En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

SOSYAL MEDYAYI KULLANIRKEN İZLENDİĞİNİZİ UNUTMAYIN!

Sevgili okurlarım, yazımızda başlık olarak kullandığımız ifade aslında sosyal medya uzmanlarının ortak bir tespiti.

Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmaya başladığı dönemde, New York’taki Cornell Üniversitesinde bilgisayar bilimleri profesörü olan ve sosyal medya üzerine çalışmaları bulunan John Kleinberg’in şöyle bir açıklaması olmuştu:

‘ İnternette bir şeyler yaparken, herkes sizi izliyormuş gibi davranın. Çünkü gittikçe böyle oluyor.,

Akıllı telefonlar günlük yaşamımıza girdi. İnternet ve sosyal medya kullanımı hızla artıyor.

Bir araştırmaya göre Türkiye, sosyal medyayı online kullanan ilk on, bilinçsiz olarak kullanan ilk üç ülke arasında.

Teknolojik gelişim ve değişim yaşamımızı tümüyle etkiliyor. Bu etkileşimden olumlu dersler çıkarabilmek için teknolojinin önümüze serdiği fırsatları bilinçli değerlendirmek zorundayız.

Biliyoruz ki; cep telefonları bireyler arasında bir iletişim aracı, sosyal medya ise bir kitle iletişim aracı olarak kullanılıyor.

Yapılan bir araştırmaya göre; 1 internet dakikası içinde, Google de 3.5 milyon arama, 16 milyon mesaj iletimi, Youtube de 4.1 milyon izleme, 452 bin Twett atma, 900 bine yakın Facebook’a giriş, 156 milyon e-posta gönderimi gerçekleşiyormuş.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ‘ Dünya Ülkeleri Sosyal Medya ve İnternet Kullanımı, başlıklı araştırması; dünya nüfusunun yaklaşık yarısının internet kullandığını ortaya koydu. Dünya genelinde en yaygın kullanılan sosyal medya ağı ise 2.05 milyar aktif kullanıcı sayısı ile Facebook.

Ülkemizde de internet, sosyal medya ve cep telefonu yaygın olarak kullanılıyor. Nüfusumuzun % 60 nı oluşturan 48 milyon kişinin interneti ve aktif olarak sosyal medyayı kullandığı ifade ediliyor.

İnternetin ve buna bağlı sosyal medyanın giderek yaygın kullanımı; bu alanı nasıl algılamamız gerektiğini; sosyal medyanın gerçek yaşama olumlu ve olumsuz yansımalarını gündeme getirmektedir.

SOSYAL MEDYAYI ALGILAMA VE YAŞAMA OLUMLU YANSITMA

Sanal alem diye etiketlediğimiz internet, artık gerçek yaşamın paralel bir uzantısı durumunda.

İnternet, sosyal medya kullanımı kısaca basın yayın ve diğer iletişim araçlarının konumu; günümüzde sivil toplum kuruluşları ile birlikte demokratik toplumlarda Yasama, Yürütme ve Yargıdan sonra önemli bir güç olarak değerlendirilmektedir.

İnternet kullanımı zaman kazanma, bilgiye anında ulaşma, iletişim kurma, e devlet üzerinden yükümlülüklerimizi yerine getirme, yol tarifi alma, alış veriş yapma ve fotoğraf çekme gibi konularda bireye büyük kolaylıklar sağlamaktadır.

İnternetin yaşamımıza getirdiği yenilikleri bu kadarla sınırlamak mümkün değil. Sağlık, ekonomi, çalışma hayatı ve sosyal iletişim gibi alanlarda da teknolojinin sağladığı internet ortamından yararlanıyoruz.

Asıl sorun internetin insanlara sağladığı olanaklardan yararlanırken; doğru algılama yapmadan, sosyal medyayı çevremizle iletişimde yanlış biçimde kullanmakla başlamaktadır.

İnternet büyük bir mecra, içine tüm insanları çekebiliyor. Sosyal medya uygulamalarının önemli bir kısmı insan yaşamına olumsuz yansıyor. Şimdi bu olumsuz yansımalar ve getirdiği sonuçlar üzerinde duralım.

