade edilen diğer bir görüşe göre, sosyal medyanın bilinçsiz kullanımı yetişkinler kadar çocuklarında sağlığını olumsuz etkilemekte.
Ayrıca aşırı sosyal medya kullanımı özellikle uzun süreli tatillerde çocuklar üzerinde yüz yüze iletişim kurma, okuma anlama ve yorumlama becerilerinde gerilemeye, okul başarısının düşmesine neden oluyor.
Özellikle İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünce yapılan bir araştırma sonucuna göre; internet bağımlılığı çocuklarda ve gençlerde sağlık açısından solunum hastalıklarının çıkmasına yol açabiliyor.
Büyük şehirlerde çoğu kez annelerin çalışma hayatında olması, çocukların güvensiz bir ortamda kalmasına neden oluyor. Çocuklar böylece odasında yalnızlığa itiliyor, bu yalnızlık ortamını da internette bağlantıya geçtikleri bireyler ile paylaşıyorlar.
Güvensiz internet ortamında çocukların kendilerine zarar vermesini içeren, onları anti sosyal davranışlara özendiren ve nihayetinde intihara sürükleyen Mavi Balina ve benzeri oyunların bulunması çocuklarımızın yaşamsal varlığını tehlikeye sokmaktadır.
Bir sosyal medya uzmanının görüşüne göre, internet ortamında yer alan fotoğraf ve videoları sildirmek için ileri tarihlerde çocuklar mahkemelere başvurabilir.
Çocukların ve gençlerin sağlığını olumsuz etkileyen durumlar karşısında veliler bilinçli davranmalı, gerekirse bir uzman desteğinden yararlanma yoluna gidilmeli.
2. SOSYAL MEDYA ORTAMINDA BİLGİ KİRLİLİĞİ VE POPÜLERLİK
Sosyal medyada oluşturulan hesaplara veya siyasilerin açıklamalarına bakarak doğru bilgiye ulaşmak yanıltıcıdır. Zira, sosyal medya gerçek yakınlığın hiç yaşanmadığı sanal bir ortamdır.
Medya hemen her ülkede, iktidar yanlısı ve iktidar karşıtı olarak ikiye ayrılmış durumda. Ülke halkı genelde gerçek bilgiye ulaşma yerine kendi tarafını tutan medyanın ne dediğine bakıyor.
Ülkelerin siyasi liderleri de çoğu zaman sosyal medyada birbirlerini yalan haber üretmekle suçluyorlar.
Sosyal medya ortamında bilgi kirliliğine yol açan diğer önemli bir durum ise; terör örgütü ve yandaşlarının yaptıkları paylaşımlarla ilgili. Çoğu kez Cumhuriyet savcılıklarınca soruşturmaya yol açan paylaşımlarda ülkemiz aleyhine, terör örgütü lehine yapılan paylaşımlar konusunda dikkatli ve uyanık bir davranış sergilemek gerekiyor.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun işlenmesi, ülkemizin dış dünyada küçük gösterilmeye çalışılmak istenmesi; milli menfaatlerimiz ve geleceğimiz açısından sosyal medya hesaplarını gözlem altına alma gerçeğini ortaya çıkarmaktadır.
Sosyal medya hesaplarında ortaya çıkan diğer bir ortamda, bazı meslek mensuplarının aşırı ilgi görmesi sonucu, takipçilerinin hızla artarak popüler bir konuma dönüşmeleri durumudur.
Bu meslek mensupları arasında yer alan sağlık hekimleri, bir basın mensubuna verdikleri röportaj ile şu gerçekleri dile getirdiler:
Instagramdan her gün birçok ahlaksız teklif geliyor, bu durumu artık normal karşılıyorum.
Muayeneye gelen bazı genç kızların hasta olmadıklarını hal ve hareketlerinden anlıyorum. Bulgu olmasa da yine ‘hastayım, diye geliyorlar.
Sosyal medyayı aktif olarak kullanmaya başlayıp, internet siteleri fotoğraflarımı haber yapınca popülerliğim arttı.
Hastalarımla mesleğime dair paylaşım yaparak dikkat çektim. Fark ettim ki, ameliyatlarım değil, özel hayatım merak ediliyor.
Sosyal medya paylaşımlarında diğer meslek mensupları içinde benzeri durumlarla karşılaşmak mümkün oluyor.
Neticede bu tür popülerlik, sosyal medyadan çalınan resimlerle sahte hesap açılmasına, gerçek hastaların güven duyduğu hekimlere ulaşamamasına, yanlış anlaşılma sonucu kavga ve şiddet ortamının doğmasına neden oluyor.
3. SOSYAL MEDYADA DİL BOZUKLUĞU
Sosyal medya ortamı ne yazık ki gençlerimizin yaşam tarzlarını, tercihlerini, hatta konuşulan dili bile değiştirebiliyor.
Gençler mesaj atarken sesli harflerin kullanılmadığı bir iletişim dili geliştirdiler.
Üsküdar Üniversitesinden Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abulfez Süleymanov’a göre, sosyal medya günlük konuşma dilini yazılı dile aktararak yeni bir ara dil ortaya çıkardı.
Günümüzde insanlar zamandan ve hızdan tasarruf etmek için kullandıkları bu dil kültürel yozlaşmayı da beraberinde getiriyor. Sayın Süleymanov’a göre; ‘ Dil düşüncenin evidir. Kelime dağarcığınız ne kadar zenginse düşünce hayatımızda o kadar zengindir.,
Sanal alemde dil konusunda doğru olanı yapmanın yanlış olduğuna dair bir algı oluşmuş. Gerçekte bu durumun süratle önlenmesi gerekir.
4. SANAL ORTAMDA ZORBALIK
Sosyal medya kullanımı, kötü niyetli bazı bireylerin zorbalık kültürünü açığa çıkardı.
İnsanlar, dini inanışları, siyasi görüşleri, cinsel yönelimleri ve fiziksel görüntüleri bahane edilerek tehdit edilip, hedef gösteriliyor, hakarete maruz bırakılıyor.
Özellikle bu kötü niyetli kişiler, sahte profil açma yoluyla sevmedikleri insanları üzüp intihar etmesine bile yol açabiliyorlar.
ABD’ de siber zorbalıkla mücadele etmek zorunda kalanların % 20 sinin intiharı düşündüğü ifade ediliyor.
Sosyal medyada bir kız çocuğunun cinsel amaçlı olmasa bile etiketlenmesi, hak ihlali açısından önemli sonuçlar doğurabiliyor.
Bu ve benzeri olumsuz sosyal medya gelişmeleri karşısında çok uyanık ve dikkatli olmak gerekiyor.
Teknolojik değişim ve gelişim, insan yaşamını kolaylaştırma yolunda önemli yenilikler sağlamış olsa da; her yeni keşfin kötü niyetli bireylerce insanlığın zararına kullanılabileceği gerçeğini hafızamızda saklı tutmak gerekiyor.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 47869
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.