SOSYAL MEDYANIN YAŞAMA OLUMSUZ YANSIMALARI

Sosyal medya uzmanlarınca ifade edilen bir görüşe göre; sosyal medyanın en tehlikeli tarafı, bizi kendi hayal ettiğimiz dünyaya kendimizi mutlu hissettiren insanların içine hapsetmesi.

Uzmanların ifade ettiği diğer bir gerçekte; internet varsa yüzde yüz güvenilirlik hiçbir zaman yok.

Güvenli olmayan internet ortamında kredi kartı bilgileri, şahısların kimlik fotokopisi görüntüleri çalınıyor. Çalınan bilgileri yeraltı dünyasında satılıyor.

Sosyal medyanın gerçek yaşamımız üzerindeki diğer olumsuz etkileri ise şöyle sıralanabilir:

1. ÇOCUKLAR DİJİTAL DÜNYANIN TEHLİKELERİNDEN KORUNMALI

UNICEF’ in 11 Aralık 2017 tarihinde açıkladığı yıllık Rapora göre; çocukları dijital dünyanın tehlikelerinden korumak ve online içeriğe erişimlerini artırmak için çok az şey yapıldığı belirtildi.

Rapora göre; dijital politikaların, pratiklerin ve ürünlerin çocukların ihtiyaçlarını, bakış açılarını ve seslerini daha fazla yansıtması gerekir.

Konunun uzmanlarınca ifade edilen diğer bir görüşe göre, sosyal medyanın bilinçsiz kullanımı  yetişkinler kadar çocuklarında sağlığını olumsuz etkilemekte.

Ayrıca aşırı sosyal medya kullanımı özellikle uzun süreli tatillerde çocuklar üzerinde yüz yüze iletişim kurma, okuma anlama ve yorumlama becerilerinde gerilemeye, okul başarısının düşmesine neden oluyor.

Özellikle İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünce yapılan bir araştırma sonucuna göre; internet bağımlılığı çocuklarda ve gençlerde sağlık açısından solunum hastalıklarının çıkmasına yol açabiliyor.

Büyük şehirlerde çoğu kez annelerin çalışma hayatında olması, çocukların güvensiz bir ortamda kalmasına neden oluyor. Çocuklar böylece odasında yalnızlığa itiliyor, bu yalnızlık ortamını da internette bağlantıya geçtikleri bireyler ile  paylaşıyorlar.

Güvensiz internet ortamında çocukların kendilerine zarar vermesini içeren, onları anti sosyal davranışlara özendiren ve nihayetinde intihara sürükleyen Mavi Balina ve benzeri oyunların bulunması çocuklarımızın yaşamsal varlığını tehlikeye sokmaktadır.

Bir sosyal medya uzmanının görüşüne göre, internet ortamında yer alan fotoğraf ve videoları sildirmek için ileri tarihlerde çocuklar mahkemelere başvurabilir.

Çocukların ve gençlerin sağlığını olumsuz etkileyen durumlar karşısında veliler bilinçli davranmalı, gerekirse bir uzman desteğinden yararlanma yoluna gidilmeli.

2. SOSYAL MEDYA ORTAMINDA BİLGİ KİRLİLİĞİ VE POPÜLERLİK

Sosyal medyada oluşturulan hesaplara veya siyasilerin açıklamalarına bakarak doğru bilgiye ulaşmak yanıltıcıdır. Zira, sosyal medya gerçek yakınlığın hiç yaşanmadığı sanal bir ortamdır.

Medya hemen her ülkede, iktidar yanlısı ve iktidar karşıtı olarak ikiye ayrılmış durumda. Ülke halkı genelde gerçek bilgiye ulaşma yerine kendi tarafını tutan medyanın ne dediğine bakıyor.

Ülkelerin siyasi liderleri de çoğu zaman sosyal medyada birbirlerini yalan haber üretmekle suçluyorlar.

Sosyal medya ortamında bilgi kirliliğine yol açan diğer önemli bir durum ise; terör örgütü ve yandaşlarının yaptıkları paylaşımlarla ilgili. Çoğu kez Cumhuriyet savcılıklarınca soruşturmaya yol açan paylaşımlarda ülkemiz aleyhine, terör örgütü lehine yapılan paylaşımlar konusunda dikkatli ve uyanık bir davranış sergilemek gerekiyor.

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun işlenmesi, ülkemizin dış dünyada küçük gösterilmeye çalışılmak istenmesi; milli menfaatlerimiz ve geleceğimiz açısından sosyal medya hesaplarını gözlem altına alma gerçeğini ortaya çıkarmaktadır.

Sosyal medya hesaplarında ortaya çıkan diğer bir ortamda, bazı meslek mensuplarının aşırı ilgi görmesi sonucu, takipçilerinin hızla artarak popüler bir konuma dönüşmeleri durumudur.

Bu meslek mensupları arasında yer alan sağlık hekimleri, bir basın mensubuna verdikleri röportaj ile şu gerçekleri dile getirdiler:

  • Instagramdan her gün birçok ahlaksız teklif geliyor, bu durumu artık normal karşılıyorum.

  • Muayeneye gelen bazı genç kızların hasta olmadıklarını hal ve hareketlerinden anlıyorum. Bulgu olmasa da yine ‘hastayım, diye geliyorlar.

  • Sosyal medyayı aktif olarak kullanmaya başlayıp, internet siteleri fotoğraflarımı haber yapınca popülerliğim arttı.

  • Hastalarımla mesleğime dair paylaşım yaparak dikkat çektim. Fark ettim ki, ameliyatlarım değil, özel hayatım merak ediliyor.

Sosyal medya paylaşımlarında diğer meslek mensupları içinde benzeri durumlarla karşılaşmak mümkün oluyor.

Neticede bu tür popülerlik, sosyal medyadan çalınan resimlerle sahte hesap açılmasına, gerçek hastaların güven duyduğu hekimlere ulaşamamasına, yanlış anlaşılma sonucu kavga ve şiddet ortamının doğmasına neden oluyor.

3. SOSYAL MEDYADA DİL BOZUKLUĞU

Sosyal medya ortamı ne yazık ki gençlerimizin yaşam tarzlarını, tercihlerini, hatta konuşulan dili bile değiştirebiliyor.

Gençler mesaj atarken sesli harflerin kullanılmadığı bir iletişim dili geliştirdiler.

Üsküdar Üniversitesinden Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abulfez Süleymanov’a göre, sosyal medya günlük konuşma dilini yazılı dile aktararak yeni bir ara dil ortaya çıkardı.

Günümüzde insanlar zamandan ve hızdan tasarruf etmek için kullandıkları bu dil kültürel yozlaşmayı da beraberinde getiriyor. Sayın Süleymanov’a göre; ‘ Dil düşüncenin evidir. Kelime dağarcığınız ne kadar zenginse düşünce hayatımızda o kadar zengindir.,

Sanal alemde dil konusunda doğru olanı yapmanın yanlış olduğuna dair bir algı oluşmuş. Gerçekte bu durumun süratle önlenmesi gerekir.

4. SANAL ORTAMDA ZORBALIK

Sosyal medya kullanımı, kötü niyetli bazı bireylerin zorbalık kültürünü açığa çıkardı.

İnsanlar, dini inanışları, siyasi görüşleri, cinsel yönelimleri ve fiziksel görüntüleri bahane edilerek tehdit edilip, hedef gösteriliyor, hakarete maruz bırakılıyor.

Özellikle bu kötü niyetli kişiler, sahte profil açma yoluyla sevmedikleri insanları üzüp intihar etmesine bile yol açabiliyorlar.

ABD’ de siber zorbalıkla mücadele etmek zorunda kalanların % 20 sinin intiharı düşündüğü ifade ediliyor.

Sosyal medyada bir kız çocuğunun cinsel amaçlı olmasa bile etiketlenmesi, hak ihlali açısından önemli sonuçlar doğurabiliyor.

Bu ve benzeri olumsuz sosyal medya gelişmeleri karşısında çok uyanık ve dikkatli olmak gerekiyor.

Teknolojik değişim ve gelişim, insan yaşamını kolaylaştırma yolunda önemli yenilikler sağlamış olsa da; her yeni keşfin kötü niyetli bireylerce insanlığın zararına kullanılabileceği gerçeğini hafızamızda saklı tutmak gerekiyor.

Atıf  ÖZGEN
İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 3149

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 47869

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.